yemek - Turkish English Dictionary
History

yemek



Meanings of "yemek" in Turkish English Dictionary : 2 result(s)

English Turkish
History
yemek 8-10. yy orta asya türk kavmi
yemek kimek

Meanings of "yemek" in English Turkish Dictionary : 57 result(s)

Turkish English
Common Usage
yemek eat v.
yemek food n.
General
yemek chow v.
yemek rub v.
yemek fret v.
yemek be sent down v.
yemek rub away v.
yemek feed v.
yemek bite v.
yemek get a punishment v.
yemek pick at v.
yemek eat v.
yemek feed on v.
yemek scoff v.
yemek swallow v.
yemek consume v.
yemek exulcerate v.
yemek eat away v.
yemek get v.
yemek wear v.
yemek believe v.
yemek crop v.
yemek ingest v.
yemek repast v.
yemek spend v.
yemek partake of v.
yemek touch v.
yemek dispose of v.
yemek corrode v.
yemek devour v.
yemek erode v.
yemek pit v.
yemek have v.
yemek keep v.
yemek dining n.
yemek dish n.
yemek nourishment n.
yemek dinner n.
yemek grub n.
yemek meal n.
yemek food n.
yemek victuals n.
yemek course n.
yemek recipe n.
yemek eating n.
Idioms
yemek bite on something
Slang
yemek slob up
Technical
yemek abrade
yemek erode
yemek corrode
British Slang
yemek grub
yemek chow
yemek jackbit
yemek nose-bag
yemek nosh
yemek shit on a raft
yemek snappin

Meanings of "yemek" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
yemek yemek eat v.
yemek pişirmek cook v.
yemek pişirme cooking n.
yemek odası dining room n.
yemek tarifi recipe n.
ılık (yemek/içecek) lukewarm adj.
General
katır kutur yemek munch v.
yemek vermek dine v.
hızlıca yemek yemek grab a bite v.
dışarıdan yemek order food from outside v.
öğle yemeği yemek have lunch v.
kıtır kıtır yemek crunch v.
haraç yemek live on someone else v.
kurt gibi yemek wolf v.
çıtır çıtır yemek crunch v.
azar yemek get a dressing down v.
kazandığını yemek live from hand to mouth v.
başını yemek get somebody into trouble v.
kendi kendini yemek eat one's heart out v.
hapır hupur yemek scoff v.
dayak yemek get a thrashing v.
başını yemek cause the death of v.
tıka basa yemek gorge v.
hart hurt yemek crunch v.
akşam yemeğini yemek dine v.
vurgun yemek be crippled by the bends v.
tabağındaki yemekten pek az yemek pick at one's food v.
katır kutur yemek crunch v.
çabuk yemek gobble v.
doyasıya yemek eat one's fill v.
başının etini yemek badger v.
tıka basa yemek stuff oneself v.
tıka basa yemek glut oneself with v.
başının etini yemek plague v.
aklını peynir ekmekle yemek lose one's senses v.
hak ettiği cezayı yemek get what's coming to one v.
iğrenç yemek swill v.
aç kurt gibi yemek wolf v.
azar yemek be reprimanded v.
başının etini yemek importune v.
papara yemek get a rocket v.
hızlı yemek gobble v.
nane yemek make a blunder v.
akşam yemeği yemek eat dinner v.
yemek çürümek go bad v.
fazla yemek overeat v.
hatır hatır yemek crunch v.
para yemek have money to burn v.
yemek duası yapmak say the blessing v.
kazık yemek be cheated v.
yemek duası yapmak ask the blessing v.
ağzını şapırdatarak yemek slurp v.
yemek yemek dine v.
aç kurt gibi yemek wolf down v.
şaplak yemek get a smack v.
oburca yemek lap v.
ot yemek grass v.
çatır çutur yemek scrunch v.
sulu bir hale getirilmiş yemek artıkları vermek (hayvanlara) slop v.
tıka basa yemek stuff v.
hak yemek be unjust v.
bozulmak (yemek) go off v.
çatır çutur yemek crunch v.
abur cubur yemek eat greedily v.
karavanadan yemek mess together v.
başının etini yemek go on at v.
parasını yemek live at somebody's expense v.
için yemek tedarik etmek cater for v.
akşam yemeği yemek dine v.
bıçak yemek get knifed v.
