tüm - Turkish English Dictionary
History

tüm



Meanings of "tüm" in Turkish English Dictionary : 6 result(s)

English Turkish
General
tum n. davul sesi
tum n. mide
Textile
tum v. (yün) taramak
tum v. (yünü) taramadan önce açmak
Music
tum v. tam tam çalmak
tum n. telli çalgıda tel sesi

Meanings of "tüm" in English Turkish Dictionary : 25 result(s)

Turkish English
Common Usage
tüm all n.
tüm overall adj.
tüm whole adj.
tüm entire adj.
General
tüm entirety n.
tüm complement n.
tüm totality n.
tüm the whole of n.
tüm aggregate n.
tüm absolute adj.
tüm undivided adj.
tüm utter adj.
tüm total adj.
tüm whole adj.
tüm full adj.
tüm entire adj.
tüm teetotal adj.
tüm clear adv.
tüm all over the prep.
Technical
tüm overall
tüm total
tüm whole
tüm unitary
tüm complete
Computer
tüm more

Meanings of "tüm" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
tüm diğer every other adj.
General
tüm dikkatini almak (iş/sorun) absorb v.
tüm dikkatini vermek pay particular attention to v.
tüm parasını yitirmek lose one's shirt v.
tüm dikkatini vermek focus on v.
tüm yasal haklarını satın almak buy out v.
tüm gözler üzerinde olmak be in the limelight v.
tüm yerleri dolu olmak be booked up v.
tüm masrafları üstlenmek foot the bill v.
tüm dikkatini bir şeye vermiş olmak be absorbed in v.
tüm dikkatleri üzerine çekmek draw all attention towards oneself v.
karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek jump through hoops v.
tüm yerleri rezerve olmak be booked up v.
birinin tüm isteklerini yerine getirmek go all the way with v.
tüm kuvvetiyle bağırmak shoot at the top of one's voice v.
tüm dünyaca sevilmek be universally liked v.
tüm dikkatleri üzerine toplamak enthrall v.
ağaçlık bir alandaki tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut v.
tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut v.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach an all-time high v.
tüm yurtta yavru vatan ve dış temsilciliklerde törenlerle kutlanmak be celebrated throughout the country the foster-land and legations v.
tüm çekmeceleri boşaltmak clean out all the drawers v.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all the efforts deployed by v.
yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamak could not be saved despite all medical efforts v.
davanın tüm delillerini sunduğunu belirtmek rest one's case v.
tüm çabalara rağmen kurtarılamamak despite all efforts can not be saved v.
tüm çıplaklığıyla ortada olmak be blindingly obvious v.
tüm çıplaklığıyla ortada olmak be blatantly obvious v.
tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyretmek be at all-time high v.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach all-time high v.
tüm odalar dolu olmak no vacancy v.
tüm boyutlarıyla tartışmak discuss thoroughly (all aspects of) v.
tüm yolları denemek use every means possible v.
bir şeyi tüm ayrıntılarıyla tartışmak argue something out v.
tüm gününü boşa harcamak loaf the entire day away v.
tüm ayrıntıları gözlemlemek observe every detail v.
tüm detayları anlatmak tell every detail v.
tüm sorumluluğu kabul etmek assume full responsibility v.
tüm sorumluluğu almak assume full responsibility v.
tüm sorumluluğu üstlenmek assume full responsibility v.
tüm parasını uyuşturucuya harcamak spend all of one’s money on drugs v.
tüm dikkatini vermek give full attention/focus to something v.
tüm parasını kaybetmek lose all one’s money v.
bir şeyi tüm benliğinle anlamak grok v.
stokunda tüm ebatlarından/boylarından ve renklerinden bulunmak have all sizes and colors in stock v.
tüm odalar dolu olmak be fully booked v.
tüm odalar dolu olmak no room available v.
tüm odalar dolu olmak be booked up v.
tüm odalar dolu olmak have no room available v.
tüm odalar dolu olmak be fully booked up v.
tüm bu çılgınlığa bir son vermek put an end to all the madness v.
birine yardım etmek için tüm imkanlarıyla seferber olmak use every means available to help someone v.
tüm gün uyumak sleep all day v.
tüm gece çalışmak work all night v.
tüm kaseti izlemek watch the whole tape v.
