tüm - Turkish English Dictionary
History

tüm



Meanings of "tüm" in Turkish English Dictionary : 6 result(s)

English Turkish
General
tum n. davul sesi
tum n. mide
Textile
tum v. (yün) taramak
tum v. (yünü) taramadan önce açmak
Music
tum n. telli çalgıda tel sesi
tum v. tam tam çalmak

Meanings of "tüm" in English Turkish Dictionary : 35 result(s)

Turkish English
Common Usage
tüm all n.
tüm overall adj.
tüm whole adj.
tüm entire adj.
General
tüm entirety n.
tüm complement n.
tüm totality n.
tüm the whole of n.
tüm aggregate n.
tüm entierty [obsolete] n.
tüm utter adj.
tüm absolute adj.
tüm undivided adj.
tüm whole adj.
tüm total adj.
tüm full adj.
tüm entire adj.
tüm teetotal adj.
tüm ultimate adj.
tüm versal adj.
tüm every adj.
tüm livelong adj.
tüm hail [scotland] adj.
tüm hale [dialect] adj.
tüm mass adj.
tüm intire [obsolete] adj.
tüm clear adv.
tüm all over the prep.
tüm through prep.
Technical
tüm total adj.
tüm unitary adj.
tüm overall adj.
tüm complete adj.
tüm whole adj.
Computer
tüm more expr.

Meanings of "tüm" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
tüm diğer every other adj.
General
tüm öğretim personeli (bir öğretim kurumundaki) faculty n.
kullanıcılara belirli bir kayak bölgesi veya bölgelerindeki tüm teleferiklerden ücretsiz yararlanma lift pass n.
tüm toplum tarafından aptal olduğu düşünülen kimse celebutard n.
bir kimsenin tüm giysileri wardrobe n.
tüm danış referendum n.
tüm canlıların tek hücreden oluştuğu kuramı monogenesis n.
tüm türler all genres n.
tüm beyin encephala n.
davalının arazisinin yarısı ile çift hayvanları dışında tüm menkullerinin davacının yedine teslimi estate by elegit n.
tüm evren all creation n.
tüm kategoriler all genres n.
toplumun tüm kesimleri all segments of society n.
tüm eşyasını bir torbada taşıyıp sokaklarda yaşayan kadın bag lady n.
tüm detaylar the ins and outs n.
tüm haklar exclusive rights n.
tüm haklar full rights n.
tüm ülkenin whole country's n.
tüm dünya whole world n.
tüm zamanların en iyi (müzik) grubu band of all times n.
tüm bu olanlar all the happenings n.
tüm dünyada şubeleri olan kuruluş worldwide organization n.
tüm aksesuarlar all accessories n.
tüm yol adı full pathname n.
tüm dalga all-wave n.
tüm-tehlikeler yaklaşımı all-hazards approach n.
tüm dalgaları alıcı all-wave receiver n.
tüm riskler all-risks n.
tüm zamanların en yükseği all-time high n.
tüm program whole program n.
tüm bu gelişmeler all these developments n.
tüm canlılar all creatures n.
tüm içerik entire content n.
gerçeği, tüm gerçeği ve yalnızca gerçeği the truth, the whole truth and nothing but the truth n.
tüm birikimini all one's savings n.
tüm gün whole day n.
tüm zamanlar all times n.
tüm insanlık whole humanity n.
emzirici hayvanların çok yavrusu olduğu durumlarda tüm yavruların emzirilmesini mümkün kılmak üzere yavruları belirli bir sıraya göre meme uçlarına yerleştirme nurse sow n.
tüm şeyler all things n.
tüm operasyon entire operation n.
tüm işlem entire operation n.
tüm zaman whole time n.
tüm evren entire universe n.
tüm noktalar all the points n.
tüm dönem whole/entire period n.
tüm vücut entire body n.
tüm vücut whole body n.
tüm gezegen whole planet n.
tüm bilim dalları all branches of science n.
bir kişinin ürettiği tüm eserleri (kitap) oeuvre n.
tüm görüşmeler all discussions/talks n.
