a stick - Turco Inglés Diccionario

a stick

Significados de "a stick" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
pieces of grilled meat on a stick n. çöp kebabı
a sharp stick n. keskin bir sopa
beat with a stick v. sopalamak
stick like a leech v. sülük gibi yapışmak
be caught in a cleft stick v. açmaza düşmek
be caught in a cleft stick v. açmaza girmek
be caught in a cleft stick v. açmaza getirmek
be caught in a cleft stick v. açmaza sürüklemek
stick a stamp v. pul yapıştırmak
speak softly but carry a big stick v. aba altından değnek sopa göstermek
hit with a stick v. sopayla vurmak
stick to a budget v. bütçeye bağlı kalmak
stick a knife in v. bıçak saplamak
stick a knife in v. bıçaklamak
stick a knife in v. bıçak batırmak
stick a candle v. (bir) mum dikmek/yakmak
Phrases
walk softly and carry a big stick expr. aba altından sopa göstermek
walk softly and carry a big stick expr. sopa siyaseti yapmak
walk softly and carry a big stick expr. müzakereye açık ol ama gardını düşürme
it is easy to find a stick to beat a dog expr. sahipsiz/korumasız kişileri ezmek kolay
it is easy to find a stick to beat a dog expr. savunmasız birine/bir şeye saldırmak kolay
Proverb
it is easy to find a stick to beat a dog alçacık eşeğe herkes biner
it is easy to find a stick to beat a dog alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay
it is easy to find a stick to beat a dog sert bir eylemi haklı çıkarmak için bahane bulmak kolaydır
it is easy to find a stick to beat a dog köpeğini dövmek isteyene sopa bulmak kolay
Colloquial
stick a gun in someone’s face v. yüzüne silah doğrultmak
jumping jesus on a pogo stick exclam. hadi ya!
jumping jesus on a pogo stick exclam. hadi be!
jumping jesus on a pogo stick exclam. aman tanrım
stick a fork in (me) exclam. (ben) tamamım
Idioms
a carrot and stick approach n. ödül ve ceza yaklaşımı
a stick to beat somebody with n. kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick to beat someone or something with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick with which to beat someone [brit] n. söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick with which to beat someone [brit] n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
a stick to beat somebody with n. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
a stick with which to beat someone [brit] n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick to beat somebody with n. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick to beat somebody with n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat somebody with n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat somebody with n. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat someone with [uk] n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick with which to beat someone [uk] n. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat someone with [uk] n. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat someone or something with n. aba altından sopa gösterme
a stick with which to beat someone [uk] n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick with which to beat someone [uk] n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat someone with [uk] n. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
carrot on a stick n. mükafat
carrot on a stick n. ödül
the moon on a stick n. birinin isteyebileceği/hayal edebileceği her şey
the moon on a stick n. birinin isteyebileceğinden/hayal edebileceğinden fazlası
a stick to beat somebody with n. birini azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat somebody with n. birinin üstüne gitmek/birini cezalandırmak için bulunan açık
a stick to beat somebody with n. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat somebody with n. karşıdakine silah olarak kullanılan olay
a stick to beat somebody with n. birine kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick-in-the-mud n. örümcek kafalı kimse
a stick-in-the-mud n. uyuz/uyuşuk tip
a stick-in-the-mud n. eğlenceden/yeni şeylerden anlamayan kimse
a stick-in-the-mud n. geri/eski kafalı kimse
a stick-in-the-mud n. sıkıcı kimse
a stick-in-the-mud n. eğlenceden/yeniliklerden hoşlanmayan kimse
speak softly but carry a big stick v. aba altından değnek göstermek
be caught in a cleft stick v. açmaza düşmek
speak softly and carry a big stick v. aba altından değnek göstermek
be caught in a cleft stick v. çıkmaza düşmek
not have a stick in this world v. dikili ağacı olmamak
stick like a burr v. kene gibi yapışmak
be as thin as a stick v. bir deri bir kemik kalmak
stick out like a sore thumb v. yırtık dondan çıkmış gibi durmak
stick out like a sore thumb v. yama gibi durmak
be in a cleft stick v. iki arada bir derede kalmak
stick out like a sore thumb v. bariz/belirgin olmak
stick out like a sore thumb v. apaçık olmak
not hold a stick to someone v. eline su dökememek
get a lot of stick v. yoğun eleştirilere maruz kalmak
take a lot of stick v. eleştirilmek