şapır şupur yemek gobble something v.
sıcak yemek eat hot v.
yemek vermek give a dinner v.
akşam yemeği yemek have supper v.
hazırlamak (bir öğün yemek) get v.
yaprak yemek browse v.
dışarıdan yemek söylemek order food from outside v.
acı yemek eat peppery food v.
hakkını yemek defraud v.
tıka basa yemek stodge v.
hatır hatır yemek munch v.
bir tabak yemek portion v.
lokantada müşterilere yemek servisi yapmak wait on customers v.
kıymalı yemek hash v.
yemek (çerez/meyve vb'ni) snack on v.
haram yemek get something illegally v.
azar azar yemek nibble v.
kazık yemek pay through the nose v.
dayak yemek get a beating v.
ceza yemek be fined v.
tırnaklarını yemek bite one's nails v.
tıka basa yemek overeat v.
başının etini yemek nag at somebody v.
oburca yemek gourmandize v.
yemek vermek banquet v.
oburca yemek raven v.
başının etini yemek pester v.
tıka basa yemek glut oneself on v.
halt yemek make a great blunder v.
içi içini yemek fret about v.
fazla yemek yemek overeat v.
oburca yemek devour v.
domuz gibi yemek pig out v.
kaşıkla yemek spoon up v.
yemek yapmak cook v.
hapır hupur yemek munch v.
bir çırpıda yemek make short work of v.
her naneyi yemek go all the way v.
sıra dayağı yemek run the gauntlet v.
tokat yemek be slapped v.
dışarda yemek yemek dine out v.
yemek vermek host for dinner v.
ağzını şapırdatarak yemek slop v.
katur kutur yemek munch v.
yağmur yemek get wet in the rain v.
hakkını yemek be unfair to v.
hakkını yemek be unfair v.
lokantada müşterilere yemek servisi yapmak wait tables v.
dayak yemek get a whipping v.
başının etini yemek nag v.
borç yemek live on borrowed money v.
papara yemek be told of v.
vurgun yemek die of the bends v.
küçük küçük yemek pick v.
yemek yemek grub v.
yemek içmek touch v.
zevkle yemek relish v.
yemek çürümek spoil v.
avlayıp yemek prey on v.
kırbaç yemek be whipped v.
başının etini yemek henpeck v.
tıka basa yemek cram v.
oburca yemek gormandize v.
sesli yemek munch v.
bedenine darbe yemek get a bang on v.
yemek çürümek go off v.
yemek vermek feed v.
hafif şeyler yemek snack v.
içi içini yemek eat one's heart out v.
içeride yemek yemek dine in v.
zılgıt yemek be told off v.
dışarıda yemek eat out v.
ayı gibi yemek eat like a horse v.
damga yemek be branded v.
kendi kendini yemek fret v.
gürültüyle yemek crunch v.
içi içini yemek simmer with v.
doyasıya yemek feast v.
hak yemek be unfair v.
kurt gibi yemek yemek eat like a horse v.
tıka basa yemek englut v.
gereğinden fazla yemek yemek overeat v.
birine olan borcu ödemek için başkasının hakkını yemek rob peter to pay paul v.
hakkını yemek cheat somebody of his rights v.
para yemek play ducks and drakes with money v.
darbe yemek be hit for six v.
öküz gibi yemek eat like a horse v.
acele yemek gobble v.
zılgıt yemek get a rocket v.
azar azar yemek peck v.
ceza yemek be punished v.
karışık yemek mess v.
oburca yemek scoff v.
başının etini yemek nag at v.
öğle yemeği yemek luncheon v.
günün esas yemeğini yemek dine v.
rüşvet yemek take a bribe v.
tıka basa yemek make a pig of oneself v.
yemek yemek feed v.
hafif yemek snack v.
hapır hupur yemek guzzle v.
sulandırılmış yemek artıkları vermek (domuza) swill v.
yemek atıştırmak gorge v.
oburcasına yemek englut v.
nane yemek do something stupid v.
sopa yemek get a beating v.
akşam yemeği yemek have dinner v.
kötek yemek get a thrashing v.
darbe yemek be knocked for six v.
çok yemek (yemek) stow away v.
azar yemek be rebuked v.
öğle yemeği yemek lunch v.
şapır şupur yemek gobble something down v.
çala kaşık yemek gobble something up v.