tüm beklentileri aşmak exceed all expectations v.
tüm ailesini kaybetmek lose one's entire family v.
tüm olasılıklara bakmak look at all possibilities v.
tüm izinleri almak get all the permits v.
tüm sevgisini çocuğuna vermek give all her love to her child v.
tüm ayarlamaları yapmak make all the arrangements v.
tüm dikkatleri üzerine toplamak enthral v.
tüm haberlerde olmak be all over the news v.
tüm suçlamalardan suçlu bulunmak be found guilty on all charges v.
tüm dikkatini vermek give someone an undivided attention v.
tüm benliği ile dinlemek give someone an undivided attention v.
tüm imkanları seferber etmek use every means available v.
tüm olanakları seferber etmek use every means available v.
tüm yılı harcamak spend all year v.
tüm yarışmacılara karşı (at, vb. üzerine) bahse girmek lay against the field v.
belirli bir süreci tüm riskleriyle karşılamak run the chances v.
tüm vücuda yayılmak generalise v.
tüm vücuda yayılmak generalize v.
bir kimsenin tüm giysileri wardrobe n.
tüm danış referendum n.
tüm eşyasını bir torbada taşıyıp sokaklarda yaşayan kadın bag lady n.
tüm toplum tarafından aptal olduğu düşünülen kimse celebutard n.
tüm öğretim personeli (bir öğretim kurumundaki) faculty n.
kullanıcılara belirli bir kayak bölgesi veya bölgelerindeki tüm teleferiklerden ücretsiz yararlanma lift pass n.
tüm evren all creation n.
toplumun tüm kesimleri all segments of society n.
tüm kategoriler all genres n.
tüm canlıların tek hücreden oluştuğu kuramı monogenesis n.
davalının arazisinin yarısı ile çift hayvanları dışında tüm menkullerinin davacının yedine teslimi estate by elegit n.
tüm beyin encephala n.
tüm türler all genres n.
tüm detaylar the ins and outs n.
tüm haklar exclusive rights n.
tüm haklar full rights n.
tüm ülkenin whole country's n.
tüm dünya whole world n.
tüm zamanların en iyi (müzik) grubu band of all times n.
tüm bu olanlar all the happenings n.
tüm dünyada şubeleri olan kuruluş worldwide organization n.
tüm aksesuarlar all accessories n.
tüm yol adı full pathname n.
tüm zamanların en yükseği all-time high n.
tüm-tehlikeler yaklaşımı all-hazards approach n.
tüm dalgaları alıcı all-wave receiver n.
tüm riskler all-risks n.
tüm dalga all-wave n.
tüm program whole program n.
tüm bu gelişmeler all these developments n.
tüm canlılar all creatures n.
tüm içerik entire content n.
gerçeği, tüm gerçeği ve yalnızca gerçeği the truth, the whole truth and nothing but the truth n.
tüm birikimini all one's savings n.
tüm gün whole day n.
tüm zamanlar all times n.
tüm insanlık whole humanity n.
emzirici hayvanların çok yavrusu olduğu durumlarda tüm yavruların emzirilmesini mümkün kılmak üzere yavruları belirli bir sıraya göre meme uçlarına yerleştirme nurse sow n.
tüm şeyler all things n.
tüm operasyon entire operation n.
tüm işlem entire operation n.
tüm zaman whole time n.
tüm evren entire universe n.
tüm noktalar all the points n.
tüm dönem whole/entire period n.
tüm vücut entire body n.
tüm vücut whole body n.
tüm gezegen whole planet n.
tüm bilim dalları all branches of science n.
bir kişinin ürettiği tüm eserleri (kitap) oeuvre n.
tüm görüşmeler all discussions/talks n.
tüm zamanların en çok tutulan müzik kutusu most popular jukebox model of all time n.
tüm sorumluluğu kabul etme assuming full responsibility n.
kural tanımaz tüm davranışları one's all acts of vigilantism n.
tüm aksesuarlar all the trimmings n.
tüm yaşayan canlılar all living creatures n.
tüm canlılar all living creatures n.
tüm dünyadaki en uç ortam sıcaklıkları extreme world-wide ambient temperatures n.
tüm birimler all units n.
beynin içerdiği tüm nöronları ve sinir yollarını gösteren diyagrama verilen isim connectome n.
tüm köy the whole village n.
tüm hafta entire week n.
bulmacanın tüm parçaları all the pieces of the puzzle n.
tüm vatandaşlar citizenry n.
tüm hayvan ürünlerini hariç tutan diyet vegan diet n.
yumurta harici tüm et ürünlerinin tüketilmediği vejeteryanlık ovo vegetarianism n.
tüm nesil whole generation n.