come in for a lot of stick v. eleştirilmek
take a lot of stick v. yoğun eleştirilere maruz kalmak
take a lot of stick v. eleştiri almak
come in for a lot of stick v. eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for a lot of stick v. eleştiri almak
take a lot of stick v. eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
come in for a lot of stick v. yoğun eleştirilere maruz kalmak
get a lot of stick v. eleştirilmek
get a lot of stick v. eleştiri almak
get a lot of stick v. eleştiri oklarının hedefi haline gelmek
get a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
take a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
come in for a lot of stick v. ağır/yoğun biçimde eleştirilmek
stick out a mile v. çok uzaktan belli olmak
stick out like a sore thumb v. rahatsız edecek kadar dikkat çekmek
stick out like a sore thumb v. göze batmak
be as thin as a stick v. çok zayıflamak
be as thin as a stick v. çöpe dönmek
stick one's head in a noose v. kendi sonunu hazırlamak
stick one's head in a noose v. kendini tehlikeli bir duruma sokmak
give (someone) (a lot of) stick v. birini eleştirmek
speak softly and carry a big stick v. ortalığı alevlendirmeden konuşup bir taraftan da hazırlanmak
walk softly and carry a big stick v. ortalığı alevlendirmeden konuşup bir taraftan da hazırlanmak
walk softly and carry a big stick v. barışçıl müzakereleri yürütüp bir taraftan da mücadeleye hazırlanmak
speak softly and carry a big stick v. barışçıl müzakereleri yürütüp bir taraftan da mücadeleye hazırlanmak
stick a pin in it v. bir şeyi tartışmayı/konuşmayı kaldığı yerden sürdürmek üzere bırakmak
stick a pin in it v. bir konuyu tartışmaya/konuşmaya ara vermek
stick a pin in it v. bir konuyu tartışmayı/konuşmayı daha sonra devam etmek üzere bırakmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. kısa süreli parlayıp sönmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. kısa süren bir başarı elde etmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. roket hızında yükselmek (ve aynı hızla dibe vurmak)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. yıldızı bir anda parlamak (ve kısa sürede sönmek)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. çarpıcı biçimde yükselmek (ve aynı şekilde düşüş yaşamak)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. roket hızıyla yükselip aynı hızla dibe vurmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. bir anda parlayıp sönmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. roket hızıyla yükseldiği yerden aynı hızla yere çakılmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. çok hızlı bir şekilde parlayıp fıs diye sönmek
rise like a rocket (and fall like a stick) v. geçici ve hızlı bir yükseliş yaşamak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. bir anda parlamak (ve sönmek)
rise like a rocket (and fall like a stick) v. hızla yükselip birden çakılmak
rise like a rocket (and fall like a stick) v. hızla yükselmek (ve birden çakılmak)
be in a cleft stick v. zor bir durumda olmak
be in a cleft stick v. sıkıntılı bir durumda olmak
be in a cleft stick v. çıkmazda olmak
be in a cleft stick v. açmazda olmak
wield a big stick v. aba altından değnek/sopa göstermek
wield a big stick v. güç/gövde gösterisi yapmak
carry a big stick v. güç/gövde gösterisi yapmak
carry a big stick v. aba altından değnek/sopa göstermek
get (a lot of) stick (from someone) v. (biri tarafından) çok yargılanmak
get (a lot of) stick (from someone) v. (birinin) yoğun eleştirilerine maruz kalmak
get (a lot of) stick (from someone) v. (birinin) eleştiri oklarının hedefi olmak
get (a lot of) stick (from someone) v. (biri tarafından) çok üstüne gidilmek
get (a lot of) stick (from someone) v. (birinden) ağır eleştiri/kınama almak
not hold a stick to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) eline su dökememek
not hold a stick to v. -in eline su dökememek
not hold a stick to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) tırnağı bile olamamak
not hold a stick to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanından bile geçememek
not hold a stick to v. '-in tırnağı bile olamamak
not hold a stick to v. '-in yanından bile geçememek
stick your head in a noose v. kendini tehlikeli bir duruma sokmak
stick your head in a noose v. kendini zor duruma sokmak
stick your head in a noose v. kendi sonunu hazırlamak
take (a lot of) stick (from someone) v. (birinden bir ton) fırça/papara yemek
take (a lot of) stick (from someone) v. (birinden bir sürü) azar işitmek
take (a lot of) stick (from someone) v. (birinin) eleştiri oklarının hedefi olmak
take (a lot of) stick (from someone) v. (birinden bir yığın) eleştiri almak
take (a lot of) stick (from someone) v. (birinin yoğun) eleştirisine maruz kalmak
take (a lot of) stick (from someone) v. (birinden yoğun) eleştiri almak
hold a stick to v. eşit şartlarda mücadele etmek
hold a stick to v. …'ya kıyasla dayanmak
hold a stick to v. eşit koşullarda yarışmak