çok yemek load v.
hart hurt yemek champ v.
kuş gibi az yemek peck at v.
yemek seçmek be choosy in eating v.
yemek yapmak make food v.
kıtır kıtır yemek munch v.
tekme yemek get a kick v.
kötek yemek get a beating v.
hapır hupur yemek gulp down v.
dışarıda yemek yemek dine out v.
kendi kendini yemek eat one's heart out for v.
kaymağını yemek skim v.
evde yemek eat in v.
dışarda yemek eat out v.
gavura kızıp oruç yemek hurt oneself spite another v.
feleğin sillesini yemek suffer the blows of misfortune v.
feleğin sillesini yemek struggle through difficulty v.
oburca yemek gormandise v.
oburca yemek gourmandise v.
oburca yemek guttle v.
öküz gibi yemek guttle v.
deli gibi yemek guttle v.
hafif bir öğün yemek nosh v.
çerez yemek eat appetizers v.
rüşvet yemek accept a bribe v.
para yemek accept a bribe v.
para yemek spend money freely v.
dondurma yemek eat ice cream v.
dondurma yemek have an ice cream v.
yemek istemek want to eat v.
sürgün yemek be exiled v.
az yemek eat a little v.
ayva yemek eat a quince v.
çok yemek eat a lot v.
az yemek eat sparingly v.
ömrü yemek waste one's life v.
tatlı yemek have dessert v.
tatlı yemek eat dessert v.
yemek hazırlamak prepare food v.
kıtır kıtır yemek chomp v.
yemek hazırlamak make food v.
hart hurt yemek chomp v.
elma yemek eat an apple v.
pizza yemek eat pizza v.
ceza yemek pay dearly v.
oturup yemek chow down v.
çok yavaş yemek eat like a bird v.
çok az yemek eat like a bird v.
et yemek eat meat v.
(yemek) hazırlamak dress v.
fark yemek be outscored v.
fark yemek be outpointed v.
fark yemek score under v.
ayvayı yemek be in trouble v.
ayvayı yemek be all up v.
ayvayı yemek be up the creek (without a paddle) v.
acı bir darbe yemek receive a nasty blow v.
acı bir darbe yemek get a severe blow v.
ağır bir darbe yemek get a severe blow v.
ağır bir darbe yemek receive a nasty blow v.
insan eti yemek cannibalise v.
kafayı yemek go mad v.
kafayı yemek run off the rails v.
kafayı yemek go nuts v.
kafayı yemek have bats in the belfry v.
kafayı yemek go haywire v.
kafayı yemek go crazy v.
kafayı yemek flip out v.
kafayı yemek be out of one's senses v.
kafayı yemek go berserker v.
kafayı yemek loose one's senses v.
kafayı yemek flip v.
kafayı yemek rave v.
kafayı yemek be nuts v.
gece yemek eat at night v.
yemek pişirmek cook v.
zılgıtı yemek get a rap over the knuckles v.
zılgıtı yemek get an earful v.
zılgıtı yemek be reprimanded v.
zılgıtı yemek be castigated v.
zılgıtı yemek be for the high jump v.
zılgıtı yemek be told off v.
zılgıtı yemek be hauled over the coals v.
zılgıtı yemek be rebuked v.
zılgıtı yemek be scolded v.
zılgıtı yemek get into trouble v.
zılgıtı yemek get a roasting v.
zılgıtı yemek be chastised v.
zılgıtı yemek get a slap on the wrist v.
zılgıtı yemek be taken to task v.
yemek servisi yapmak dish up v.
akşam yemeğini dışarıda yemek dine out v.
iştahla yemek eat heartily v.
ayvayı yemek be washed-up v.
zılgıtı yemek get a dressing-down v.
-i avlayıp yemek prey on v.
feleğin sillesini yemek meet with life-long adversity v.
hapur hupur yemek guzzle v.
yemek sırasında sofradan kalkmak get down v.
yemek sağlamak cater v.
çok yemek yemek feast v.
hatır hutur yemek munch v.
(yemeği) isteksizce yemek pick at v.
obur gibi yemek scoff v.
kuş kadar yemek peck v.
gıdım gıdım yemek peck v.
çok az yemek peck v.
dışarıdan yemek order in v.
hafifçe fırça yemek get slap on the wrist v.
beraber öğle yemeği yemek have lunch together v.
beraber akşam yemeği yemek have dinner together v.
dışarıdan yemek söylemek order in v.
dışarıda yemek dine out v.
yemek sonrası ağırlık çökmek feel sluggish after a meal v.
dayak yemek get beat up v.
yemek sonrası ağırlık çökmek feel sleepy after a meal v.
yemek masasında dua etmek say grace v.
balık yemek eat fish v.
para cezası yemek be served with fine v.
insan eti yemek eat human flesh v.