tüm zamanların en çok tutulan müzik kutusu most popular jukebox model of all time n.
tüm sorumluluğu kabul etme assuming full responsibility n.
kural tanımaz tüm davranışları one's all acts of vigilantism n.
tüm aksesuarlar all the trimmings n.
tüm yaşayan canlılar all living creatures n.
tüm canlılar all living creatures n.
tüm dünyadaki en uç ortam sıcaklıkları extreme world-wide ambient temperatures n.
tüm birimler all units n.
beynin içerdiği tüm nöronları ve sinir yollarını gösteren diyagrama verilen isim connectome n.
tüm köy the whole village n.
tüm hafta entire week n.
bulmacanın tüm parçaları all the pieces of the puzzle n.
tüm vatandaşlar citizenry n.
tüm hayvan ürünlerini hariç tutan diyet vegan diet n.
yumurta harici tüm et ürünlerinin tüketilmediği vejeteryanlık ovo vegetarianism n.
tüm nesil whole generation n.
(tüm koltuklar dolu olduğunda) ayakta kalan kimse standee n.
bir sanatçının tüm eserleri oeuvre n.
tüm mevsimler all seasons n.
tüm süreç whole process n.
tüm süreç entire process n.
bir dilin alfabesindeki tüm harflerin kullanılmasıyla oluşturulan cümle holoalphabetic sentence n.
bir dilin alfabesindeki tüm harflerin kullanılmasıyla oluşturulan cümle, mısra v.b. pangram n.
tüm hikaye full story n.
toplumun tüm katmanlarından insanlar people from all social strata n.
tüm kesimler all sections n.
tüm kesimler all walks (of life) n.
tüm kesimler all segments n.
tüm meyveler all fruits n.
tüm gece süren parti all-night party n.
tüm insanlar all the people n.
tüm insanlar all people n.
tüm dil kuramı whole language theory n.
sorduğumuz tüm sorular all the questions we asked n.
tüm türk halklarında şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inanç tengrism n.
tüm öğrenciler all students n.
tüm arkadaşlar all friends n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai suit n.
abd'de şükran günü'nden sonraki ilk cuma günü kutlanan gün boyunca tüketicilerin hemen hemen tüm ürünleri son derece indirimli fiyatlarla aldıkları gün black friday n.
tüm tarafların anlamlı bir şekilde bir şeyler katılabileceği kapsayıcı, çok taraflı bir sistem panarchy n.
bir toplum tarafından paylaşılan tüm bilgi ve değerler acculturation n.
önceden belirlenen dönemden sonra kalan tüm borçların ödenmesini gerektiren bir kredi türü balloon mortgage n.
tüm seyirci koltuklarının dolu olması capacity audience n.
tüm dünya tout le monde [french] n.
tüm gece süren proje all nighter n.
tüm gece süren etkinlik all nighter n.
tüm gün süren etkinlik all-dayer n.
tüm insanlık universe n.
tüm/bütün şey entirety n.
tüm dikkati üzerine toplama enthrallment n.
tüm bireylerin eşit mükellef olduğu vergi chevage n.
tüm erkekler every man n.
tüm kadınlar every woman n.
tüm evin işini yapan temizlikçi maid-of-all-work n.
belirli bir zaman diliminde boş olan veya kiralanmamış tüm kiralık birimlerin yüzdesi vacancy rate n.
tüm teklifler alınana kadar açılmayan gizli yazılı teklif bid n.
marvel stüdyoları tarafından 2008 yılında iron man ile başlayarak üretilmiş tüm süper kahraman karakterlerini içeren film, tv şovu, çizgi roman, kısa film ve dijital dizi yayınları marvel cinematic universe (mcu) n.
elitler dışındaki tüm insanlar masses n.
tüm kadınlar womenfolks n.
tüm partiküllerin geçebileceği en ince elek numarası ile ifade edilen toz inceliği birimi mesh n.
sahip olunan tüm mülkler worldly belongings n.
sahip olunan tüm mülkler worldly possessions n.
