son vermek - Turkish English Dictionary
History

son vermek



Meanings of "son vermek" in English Turkish Dictionary : 60 result(s)

Turkish English
Common Usage
son vermek end v.
son vermeK put an end v.
son vermek cease v.
son vermek terminate v.
General
son vermek raise v.
son vermek fetch up v.
son vermek break something off v.
son vermek close v.
son vermek sign off v.
son vermek finish v.
son vermek call a halt to v.
son vermek put an end to v.
son vermek shut down upon v.
son vermek stop v.
son vermek discontinue v.
son vermek conclude v.
son vermek call a halt v.
son vermek wrap up v.
son vermek make an end of v.
son vermek drop v.
son vermek dissolve v.
son vermek call off v.
son vermek chuck v.
son vermek top off v.
son vermek stash v.
son vermek end off v.
son vermek the close of the day v.
son vermek put a stop to v.
son vermek shut down on v.
son vermek cut off v.
son vermek wind up v.
son vermek terminate v.
son vermek termine v.
son vermek put an end v.
son vermek defeat v.
son vermek abscise v.
Phrasals
son vermek have done v.
son vermek fall in v.
son vermek do for v.
son vermek break up v.
son vermek draw up v.
son vermek snuff out something
son vermek snuff something out
son vermek damp out
son vermek shoot down
Idioms
son vermek place something on one side
son vermek bust up
son vermek bring the curtain down
son vermek make an end of
son vermek put an end to
son vermek bring to an end
son vermek put the lid on
Slang
son vermek boff
son vermek pull the pin
Law
son vermek cease
son vermek abate
son vermek cease to exist
son vermek terminate
Technical
son vermek terminate
Literature
son vermek abscind v.

Meanings of "son vermek" with other terms in English Turkish Dictionary : 136 result(s)

