zor - Turkish English Dictionary
History

zor



Meanings of "zor" in English Turkish Dictionary : 60 result(s)

Turkish English
Common Usage
zor difficult adj.
zor troublesome adj.
zor tough adj.
zor hard adv.
General
zor force n.
zor might n.
zor impetus n.
zor difficulty n.
zor constraint n.
zor compulsion n.
zor stress n.
zor strain n.
zor subtle adj.
zor sticky adj.
zor tough adj.
zor parlous adj.
zor straitened adj.
zor rough adj.
zor main adj.
zor crucial adj.
zor knotty adj.
zor trickish adj.
zor arduous adj.
zor uphill adj.
zor problematic adj.
zor formidable adj.
zor prickly adj.
zor troublesome adj.
zor tight adj.
zor uneasy adj.
zor mean adj.
zor stringent adj.
zor severe adj.
zor inconvenient adj.
zor cruel adj.
zor awkward adj.
zor trying adj.
zor baffling adj.
zor hairy adj.
zor exacting adj.
zor stiff adj.
zor difficult adj.
zor austere adj.
zor heavy adj.
zor hard adj.
zor complicated adj.
zor ticklish adj.
zor painful adj.
zor effortful adj.
zor arduous adj.
zor hard going adj.
zor uneath adj.
zor messy adj.
zor hardly adv.
zor barely adv.
Idioms
zor heavy going
Law
zor virtue
Technical
zor hard
Telecom
zor strain
Construction
zor enforcement

Meanings of "zor" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
zor/güç durum strait n.
zar zor barely adv.
zar zor scarcely adv.
General
daha çekilir bir hale sokmak (zor/tatsız bir şeyi) sugarcoat v.
zor duruma düşmek get into a scrape v.
çok zor bir durumda olmak be at bay v.
zor durumdan çıkarmak extricate v.
zor bir hayat geçirmek have a rough time v.
bir şeylerin aşırı miktarda olması sıkışık/zor bir duruma sokmak swamp v.
(avukat stajyeri vb gibi) zor/angarya dolu bir iş yapmak devil v.
zor gelmek baffle v.
kelimeleri zor bulmak grope for words v.
zor nefes almak breathe hard v.
görülmesi zor hale getirmek make hard to see v.
zar zor biriktirmek scratch together v.
(zor durumlara alışarak) daha dayanıklı/güçlü olmak toughen v.
birine zor bir iş yüklemek saddle someone with a task v.
zor kullanmak lay hands on v.
çözülmek (zor bir şey) unravel v.
işin en zor tarafını atlatmış olmak be over the hump v.
zar zor para biriktirmek scratch together v.
zor bir durumdan sağ olarak çıkmak live through v.
zor bir zamanı geçirmek go through v.
çok zor bir durumda olmak be in a bad way v.
zor bir şeyi çözmek unravel v.
zor durumda kalmak be stuck in a difficult situation v.
zor bir durumda olmak be up a gum tree v.
geçirmek (zor bir zamanı) go through v.
çok zor bir durumda olmak be in dire straits v.
zor durumda bırakmak leave someone in a difficult situation v.
zor bir durumu atlatmak get through v.
yarışın veya zor bir olayın sonuna kadar dayanmak stay the course v.
zor bir işe hazırlanmak gird one's loins v.
geçirmek (zor bir zamanı) get through v.
zar zor başarmak skin through v.
zor bir durumu atlatmak go through v.
maruz kalmak (katlanılması zor bir şeye) undergo v.
kendini zor bir duruma sokmak get oneself in a fix v.
anlaşılması zor hale getirmek darken v.
yumuşatmak (gergin/zor bir durumu) help v.
zor durumda kalmak hard up v.
zar zor geçinmek scrape a living v.
zor bir durumu atlatmak negotiate v.
sokmak (birini zor bir işe) embroil v.
zor gelmek be difficult for v.
