Turco - Inglés
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Traducción
Eliminar anuncios
Iniciar sesión / Registrarse
Apagar las luces
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Traducción
Sinónimo
Frases
Herramientas
Recursos
Sobre nosotros
Contacto
Iniciar sesión / Registrarse
EN-TR
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Español - Inglés
Francés - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Turco - Inglés
Ocultar la historia
Historia detallada
Eliminar
Historia :
a stick
Historia
Frases
Significados de
"a stick"
con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)
Categoría
Inglés
Turco
General
1
General
pieces of grilled meat on a stick
n.
çöp kebabı
2
General
a sharp stick
n.
keskin bir sopa
3
General
beat with a stick
v.
sopalamak
4
General
stick like a leech
v.
sülük gibi yapışmak
5
General
be caught in a cleft stick
v.
açmaza düşmek
6
General
be caught in a cleft stick
v.
açmaza girmek
7
General
be caught in a cleft stick
v.
açmaza getirmek
8
General
be caught in a cleft stick
v.
açmaza sürüklemek
9
General
stick a stamp
v.
pul yapıştırmak
10
General
speak softly but carry a big stick
v.
aba altından değnek sopa göstermek
11
General
hit with a stick
v.
sopayla vurmak
12
General
stick to a budget
v.
bütçeye bağlı kalmak
13
General
stick a knife in
v.
bıçak saplamak
14
General
stick a knife in
v.
bıçaklamak
15
General
stick a knife in
v.
bıçak batırmak
16
General
stick a candle
v.
(bir) mum dikmek/yakmak
Phrases
17
Phrases
walk softly and carry a big stick
expr.
aba altından sopa göstermek
18
Phrases
walk softly and carry a big stick
expr.
sopa siyaseti yapmak
19
Phrases
walk softly and carry a big stick
expr.
müzakereye açık ol ama gardını düşürme
20
Phrases
it is easy to find a stick to beat a dog
expr.
sahipsiz/korumasız kişileri ezmek kolay
21
Phrases
it is easy to find a stick to beat a dog
expr.
savunmasız birine/bir şeye saldırmak kolay
Proverb
22
Proverb
it is easy to find a stick to beat a dog
alçacık eşeğe herkes biner
23
Proverb
it is easy to find a stick to beat a dog
alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay
24
Proverb
it is easy to find a stick to beat a dog
sert bir eylemi haklı çıkarmak için bahane bulmak kolaydır
25
Proverb
it is easy to find a stick to beat a dog
köpeğini dövmek isteyene sopa bulmak kolay
Colloquial
26
Colloquial
stick a gun in someone’s face
v.
yüzüne silah doğrultmak
27
Colloquial
jumping jesus on a pogo stick
exclam.
hadi ya!
28
Colloquial
jumping jesus on a pogo stick
exclam.
hadi be!
29
Colloquial
jumping jesus on a pogo stick
exclam.
aman tanrım
30
Colloquial
stick a fork in (me)
exclam.
(ben) tamamım
Idioms
31
Idioms
a carrot and stick approach
n.
ödül ve ceza yaklaşımı
32
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
33
Idioms
a stick to beat someone or something with
n.
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
34
Idioms
a stick with which to beat someone [brit]
n.
söylenmek/eleştirmek için bahane
35
Idioms
a stick with which to beat someone [brit]
n.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
36
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
37
Idioms
a stick with which to beat someone [brit]
n.
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
38
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
39
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane
40
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
bahane ederek azarlama/paylama
41
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
bahanesi/sebebi olma
42
Idioms
a stick to beat someone with [uk]
n.
bahane ederek azarlama/paylama
43
Idioms
a stick with which to beat someone [uk]
n.
bahanesi/sebebi olma
44
Idioms
a stick to beat someone with [uk]
n.
bahanesi/sebebi olma
45
Idioms
a stick to beat someone or something with
n.
aba altından sopa gösterme
46
Idioms
a stick with which to beat someone [uk]
n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane
47
Idioms
a stick with which to beat someone [uk]
n.
bahane ederek azarlama/paylama
48
Idioms
a stick to beat someone with [uk]
n.
(birini) azarlamak/paylamak için bahane
49
Idioms
carrot on a stick
n.
mükafat
50
Idioms
carrot on a stick
n.