çabuk çabuk yemek gobble v.
başının etini yemek bug v.
insan eti yemek cannibalize v.
yetersiz yemek undereat v.
fazla yemek yememek not eat much v.
az yemek undereat v.
yemek dağıtmak distribute food v.
yemek dağıtmak hand out food v.
yemek dağıtmak give out food v.
yemek servis etmek serve food v.
konserveden yemek eat out of the can v.
bisküvi yemek eat biscuits v.
fırça yemek get a scolding v.
salata yemek eat a salad v.
sürekli dayak yemek get beat up all the time v.
çikolatalı kek yemek eat a chocolate cake v.
çikolatalı pasta yemek eat a chocolate cake v.
bir şeyler yemek eat something v.
dışarıdan eve yemek sipariş etmek order a take away v.
dışarıdan eve yemek söylemek order a take away v.
(yemek vb) verilmek/düzenlenmek be held v.
tırnaklarını yemek chew one's fingernails v.
aşırı/çok yemek binge v.
yemek için şükür duası etmek pray over the dinner/lunch v.
(yemek öncesi) şükür duası etmek give thanks v.
fil gibi yemek eat like an elephant v.
ıstakoz yemek eat lobster v.
öğle yemeği yemek eat lunch v.
organik besinler yemek eat organic foods v.
daha az yemek eat less v.
muz yemek eat banana v.
10 yıl yemek get 10 years v.
10 sene yemek get 10 years v.
on sene yemek get 10 years v.
on yıl yemek get 10 years v.
mühür yemek be locked up and sealed v.
dayak yemek have a beat-up v.
yumruk yemek be punched v.
tutanak yemek be reprimanded/rebuked in writing v.
tutanak yemek be given an official/written warning (receive one) v.
doyana kadar yemek eat till you're full v.
doyana kadar yemek eat until you're full v.
dışarıdan yemek sipariş etmek order take-out v.
yemek için şükür duası etmek say grace (prayer said before meal) v.
yemek yedirmek feed v.
yemek için şükür duası etmek say grace v.
yemek için şükür duası etmek pray before a meal v.
kızartma yemek eat fried foods v.
kraker yemek eat crackers v.
sağlıklı gıdalar yemek eat healthy foods v.
kendi kendini yemek self-cannibalise v.
kendi kendini yemek self-cannibalize v.
konserve ürünler yemek eat food out of cans v.
konserve ürünler yemek eat food from tins v.
çok yemek eat too much v.
serum yemek be given serum v.
serum yemek be drip-fed v.
portakal yemek eat an orange v.
kebap yemek eat kebab v.
avlayıp yemek predate v.
ot yemek eat grass v.
gol yemek ship a goal v.
sağlıklı bir yemek pişirmek cook a healthy meal v.
havuç yemek eat carrot v.
yemek yiyip tüymek dine and dash v.
başının etini yemek harry v.
sandviç yemek eat a sandwich v.
döner yemek eat döner v.
yöresel yemekler yemek eat local dishes v.
hapur hupur yemek snarf v.
hızla yemek snarf v.
yemek yapmak make a dish v.
yemek hazırlamak make a dish v.
...den daha fazla yemek outeat v.
yemek pişirme sanatı cooking n.
yemek kitapları cookbooks n.
artık yemek leftover n.
basımevlerinde çalışanların düzenlediği yıllık yemek veya toplantı wayzgoose n.
yemek servis asansörü dumbwaiter n.
sonra gelen yemek remove n.
yemek servisi food service n.
bir kişilik yemek takımı setting n.
yemek tarifesi recipe n.
otomatlardan yemek alınan kafeterya automat n.
yemek çubuğu (uzakdoğuda kullanılan) chopstick n.
yemek odası dinette n.
yemek pişirme sanatı culinary art n.
tatlı (yemek aralarında yenilen) snack n.
bedava yemek kuyruğu breadline n.
yemek (lokantaya has) special n.
iyi yemek yeme ve yemekten anlama sanatı gastronomy n.
yemek takımı dinner set n.
paketlenmiş olarak hazırlanan (sıcak yemek) takeaway n.
yemek odası lunchroom n.
yemek seçme durumu olmayan öğün set meal n.
baş yemek entrée n.