çözmek (zor bir şeyi) unravel v.
daha kolay bir çözüm varken bir şeyi zor bir şekilde yapmak do something the hard way v.
çok zor bir durumda olmak be in desperate straits v.
zor bir durum karşısında cesaret göstermek put a bold face on v.
ayakta zor durmak have difficulty in standing v.
zor kullanmak use force v.
zor kullanarak kontrol altına almak (bir yeri/halkı) subdue v.
çok zor bir karar almak bite the bullet v.
zor bir zamanı geçirmek get through v.
için çok zor olmak be too much for v.
zor bir probleme çözüm yolu bulmak grasp the nettle v.
güç kazandırmak (zor bir olay) temper v.
zor durumda olmak be in a tight corner v.
zor bir duruma sokmak squeeze v.
zor bir duruma düşmek be in a fix v.
zor durumdaki birine yardım etmek go to bat for someone v.
yerini belirlemek (özellikle de uzaktan veya zor görülebilir olanları) spot v.
sağ olarak çıkmak (zor bir durumdan) come through v.
zor durumda bırakmak strand v.
zar zor kazanmak (yarışı) barely win (the race) v.
zor duruma düşmekten korunmaya çalışmak run for cover v.
zor gelmek be difficult for (someone) v.
(zor bir zamanı) geçirmek get through v.
(zor bir durumu) atlatmak get through v.
inanması zor olmak be hard to believe v.
(katlanılması zor bir şeye) maruz kalmak undergo v.
zor duruma düşürülmek be put on the spot v.
zor durumda bırakılmak be put on the spot v.
zor şartlar altında yaşamak live in hard conditions v.
zor bir dönem süresince dişini sıkmak stand the gaff v.
zor duruma düşürmek paint into a corner v.
zor bir zamanda metin olmak stand the gaff v.
zor durumda bırakmak leave someone in the lurch v.
zor durumda bırakmak leave someone in a tight spot v.
zor durumda bırakmak put someone in a tight spot v.
ağır ve zor iş yapmak drudge v.
zor bir durumdan kurtulmak get off the hook v.
zor bir durumdan çıkarmak extricate v.
zor durumda bırakmak leave in the lurch v.
zor durumda olmak be on the hook v.
zor bir duruma hazırlanmak batten down the hatches v.
birşeyin en zor kısmını atlatmak pass the most difficult part of something v.
zor duruma düşürülmek be put in an awkward position v.
zor durumda bırakılmak be put in an awkward position v.
linç edilmekten zor kurtulmak narrowly escape a lynching attempt v.
zor duruma sokmak put in a difficult position v.
zor duruma sokmak put into trouble v.
zor bir evreden geçmek go through a rough period v.
zor bir evreden geçmek go through a difficult phase v.
zor bir evreden geçmek go through a difficult time v.
zor bir evreden geçmek go through a difficult period v.
zor bir evreden geçmek go through a rough phase v.
zor bir çalışma günü geçirmek do a hard day's work v.
kendini zor tutmak hardly contain oneself v.
zor bela başarıya ulaşmak muddle through v.
zor şartlar altında görev yapmak work under harsh conditions v.
zor şartlar altında görev yapmak work under difficult conditions v.
zor şartlar altında görev yapmak work under hard conditions v.
zor şartlar altında çalışmak work under difficult conditions v.
zor şartlar altında çalışmak work under hard conditions v.
zor şartlar altında çalışmak work under harsh conditions v.
zor görünmek seem hard v.
zor görünmek look difficult v.
zor görünmek seem difficult v.
zor kullanarak yenmek overpower v.
zor anlamak hardly understand v.
zor durumda olmak be in an awkward situation v.
zor durumda olmak be in a difficult situation v.
birisine zorla/zor kullanarak bir şey yaptırmak torment someone into doing something v.
yapması (çok) zor olmak be (very) hard to do v.
gelmek için benzin parasını zar zor denkleştirmek barely had enough gas money to come v.