ödül
51
Idioms
the moon on a stick
n.
birinin isteyebileceği/hayal edebileceği her şey
52
Idioms
the moon on a stick
n.
birinin isteyebileceğinden/hayal edebileceğinden fazlası
53
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
birini azarlamak/paylamak için bahane
54
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
birinin üstüne gitmek/birini cezalandırmak için bulunan açık
55
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
bahane ederek azarlama/paylama
56
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
karşıdakine silah olarak kullanılan olay
57
Idioms
a stick to beat somebody with
n.
birine kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
58
Idioms
a stick-in-the-mud
n.
örümcek kafalı kimse
59
Idioms
a stick-in-the-mud
n.
uyuz/uyuşuk tip
60
Idioms
a stick-in-the-mud
n.
eğlenceden/yeni şeylerden anlamayan kimse
61
Idioms
a stick-in-the-mud
n.
geri/eski kafalı kimse
62
Idioms
a stick-in-the-mud
n.
sıkıcı kimse
63
Idioms
a stick-in-the-mud
n.
eğlenceden/yeniliklerden hoşlanmayan kimse
64
Idioms
speak softly but carry a big stick
v.
aba altından değnek göstermek
65
Idioms
be caught in a cleft stick
v.
açmaza düşmek
66
Idioms
speak softly and carry a big stick
v.
aba altından değnek göstermek
67
Idioms
be caught in a cleft stick
v.
çıkmaza düşmek
68
Idioms
not have a stick in this world
v.
dikili ağacı olmamak
69
Idioms
stick like a burr
v.
kene gibi yapışmak
70
Idioms
be as thin as a stick
v.
bir deri bir kemik kalmak
71
Idioms
stick out like a sore thumb
v.
yırtık dondan çıkmış gibi durmak
72
Idioms
stick out like a sore thumb
v.
yama gibi durmak
73
Idioms
be in a cleft stick
v.
iki arada bir derede kalmak
74
Idioms
stick out like a sore thumb
v.
bariz/belirgin olmak
75
Idioms
stick out like a sore thumb
v.
apaçık olmak
76
Idioms
not hold a stick to someone
v.
eline su dökememek
77
Idioms
get a lot of stick
v.
yoğun eleştirilere maruz kalmak
78
Idioms
take a lot of stick
v.
eleştirilmek
79
Idioms
come in for a lot of stick
v.
eleştirilmek
80
Idioms
take a lot of stick
v.
yoğun eleştirilere maruz kalmak
81
Idioms
take a lot of stick
v.
eleştiri almak
82
Idioms
come in for a lot of stick
v.
eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
83
Idioms
come in for a lot of stick
v.
eleştiri almak
84
Idioms
take a lot of stick
v.
eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
85
Idioms
come in for a lot of stick
v.
yoğun eleştirilere maruz kalmak
86
Idioms
get a lot of stick
v.
eleştirilmek
87
Idioms
get a lot of stick
v.
eleştiri almak
88
Idioms
get a lot of stick
v.
eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
89
Idioms
get a lot of stick
v.
ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
90
Idioms
take a lot of stick
v.
ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
91
Idioms
come in for a lot of stick
v.
ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
92
Idioms
stick out a mile
v.
çok uzaktan belli olmak
93
Idioms
stick out like a sore thumb
v.
rahatsız edecek kadar dikkat çekmek
94
Idioms
stick out like a sore thumb
v.
göze batmak
95
Idioms
be as thin as a stick
v.
çok zayıflamak
96
Idioms
be as thin as a stick
v.
çöpe dönmek
97
Idioms
stick one's head in a noose
v.
kendi sonunu hazırlamak
98
Idioms
stick one's head in a noose
v.
kendini tehlikeli bir duruma sokmak
99
Idioms
give (someone) (a lot of) stick
v.
birini eleştirmek
100
Idioms
speak softly and carry a big stick
v.
ortalığı alevlendirmeden konuşup bir taraftan da hazırlanmak
101
Idioms
walk softly and carry a big stick
v.
ortalığı alevlendirmeden konuşup bir taraftan da hazırlanmak
102
Idioms
walk softly and carry a big stick
v.