(tüm koltuklar dolu olduğunda) ayakta kalan kimse standee n.
bir sanatçının tüm eserleri oeuvre n.
tüm mevsimler all seasons n.
tüm süreç whole process n.
tüm süreç entire process n.
bir dilin alfabesindeki tüm harflerin kullanılmasıyla oluşturulan cümle holoalphabetic sentence n.
bir dilin alfabesindeki tüm harflerin kullanılmasıyla oluşturulan cümle, mısra v.b. pangram n.
tüm hikaye full story n.
toplumun tüm katmanlarından insanlar people from all social strata n.
tüm kesimler all segments n.
tüm kesimler all sections n.
tüm kesimler all walks (of life) n.
tüm meyveler all fruits n.
tüm gece süren parti all-night party n.
tüm insanlar all the people n.
tüm insanlar all people n.
tüm dil kuramı whole language theory n.
sorduğumuz tüm sorular all the questions we asked n.
tüm türk halklarında şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inanç tengrism n.
tüm öğrenciler all students n.
tüm arkadaşlar all friends n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai n.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai suit n.
abd'de şükran günü'nden sonraki ilk cuma günü kutlanan gün boyunca tüketicilerin hemen hemen tüm ürünleri son derece indirimli fiyatlarla aldıkları gün black friday n.
tüm tarafların anlamlı bir şekilde bir şeyler katılabileceği kapsayıcı, çok taraflı bir sistem panarchy n.
bir toplum tarafından paylaşılan tüm bilgi ve değerler acculturation n.
önceden belirlenen dönemden sonra kalan tüm borçların ödenmesini gerektiren bir kredi türü balloon mortgage n.
tüm seyirci koltuklarının dolu olması capacity audience n.
tüm dünya tout le monde [french] n.
tüm gece süren proje all nighter n.
tüm gece süren etkinlik all nighter n.
tüm gün süren etkinlik all-dayer n.
tüm hafta boyunca weeklong adj.
tüm ülke çapında nationwide adj.
insanın tüm dikkatini toplayan absorbing adj.
tüm dikkatini bir şeye vermiş absorbed adj.
tüm borçarını ödeyebilen (kurum) solvent adj.
tüm dünyaya bedel worth the whole world adj.
tüm kiliselerin kabul ettiği ecumenical adj.
tüm dünyayı ilgilendiren global adj.
tüm kiliselerin birleşmesini amaçlayan ecumenical adj.
tüm ülkede tanınan known throughout the nation adj.
tüm ayrıntıları gösteren graphic adj.
tüm dikkatini bir noktaya çevirmiş absorbed adj.
tüm dünyaca tanınan globally known adj.
tüm gün süren a day-long adj.
tüm dünyanın bildiği world wide known adj.
tüm dünyaca tanınan world wide known adj.
tüm dünyaca bilinen worldwide known adj.
tüm dünyaca bilinen globally known adj.
tüm dünyanın bildiği worldwide known adj.
tüm dünyaca bilinen renowned worldwide adj.
tüm dünyaca tanınan worldwide known adj.
tüm dünyaca bilinen world wide known adj.
tüm dünyanın bildiği globally known adj.
tüm dünyaca tanınan renowned worldwide adj.
tüm dünyanın bildiği renowned worldwide adj.
tüm zamanların en ünlü all time favourite adj.
tüm zamanların en iyi all time favourite adj.
tüm zamanların en ünlü all time favorite adj.
tüm zamanların en iyi all time favorite adj.
belirtilen tüm özelliklere sahip full-featured adj.
tüm yıl boyunca year-round adj.
gerekli olan tüm ekipmanlara sahil well-appointed adj.
tüm şiddetiyle devam eden (rüzgar vb) unabated adj.
tüm dünyanın tanıdığı world-renowned adj.
tüm dünyanın bildiği world-renowned adj.
tüm dünyaca tanınan world-renowned adj.
tüm dünyaca bilinen world-renowned adj.