zor günler beklemek have hard times ahead v.
zor günler beklemek have difficult days ahead v.
zor karar vermek have difficulty in deciding v.
zor bir sual sormak ask a difficult question v.
zor bir sual sormak ask a hard question v.
zor bir sual sormak ask a tough question v.
zor bir soru sormak ask a hard question v.
zor bir soru sormak ask a difficult question v.
zor bir soru sormak ask a tough question v.
anlatması/betimlemesi (çok) zor olmak defy description v.
zor bulunmak be in short supply v.
açıklaması zor olmak defy easy explanation v.
zor günler geçirmek have hard days v.
zor günler geçirmek have difficult days v.
zor günler geçirmek have difficult times v.
zor günler geçirmek have hard times v.
zor olan bir şeyi/şeyleri kısa sürede öğrenmek durumunda kalmak be on a steep learning curve v.
hayatını zor kurtarmak barely escape with one’s life v.
kulağa zor gelmek sound difficult v.
zor görünmek sound difficult v.
anlaşılması zor bir dil kullanmak cabalize v.
inanılması zor olma farfetchedness n.
söylenmesi zor sözcükler jawbreakers n.
uzun süren zor bir iş a long haul n.
söylenmesi zor sözcük jawbreaker n.
zor soru poser n.
kısıtlamadan ileri gelen zor durum squeeze n.
zor soru stumper n.
zor durum lurch n.
zor durum sorry pickle n.
zor beğenirlik finickiness n.
zor kullanmadan direnen satyagrahi n.
işin zor kısmı donkey work n.
zor durum scrape n.
zor ve sıkıcı hazırlıklar spadework n.
işin en zor tarafı half the battle n.
zor durum toughie n.
zor durum grievousness n.
çözülmesi zor durum crux n.
zor beğenme finicalness n.
zor durum push n.
zor ve tehlikeli bir durumda desteksiz olma out on a limb n.
zor ölüm violent death n.
zor bir durum distress n.
anlaşılması zor yazı hieroglyph n.
içinden çıkılması zor durum a can of worms n.
zor durum nice pickle n.
zor bir fransız dansı gavot n.
sonucu şüpheli olan önemli ve zor iş enterprize n.
zor durum sad pickle n.
kazanma ihtimali zor olan dark horse n.
zor iş long shot n.
zor iş sweat n.
uykusu zor gelen insomniac n.
zor zamanlar difficult times n.
telaffuzu zor kelimeler jawbreakers n.
çözümü zor mesele crux n.
zor soru twister n.
kıtlıktan ileri gelen zor durum squeeze n.
zor durum foul n.
zor durum hole n.
zor kullanan enforcer n.
zor beğenirlik queasiness n.
külfetli ve zor isteklerde bulunma taxing n.
zor beğenirlik daintiness n.
zor durum den n.
zor durum impasse n.
zor durum spot n.
zor şey stinker n.
zor durum predicament n.
zor durum crunch n.
zor durumlarda ayakta kalmayı beceren kimse streetwise n.
zor durum pickle n.
zor bir durumu atlatma negotiation n.
zor nefes alma labored breathing n.
zor durum dolorousness n.
zor görev tall order n.
deniz araçlarında zor hava şartlarına ve uzun fırtınalara dayanıklılık seakeeping n.
zor durum cleft stick n.
zor durum tight corner n.
zor bir sorun bugbear n.
zor iş large order n.
zor günler hard times n.
zor günler difficult period n.
zor mesele large order n.
üç ihtimalden birinin seçilmesi gerektiği zor durum trilemma n.
zor zamanlar hard knocks n.
işin zor tarafı nitty gritty n.
zor çocukluk difficult childhood n.
zor durum difficult situation n.
zor hayat tuff life n.
zor hayat hard life n.
cevaplaması zor soru brainteaser n.
zor zamanlar a rough time n.
zor dönem a rough time n.
bir insandan yapılması zor şeyler isteyen ballbreaker n.
zor dönemler bed of nails n.
zor beğenme choosiness n.
zor beğenme selectiveness n.
zor beğenme state of being finicky n.
zor beğenme pickiness n.
zor insan difficult person n.
uzun ve zor iş grind n.
zor durum dilemma n.
zor soru teaser n.
