have something to do - Turco Inglés Diccionario
Historia

have something to do

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "have something to do" con otros términos en diccionario inglés turco: 248 resultado(s)

Inglés Turco
General
have something to do with v. ilgisi olmak
have something to do with v. ilişkisi olmak
have something to do with v. alakası olmak
have the face to do something v. yüzü tutmak
have no business to do something v. hakkı olmamak
have sudden wish to do something v. aklına esmek
not to have anything to do with something v. uzaktan yakından ilgisi olmamak
have nothing to do with something v. birşeyle ilgisi olmamak
have yet to (do something) v. henüz gerçekleşmemiş ama ileride gerçekleşebilecek eylem
Phrases
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı olmaz
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) bir mahzur yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) bir sakınca yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) beis yok
Colloquial
have nothing to do with somebody/something v. doğrudan bir ilişkisi olmamak
have a (hard/difficult) job doing/to do something v. (bir şeyi) yapmakta zorlanmak
have (something) to do v. yapılacak bir işi olmak
have (something) to do v. (bir şey) yapmak zorunda olmak
have (something) to do v. (bir şeyi) yapması gerekmek
have a (hard/difficult) job doing/to do something v. (bir şeyi) yapana kadar canı çıkmak
be/have to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle ilgisi olmak
be/have to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle ilgili olmak
be/have to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle alakası olmak
be/have to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle alakalı olmak
be/have to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle bağlantılı olmak
be/have to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle ilişkili olmak
have nothing to do with someone or something v. (biriyle/bir şeyle) bir bağı olmamak
have nothing to do with someone or something v. (biriyle/bir şeyle) alakası olmamak
have nothing to do with someone or something v. (birinden/bir şeyden) uzak durmak
have nothing to do with someone or something v. (biriyle/bir şeyle) ilgisi olmamak
have nothing to do with someone or something v. (biriyle/bir şeyle) bir bağlantısı olmamak
have nothing to do with someone or something v. (biriyle/bir şeyle) görüşmemek
have nothing to do with someone or something v. (biriyle/bir şeyle) ilişkisi olmamak/kalmamak
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle bir ilgisi olmamak
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle bir bağlantısı olmamak
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle bir ilişkisi olmamak
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle bağlantı kurmayı reddetmek/istememek
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle ilişki kurmayı reddetmek/istememek
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle işi olmamak
have nothing to do with somebody/something v. biriyle/bir şeyle bir ilgisi/bağlantısı olsun istememek
have nothing to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle işi olmamak
have nothing to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle bir bağlantısı olmamak
have nothing to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle bir ilgisi/bağlantısı olsun istememek
not have anything to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle işi olmamak
not have anything to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle bir bağlantısı olmamak
not have anything to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle bir ilgisi/bağlantısı olsun istememek
have something to do with something v. bir şeyle bir ilgisi olmak
have something to do with something v. bir şeyle bir bağlantısı olmak
have something to do with something v. bir şeyle ilgili olmak
have something to do with something v. bir şeye bağlı olmak
have something to do with something v. bir şeyle alakalı olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle bir ilgisi olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle bir bağlantısı olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle ilgili olmak
not have anything to do with something v. bir şeye bağlı olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle alakalı olmak
have got to (do something) v. (bir şey yapmak) zorunda olmak
have got to (do something) v. (bir şey yapmaya) mecbur olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisi içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneği olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) becerisi içinde olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneğini içinde barındırmak
have it in one to do something v. birinin bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisi birinin içinde olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmak aklında olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmaya niyeti olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmayı düşünmek
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in one to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have to do with something v. bir şeyle bir ilgisi olmak
have to do with something v. bir şeyle bir bağlantısı olmak
have to do with something v. bir şeyle ilgili olmak
have to do with something v. bir şeye bağlı olmak
have to do with something v. bir şeyle alakalı olmak
if you have a mind to (do something) expr. eğer (bir şeyi yapma) niyetin varsa
if you have a mind to (do something) expr. eğer (bir şeyi yapmaya) niyetliysen
if you have a mind to (do something) expr. eğer (bir şeyi) yapmak) istiyorsan
if you have a mind to (do something) expr. eğer (bir şeyi yapmak) niyetindeysen
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmaktan/bir şey yapmaktan/almaktan) zarar gelmez
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) zararı olmaz
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) sakıncası yok
it won't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) mahzuru yok
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmaktan/bir şey yapmaktan/almaktan) zarar gelmezdi
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) zararı olmazdı
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) sakıncası olmazdı
it wouldn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeye sahip olmanın/bir şey yapmanın/almanın) mahzuru olmazdı
Idioms
have no business to do something v. bir şey yapmaya hakkı olmamak
have a good mind to do something v. bir şeye meyilli olmak
have a good mind to do something v. bir şey yapmayı aklına koymak
have half a mind to do something v. yapmaya niyet etmek
have the brass balls to do something v. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
have the brass to do something v. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the brass to do something v. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
have the brass balls to do something v. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the brass neck to do something v. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the brass neck to do something v. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
have cause to do something v. (bir şeyi yapmaya) nedeni olmak
have cause to do something v. gerekçesi olmak
have the brass neck to do something (brit) v. bir şeyi yapmaya cesareti olmak
have the brass balls to do something (us) v. bir şeyi yapmaya cesareti olmak
have the gall to do something v. (bir şeyi yapmak için) cesareti olmak
have the presence of mind to do something v. soğukkanlı düşünebilmek
have the presence of mind to do something v. soğukkanlı olmak
have the presence of mind to do something v. soğukkanlı düşünmek
have the devil's own job to do something v. (bir yeri bulabilmek/bir şeyi yapabilmek için) akla karayı seçmek
have an itch to do something v. can atmak
have an itch to do something v. heves etmek
have an itch to do something v. bir şey yapmayı arzulamak
have an itch to do something v. yapası/edesi olmak
have no magic wand (to do something) v. (bir şeyi gerçekleştirmek/yapmak için) sihirli bir değneği olmamak
have half a notion to do something v. yapmaya niyet etmek
have a mind to do (something) v. (bir şeyi yapma) niyetinde olmak
have nothing to do with somebody/something v. (biriyle/birşeyle) işi olmamak
have the gall to do something v. cüret etmek
have the gall to do something v. (bir şeyi yapmak için) cesareti olmak
have the gall to do something v. (kaba/mantıksız/yakışıksız bir şeyi yapmaya) cesaret etmek
have license to do something v. bir konuda yetkisi olmak
have license to do something v. bir konuda ruhsatı olmak
have license to do something v. bir konuda ehliyeti olmak
have license to do something v. bir konuda izni olmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüz bulmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü tutmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü olmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüz bulmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesaret/cüret etmek
have the face to (do something) v. (bir şey yapma) cesaretini/yüzsüzlüğünü göstermek
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapma) cesaretini/yüzsüzlüğünü göstermek
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü olmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) çekinmemek
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) çekinmemek
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesaret/cüret etmek
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) yüzü tutmak
have the brass face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesareti olmak
have the face to (do something) v. (bir şey yapmaya) cesareti olmak
have no cause to (do something) v. (bir şey yapma) gerekçesi olmamak
have no cause to (do something) v. (bir şey yapmak için) hiçbir nedeni olmamak
have no cause to (do something) v. (bir şey yapacak) bir sebebi olmamak
have the courtesy to (do something) v. birine bir teveccühte bulunmak
have the courtesy to (do something) v. (bir şey yapma) nezaketini göstermek
have the courtesy to (do something) v. (bir şey yapma) inceliği göstermek
have the courtesy to do something v. bir şey yapma inceliği göstermek
have the courtesy to do something v. -ecek kadar saygılı olmak
have the courtesy to do something v. bir şey yapma nezaketi göstermek
have occasion to (do something) v. (bir şeyi) yapma fırsatı olmak
have the courtesy to (do something) v. (bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the (good) grace to (do something) v. özür dileme vs. kibarlığını göstermek
have the (good) grace to (do something) v. (bir şeyi) yapma inceliğine sahip olmak
have occasion to (do something) v. (bir şeyi) yapmasına gerek olmak
have the (good) grace to do something v. özür dileme vs. kibarlığını göstermek
have the courtesy to (do something) v. özür dileme vs. kibarlığını göstermek
have the (good) grace to (do something) v. (bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have occasion to (do something) v. (bir şeyi) yapması gerekmek
have occasion to (do something) v. bir nedenle (bir şeyi) yapmak
have occasion to (do something) v. bir fırsatını bulup (bir şey) yapmak
have occasion to (do something) v. (bir şey) yapmasına bir sebep olmak
have occasion to (do something) v. gücenecek vs. bir nedeni olmak
