seni - Turco Inglés Diccionario
Historia

seni



Significados de "seni" en diccionario inglés turco : 2 resultado(s)

Turco Inglés
General
seni you pron.
Archaic
seni thee

Significados de "seni" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
General
seni televizyonda görmüştüm i saw you on television n.
Phrases
"seni bulunduğun yere getirenden vazgeçme dance with the one that brung you
buraya gel. alalım seni artık. görelim seni artık let's be having you
büyük birader seni izliyor big brother is watching you!
dışı seni içi beni yakar good from far, far from good
dışı seni içi beni yakar good from afar, far from good
kelimeler seni ne kadar sevdiğimi tarif edemez words can't describe how much i love you
kelimeler seni ne kadar sevdiğimi tarif etmekte kifayetsiz kalır words can't describe how much i love you
seni baba, oğul ve kutsal ruh adına vaftiz ediyorum i baptize you in the name of the father, and of the son and of the holy spirit
seni dinlemiyorum talk to the hand
seni dinlemiyorum tell it to the hand
seni temin ederim ki let me assure you
Proverb
bilmediklerin seni üzmez what you don't know can't hurt you
bilmediklerin seni üzmez what you don't know won't hurt you
gerçek seni özgür kılar the truth shall set you free
kıyafet seni adam etmez clothes do not make the man
kibarlık seni incitmez courtesy costs nothing
kibarlık seni incitmez civility costs nothing
nezaket seni incitmez civility costs nothing
nezaket seni incitmez courtesy costs nothing
sen beni destekle ben de seni destekleyeyim you scratch my back and I scratch yours
seni öldürmeyen şey, güçlendirir what doesn't kill you makes you stronger
sorun seni üzmeden sorunu dert etme never trouble trouble till trouble troubles you
Colloquial
eğer daha önce ben seni görmezsem not if I see you first
eğer daha önce ben seni görmezsem not if I see you sooner
seni blokladım i blocked you
seni engelledim i blocked you
seviyorum seni! love you!
tanrı seni tüm kötülüklerden korusun god protect you from all evil
yoksa seni kırdım mı? have i offended you in some way?
Idioms
(bir daha) şehre gelince/geldiğimde, seni ararım I'll look you up when I'm in town
(seni gördüğüme sevindim) iyi ki geldin (boy,) am I glad to see you!
başın beladayken birinin seni bırakıp kaçması give you the baby to hold
bu işler seni aşar that's way out of your league
merak etme seni yemez not eat you
seni aklımdan çıkaramıyorum l can't get you out of my mind
seni anlıyorum I smell you
seni her şeyden çok seviyorum I love you to the moon and back
seni ne mutlu edecekse whatever floats your boat
seni tutmayayım i'll let you go
seni tutmayayım i'll have to let you go
seni uzun süredir görmüyorum i haven't seen you in a month of sundays
yüzyıllardır (seni görmüyorum) (i haven't talked to you) in an age of years
Speaking
(arabayla) seni bırakayım mı? do you want a lift?
(arabayla) seni gideceğin yere bırakabilir miyim? could I give you a lift?
(sen doğmadan) annen seni aldırmak istemişti your mother wanted you aborted
(seni) dinliyorum i'm all ears
(telefonla) seni arayacağım I'll give you a call
ararım seni I will phone
ararım seni I will call you
artık seni hiç göremez oldum i never see you anymore
asla seni incitecek bir şey yapmayacağım i will never do anything to hurt you
aşkım seni seviyorum i love you my love
az daha seni tanıyamayacaktım i almost didn't recognize you
'bana seni öpebilir miyim diye sordu he asked me if he could kiss me
başka türlü seni asla bulamazdım i never would have found you otherwise
ben de seni aramak üzereydim i was about to call you
ben de seni arıyordum i was looking for you
ben de seni gördüğüme sevindim nice to see you too
ben de seni özledim i missed you, too
ben de seni özledim i miss you too
ben de seni özledim I missed you too
ben de seni özlüyorum I miss you too
ben de seni seviyorum i love you too
ben de seni seviyorum i love you back
ben de tam seni arayacaktım i was about to call you
ben de tam seni arıyordum i was about to call you
ben seni asla incitmezdim i would never hurt you
ben seni bilmiyorum i don't know you
ben seni burada bekliyor olacağım i'll be waiting right here for you
ben seni çok seviyorum i love you very much
ben seni çok seviyorum i love you so much
ben seni hiç anlamadım i have never understood you
ben seni hiç bir zaman anlamadım i have never understood you
ben seni hiçbir zaman anlamadım I never understood you
ben seni mimar sanıyordum i thought you were an architect
ben seni öğretmen sanıyordum i thought you were a teacher
ben seni seviyorum i love you
ben seni sonra ararım I will call you later
ben seni tanımıyorum i don't know you
bilmediklerin seni incitmez what you don't know won't hurt you
bir ara seni görmeye gelebilir miyim? could i come see you sometime?
