zor durum - Turkish English Dictionary
History

zor durum



Meanings of "zor durum" in English Turkish Dictionary : 32 result(s)

Turkish English
General
zor durum sorry pickle n.
zor durum difficult situation n.
zor durum dilemma n.
zor durum lurch n.
zor durum sad pickle n.
zor durum cleft stick n.
zor durum plight n.
zor durum duress situation n.
zor durum foul n.
zor durum hole n.
zor durum tough situation n.
zor durum tight corner n.
zor durum scrape n.
zor durum toughie n.
zor durum grievousness n.
zor durum dolorousness n.
zor durum push n.
zor durum predicament n.
zor durum crunch n.
zor durum pickle n.
zor durum spot n.
zor durum nice pickle n.
zor durum den n.
zor durum impasse n.
Colloquial
zor durum a hot potato
Idioms
zor durum behind the eight ball
zor durum a pretty kettle of fish
zor durum a fine kettle of fish
zor durum on thin ice
Technical
zor durum emergency
Automotive
zor durum mess
British Slang
zor durum sticky wicket

Meanings of "zor durum" with other terms in English Turkish Dictionary : 20 result(s)

Turkish English
Common Usage
zor/güç durum strait n.
General
zor bir durum karşısında cesaret göstermek put a bold face on v.
çözülmesi zor durum crux n.
içinden çıkılması zor durum a can of worms n.
kısıtlamadan ileri gelen zor durum squeeze n.
kıtlıktan ileri gelen zor durum squeeze n.
üç ihtimalden birinin seçilmesi gerektiği zor durum trilemma n.
zor bir durum a difficult situation n.
zor bir durum distress n.
Idioms
genellikle ulaşılmasını zor kılmak için bir durum içerisinde adil olmayan bir şekilde kuralların değiştirilmesi shifting the goalposts
genellikle ulaşılmasını zor kılmak için bir durum içerisinde adil olmayan bir şekilde kuralların değiştirilmesi moving the goalposts
içinden çıkılması/çözülmesi zor durum tar baby
üstesinden gelinmesi zor durum a tough row to hoe
üstesinden gelinmesi zor durum a hard row to hoe
üstesinden gelinmesi zor durum a hard/tough row to hoe
yerine getirilmesi gereken sorumluluk/zor durum a cross somebody has to bear
yerine getirilmesi gereken sorumluluk/zor durum a cross somebody has to carry
zor bir durum karşısında çıt çıkartmamak keep a stiff upper lip
zor/güç durum a hard/tough row to hoe
Technical
zor durum çıkış yeri emergency exit