tüm zamanları ilgilendiren omnitemporal adj.
tüm zamanlar için geçerli omnitemporal adj.
tüm zamanlara ait omnitemporal adj.
tüm araştırmaları kapsayan hologeistic adj.
tüm çalışmaları kapsayan hologeistic adj.
tüm şehri kapsayan citywide adj.
tüm ırkları kapsayan panethnic adj.
tüm insanlığı ilgilendiren panhuman adj.
tüm dikkatini bir şeye vermiş absorpt adj.
tüm dikkatini bir noktaya çevirmiş absorpt adj.
tüm ekonomi economywide adj.
tüm ekonomiyi kapsayan economywide adj.
mevcut tüm personel ve kaynakları tek amaca odaklayan totalitarian adj.
tüm gece açık all-night adj.
tüm içeriği kapsayan allover adj.
tüm yüzeyi kaplayan allover adj.
tüm dikkatiyle absorbedly adv.
tüm dünyada all over the world adv.
tüm gün boyunca daylong adv.
tüm yıl boyunca all the year round adv.
tüm risklere karşı against all risks adv.
tüm gücüyle amain adv.
tüm ilgiyi çekerek absorbingly adv.
tüm dünyada around the world adv.
tüm ulus çapında across the nation adv.
tüm yeteneğine karşın for all his talent adv.
tüm aşamalarda in all phases adv.
tüm aşamalarda in all steps adv.
tüm yıl boyunca all year round adv.
tüm yıl süresince all year round adv.
birinin tüm yetişme çağı boyunca throughout one's entire upbringing adv.
tüm dünya çevresinde all around the world adv.
yaşamın tüm anları için for all of life's occasions adv.
tüm diğer zamanlar at all other times adv.
yarın tüm gün all day tomorrow adv.
tüm olanakları seferber ederek in earnest adv.
yukarıdaki tüm bu nedenlerden dolayı from all reasons above adv.
tüm ulusun önünde in front of the whole nation adv.
tüm gücüyle in force adv.
tüm ülkede all over the country adv.
(bir olayı anlatırken) tüm detayları oluş sırasıyla vererek blow-by-blow adv.
tüm sabah all morning adv.
tüm yaşlarda at all ages adv.
tüm aileyle with the whole family adv.
tüm ciddiyetle in all seriousness adv.
tüm bunlara rağmen despite all adv.
tüm yıl boyunca for a whole year adv.
tüm dünyada across the world adv.
tüm ayrıntılarıyla specifically adv.
tüm olarak as a whole adv.
tüm ülke çapında across the nation adv.
tüm yıl boyunca during the entire year adv.
tüm, tamamen anlamları veren ön ek toti- pref.
Phrasals
(birini) tüm parasını harcamaya ikna etmek lamb down [aus] v.
tüm ilgisini vermek bind up in v.
(birinin) tüm parasıyla sıvışmak clean out v.
tüm dikkatini vermek bind up in v.
tüm ilmekleri kapatarak örgüyü bitirmek cast off v.
tüm gücüyle vurmak strike out v.
tüm gücüyle/canla başla koyulmak/başlamak buckle down v.
tüm dikkatini toplamak call up v.
tüm cesaretini toplamak call up v.
tüm göstergeler doğrultusunda according to all accounts expr.
eldeki tüm verilere göre according to all accounts expr.
tüm anlatılanlara bakılırsa according to all accounts expr.
tüm veriler ışığında according to all accounts expr.
tüm göstergeler doğrultusunda by all accounts expr.
eldeki tüm verilere göre by all accounts expr.
tüm anlatılanlara bakılırsa by all accounts expr.
tüm veriler ışığında by all accounts expr.
tüm sevgisini vermek be wrapped up in
(tüm servetini vb.) bırakmak will away
tüm gücüyle çekmek tug away (at something)
tüm yerleri rezerve etmek/ayırmak book something up
tüm ilgisini birine vermek absorb oneself in someone or something
tüm etrafını çivilemek hammer something down
Phrases
tüm masraflar ödenmiştir tous frais faits [french] expr.
tüm dünyada/piyasada bulabileceğinin en iyisi/mükemmeli best of all worlds expr.