yemek masası dining table n.
yemek pişirmede kullanılan cooking n.
aşçıbaşının o gün için önerdiği yemek plat du jour n.
yemek sonunda yenen tuzlu şey savoury n.
yemek takımı dinnerware n.
yemek artığı leftover n.
yemek vakti dinnertime n.
yemek odası diningroom n.
yemek salonu dining hall n.
yemek salonu mess hall n.
hafif yemek refection n.
tadı yavan olan sulu yemek slop n.
yemek artıklarından oluşan sulu yiyecek (hayvana verilen) slop n.
eve yemek götürme hizmetleri food transport services to home n.
yemek takımı set n.
yemek yardımı food allowance n.
hafif yemek refreshment n.
çatal bıçak/yemek takımı (bir kişilik) setting n.
yemek zamanı repast n.
yemek tarifi talepleri recipe requests n.
çok lezzetli yemek ambrosia n.
yemek odası grillroom n.
hafif yemek luncheon n.
yemek zili dinner bell n.
yemek kaşığı table spoon n.
fazlasıyla (yemek) surfeit n.
yemek tarifi talebi recipe request n.
açık büfe yemek servisi yapan restoran smorgasbord n.
meksika mutfağına özgü böreğe benzeyen acılı bir yemek enchilada n.
liverpool'a özgü bir yemek scouse n.
açık havada yenilen yemek picnic n.
balıkla baş yemek arasında yenilen yemek entrée n.
yemek odaları dining rooms n.
hazır yemek fast food n.
yemek geleneği eating customs n.
acı ve baharatlı yemek devil n.
ağırlık (yemek) richness n.
hafif yemek collation n.
yemeğin başında veya sonunda yenen bir yemek savory n.
yemek uzmanı gastronome n.
yoksullara parasız yemek verilen yer soup kitchen n.
baş yemek dışındaki yiyecek side dish n.
yemek sosu gravy n.
yemek sonunda yenen tuzlu şey savory n.
yemek takımı chafing dish n.
yemek sonrası postprandial n.
yemek sanatı gastronomy n.
yemek stoğu food stock n.
sulandırılmış yemek artıkları (domuza yedirilen) swill n.
yemek yiyen diner n.
baş yemek main dish n.
açık büfe yemek buffet n.
kötü sulu yemek wash n.
yemek asansörü food elevator n.
yemek tarifinde istenen call for n.
farklı yemek çeşitleri sunan büfe smorgasbord n.
hafif yemek büfesi snack bar n.
turfa olmayan yemek kasher n.
hazır yemek ve salata dükkanı delicatessen n.
yemek salonu dininghall n.
yemek pişirme sanatı cuisine n.
yemek takımı dinner service n.
yemek çubuğu chopstick n.
bedava yemek kuyruğu bread line n.
hafif yemek snack food n.
yemek artıkları remains n.
yemek listesi bill of fare n.
yardımlaşmalı yemek potluck dinner n.
toprak veya cam kapta pişirilen yemek casserole n.
yemek yiyen kimse diner n.
yemek zamanı dinner time n.
yemek pişirme sanatı cookery n.
domuzlara verilen yemek artıkları hogwash n.
hazır yemek convenience foods n.
etli/sebzeli sulu yemek stew n.
işçi yemek hizmet employee food service n.
yemek zamanı mealtime n.
fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı) range n.
dikkatsizce pişirilen yemek slopping n.
kafeterya'da ya da pub'da bulunan yemek tezgahı servery n.
hafif yemek satan yer snackette n.
yemek saati dinner time n.
yağlı yemek oily food n.
yağlı yemek fatty food n.
ana yemek piece de resistance n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde usta olan kimse deipnosofist n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde usta olan kimse deipnosophist n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde becerikli kişi deipnosofist n.
yemek sanatında ve sofra sohbetinde becerikli kişi deipnosophist n.
yağlı yemek greasy food n.
yemek odası triclinium n.
yapış yapış iğenç yemek ya da içecek glop n.
fırında kullanılmaya müsait yemek takımları bakeware n.
yanmaz yemek takımları bakeware n.
yemek esnasında ağızdaki yiyeceklerin salya ile karışması insalivation n.
hazır yemek üreticileri ve üretimi caterers and catering n.
bozulmuş yemek rotten food n.
bozuk yemek rotten food n.
en sevdiği yemek one's favorite food n.
yemek odaları lunchrooms n.