çıkarılması zor lekeler tenacious stains n.
zor sorun teaser n.
kontrolü zor saç fly-away hair n.
zor iş toil n.
en zor zamanlar the hardest times n.
zor karar difficult decision n.
zor durum duress situation n.
zor durum plight n.
zor elde edilmiş zafer purple victory n.
zor soru difficult question n.
zor soru tough question n.
zor/karmaşık mesele tough question n.
zor iş tall order n.
zor iş hard work n.
zor zamanlar tough times n.
zor zamanlar bad times n.
zor zamanlar hard times n.
zor zamanlar trying times n.
zor kadın a hard woman n.
zor beğenen kimse prima donna n.
çok zor bir karar a very difficult decision n.
zor kazanılmış güven hard-earned trust n.
zor kazanılmış güven hard-won trust n.
zor insan tough person n.
zor bir dil a hard language n.
zor görev a difficult task n.
zor görev a hard task n.
zor görev a hard mission n.
zor görev a difficult mission n.
zor soru hard question n.
zor uçuş koşullarında pilotu destekleyen bir diğer pilot wingmate n.
zor hayat tough life n.
zor beğenirlik squeamishness n.
zor bir durum a difficult situation n.
para karşılığı zor işler yapan kişi hack n.
zor karar tough decision n.
zor zaman difficult time n.
çözümü zor sorun brain twister n.
rehine kurtarma operasyonları gibi zor durumlarda nihai çare olarak kullanılan askeri kuvvet in-extremis force n.
zor iş tough job n.
zor iş hard job n.
zor iş difficult job n.
söylemesi zor kelime mouthful n.
zor durum tough situation n.
zor gelin bridezilla n.
zor şart hard condition n.
zor koşul difficult condition n.
zor koşul hard condition n.
zor şart difficult condition n.
anlaşılması zor fikir complex idea n.
zor bir meslek a difficult job n.
zor bir görevi yerine getirmek için kurulmuş ekip hit squad n.
gizli, zor ve ezoterik konularda uzmanlaşmış kişi cabalist n.
anlaşılması zor olma abstrusity n.
anlaşılması zor muddy adj.
hatırlanması zor slippery adj.
epey zor pretty difficult adj.
içilmesi zor unpalatable adj.
idaresi zor troublesome adj.
inanılması zor farfetched adj.
anlaşılması zor hermetic adj.
zor beğenen finicking adj.
zor unutulan haunting adj.
anlaşılması zor elusive adj.
tanımlanması zor indefinable adj.
anlaşılması zor esoteric adj.
zor beğenen discriminating adj.
anlaşılması zor esoterical adj.
zor beğenen queasy adj.
anlaşılması zor enigmata adj.
zor beğenir squeamish adj.
idaresi zor unruly adj.
zor beğenen fussy adj.
zor beğenir picky adj.
zor işiten hearing impaired adj.
kullanılması zor awkward adj.
hatırlanması zor immemorial adj.
arkadaşlık kurması zor angular adj.
zor beğenen choosy adj.
taşınması zor unwieldy adj.
uygulanması zor unwieldy adj.
telaffuzu zor obscure adj.
zor bulunur scarce adj.
çok zor thorny adj.
zor beğenen finicky adj.
zor inanan incredulous adj.
kavranması zor abstruse adj.
temin edilmesi zor (bir malzeme) tight adj.
zor anlaşılır unclear adj.
yakalanması zor elusive adj.
tarifi zor elusive adj.
kontrolü zor hard to control adj.
aşılması zor formidable adj.
zor anlaşılır slippery adj.
zor (iş) heavy adj.
zor anlayan slowwitted adj.