(bir şeyin) tüm …larına rağmen for all (one's) (something) expr.
tüm kurumsal ve yasal sorumluluğu ile with full corporate and legal responsibility expr.
tüm dünya bir sahnedir all the world's a stage expr.
antlaşma aşağıdaki tüm detayları kapsamaktadır the agreement covers all the following details expr.
antlaşma aşağıdaki tüm detayları kapsamaktadır the agreement encompasses all the following details expr.
burada verilen tüm bilgiler kisiye özel ve gizlidir all information provided herein is private and confidential expr.
ilgili tüm hak ve imtiyazlar all the rights and privileges thereunto appertaining expr.
tüm gücümle as far as in me lies
tüm ülke çapında across the country
tüm anlattıklarına göre according to all accounts
tüm varlığıyla with all of one's being
tüm saygımla söylüyorum with all due respect
tüm çareler tükendiğinde when all else fails
tüm gerekli belgeleri ekleyerek attaching all necessary documents
toplumun her kesiminde/tüm katmanlarında at all levels of society
tüm suçlamalardan on all charges
tüm insanlığın iyiliği için for the good of all mankind
tüm bunlar hesaba katıldığında taking into account all of these
tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda taking into account all of these
tüm bunlar göz önüne alındığında taking into account all of these
tüm bunlar dikkate alındığında taking into account all of these
yukarıda bahsedilen tüm bu gerçeklerin ışığında in the light of all the facts mentioned above
tüm bunların yanında in addition to all these
tüm bunlar düşünüldüğünde considering all of these
tüm hayatım my entire life
tüm hayatım my whole life
tüm hüküm ve tasarruf devlette olan fully owned by the state
tüm bu unsurları dikkate alacak olursak If we take into account all of these factors
tüm bunları dikkate alacak olursak If we take into account all of these
tüm bunlar göz önüne alındığında having all these in mind
tüm zaman entire time
tüm sene boyunca all year long
tüm yıl all year long
tüm yıl boyunca all year long
tüm şartları var ise/gerçekleşmiş ise if all conditions are met
tüm parametrelerde in all parameters
tüm varlığımla with every fiber of my being
tüm bilgiler güvenli bir bağlantı üzerinden iletilir all information is transmitted over a secure connection
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin malıdır all trademarks are property of their respective owners
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin mülkiyetindedir all trademarks are property of their respective owners
tüm ticari markalar ilgili sahiplerinindir all trademarks are property of their respective owners
tüm ticari markalar ilgili sahiplerine aittir all trademarks are property of their respective owners
tüm kalbinizle kulak verin listen with an open heart
tüm sorumluluğu üstlenerek under our sole responsibility
Proverb
buraya giren tüm umutlarını kapıda bıraksın abandon hope all ye who enter here
para tüm kötülüklerin anasıdır money is the root of all evil
sepetteki bir çürük elma tüm sepeti çürütür rotten apple spoils the barrel
tembellik tüm kötülüklerin anasıdır idleness is the root of all evil
tüm icatlar ihtiyaçtan doğar necessity is the mother of invention
bir baş soğan tüm kazanı kokutur a bad apple spoils the (whole) barrel
bir baş soğan tüm kazanı kokutur a rotten apple spoils the (whole) bushel
bir kez düşmanla karşılaşmayasın tüm planlar ters teper no plan survives contact with the enemy
Colloquial
tüm parasını kaybetmek blow (one's) load v.
tüm parasını kaybetmek blow (one's) wad v.
birisinin tüm parasını çalmak steal one’s money all away v.
bir şeyin tüm ayrıntıları twists and turns n.
bir şeyin tüm ayrıntıları nooks and corners n.
bireyin tüm elektronik cihazlardan bilerek bir süreliğine ayrı kalması digital detox n.
hiçbir şeyi umursamadan herhangi bir durumda tüm zorluklara rağmen istediğini elde etmek anlamına gelen bir ifade thug life n.
tüm dikkatini veren all adj.
tüm seçenekler çöp/berbat all options stink expr.
eldeki tüm imkanları kullanarak by all available means expr.
eldeki tüm imkanları kullanarak by any means necessary expr.