barışçıl müzakereleri yürütüp bir taraftan da mücadeleye hazırlanmak
103
Idioms
speak softly and carry a big stick
v.
barışçıl müzakereleri yürütüp bir taraftan da mücadeleye hazırlanmak
104
Idioms
stick a pin in it
v.
bir şeyi tartışmayı/konuşmayı kaldığı yerden sürdürmek üzere bırakmak
105
Idioms
stick a pin in it
v.
bir konuyu tartışmaya/konuşmaya ara vermek
106
Idioms
stick a pin in it
v.
bir konuyu tartışmayı/konuşmayı daha sonra devam etmek üzere bırakmak
107
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
kısa süreli parlayıp sönmek
108
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
kısa süren bir başarı elde etmek
109
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
roket hızında yükselmek (ve aynı hızla dibe vurmak)
110
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
yıldızı bir anda parlamak (ve kısa sürede sönmek)
111
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
çarpıcı biçimde yükselmek (ve aynı şekilde düşüş yaşamak)
112
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
roket hızıyla yükselip aynı hızla dibe vurmak
113
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
bir anda parlayıp sönmek
114
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
roket hızıyla yükseldiği yerden aynı hızla yere çakılmak
115
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
çok hızlı bir şekilde parlayıp fıs diye sönmek
116
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
geçici ve hızlı bir yükseliş yaşamak
117
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
bir anda parlamak (ve sönmek)
118
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
hızla yükselip birden çakılmak
119
Idioms
rise like a rocket (and fall like a stick)
v.
hızla yükselmek (ve birden çakılmak)
120
Idioms
be in a cleft stick
v.
zor bir durumda olmak
121
Idioms
be in a cleft stick
v.
sıkıntılı bir durumda olmak
122
Idioms
be in a cleft stick
v.
çıkmazda olmak
123
Idioms
be in a cleft stick
v.
açmazda olmak
124
Idioms
wield a big stick
v.
aba altından değnek/sopa göstermek
125
Idioms
wield a big stick
v.
güç/gövde gösterisi yapmak
126
Idioms
carry a big stick
v.
güç/gövde gösterisi yapmak
127
Idioms
carry a big stick
v.
aba altından değnek/sopa göstermek
128
Idioms
get (a lot of) stick (from someone)
v.
(biri tarafından) çok yargılanmak
129
Idioms
get (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinin) yoğun eleştirilerine maruz kalmak
130
Idioms
get (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinin) eleştiri oklarının hedefi olmak
131
Idioms
get (a lot of) stick (from someone)
v.
(biri tarafından) çok üstüne gidilmek
132
Idioms
get (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinden) ağır eleştiri/kınama almak
133
Idioms
not hold a stick to (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) eline su dökememek
134
Idioms
not hold a stick to
v.
-in eline su dökememek
135
Idioms
not hold a stick to (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) tırnağı bile olamamak
136
Idioms
not hold a stick to (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) yanından bile geçememek
137
Idioms
not hold a stick to
v.
'-in tırnağı bile olamamak
138
Idioms
not hold a stick to
v.
'-in yanından bile geçememek
139
Idioms
stick your head in a noose
v.
kendini tehlikeli bir duruma sokmak
140
Idioms
stick your head in a noose
v.
kendini zor duruma sokmak
141
Idioms
stick your head in a noose
v.
kendi sonunu hazırlamak
142
Idioms
take (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinden bir ton) fırça/papara yemek
143
Idioms
take (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinden bir sürü) azar işitmek
144
Idioms
take (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinin) eleştiri oklarının hedefi olmak
145
Idioms
take (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinden bir yığın) eleştiri almak
146
Idioms
take (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinin yoğun) eleştirisine maruz kalmak
147
Idioms
take (a lot of) stick (from someone)
v.
(birinden yoğun) eleştiri almak
148
Idioms
hold a stick to
v.
eşit şartlarda mücadele etmek
149
Idioms
hold a stick to
v.
…'ya kıyasla dayanmak
150
Idioms
hold a stick to
v.
eşit koşullarda yarışmak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of a stick
×
Term Options
Corregir / Sugerir
Francés Inglés Diccionario
Español Inglés Diccionario
Alemán Inglés Diccionario
Inglés Sinónimo Diccionario
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy