a lot of - Turco Inglés Diccionario
Historia

a lot of

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "a lot of" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
a lot of adj. birçok
General
a lot of adj. sürüsüne bereket
a lot of adj. çok
a lot of adj. birçok

Significados de "a lot of" con otros términos en diccionario inglés turco: 244 resultado(s)

Inglés Turco
General
make a lot of noise v. bağırıp çağırmak
take a lot of nerve v. yürek istemek
take up a lot of room v. çok yer tutmak
get somebody into a lot of trouble v. başını yakmak
make a lot of money v. altın kesmek
put up with a lot of trouble v. kahır çekmek
meet a lot of difficulties v. akla karayı seçmek
cause a lot of work v. uğraştırmak
do a lot of entertaining v. misafiri eksik olmamak
spend a lot of money v. para dökmek
have a lot of fun v. çok eğlenmek
give a lot of joy and health v. cana can katmak
be fond of (something/someone) a lot v. çok hoşlanmak
earn a lot of money v. çok para kazanmak
make a lot of money v. çok para yapmak
make a lot of money v. çok para kazanmak
lose a lot of money v. çok para kaybetmek
do a lot of volunteer work v. pek çok gönüllü iş yapmak
owe a lot of money v. bir sürü borcu olmak
be under a lot of pressure v. çok baskı altında kalmak
be under a lot of pressure v. çok baskı altında olmak
be under a lot of stress v. büyük bir stres altında olmak
spend a lot of time at work v. iş yerinde çok fazla zaman harcamak
come with a lot of privileges v. beraberinde birçok ayrıcalık getirmek
lose a lot of money v. çok para kaybetmek/yitirmek
lose a lot of time v. çok zaman kaybetmek
give a lot of importance to v. çok önem vermek
have a lot of money v. çok parası olmak
be under a lot of pressure v. büyük baskı altında olmak
carry a lot of cash v. yüklü miktarda nakit para taşımak
make a lot of hand gestures v. bir sürü el hareketi yapmak
get a lot of compliments v. bir sürü iltifat almak
pay a lot of money v. dünyanın parasını ödemek/vermek
pay a lot of money v. büyük paralar ödemek
pay a lot of money v. çok para ödemek
do a lot of makeup v. çok makyaj yapmak
watch a lot of television v. çok televizyon izlemek
watch a lot of tv v. çok tv izlemek
watch a lot of tv v. çok televizyon izlemek
watch a lot of television v. çok tv izlemek
make someone a lot of money v. birine çok para kazandırmak
have a lot of time v. çok fazla vakti olmak
watch a lot of tv v. çok televizyon seyretmek
spend a lot of time on the internet v. internette çok zaman harcamak
plant a lot of trees v. birçok ağaç dikmek
a lot of money n. dünyanın parası
flour containing a lot of bran n. paspal
a lot of water has flowed beneath the bridge n. o zamandan bu zamana çok şey değişti
a lot of people n. çok sayıda insan
a lot of people n. birçok insan
a lot of free time n. çok fazla boş zaman
a lot of free time n. çok boş zaman
deuce of a lot adv. hayli miktarda
a hell of a lot adv. çok fazla miktarda
in a lot of ways adv. birçok açıdan
Phrases
with a lot of bargaining n. al aşağı vur yukarı
a lot of them expr. çoğu(onların)
Colloquial
have (a lot) of bottle v. yürekli olmak
have (a lot) of bottle v. cüretkar davranmak
have (a lot) of bottle v. kendine güvenmek
have (a lot) of bottle v. cesur
have (a lot) of bottle v. soğukkanlı olmak
show (a lot) of bottle v. cesaret göstermek
show (a lot) of bottle v. yüreği yetmek
show (a lot) of bottle v. cüretkar davranmak
show (a lot) of bottle v. korkusuzca hareket etmek
ask a lot of questions v. bir sürü soru sormak
drop a lot of money v. çok para kaybetmek
make a lot of noise v. çok ses yapmak
get a lot of press lately v. son zamanlarda basında sıkça yer almak
see a lot of somebody v. birini çok sık görmek
a lot of nonsense n. çok aptalca şey
a lot of nonsense n. koca bir saçmalık
a lot of garbage n. çok aptalca şey
a lot of garbage n. koca bir saçmalık
a lot of baloney n. bir dolu saçma söz
a lot of baloney n. ipe sapa gelmez laf
a lot of baloney n. bir sürü yalan dolan
a lot of baloney n. palavra
a lot of baloney n. yalan dolan
a lot of baloney n. zırva
a lot of baloney n. zırvalık
a lot of baloney n. saçmalık
special in a lot of ways adj. birçok açıdan özel
a whole lot of expr. pek çok
Idioms
take a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
get a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
