stick to - Turkish English Dictionary
History

stick to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "stick to" in Turkish English Dictionary : 9 result(s)

English Turkish
General
stick to v. tutmak
stick to v. terketmemek
stick to v. sadık kalmak
stick to v. ayrılmamak
stick to v. bırakmamak
stick to v. yapışmak
stick to v. bir konuya yoğunlaşmak
stick to v. -e yapışmak
stick to v. bağlı kalmak

Meanings of "stick to" with other terms in English Turkish Dictionary : 86 result(s)

English Turkish
General
stick to it v. ısrar etmek
stick up to v. göğüs germek
stick to the pan and burn v. dibi tutmak
stick to it v. diretmek
stick up to v. karşı koymak
stick to the agreement v. anlaşmaya uymak
stick to the schedule v. programa uymak
stick to the agreement v. anlaşmaya bağlı kalmak
stick to the schedule v. programa sadık kalmak
stick to the agreement v. sözleşmeye uymak
(one's stomach) to stick out v. karnı şişmek
stick to the rules v. kurallara bağlı kalmak
stick to one's decision v. kararına bağlı kalmak
stick to a budget v. bütçeye bağlı kalmak
stick to the plan v. plana uymak
stick to the point v. konuya odaklanmak
stick to the plan v. plana bağlı kalmak
stick to the plan till the end v. sonuna kadar plana bağlı kalmak
stick to the timetable v. zaman çizelgesine uymak
stick-to-itiveness n. devamlılık
stick-to-itiveness n. istikrar
stick-to-itiveness n. süreklilik
Phrases
stick to the script plana sadık kal
stick to the script plana sadık kal
Proverb
let the cobbler stick to his last kendi alanında olmayan bir olaya müdahale etme
let the cobbler stick to his last çizmeden yukarı çıkma
it is easy to find a stick to beat a dog alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay
it is easy to find a stick to beat a dog alçacık eşeğe herkes biner
Colloquial
stick to the roof of one’s mouth damağına yapışmak
Idioms
stick to beat (someone or something) with n. kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick to beat somebody with n. kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
stick to beat (someone or something) with n. söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick to beat someone or something with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick with which to beat someone [brit] n. söylenmek/eleştirmek için bahane
stick to beat (someone or something) with n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
a stick to beat somebody with n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
stick to beat (someone or something) with n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
a stick with which to beat someone [brit] n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
stick to beat (someone or something) with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick to beat somebody with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick with which to beat someone [brit] n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
stick to beat (someone or something) with n. bahanesi/sebebi olma
stick to beat (someone or something) with n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat somebody with n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat somebody with n. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat somebody with n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat someone with [uk] n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat someone with [uk] n. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat someone with [uk] n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick with which to beat someone [uk] n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick with which to beat someone [uk] n. bahanesi/sebebi olma
a stick with which to beat someone [uk] n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat someone or something with n. aba altından sopa gösterme
stick to one's guns savunduklarından vazgeçmemek
stick to one's guns savunduklarını sürdürmek
stick to one's guns savundukları konusunda inatçı olmak
stick to one's guns eleştirilere kulak asmamak
stick to one's guns ayak diremek
stick to one's guns kendi bildiğini okumak
stick to one's guns direnmek
stick to one's guns ödün vermemek
stick to one's guns ne olursa olsun düşüncelerinden/ ilkelerinden vazgeçmemek
stick to one's guns tüm olumsuzluklara karşın görüşlerini ya da inançlarını savunmayı sürdürmek
stick to one's principles ilkelerine bağlı olmak
stick to one's principles prensiplerine bağlı olmak
stick to somebody like glue kene gibi yapışmak
stick to somebody like glue sülük gibi yapışmak
not hold a stick to someone eline su dökememek
stick to someone's fingers aşırmak
stick to someone's fingers çalmak
stick one's nose in to something (başkasının işine) burnunu sokmak
stick to the facts gerçeklerden ayrılmamak
stick to your knitting bildiğin yolda yürü
stick to your knitting yolundan şaşma
stick to one's ribs tıka basa doyurmak (yiyecekler için)
stick it to someone kötü davranmak
stick it to someone gününü göstermek
stick to the facts gerçeklere bağlı kalmak
stick to someone's fingers cebine indirmek
stick to someone's fingers cebe indirmek
Speaking
stick to the facts hayallere kapılma
stick to the point konuya odaklan
we stick to the plan plana sadık kalıyoruz
i had to poke him with a stick to wake him onu uyandırmak için bir sopayla dürtmem gerekti