reprodüksiyon için belirlenen tüm stil ve formlar açısından tamamlanmış çizim fair drawing n.
tüm kelimelerinin ilk harflerinin büyük harf olduğu metin proper case n.
dünya üzerindeki yaşayan tüm insanlar humans n.
bir konunun tüm açılardan tamam hale geldiğini belirtmek için kullanılan ifade mod con n.
tüm izleri yok eden şey obliterator n.
baloda tüm çiftlerin katıldığı törensel yürüyüş grand march n.
tüm dişlerini kaybetmiş yaşlı koyun gummer n.
tüm dişlerini kaybetmiş yaşlı koyun gummy [australia] n.
yatay yüzey birimi başına düşen tüm doğrudan güneş enerjisi oranı insolation n.
tüm dinlerin tanrılarının başka gezegenlerden geldiğine dair bir inanç alientology n.
(birlik, araç) tüm unsurların birbirini takip ettiği oluşum column n.
tüm dünyanın yönetimi cosmocracy n.
tüm dünyanın kontrolü cosmocracy n.
tüm dünyanın idaresi cosmocracy n.
tüm insanlık douth n.
aynı çatı altında yaşayan tüm aile üyeleri family [obsolete] n.
maddenin doğasının tüm fenomenlerin kaynağı olduğunu ileri süren doktrin pamphysicism n.
kumarbazın elindeki tüm para pile n.
tüm hastalıkların çaresi cureall n.
tüm maddelerde bilinç olduğu inancı panaesthetism [obsolete] n.
ilgili şahsa ait tüm hakları doğrulayan kraliyet fermanı pancarte [obsolete] n.
tüm biçimlerde var olan şey pantamorph n.
tüm şekillere bürünebilen şey pantamorph n.
tüm tanrılara adanan tapınak pantheon n.
bilginin tüm kollarına ilişkin sistematik genel bakış pantology n.
tüm işlere eli yatkın olma panurgy n.
çeşitli oyunlarda diğer tüm oyunculara karşı oynayan oyuncu player n.
tüm yerleri dolu olmak be booked up v.
tüm masrafları üstlenmek foot the bill v.
tüm yasal haklarını satın almak buy out v.
tüm gözler üzerinde olmak be in the limelight v.
tüm parasını yitirmek lose one's shirt v.
tüm dikkatini vermek focus on v.
tüm dikkatini almak (iş/sorun) absorb v.
tüm dikkatini vermek pay particular attention to v.
birinin tüm isteklerini yerine getirmek go all the way with v.
karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek jump through hoops v.
tüm yerleri rezerve olmak be booked up v.
tüm dikkatini bir şeye vermiş olmak be absorbed in v.
tüm dikkatleri üzerine çekmek draw all attention towards oneself v.
tüm kuvvetiyle bağırmak shoot at the top of one's voice v.
tüm dünyaca sevilmek be universally liked v.
tüm dikkatleri üzerine toplamak enthrall v.
ağaçlık bir alandaki tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut v.
tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut v.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach an all-time high v.
tüm yurtta yavru vatan ve dış temsilciliklerde törenlerle kutlanmak be celebrated throughout the country the foster-land and legations v.
tüm çekmeceleri boşaltmak clean out all the drawers v.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all medical efforts v.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all the efforts deployed by v.
davanın tüm delillerini sunduğunu belirtmek rest one's case v.
tüm çıplaklığıyla ortada olmak be blindingly obvious v.
tüm çıplaklığıyla ortada olmak be blatantly obvious v.
tüm çabalara rağmen kurtarılamamak despite all efforts can not be saved v.
tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyretmek be at all-time high v.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach all-time high v.
tüm odalar dolu olmak no vacancy v.
tüm boyutlarıyla tartışmak discuss thoroughly (all aspects of) v.
tüm yolları denemek use every means possible v.
bir şeyi tüm ayrıntılarıyla tartışmak argue something out v.
tüm gününü boşa harcamak loaf the entire day away v.
tüm ayrıntıları gözlemlemek observe every detail v.
tüm detayları anlatmak tell every detail v.
tüm sorumluluğu kabul etmek assume full responsibility v.
tüm sorumluluğu üstlenmek assume full responsibility v.
tüm sorumluluğu almak assume full responsibility v.
tüm parasını uyuşturucuya harcamak spend all of one’s money on drugs v.
tüm dikkatini vermek give full attention/focus to something v.
tüm parasını kaybetmek lose all one’s money v.
bir şeyi tüm benliğinle anlamak grok v.
stokunda tüm ebatlarından/boylarından ve renklerinden bulunmak have all sizes and colors in stock v.
tüm odalar dolu olmak no room available v.
tüm odalar dolu olmak be booked up v.
tüm odalar dolu olmak be fully booked v.
tüm odalar dolu olmak have no room available v.
tüm odalar dolu olmak be fully booked up v.
tüm bu çılgınlığa bir son vermek put an end to all the madness v.
birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak use every means available to help someone v.
tüm gün uyumak sleep all day v.
tüm gece çalışmak work all night v.
tüm kaseti izlemek watch the whole tape v.
tüm beklentileri aşmak exceed all expectations v.
tüm ailesini kaybetmek lose one's entire family v.
tüm olasılıklara bakmak look at all possibilities v.
tüm izinleri almak get all the permits v.
tüm sevgisini çocuğuna vermek give all her love to her child v.
tüm ayarlamaları yapmak make all the arrangements v.
tüm dikkatleri üzerine toplamak enthral v.
tüm haberlerde olmak be all over the news v.
tüm suçlamalardan suçlu bulunmak be found guilty on all charges v.
tüm benliği ile dinlemek give someone an undivided attention v.
tüm dikkatini vermek give someone an undivided attention v.
tüm imkanları seferber etmek use every means available v.
tüm olanakları seferber etmek use every means available v.
tüm yılı harcamak spend all year v.
tüm yarışmacılara karşı (at, vb. üzerine) bahse girmek lay against the field v.
belirli bir süreci tüm riskleriyle karşılamak run the chances v.
tüm vücuda yayılmak generalise v.
tüm vücuda yayılmak generalize v.
tüm ayrıntılarıyla yazmak amplify v.
tüm dikkatini almak enwrap v.
tüm izleri silmek erase v.
yarışmadaki tüm yarışları veya ödülleri kazanmak board v.
(bir şeye) tüm dikkatini vermek breathe v.
tüm vücudu titremek shake all over v.
yüksek fırındaki tüm açıklıkları kapatarak (patlamayı) durdurmak damp v.
(birinin) tüm şanını yerle bir etmek darken v.
tüm tartışma ve belirsizlikleri çözmek decide v.
(okul, iş yeri gibi yerleri) kanunlar aracılığıyla tüm ırk ve etnik grup mensuplarına açmak desegregate v.
kanunlar aracılığıyla tüm ırk ve etnik grup mensuplarına açık hale gelmek desegregate v.
cinsiyete ait tüm atıfları kaldırmak desex v.
tüm formaliteleri yerine getirmek comply [obsolete] v.
tüm izlerini yok etmek clear v.
insanın tüm dikkatini toplayan absorbing adj.
tüm ülke çapında nationwide adj.
tüm hafta boyunca weeklong adj.
tüm borçarını ödeyebilen (kurum) solvent adj.
tüm dünyaya bedel worth the whole world adj.
tüm dikkatini bir şeye vermiş absorbed adj.
tüm dikkatini bir noktaya çevirmiş absorbed adj.
tüm ayrıntıları gösteren graphic adj.
tüm ülkede tanınan known throughout the nation adj.
tüm kiliselerin birleşmesini amaçlayan ecumenical adj.
tüm dünyayı ilgilendiren global adj.
tüm kiliselerin kabul ettiği ecumenical adj.
tüm dünyaca tanınan globally known adj.
tüm gün süren a day-long adj.
tüm dünyanın bildiği world wide known adj.
tüm dünyaca bilinen globally known adj.
tüm dünyanın bildiği worldwide known adj.
tüm dünyaca tanınan world wide known adj.
tüm dünyaca bilinen worldwide known adj.
tüm dünyanın bildiği renowned worldwide adj.
tüm dünyaca tanınan renowned worldwide adj.
tüm dünyaca bilinen renowned worldwide adj.
tüm dünyanın bildiği globally known adj.
tüm dünyaca bilinen world wide known adj.
tüm dünyaca tanınan worldwide known adj.
tüm zamanların en iyi all time favourite adj.
tüm zamanların en ünlü all time favorite adj.
tüm zamanların en ünlü all time favourite adj.
tüm zamanların en iyi all time favorite adj.
belirtilen tüm özelliklere sahip full-featured adj.
tüm yıl boyunca year-round adj.
tüm şiddetiyle devam eden (rüzgar vb) unabated adj.
tüm dünyanın tanıdığı world-renowned adj.
tüm dünyanın bildiği world-renowned adj.
tüm dünyaca tanınan world-renowned adj.
tüm dünyaca bilinen world-renowned adj.
tüm zamanları ilgilendiren omnitemporal adj.
tüm zamanlara ait omnitemporal adj.
tüm zamanlar için geçerli omnitemporal adj.
tüm araştırmaları kapsayan hologeistic adj.
tüm çalışmaları kapsayan hologeistic adj.
tüm şehri kapsayan citywide adj.
tüm ırkları kapsayan panethnic adj.
tüm insanlığı ilgilendiren panhuman adj.
tüm dikkatini bir noktaya çevirmiş absorpt adj.
tüm dikkatini bir şeye vermiş absorpt adj.
tüm ekonomi economywide adj.
tüm ekonomiyi kapsayan economywide adj.
mevcut tüm personel ve kaynakları tek amaca odaklayan totalitarian adj.
tüm gece açık all-night adj.
tüm içeriği kapsayan allover adj.
tüm yüzeyi kaplayan allover adj.
tüm şiddetiyle devam eden unabating adj.
bir sınıfın veya grubun tüm üyelerini kapsayan universal adj.
birisinin tüm zamanını ve ilgisini ele geçiren (kimse) engrossing adj.
tüm koşullardan soyutlanmış entitative adj.
tüm dikkatini veren enwrapped adj.
abd'nin new york ile güney karolina arasındaki tüm veya bazı eyaletleri kapsayan bölgesine ait veya ilişkin mid-atlantic adj.
tüm dünyayı içeren world adj.
tüm dünyada geçerli world adj.
tüm dünyayı kapsayan world adj.
tüm dünyaya yayılan world adj.
tüm dünyayı etkileyecek kadar önemli world-shattering adj.
tüm kültürleri kapsayan pan-cultural adj.
tüm mevki ve rütbelerden olan great and small adj.
tüm olayların iyiliğe hizmet ettiği fikrine meyleden optimist adj.
tüm olayların iyiliğe hizmet ettiği fikrine uyan optimist adj.
tüm olayların iyiliğe hizmet ettiği fikrine meyleden optimistic adj.
tüm olayların iyiliğe hizmet ettiği fikrine uyan optimistic adj.
tüm toplumu kapsayan overarching adj.
tüm üyeleri kapsayan overarching adj.
tüm bedenleri kapsayan omnicorporeal adj.
tüm organları kapsayan omnicorporeal adj.
tüm bedenleri içeren omnicorporeal adj.
tüm organları içeren omnicorporeal adj.
tüm maddeleri kapsayan omnicorporeal adj.
tüm maddeleri içeren omnicorporeal adj.
tüm formlara sahip olan omniform adj.
tüm şekillere sahip olan omniform adj.
tüm görünüşlere sahip olan omniform adj.
tüm işlevlere sahip olan omnimode adj.
tüm fonksiyonlara sahip olan omnimode adj.
gerekli olan tüm ekipmanlara sahip well-appointed adj.
tüm dünyayı yöneten cosmocratic adj.
tüm dünyanın yönetimine dayalı cosmocratic adj.
tüm dünyayı yönetenlere ait veya ilgili cosmocratic adj.
yetkinin tüm üyelere dağıtıldığı (topluluk) diffusive [obsolete] adj.