come in for a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
give a lot of importance to something v. aşırı önem vermek
cover a lot of ground v. aydınlatmak ya da bir tek konuyu derinlemesine ele almak
get a lot of mileage out of something v. bir şeyden fazlasıyla yarar sağlamak
get a lot of irons in the fire v. başını kaşıyacak vakti olmamak
carry a lot of weight with someone v. birinin nezdinde değeri/önemi olmak/anlam ifade etmek
cover a lot of ground v. büyük/çok mesafe kat etmek
take a lot out of someone v. birinden çok şeyler almak/götürmek
get a lot of mileage out of something v. bir şeyi (eskiyinceye/bozuluncaya kadar) tam anlamıyla kullanmak
cover a lot of ground v. birçok konuyu deşmek
give (someone) (a lot of) stick v. birini eleştirmek
carry a lot of weight with someone v. büyük anlam ifade etmek
cover a lot of ground v. birçok değişik konuya değinmek
take a lot of guts v. çok cesaret istemek
take a lot of nerve v. çok küstah/arsız olmak
cover a lot of ground v. değişik konuları ele almak
not put (a lot) of stock in something v. dikkate almamak
cover a lot of ground v. çok yol gitmek
give a lot of importance to something v. çok önem vermek
have a lot of nerve v. çok küstah/arsız olmak
take a lot of stick v. eleştiri almak
come in for a lot of stick v. eleştirilmek
think a lot of someone v. hakkında iyi/olumlu düşünmek
get a lot of stick v. eleştiri almak
take a lot of stick v. eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for a lot of stick v. eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for a lot of stick v. eleştiri almak
get a lot of stick v. eleştirilmek
show a lot of promise v. gelecek vadetmek
have a lot of promise v. gelecek vadetmek
take a lot of stick v. eleştirilmek
get a lot of stick v. eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
give a lot of importance to something v. fazlasıyla önemsemek
think a lot of someone v. iyi gözle bakmak
be the best of a bad lot v. kötünün iyisi olmak
not put (a lot) of stock in something v. önemsememek
be under a lot of strain v. oldukça (çok) gergin/stresli olmak
think a lot of someone v. takdir etmek
have a lot of nerve v. yüzsüz olmak
come in for a lot of stick v. yoğun eleştirilere maruz kalmak
get a lot of stick v. yoğun eleştirilere maruz kalmak
have a lot of time for somebody v. (değer verdiği/hoşlandığı) birisine ayıracak çok zamanı olmak
take a lot out of someone v. (iş/görev vb) enerjisini almak
make a lot of money on something v. (bir şeyden) çok para kazanmak
take a lot of stick v. yoğun eleştirilere maruz kalmak
take a lot of nerve v. yüzsüz olmak
have (a lot) of bottle v. özgüveni çok yüksek olmak
have a lot of bottle [uk] v. cesaretli olmak
have a lot of bottle [uk] v. özgüveni yüksek olmak
have a lot of bottle [uk] v. çok girişken olmak
have a lot of bottle [uk] v. büyük cesaret göstermek
have a lot of bottle [uk] v. yüksek özgüven sergilemek
show a lot of bottle [uk] v. cesaretli olmak
show a lot of bottle [uk] v. özgüveni yüksek olmak
show a lot of bottle [uk] v. çok girişken olmak
show a lot of bottle [uk] v. büyük cesaret göstermek
show a lot of bottle [uk] v. yüksek özgüven sergilemek
see a lot of (one) v. birini çok sık görmek
put (one) to a lot of expense v. (birini) çok masrafa sokmak
put (one) to a lot of expense v. (birine ) çok masraf ettirmek
put (one) to a lot of expense v. (birine) çok masraf yaptırmak
get (a lot of) grief (from someone) v. (birinden) ağır eleştiri/kınama almak
get (a lot of) grief (from someone) v. (biri tarafından) çok yargılanmak
get (a lot of) grief (from someone) v. (biri tarafından) çok üstüne gidilmek
a lot of pluck n. mangal gibi yürek
a lot of pluck n. cesaret
a lot of pluck n. taşak
a lot of pluck n. yürek
a lot of bunk [uk] n. hepsi/tümü zırva
a lot of bunk [uk] n. havagazı
a lot of bunk [uk] n. safsata
a lot of bunk [uk] n. hava cıva
a lot of bunk [uk] n. fasa fiso
a lot of bunk [uk] n. palavra
a lot of bunk [uk] n. saçma
a lot of bunk [uk] n. saçmalığın daniskası/dik alası
a lot of bunk [uk] n. martaval
a lot of bunk [uk] n. yalan dolan
a lot of bunk [uk] n. saçma sapan bir sürü şey
a lot of bunk [uk] n. saçmalıktan ibaret
a hell of a lot of n. çok sayıda/miktarda
a fat lot of good/use n. zerre kadar yararı olmayan
a lot of baloney expr. fasa fiso
a lot of bunk [us] expr. fasa fiso
a lot of malarkey expr. fasa fiso