have the (good) grace to (do something) v. (bir şeyi) yapma nezaketini göstermek
have the (good) grace to do something v. (bir şeyi) yapma nezaketini göstermek
have the (good) grace to do something v. (bir şeyi) yapma inceliğine sahip olmak
have the (good) grace to do something v. (bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the courtesy to (do something) v. (bir şeyi) yapma nezaketini göstermek
have the courtesy to (do something) v. (bir şeyi) yapma inceliğine sahip olmak
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için bir fırın ekmek yemesi gerekmek
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için çok çabalaması gerekmek
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için çok gayret sarf etmesi gerekmek
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için çok çalışması gerekmek
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için çok/gerçek bir çaba sarf etmek zorunda olmak
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için çok emek vermesi gerekmek
have to go some to (do something) v. (bir şeyi yapmak) için çok uğraşması gerekmek
have (got) to (do something) v. (bir şey yapmak) zorunda olmak
have (got) to (do something) v. (bir şey yapmaya) mecbur olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. (bir şeyi yapmak) zor olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. (bir şeyi yapmak konusunda) işi zor olmak
have a job doing/to do something v. (bir şeyi) yapmakta zorlanmak
have a job doing/to do something v. (bir şeyi) yapana kadar canı çıkmak
have a job doing/to do something v. (bir şeyi yapmakta) işi zor olmak
have a wild hair to (do something) v. (bir şey yapmaya) heveslenmek/heves etmek
have a wild hair to (do something) v. (bir şey yapmaya) can atmak
have a right to (do something) v. (bir şey yapmaya) hakkı olmak
have the right to (do something) v. (bir şey yapmaya) hakkı olmak
have an itch to (do something) v. (bir şey yapmayı) arzulamak
have an itch to (do something) v. (bir şey yapmaya) can atmak
have an itch to (do something) v. (bir şey yapmaya) heves etmek
have an itch to (do something) v. (bir şey) yapası/edesi olmak
have the itch to (do something) v. (bir şey yapmayı) arzulamak
have the itch to (do something) v. (bir şey yapmaya) can atmak
have the itch to (do something) v. (bir şey yapmaya) heves etmek
have the itch to (do something) v. (bir şey) yapası/edesi olmak
have got it (all) together to (do something) v. (bir şey yapmak için) aklı başında olmak
have got it (all) together to (do something) v. (bir şey yapmak için) kafası yerinde olmak
have no business doing something/to do something v. bir şey yapmaya hakkı olmamak
have the grace to do something v. bir şeyi yapma nezaketini göstermek
have the grace to do something v. bir şeyi yapma inceliğine sahip olmak
have the grace to do something v. bir şeyi yapacak kadar iyi olmak
have the grace to do something v. kibarlığını göstermek
have the guts (to do something) v. (bir şeyi yapma) cesareti olmak
have the guts (to do something) v. (bir şeyi yapmayı) götü yemek
have the heart (to do something) v. (bir şey yapacak kadar) duygusuz olmak
have the heart (to do something) v. (bir şey yapacak kadar) kalpsiz olmak
have the heart (to do something) v. (bir şey yapacak kadar) taş kalpli olmak
have the heart (to do something) v. (bir şey yapacak kadar) katı yürekli olmak
have the heart (to do something) v. (bir şey yapacak kadar) acımasız olmak
have the neck to do something v. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the neck to do something v. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
have the neck to do something v. bir şeyi yapmaya cesareti olmak
have the nerve to do something v. bir şeyi yapmaya cüret etmek
have the nerve to do something v. bir şeyi yapmaya cesaret etmek
have the nerve to do something v. bir şeyi yapmaya cesareti olmak
have the wherewithal to (do something) v. (yapmak) için gereken paraya, beceriye sahip olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. (bir şey yapmak konusunda) işi zor olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. baş etmesi zor bir işi olmak
have your work cut out (to do something/doing something) v. işi başından aşkın olmak
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şeyi yapmaya) yüzü/cesareti olmamak
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şeyi yapmaktan) utanmak
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şeyi yapmaktan) çekinmek
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şey yapmaya) yüzü tutmamak
not have the heart to do something v. bir şey yapmaya gönlü/isteği olmamak
not have the heart to do something v. bir şey yapmaya gönlü elvermemek
not have the heart to do something v. bir şey yapmaya kıyamamak
Speaking
I have something to do expr. işim var
you have to do something expr. bir şeyler yapmak zorundasınız
there is something i have to do expr. yapmam gereken bir şey var
we have to do something expr. bir şeyler yapmalıyız
do you have something to drink? expr. içecek bir şeyler var mı?
we have to do something expr. bir şeyler yapmak zorundayız
you have to do something to get her attention expr. onun dikkatini çekecek bir şeyler yapmalısın
you have to do something to get her attention expr. onun dikkatini çekecek bir şeyler yapman gerekiyor
you have to do something to get her attention expr. onun dikkatini çekecek bir şey yapman gerekiyor
you have to do something to get her attention expr. onun dikkatini çekecek bir şey yapmalısın
I have something urgent to do expr. acil bir işim var
Slang
not to have the guts to do something v. maçası yememek
not to have the guts to do something v. götü yememek