(illegal işlem veya uygulamalarda) tüm tarafların gönüllü katılımını içeren consensual adj.
tüm konularda üstünlük gösteren pancratic adj.
tüm güce sahip pancratic adj.
tüm yunan halklarına ait veya ilgili panhellenic adj.
tüm yunan halklarının birleşmesi hareketine ait veya ilgili panhellenic adj.
tüm yunan halklarına ait veya ilgili pan-hellenic adj.
tüm yunan halklarının birleşmesi hareketine ait veya ilgili pan-hellenic adj.
tüm slav ırkları ile ilgili pansclavic adj.
tüm biçimlerde var olan pantamorphic adj.
tüm şekillere bürünebilen pantamorphic adj.
tüm yüzeylerinden ışık yansıtan pellucid adj.
tüm dünyada around the world adv.
tüm ilgiyi çekerek absorbingly adv.
tüm ulus çapında across the nation adv.
tüm yeteneğine karşın for all his talent adv.
tüm dikkatiyle absorbedly adv.
tüm dünyada all over the world adv.
tüm yıl boyunca all the year round adv.
tüm gücüyle amain adv.
tüm risklere karşı against all risks adv.
tüm gün boyunca daylong adv.
tüm aşamalarda in all phases adv.
tüm aşamalarda in all steps adv.
tüm yıl boyunca all year round adv.
tüm yıl süresince all year round adv.
birinin tüm yetişme çağı boyunca throughout one's entire upbringing adv.
tüm dünya çevresinde all around the world adv.
yaşamın tüm anları için for all of life's occasions adv.
tüm diğer zamanlar at all other times adv.
yarın tüm gün all day tomorrow adv.
tüm olanakları seferber ederek in earnest adv.
yukarıdaki tüm bu nedenlerden dolayı from all reasons above adv.
tüm ulusun önünde in front of the whole nation adv.
tüm gücüyle in force adv.
tüm ülkede all over the country adv.
(bir olayı anlatırken) tüm detayları oluş sırasıyla vererek blow-by-blow adv.
tüm sabah all morning adv.
tüm yaşlarda at all ages adv.
tüm aileyle with the whole family adv.
tüm ciddiyetle in all seriousness adv.
tüm bunlara rağmen despite all adv.
tüm yıl boyunca for a whole year adv.
tüm dünyada across the world adv.
tüm ayrıntılarıyla specifically adv.
tüm olarak as a whole adv.
tüm ülke çapında across the nation adv.
tüm yıl boyunca during the entire year adv.
tüm çıkıntılar dahil olmak üzere bir uçtan diğer uca overall adv.
tüm yönlerde round about adv.
tüm gün boyunca all day long adv.
tüm koşulları hesaba katarak considering adv.
tüm yönlerde round prep.
bir şeyin tüm özellikleri what pron.
tüm, tamamen anlamları veren ön ek toti- pref.
tüm anlamı veren ön ek hol- pref.
Phrasals
(birini) tüm parasını harcamaya ikna etmek lamb down [aus] v.
tüm ilgisini vermek bind up in v.
(birinin) tüm parasıyla sıvışmak clean out v.
tüm dikkatini vermek bind up in v.
tüm ilmekleri kapatarak örgüyü bitirmek cast off v.
tüm gücüyle vurmak strike out v.
tüm gücüyle/canla başla koyulmak/başlamak buckle down v.
tüm dikkatini toplamak call up v.
tüm cesaretini toplamak call up v.
tüm yerleri rezerve etmek/ayırmak book something up v.
tüm ilgisini birine vermek absorb oneself in someone or something v.
tüm etrafını çivilemek hammer something down v.
tüm sevgisini vermek be wrapped up in v.
tüm gücüyle çekmek tug away (at something) v.
(tüm servetini vb.) bırakmak will away v.
tüm gücüyle itmek/bastırmak punch down v.
tüm taşları yerine oturtarak bir hikayeyi/bir şeyi çözmek reconstruct (something) from (something else) v.
tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek go forward v.
tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek press forward v.
tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek push forward v.
tüm problemlere, zorluklara rağmen ileri gitmek push forward v.