tüm çabasını harcamak move heaven and earth
tüm hızıyla like blue murder
tüm incelikleriyle from a to z
tüm gücünü harcayarak like blue murder
tüm ayrıntılarıyla from a to z
tüm hızıyla flat out
tüm gücünü harcayarak flat out
tüm parasını kaybetmesine neden olmak take to the cleaners
tüm zamanların en yüksek derecesi all-time
tüm gün twenty four hours a day
tüm cesaretini toplamak screw up one's courage
tüm parasıyla bahis oynamak put one's shirt on
tüm bunlar olurken meantime
tüm bunlar olurken meanwhile
tüm dünyada pole to pole
tüm kalbiyle from the bottom of one's heart
tüm çabalara rağmen despite all efforts
tüm uğraşlara rağmen despite all efforts
tüm samimiyetimle with all sincerity
tüm samimiyetimle with all my sincerity
tüm hayatımda in my whole life
tüm yaşamımda in my whole life
tüm yaşamımda in whole of my life
tüm yaşamımda in my entire life
tüm hayatımda in my entire life
tüm hayatımda in whole of my life
tüm bunlara ilaveten in addition to all these
tüm olanakları seferber ederek with full effort
tüm gözler bende all eyes on me
tüm gözler bende all eyes are on me
tüm gün from dawn to dusk
tüm enerjisini bir şeye vermek put all one’s energy into something
tüm sorunlarına rağmen for all someone's problems
tüm birimlerin dikkatine all units be advised
tüm birimlerin dikkatine attention all units
kanunun önünde/gözünde tüm insanlar eşittir all people are equal in the eyes of the law
tüm yollar buraya çıkıyor all roads lead here
tüm çıplaklığıyla starkly
tanrı seni tüm kötülüklerden korusun god protect you from all evil
tüm ilaçlarınızı alın take all your medicine
tüm ilaçlarını al take all your medicine
tüm çıkışları tutun cover all the exits
Idioms
tüm enerjisini vermek empty the tank v.
tüm gücünü kullanmak give a hundred and ten percent v.
tüm gücünü kullanmak give 110% v.
bütün/tüm gün sürmemek not be all day v.
tüm gününü almamak not be all day v.
bütün/tüm gününü (bir şeyle) geçirmemek not be all day v.
bütün/tüm gün sürmemek not take all day v.
tüm gününü almamak not take all day v.
bütün/tüm gününü (bir şeyle) geçirmemek not take all day v.
bütün/tüm sabah sürmemek not be all morning v.
bütün/tüm sabahını (bir şeyle) geçirmemek not be all morning v.
hayatın getirdiği tüm sıkıntılara/zorluklara/güçlüklere katlanmak bear your cross v.
hayatın getirdiği tüm sıkıntılara/zorluklara/güçlüklere göğüs germek bear your cross v.
hayatın getirdiği tüm sıkıntılara/zorluklara/güçlüklere katlanmak carry your cross v.
hayatın getirdiği tüm sıkıntılara/zorluklara/güçlüklere göğüs germek carry your cross v.
tüm gücüyle/canla başla çalışmak/uğraşmak beat (one's) brains out v.
tüm gücüyle/canla başla çalışmak/uğraşmak beat someone's brains out v.
tüm gücüyle/canla başla çalışmak beat (one's) brains out v.
tüm gücüyle/canla başla çalışmak beat someone’s brains out v.
tüm güçle yapmak not bring it weak v.
(bir işe/şeye) tüm dikkatini vermek be absorbed by (something) v.
(bir iş/şey) tüm ilgisini çekmek be absorbed by (something) v.
maaş gününe kadar tüm parasını harcamak live paycheck to paycheck [us] v.
(bir şeyi) tüm ayrıntılarını sayıp dökmek cite (something) chapter and verse v.
eve gelince tüm neşesini yitirmek hang up (one's) fiddle when (one) comes home v.
tüm/olanca/var gücüyle yapmaya/yapmamaya çalışmak be all (one) could do (not) to (do something) v.
tüm/olanca/var gücünü kullanmak be all (one) could do (not) to (do something) v.
tüm/olanca/var gücüyle yapmaya/yapmamaya çalışmak be all somebody can/could do (not) to do something v.
tüm/olanca/var gücünü kullanmak be all somebody can/could do (not) to do something v.
tüm dikkatini bir şeye vermek be absorbed by (something) v.
birisinin tüm isteklerini yerine getirmek spoil somebody rotten v.
bir konuyu tüm detaylarıyla masa yatırmak touch all the bases v.
bir durumu tüm ayrıntılarıyla ele almak cover all the bases v.