çözümü zor subtle adj.
zor (iş) strenuous adj.
zor beğenen finical adj.
zor beğenen exacting adj.
zor beğenen difficult adj.
anlaşılması zor recondite adj.
zor kullanan extortionate adj.
anlatılması zor indefinable adj.
zor anlayan slow adj.
çok zor very difficult adj.
zor beğenen fastidious adj.
anlaşılması zor complicated adj.
anlaşılması zor obscure adj.
tayin edilmesi zor olan shadowy adj.
yaşanması zor olan (yer/iklim) inhospitable adj.
çok zor grueling adj.
hatırlanması zor forgettable adj.
yapılması çok zor backbreaking adj.
yönetilmesi zor unwieldy adj.
anlaşılması zor abstruse adj.
kabul etmesi zor hard to swallow adj.
çözülmesi zor olan nontrivial adj.
anlaşılması zor olan nontrivial adj.
kullanımı zor awkward adj.
(insan) anlaşılması zor awkward adj.
anlaşılması zor inexplicable adj.
zor koşulabilir inflictable adj.
zor kullanılabilir inflictable adj.
çok zor backbreaking adj.
taşınması zor cumbersome adj.
tanımlanması zor elusive adj.
tarif edilmesi zor elusive adj.
zor (bulunur) elusive adj.
bulunması zor elusive adj.
ergimesi zor refractory adj.
zor beğenir fastidious adj.
zor kazanılmış hard-earned adj.
anlaşılması zor hard-to-understand adj.
zor kazanılan hard-earned adj.
çok zor ve yorucu gruelling adj.
zor beğenir captious adj.
taşıması zor cumbersome adj.
zor elde edilir tight adj.
hazmedilmesi zor hard to digest adj.
hazmı zor hard to digest adj.
zor kazanılmış dearly-won adj.
bulunması zor hard to get adj.
bulunması zor hard to come by adj.
elde edilmesi zor hard to come by adj.
bulunması zor difficult to attain adj.
elde edilmesi zor difficult to attain adj.
elde edilmesi zor hard to get adj.
zor kazanılmış hard-won adj.
zor kazanılmış hardwon adj.
ayırt etmesi zor hard-to-discern adj.
telafisi zor irrecoverable adj.
telafisi zor hard to recover adj.
telafisi zor unrecoverable adj.
pişmesi zor hard-to-cook adj.
pişirimi zor hard-to-cook adj.
pişirmesi zor hard-to-cook adj.
daha zor more difficult adj.
daha zor harder adj.
zor olmayan untaxing adj.
zar zor görünebilen barely visible adj.
telaffuzu zor crackjaw adj.
söylemesi zor crackjaw adj.
ulaşılması zor hard-to-reach adj.
anlaşılması zor beyond understanding adj.
çok zor ve yorucu grueling adj.
çözümü zor insolvable adj.
çok zor gruelling adj.
elde edilmesi daha zor harder-to-obtain adj.
sindirilmesi zor (söz vb.) unpalatable adj.
değerlemesi zor difficult to value adj.
taşıması ya da kullanması zor unwieldly adj.
açıklanması ve anlaşılması zor olan cabalistic adj.
zor bela hardly adv.
zor anlaşılır bir şekilde unclearly adv.
zor bir şekilde contrivedly adv.
anlaşılması zor biçimde obscurely adv.
hatırlanması zor bir şekilde immemorially adv.
anlaşılması zor bir şekilde esoterically adv.
zor anlaşılır biçimde unsurely adv.
zor durumda in a tight squeeze adv.
zor bir durumda up a tree adv.
zar zor laboredly adv.
zor bir şekilde knottily adv.
zor beğenerek hypercorrectly adv.
zor bir şekilde difficultly adv.
zor durumda in a bad fix adv.
zor bir biçimde formidably adv.