(birine veya bir şeye) tüm gücüyle vurmak whale away at (someone or something) v.
(birine veya bir şeye) tüm gücüyle vurmak whale into (someone or something) v.
(birine veya bir şeye) tüm gücüyle vurmak whale on (someone or something) v.
tüm parayı süpürmek sweep up v.
bir şeyin tüm yetkisini birine/bir şeye vermek vest something in someone or something v.
bir şeyin tüm haklarını birine/bir şeye vermek vest something in someone or something v.
-in tüm yetkisini birine vermek vest in v.
-in tüm haklarını birine vermek vest in v.
tüm enerjisini (bir şeye) vermek toss into (something) v.
tüm bilgiyi açığa çıkarmak plaster over v.
tüm dikkatini (birine/bir şeye) çevirmek rivet (something) to (someone or something) v.
tüm vücudunu muayene/tedavi etmek work someone over v.
tüm enerjisini, zamanını, çabasını bir şeye sarf etmek work toward (something) v.
hava saldırısında düşman uçaklarından saklanmak için tüm ışıkları söndürmek black out v.
tüm ilgisini (bir şeye) vermek absorb (oneself) in (something) v.
piyasadaki tüm malı satın almak buy something up v.
mevcut tüm araziyi geliştirmek build out v.
tüm ilgisini (birine/bir şeye) yönlendirmek concern (oneself) over (someone or something) v.
tüm dikkatini (birine/bir şeye) vermek concern (oneself) over (someone or something) v.
tüm kurşunları ateşlemek fire away v.
bir yerdeki tüm balıkları avlamak fish out v.
bir yerdeki tüm balıkları avlayıp bitirmek/tüketmek fish out v.
gemiyi tüm yelkenlerini açarak sığ bir yerden/kum yığını üzerinden geçirmeye çalışmak forge over [obsolete] v.
tüm yumurtaları aynı sepete koymamak hedge against something v.
tüm ilgisini/bakışlarını (birine/bir şeye) vermek/odaklamak rivet on (someone or something) v.
tüm gücünü/varını yoğunu ortaya koyup iyi bir performans göstermek run out of (one's) skin v.
tüm gücüyle çekmek tug away v.
(birini/bir şeyi) tüm gücüyle çekmek tug away at (someone or something) v.
(hedefe giden) tüm yolları kapamak close out v.
tüm göstergeler doğrultusunda according to all accounts expr.
eldeki tüm verilere göre according to all accounts expr.
tüm anlatılanlara bakılırsa according to all accounts expr.
tüm veriler ışığında according to all accounts expr.
tüm göstergeler doğrultusunda by all accounts expr.
eldeki tüm verilere göre by all accounts expr.
tüm anlatılanlara bakılırsa by all accounts expr.
tüm veriler ışığında by all accounts expr.
Phrases
tüm masraflar ödenmiştir tous frais faits [french] expr.
tüm dünyada/piyasada bulabileceğinin en iyisi/mükemmeli best of all worlds expr.
(bir şeyin) tüm …larına rağmen for all (one's) (something) expr.
tüm kurumsal ve yasal sorumluluğu ile with full corporate and legal responsibility expr.
tüm dünya bir sahnedir all the world's a stage expr.
antlaşma aşağıdaki tüm detayları kapsamaktadır the agreement covers all the following details expr.
antlaşma aşağıdaki tüm detayları kapsamaktadır the agreement encompasses all the following details expr.
burada verilen tüm bilgiler kisiye özel ve gizlidir all information provided herein is private and confidential expr.
ilgili tüm hak ve imtiyazlar all the rights and privileges thereunto appertaining expr.
tüm bunların yanında in addition to all these expr.
tüm çareler tükendiğinde when all else fails expr.
tüm bunlar dikkate alındığında taking into account all of these expr.
toplumun her kesiminde/tüm katmanlarında at all levels of society expr.