bir durumu tüm ayrıntılarıyla ele almak touch all the bases v.
bir şeyi tüm ayrıntılarıyla bilmek know where all the bodies are buried v.
bir konuyu tüm detaylarıyla masa yatırmak cover all the bases v.
bir şey için gereken tüm özellikleri içinde barındırmak have all the makings of something v.
bir konuyu tüm ayrıntılarıyla ele almak cover the territory v.
birine tüm gücüyle vurmak knock the living daylights of v.
bir şeyin tüm özelliklerini içinde barındırmak have all the makings of something v.
bir şeyi tüm enerjisiyle yapmak go to town on something v.
birinin tüm dikkatini üzerinde toplamak rivet someone's attention v.
bir konuyu tüm ayrıntılarıyla ele almak cover the waterfront v.
elindeki tüm çözümleri tüketmek be at your wits' end v.
işin tüm inceliklerini öğrenmek know (all) the tricks of the trade v.
bir şeyin tüm ayrıntıları nooks and crannies n.
tüm kalbiyle yemin bird in (one's) bosom n.
tüm kalbiyle yemin etme bird in (one's) bosom [obsolete] n.
(bir müessesede) tüm işi üstlenen kişi head cook and bottle washer n.
ilgili tüm partilerin yararına olan iş caucus race n.
tüm savaşları bitirecek son savaş war to end all wars n.
tüm dünyayı tanımaya yarayan araç window on the world n.
tüm dünyayı tanımaya yarayan araç a window on the world n.
bir şeyin tüm detayları the ins and outs of something n.
bir ülkenin tüm erkekleri manhood n.
bir konuya ait tüm ayrıntılar/gerçekler/noktalar chapter and verse n.
içki tüm kötülüklerin anasıdır alcohol is the root of all evil n.
amerikan ev yaşamının tüm özelliklerine sahip motherhood and apple pie adj.
tüm görkemi/ihtişamıyla in a blaze of glory adv.
tüm enerjisiyle with all guns blazing adv.
tüm çabasıyla with all guns blazing adv.
tüm yıl boyunca all round the year [brit] expr.
eldeki tüm verilere göre by all accounts expr.
eldeki tüm olanaklarla full steam ahead expr.
tüm ayrıntılar (bir konunun/işin) all the ins and outs of
tüm şartları zorlamak strain every nerve
tüm şartları zorlamak strain every sinew
tüm yumurtaları aynı sepete koymamak hedge one's bets
tüm yolları denemek bust a gut
tüm yolları denemek do all one can
tüm yolları denemek put oneself out
tüm yolları denemek try one's hardest
tüm yolları denemek bend over backwards
tüm yolları denemek do one's utmost
tüm yolları denemek give one's all
tüm yolları denemek go all out
tüm yolları denemek spare no effort
tüm yolları denemek do one's damnedest
tüm yolları denemek do one's best
tüm yolları denemek work hard
tüm olanakları kullanmak pull out all the stops
tüm şartları zorlamak pull out all the stops
tüm ilgiyi üzerine çekmek steal the show
tüm gücünü ve enerjisini harcamak go great guns
tüm olumsuzluklara karşın görüşlerini ya da inançlarını savunmayı sürdürmek stick to one's guns
tüm kalbiyle with all one's heart and soul
tüm gönlüyle with all one's heart and soul
tüm kalbi ve ruhu ile with all one's heart and soul
tüm enerjisini kullanarak by main force
tüm gücüyle sarılmak put one's best foot forward
tüm çabasıyla uğraşmak put one's best foot forward
tüm ödülleri kazanmak sweep the board
tüm belirtiler earmarks
tüm göstergelerin doğrultusunda by all accounts
tüm sonuçları bilerek with one's eyes open
tüm toplumu kapsayan all-encompassing
tüm toplumu kapsayan all-embracing
tüm eşyası ile birlikte bag and baggage
tüm toplumu kapsayan across the board
tüm üyeleri kapsayan across the board
tüm üyeleri kapsayan all-embracing
tüm ilişkiyi kopartmak break with
tüm malıyla beraber bag and baggage
tüm üyeleri kapsayan all-encompassing
tüm üyeleri kapsayan panoptic
tüm olasılıkları denemek go through the card
tüm ilgisini birine yöneltmek draw a bead on
tüm toplumu kapsayan encompassing