a lot, not much, etc. in the way of something expr. bir şeye dair
a lot of baloney expr. boş laf
a lot of bunk [us] expr. boş laf
a lot of malarkey expr. boş laf
a lot, not much, etc. in the way of something expr. bir şeye ilişkin
a lot of baloney expr. saçmalıktan ibaret
a lot of bunk [us] expr. saçmalıktan ibaret
a lot of malarkey expr. saçmalıktan ibaret
a lot, not much, etc. in the way of something expr. bakımından
a lot of bunk [us] expr. palavra
a lot of malarkey expr. palavra
a lot, not much, etc. in the way of something expr. istinaden
a fat lot of good/use expr. bir işe yaramayan
a hell of a lot expr. birçok
a hell of a lot expr. bir sürü
a hell of a lot expr. bir yığın
a heck of a lot of money expr. çok miktarda para
a fat lot of good/use expr. gereksiz
a lot of water has flowed beneath the bridge expr. köprünün altından çok sular aktı
a lot of water has gone under the bridge expr. köprünün altından çok sular geçti
a lot of water has gone under the bridge expr. o zamandan bu zamana çok şey değişti
a hell of a lot expr. sürüsüne bereket
Speaking
when you're in army you got a lot of time to think n. askerdeyken düşünecek çok vaktin oluyor
you've been seeing a lot of her lately expr. anladığım kadarıyla son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsunuz
you've been seeing a lot of him lately expr. anladığım kadarıyla son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsunuz
we're going to make a lot of money together expr. birlikte çok para kazanacağız
we're going to make a lot of money together expr. birlikte bir sürü para kazanacağız
this was a lot of money back then expr. bu o zamanlarda iyi paraydı
we’ve expended a lot of effort on this expr. bu yolda çok emek harcadık
we said a lot of things expr. birçok şey söyledik
this was a lot of money back then expr. bu o zamanlarda büyük paraydı
you can make a lot of friends expr. birçok arkadaş edinebilirsin
I got a lot of calls expr. bir sürü telefon aldım
we've done this a lot of times expr. bunu pek çok kez yaptık
i think you've been under a lot of pressure recently expr. bence son zamanlarda çok baskı altında kaldın
you must make a lot of money expr. çok para kazanıyor olmalısın
you ask a lot of questions expr. çok soru soruyorsun
that was a lot of fun expr. çok eğlenceliydi
i've had a lot of time to think expr. düşünmek için çok vaktim oldu
I don't have a lot of time expr. çok vaktim yok
a lot of blood was shed expr. çok kan döküldü
you don't have a lot of time expr. çok fazla zamanın yok
I don't have a lot of time expr. çok zamanım yok
we don't have a lot of time expr. çok fazla zamanımız yok
you are spending a lot of money expr. çok para harcıyorsun
did you lose a lot of weight? expr. çok mu kilo verdin?
you've got a hell of a lot of nerve expr. yürek yedin galiba
it's got a lot of miles on it expr. epey kilometre yapmış durumda
we don’t have a lot of options expr. fazla seçeneğimiz yok
he's got a lot of fingers in a lot of pies expr. onun her tarakta bezi vardır
that will take a lot of work expr. o çok iş ister
take a lot of photos there expr. orada bir sürü fotoğraf çek
I have a lot of friends at school expr. okulda bir sürü arkadaşım var
I’m going to make you a lot of money expr. sizlere çok para kazandıracağım
you've been seeing a lot of him lately expr. son zamanlarda onunla çok sık görüşüyorsun
I’m going to make you a lot of money expr. sana çok para kazandıracağım
you will earn a lot of money soon expr. yakında çok fazla para kazanacaksın
there's a lot of pressure on me expr. üzerimde çok baskı
what a lot of things there are that you can do expr. yapabileceğin ne de çok şey var
there's a lot of pressure on me expr. üstümde çok baskı var
Slang
mean a hell of a lot to v. büyük anlam ifade etmek
a lot of moola n. bir dünya mangır/mangiz
a lot of moola n. çuvalla arpa (para)
what a lot of rubbish n. deli zırvası
a fat lot of good/use n. tırt
a fat lot of good/use expr. bir boka yaramayan
a fat lot of good/use expr. bir işe yaramayan
a hell of a lot better than expr. çok daha iyi
Technical
heterogeneity of distribution of a lot n. parti dağılım heterojenliği
determination of mass of contained metal in a lot n. partideki metal kütlesinin belirlenmesi
moisture content of a lot n. partinin rutubet muhtevası
Mining
moisture content of a lot n. bir partinin rutubet muhtevası