tüm bunlar düşünüldüğünde considering all of these expr.
tüm yıl boyunca all year long expr.
tüm gerekli belgeleri ekleyerek attaching all necessary documents expr.
tüm suçlamalardan on all charges expr.
tüm hüküm ve tasarruf devlette olan fully owned by the state expr.
tüm hayatım my entire life expr.
tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda taking into account all of these expr.
tüm saygımla söylüyorum with all due respect expr.
tüm bunları dikkate alacak olursak If we take into account all of these expr.
tüm bu unsurları dikkate alacak olursak If we take into account all of these factors expr.
tüm hayatım my whole life expr.
tüm ülke çapında across the country expr.
tüm gücümle as far as in me lies expr.
tüm bunlar göz önüne alındığında taking into account all of these expr.
tüm insanlığın iyiliği için for the good of all mankind expr.
tüm şartları var ise/gerçekleşmiş ise if all conditions are met expr.
tüm sorumluluğu üstlenerek under our sole responsibility expr.
tüm kalbinizle kulak verin listen with an open heart expr.
tüm parametrelerde in all parameters expr.
tüm varlığımla with every fiber of my being expr.
tüm bilgiler güvenli bir bağlantı üzerinden iletilir all information is transmitted over a secure connection expr.
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin malıdır all trademarks are property of their respective owners expr.
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin mülkiyetindedir all trademarks are property of their respective owners expr.
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinindir all trademarks are property of their respective owners expr.
tüm ticari markalar ilgili sahiplerine aittir all trademarks are property of their respective owners expr.
tüm bunlar hesaba katıldığında taking into account all of these expr.
tüm yıl all year long expr.
tüm zaman entire time expr.
tüm sene boyunca all year long expr.
tüm bunlar göz önüne alındığında having all these in mind expr.
tüm varlığıyla with all of one's being expr.
tüm anlattıklarına göre according to all accounts expr.
yukarıda bahsedilen tüm bu gerçeklerin ışığında in the light of all the facts mentioned above expr.
gerekli gereksiz tüm konular hakkında konuşma all knowledge is contained in fandom expr.
tüm konuların birbirine girmesi all knowledge is contained in fandom expr.
tüm yetki (birinde) whatever (one) says goes expr.
tüm yetki birinde what/whatever somebody says, goes expr.
ingilizce alfabenin tüm harflerini içeren bir hatırlatıcı cümle the quick brown fox jumps over the lazy do expr.
tüm samimiyetimle in all truthfulness expr.
tüm erkekler değil not all men expr.
tüm iyi niyetiyle in all innocence expr.
tüm erkekler (öyle) değil not all men expr.
eldeki tüm olanaklarla full speed ahead expr.
Proverb
geceleri tüm kediler gridir all cats are grey at night n.
geceleri tüm kediler gridir all cats are grey by night n.
buraya giren tüm umutlarını kapıda bıraksın abandon hope all ye who enter here
para tüm kötülüklerin anasıdır money is the root of all evil
sepetteki bir çürük elma tüm sepeti çürütür rotten apple spoils the barrel
tembellik tüm kötülüklerin anasıdır idleness is the root of all evil
tüm icatlar ihtiyaçtan doğar necessity is the mother of invention
bir baş soğan tüm kazanı kokutur a bad apple spoils the (whole) barrel
bir baş soğan tüm kazanı kokutur a rotten apple spoils the (whole) bushel
bir kez düşmanla karşılaşmayasın tüm planlar ters teper no plan survives contact with the enemy
bir baş soğan tüm kazanı kokutur it takes one bad apple to spoil the (whole) barrel
bir baş soğan tüm kazanı kokutur a bad apple spoils the (whole) barrel
tüm yenilikler/icatlar ihtiyaçtan doğar necessity is the mother of innovation
güçlü bir ekonomi tüm işletmeleri ve kişileri kalkındırır a rising tide lifts all boats
bir baş soğan bir/tüm kazanı kokutur a rotten apple spoils the barrel
bir baş soğan bir/tüm kazanı kokutur a rotten apple spoils the whole barrel