zor veya kötü durumda in a fine pickle adv.
zar zor merely adv.
zor unutulan bir şekilde hauntingly adv.
zor veya kötü durumda in a pretty pickle adv.
zor beğenerek finickingly adv.
zar zor hardly adv.
anlaşılması zor bir surette enigmatically adv.
zor bir halde crucially adv.
zar zor narrowly adv.
zor bir biçimde difficultly adv.
zor bela just barely adv.
zor bela with great difficulty adv.
zor bir biçimde labouredly adv.
zor bir biçimde labouringly adv.
zor bir biçimde laboredly adv.
zor bir biçimde laboringly adv.
zor günlerinde one's hard times adv.
zor günlerinde one's difficult period adv.
zor durumda on the spot adv.
zor bir halde on-the-spot adv.
zar zor just adv.
zar zor barely adv.
zor kullanarak forcefully adv.
zor durumda at a push adv.
zar zor labouredly adv.
açıklanması ve anlaşılması zor bir şekilde cabalistically adv.
zor meslek difficult job
zor meslek difficult profession
Phrasals
zar zor sürdürmek stumble through n.
zar zor kazanmak scrape through
zar zor atlatmak scrape through
zor bir işin üstesinden gelmek pull off
zor bir işi başarmak pull off
(zor bir dönemden vb) geçmek pass through
bulunması zor tucked away
zor zamanlar için istiflemek/saklamak hoard something up
birine (zor/sıkıcı) bir görev vermek saddle someone with something
zar zor idare etmek squeak by
(zor kullanarak) konuşturmak thrash something out of someone
zar zor geçinmek scratch along
birine zor zamanında destek olmak see someone through
Phrases
çok zor durumda between the hammer and the anvil
zor dönemlerde in time of trouble
senden ayrılmak o kadar zor ki it's so hard to leave you
zor kullanarak at the point of the bayonet
zar zor yetecek (kadar) scarcely enough
söylemesi kolay, kanıtlaması zor easy to say, harder to prove
ne çok kolay ne çok zor neither too easy nor too hard
ne çok kolay ne çok zor neither too easy nor too difficult
zor zamanlarda in tougher times
zor dönemlerde in times of trouble
Proverb
bu saatten sonra artık çok zor too little too late
herkes kendi işinin zor olduğunu düşünür every horse thinks its own pack heaviest
ilk adım her zaman en zor olanıdır first step is always the hardest
Colloquial
zor bir durumdan rahatça sıyrılmak anlamına gelen bir ifade thug life n.
zor durumda up the creek
anlaşılması zor olmak be above one's head
çok zor bir durumda olmak be up against it
birini imdada yetişmesiyle zor bir durumdan sıyırmak be saved by the bell
çok zor like heck
çok zor like hell
zor durumda olmak be in a hole
zor durumda in bad
anlaşılması zor over someone's head
anlaşılması zor above one's head
birisinin anlamayacağı kadar zor above one's head
birisinin anlamayacağı kadar zor over someone's head
kafası alamayacak kadar zor above one's head
zor bir dur karşısında gıkını bile çıkartmamak a stiff upper lip
zor durumda on the spot
zor durumda out on a limb
en zor kısmını atlatmak be over the hump
başa çıkılması zor a hot potato
zor durum a hot potato
gerçekleştirilmesi zor istek a tall order
söylemesi zor hard to say
inanması zor hard to believe
inanması zor hard to swallow
zor kurtulma a close call
zor bir yaş a tough age
zor zamanlar geçirmek have it rough
zor bir iş an ordeal
deveye hendek atlatmaktan daha zor devil of a job
deveye hendek atlatmaktan daha zor devil's own job
zor kazanılmış para hard-won dollars
öngörmesi zor hard to predict
zor bulmak find it difficult
zor gelmek find it difficult
zor kararlar difficult decisions
zor soru hardball question
oldukça zor quite difficult