Turkish English
General
birine maaşını verip işine son vermek pay someone off v.
son nefesini vermek expirer v.
oturuma son vermek adjourn v.
bir ilişkiye son vermek through with someone v.
son nefesini vermek draw one's last breath v.
ırk ayırımına son vermek desegregate v.
son nefesini vermek gasp one's life out v.
son vermek (bir konuşmaya) put an end to v.
maaşına zam işine son vermek pay somebody off v.
son nefesini vermek give up the ghost v.
son vermek için bir şeyin üstüne gitmek crack down on v.
işine son vermek turn off v.
tv yayına son vermek go off the air v.
faaliyetine son vermek shut v.
son nefesini vermek expire v.
son nefesini vermek breathe one's last v.
birine ücretini verip işine son vermek pay off (someone) v.
konuşmaya son vermek ring off v.
birine ücretini verip işine son vermek pay someone off v.
bir hayvanın hayatına son vermek put an animal down v.
son vermek (henüz başlanmışken) abort v.
hayvanı öldürerek acılarına son vermek put an animal out of its misery v.
öldürerek acılarına son vermek put someone out of one's misery v.
kabul etmeye son vermek unrecognize v.
onaylamaya son vermek unrecognise v.
onaylamaya son vermek unrecognize v.
kabul etmeye son vermek unrecognise v.
bir son vermek put an end v.
toplantıya son vermek close the meeting v.
toplantıya son vermek declare closed the meeting v.
görevine son vermek remove from office v.
görevine son vermek discharge v.
yayına son vermek go off the air v.
işlere son vermek close the business v.
işlere son vermek give up the business v.
son kararı vermek make the final decision v.
varlığına son vermek cease to exist v.
tüm bu çılgınlığa bir son vermek put an end to all the madness v.
son şeklini vermek finalise v.
üyeliğe son vermek end/terminate membership v.
üyeliğe son vermek revoke the membership v.
son şeklini vermek put the last touches on v.
son halini vermek put the last touches on v.
son şeklini vermek finalize v.
son halini vermek put into final form v.
son halini vermek make final v.
son şeklini vermek put into final form v.
son halini vermek finalize v.
son şeklini vermek make final v.
hayatına son vermek put an end to one's life v.
konuşurken son heceyi incelterek soru sorulmadığı halde cümleye soru havası vermek uptalk v.
işine son vermek terminate v.
kafaya sert bir darbeyle yaşamına son vermek knock in the head v.
son nefesini vermek üzere at one's last gasp adv.
Phrasals
bir şeyi yapmaya son vermek lay off v.
Idioms
gençliğe özgü amaçsızlığa son vermek cast one's colt's tooth v.
son nefesini vermek have had the biscuit v.
dargınlığa son vermek become reconciled with (someone or something) v.
(çalışanının) işine son vermek give (one) the air v.
(çalışanının) işine son vermek give someone the air v.
(çalışanının) işine son vermek give someone the brush off v.
(çalışanının) işine son vermek give someone the gate v.
(çalışanının) işine son vermek give someone the old heave-ho v.
daha önemli bir işi için bir işe son vermek clear the decks v.
daha önemli bir işi için bir işe son vermek clear the deck v.
yaşamına son vermek stop (one's) clock v.
yaşamına son vermek stop someone's clock v.
haksız/yolsuz uygulamasına son vermek cease and desist v.
acısına son vermek put out of one's misery v.
akşam olduğu için bir işe son vermek call it a night v.
aşk ilişkisine son vermek give the elbow v.
bir şeye son vermek put the brakes on v.
bir şeye son vermek put a lid on something v.
bir şeye bir son vermek put an end to something v.
bir şeye son vermek bring something to an end v.
bir ihtilafa son vermek bury the hatchet v.
bir şeye bir son vermek put a stop to something v.
birinin işine son vermek hire someone away v.
bir hayvanın acılarına son vermek amacıyla onu uyutmak put an animal down v.
birisinin işine son vermek let somebody go v.
baskı kurmaya son vermek call off the dogs v.
bir şeye son vermek pull the plug on something v.
bir şeye son vermek bring something to a climax v.
birisinin işine son vermek let go somebody v.
bir şeye son vermek bring something to a close v.
bir şeye son vermek slam the brakes on v.
bir rezalete son vermek cleanse the augean stables v.
birisinin işine son vermek give somebody their walking papers v.
bir şeye son vermek hit the brakes v.
bir şeye son vermek put the brakes on something v.
görevine son vermek boot out
(bir işe vb) son vermek lay off
sorumluluğuna son vermek be off one's hands
zarara son vermek cut one's losses
iyice rezil olmadan bir şeye son vermek cut one's losses
işine son vermek give someone the axe
işine son vermek give the axe
görevine son vermek relieve one of one's duties
son nefesini vermek breathe one's last
(bir hayvanı öldürerek) acılarına son vermek put an animal out of its misery
işine son vermek cut the deadwood out
işine son vermek let somebody go
işine son vermek let someone go
son derece çetin bir mücadele vermek go at it hammer and tongs
son derece çetin bir mücadele vermek fight someone or something tooth and nail
son derece çetin bir mücadele vermek go at it tooth and nail
son derece çetin bir mücadele vermek fight someone or something hammer and tongs
(öldürerek/uyutarak) acısına son vermek put (one) out of (one's) misery
kavgaya son vermek patch a quarrel up
yaşamına son vermek claim one's life
son anda karar vermek call an audible
Slang
kesmek (son vermek) can v.
işine son vermek can v.
(bir şeye) son vermek kick the (something) v.
Trade/Economic
işine son vermek pay off
faaliyetine son vermek go out of business
faaliyetine son vermek go bust
faaliyetine son vermek go to the wall
işine son vermek dismiss
tartışmaya son vermek dismiss
üretimine son vermek discontinue the production of
üretim faaliyetine son vermek cease the production
üretime son vermek discontinue the production
üretime son vermek cease the production
üretim faaliyetine son vermek discontinue the production
Law
işe son vermek lay off
eşlerden birinin diğerini geri dönmemek ve evlilik bağına son vermek niyetiyle terk etmesi wilful desertion
celseye son vermek adjourn
oturuma son vermek adjourn
eşlerden birinin diğerini geri dönmemek ve evlilik bağına son vermek niyetiyle terk etmesi willful desertion
Politics
savaşa son vermek disengagement
görevine son vermek unseat
meclis oturumuna son vermek prorogue
British Slang
bir son vermek put the kibosh on (something) v.
bir son vermek put the mockers on (something) v.
bir şeye son vermek sack (something) off v.