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni! don't let me catch you doing that again!
bir daha bunu yaparken yakalamayayım seni! i don't want to catch you doing it again!
bir daha seni görürsem if i see you again
bir daha seni sigara içerken yakalarsam canına okurum if i catch you smoking again i'll have your guts for garters
biz de seni çekiştiriyorduk we were just talking about you
biz de seni konuşuyorduk we were just talking about you
bizi ölüm ayırana dek seni seveceğim i will love you till death do us part
bu gece seni ararım i'll call you tonight
bu gece seni burada göreceğimi umuyordum i was hoping i'd see you here tonight
bu rahatsız mı etti seni? that bother you?
bu seni adam eder! this'll be the making of you!
bu seni bir yere götürmez this won't get you anywhere
bu seni haklı kılar mı? does that make you right?
bu seni haklı mı kılıyor? does that make you right?
bu seni ilgilendirmez that's none of your business
bu seni ilgilendirmez this doesn't concern you
bunca yolu seni görmek için geldik we came all this way to see you
bunu seni korumak için i did it to protect you
bunu yapmaman için seni uyarmıştım i warned you not to do this
bütün gün seni bekleyemem i don't have all day
bütün gün seni bekleyemem i can't wait for you all day
bütün gün seni düşünüyorum i think of you all day long
bütün gün seni görmedim i haven't seen you all day
çok özledim seni i miss you so much
çok şükür seni buldum thank god i've found you
dur seni kapıya kadar geçireyim let me walk you out
eğer insanların seni ciddiye almasını istiyorsan ona göre davran if you want people to take you seriously then act accordingly
eğer insanların seni ezmelerine izin verirsen if you let people walk over you
eğer seni daha rahat hissettirecekse if you would be more comfortable
eğer seni teselli edecekse if it's any consolation
eminim ki seni affedecektir i am sure she will forgive you
eminim ki seni bağışlayacaktır i am sure she will forgive you
gelip alırım seni i'll come by and pick you up
gelip seni alacağız we'll come get you
göremiyorum seni i can't see you
göreyim seni kick butt out there
göreyim seni good luck
göreyim seni show them what you're made of
göreyim seni go for it
göreyim seni go get 'em
göreyim seni go get 'em tiger
göreyim seni do your best
göreyim seni be all that you can be
göreyim seni make me proud
göreyim seni break a leg!
gözüm bir yerden ısırıyor seni you look familiar to me
gözüm bir yerden ısırıyor seni you look familiar
gözüm görmesin seni! get out of my sight!
hangi rüzgar attı seni buraya? what brings you out here?
hangi rüzgar attı seni buraya? what brings you here?
hayal kırıklığına uğrattım seni i let you down
hayatımı seni özlemekle geçiriyor gibiyim i seem to spend my life missing you
haydi gel seni temizleyelim let's get you cleaned up
hep seni düşünüyorum i always think about you
hep seni düşünüyorum i always think of you
hep seni düşünüyorum i am always thinking of you
hep seni düşünüyorum i am always thinking about you
her yerde seni aradık we looked everywhere for you
herkes seni böyle hatırlayacak this is how they're all going to remember you
hiç seni would i ever
hiç seni üzer miyim would i ever upset you
işte bu işaret seni zafere ulaştıracak in this sign you will conquer
iyi seni sormalı fine how about you
iyi seni sormalı fine what about you
karın seni seviyor your wife loves you
keşke seni anlasam I wish I could understand you
keşke seni görebilsem I wish I saw you
keşke seni görebilseydim i wish i could see you
kim seni üzdü? who made you sad?
kimse seni sorgulamıyor no one's questioning you
kimse seni suçlamıyor nobody blames you
köşe bucak seni arıyordum i've been looking all over for you
mike seni arıyor it's mike calling
nasılsın, uzun zamandır seni görmedim how are you, i have not seen you for long time
neden seni işe alayım ki? why should I hire you?
nerdesin seni göremiyorum where are you i can't see you
neredesin seni göremiyorum where are you i can't see you
nereli olduğum seni ne ilgilendiriyor? what do you care where I'm from?
nereli olduğumuz seni ne ilgilendiriyor? what do you care where we're from?
o (erkek) seni seviyor he loves you
o (kadın) seni seviyor she loves you
o seni alakadar etmez it doesn't matter to you
o seni arayacak he/she will call you
o seni arayacak she will give you a call
oldu ben seni tutmayayım I won't keep you then
onlar seni tanımıyor they don't know you
onları benden almaya çalışırsan çiğ çiğ yerim seni if you try to get them away from me i'll eat you alive
onların seni aldatmasına izin verme don't let them fool you
onların seni bezdirmesine izin verme don't let them wear you down
onların seni ezmesine izin verme don't let the bastards wear you down
onların seni kandırmasına izin verme don't let them fool you
onu alırken seni gören oldu mu? did anybody see you take it?
onunla ilgili seni arayacağım/ararım sonra let me get back to you on that
onunla ilgili seni arayacağım/ararım sonra i'll get back to you on that
onunla ne yapacağım seni hiç ilgilendirmez what i do with him is none of your business
orası seni hiç ilgilendirmez it's none of your business
orası seni hiç ilgilendirmez it's none of your beeswax
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim once i find out about it i'll keep you informed
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim i will let you know as soon as i figure out
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim i will let you know as soon as i find it out
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim i will let you know as soon as i find out
özledim seni i missed you
özür dilerim ama seni tanıyor muyum? I'm sorry but do I know you?
sabah seni takip ettim I followed you this morning
sadece seni sevdiğimi söylemek için aradım i just called to say i love you
sadece seni seviyorum i only love you
sadece seni tekrar görmek istedim I just wanted to see you again
salak herif seni you idiot!
sanırım seni anlamaya başlıyorum i think i'm starting to get you
sen beni kolla ben seni kollayayım you scratch my back and I'll scratch yours
sen beni kollarsan ben de seni kollarım you scratch my back and I'll scratch yours
sen beni kollarsan ben de seni kollarım I'll scratch your back if you scratch mine
seni 20 yıldır tanırım i've known you for 20 years
seni ağırlamayı çok isteriz we would love to have you
seni aklımdan çıkaramıyorum i can't get you out of my mind
seni aklımdan çıkaramıyorum can't get you outta my mind
seni aklımdan çıkartamıyorum l can't get you out of my mind
seni alakadar etmez mind your own business
seni aldatıyorum I'm cheating on you
seni almaya geleceğim i'll come get you
seni almaya geliyorum i'm coming to take you
seni almaya geliyorum i'm coming to get you
seni anlamamış olabilirim i may not be understanding you
seni anlamıyorum i don't understand you
seni anlayamıyorum i can't understand you
seni anlıyorum I read you loud and clear
seni anlıyorum i understand you
seni aptal you stupid
seni aptal! you idiot!
seni aramadım I didn't call you
seni aramayacağım i won't call you
seni aramızda görmek çok güzel I'm delighted to have you here
seni aramızda görmek çok güzel we're delighted to have you here
seni arayabilir miyim? could I call you?
seni arayacağım i'll call you
seni arayacağım I'll give you a call
seni arayacağım i will call you
seni arayacağım I will give you a call
seni artık göremiyoruz buralarda we don't see you around here much anymore
seni artık göremiyoruz buralarda we don't see you much around here anymore
seni artık sevmiyorum i̇ do not love you anymore
seni artık sevmiyorum i don't love you anymore
seni artık tanıyamıyorum i don't know who you are anymore
seni asla affetmeyeceğim I’ll never ever forgive you
seni asla ama asla affetmeyeceğim I'll never ever forgive you
seni asla aramayacağıma söz veriyorum i promise that i'll never call you
seni asla bırakmayacağım i will never leave you
seni asla terk etmeyeceğim i will never leave you
seni asla unutmayacağım i will never forget you
seni asla unutmayacağım I’ll never ever forget you
seni ayrıntılarla sıkmayayım i won't bother you with the details
seni başka biri sandım i thought you were someone else
seni başka biriyle karıştırdım I confused you with someone else
seni başka biriyle karıştırdım I mistook you for someone else
seni başka biriyle karıştırdım I mixed you up with someone else
seni beklerken zaman öldürüyordum i was just passing the time waiting on you
seni bekletmek istemem I don't want to make you wait
seni bekletmek istemezdim I don't want to make you wait
seni beklettiğim için özür dilerim i'm sorry to keep you waiting
seni bekleyemeyiz we can't wait for you
seni bekliyordum i was waiting for you
seni bekliyordum i've been waiting for you
seni bekliyorum i'm waiting for you
seni bekliyorum i am waiting for you
seni bekliyoruz we are waiting for you
seni beladan uzak tutmaya çalışıyorum i'm trying to keep you out of trouble
seni beni kolla ben seni kollayayım I'll scratch your back if you scratch mine
seni bırakırım i'll drop you
seni bilgilendiririm i keep you posted
seni bilmem ama i don't know about you, but
seni bilmiyorum i don't know you
seni bir daha asla görmek istemiyorum I don't wanna see you anymore
seni bir daha göreceğimi hiç sanmıyordum i never thought i'd see you again
seni bir daha görmek istemiyorum I don't wanna see you anymore
seni bir denizci olarak düşünemiyorum i can't imagine you as a sailor
seni bir konuda uyarmam gerek i need to warn you about one thing
seni bir şeyler içmeye götürebilir miyim? can i take you for a drink?
seni bir yerden tanıyor muyum? don't i know you from somewhere?
seni biraz daha tanımam için bana bir şans ver give me a chance to get to know you a little better
seni birisiyle tanıştırmak istiyorum i would like you to meet someone
seni birisiyle tanıştırmak istiyorum i would like to introduce you to someone
seni biriyle tanıştırayım let me introduce you to someone
seni biriyle tanıştırmak istiyorum i would like to introduce you to someone
seni biriyle tanıştırmak istiyorum i would like you to meet someone
seni böyle görmek seeing you like this
seni bu aralar pek göremiyoruz we don't see you around here much anymore
seni bu aralar pek göremiyoruz we don't see you much around here anymore
seni bu gece ararım i'll give you a call tonight
seni bu işe bulaştırmamalıydım i shouldn't have involved you in this
seni bu kadar erken aradığım için özür dilerim i'm sorry to call you so early
seni bu kadar özleyeceğim asla aklıma gelmezdi i never thought i'd miss you as much as i do
seni bu sabah telefonla aradı mı? did he phone you this morning?
seni bu sabah telefonla aradı mı? did she phone you this morning?
seni bu sabah telefonla aradı mı? did she call you this morning?
seni bu sabah telefonla aradı mı? did he call you this morning?
seni bu yüzden aradım that's why I called you
seni bulacağım i will find you
seni bulmak o kadar da zor değildi it wasn't that hard to find you
seni buna bulaştırmak istememiştim i didn't mean to get you involved in all this
seni buna iten neydi/ne itti? what possessed you?
seni bundan fazla sevemem i can't love you more than this
seni burada bulacağımı biliyordum i knew i'd find you here
seni burada bulmaları an meselesi it's just a matter of time before they find you
seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi never thought I'd see you here
seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi i never thought I'd see you here
seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi fancy meeting you here
seni burada göreceğime dünyada inanmazdım fancy meeting you here
seni burada görmek güzel it's good to have you here
seni burada görmek güzel it's good to see you here
seni burada görmek güzel it's nice to have you here
seni burada görmek ne hoş bir sürpriz what a nice surprise to see you here
seni burada görmek ne hoş sürpriz what a nice surprise to see you here
seni buradan çıkaracağım I'm gonna get you out of here
seni buralarda pek göremez olduk we don't see you much around here anymore
seni buralarda pek göremez olduk we don't see you around here much anymore
seni buraya getiren nedir? what brings you around?
seni buraya getirmemeliydim i shouldn't have brought you here
seni buraya ne getirdi? what brought you here?
seni cepten aramayı denedim ama kapalıydı i tried to call your mobile but it's off
seni ciddiye almıyorum i don't take you seriously
seni çağıracağım i will call you
seni çağırıp çağırmadıkları umurumda değil i don't care whether they called you
seni çağırmayacağım i won't call you
seni çok çekici buluyorum I find you very attractive
seni çok istiyorum i want you so much
seni çok iyi anlıyorum i hear ya on that
seni çok iyi anlıyorum i understand you very well
seni çok özledim I miss you so much
seni çok özledim i miss you very much
seni çok özledim i miss you so much
seni çok özleyeceğim i will miss you very much
seni çok özleyeceğim i will miss you so much
seni çok seviyorum i love you very much
seni çok seviyorum i love you so much
seni çok yakışıklı gösteriyor you look very handsome in it
seni çok zor duyuyorum i can hardly hear you
seni çoktan unuttum bile! i am so over you!
seni daha fazla sıkmayacağım i'm done boring you
seni daha fazla tanımak isterim I would like to know you more
seni daha önce bir yerde gördüm mü? haven't i seen you somewhere before?
seni daha önce görmüş olmalıyım i must see you before
seni daha önce hiç görmüş müydüm? haven't i seen you before?
seni daha sonra arayabilir miyim? can i call you back?
seni daha sonra arayacağım i'll call you later
seni daha yakından tanımayı isterim I would like to know you better
seni daha yakından tanımayı isterim I would like to know you more
seni daima seveceğim I will always love you
seni daima seveceğim sevgilim i will always love you my darling
seni davadan alıyorum i'm taking you off the case
seni de kaybetmek istemiyorum i don't want to lose you
seni de mi kaybetmek zorundayım? do I have to lose you too?
seni de yeniden görmek güzeldi it's nice to see you too
seni değersiz pislik you piece of shit cake
seni değersiz pislik you piece of shit
seni değersiz pislik you crap piece of shit
seni destekliyoruz we are on your side
seni detaylarla sıkmayayım i won't bother you with the details
seni dışarı çıkaramam/bırakamam i can't let you out
seni dinleyeceğini mi düşünüyorsun? what makes you think he's gonna listen to you?
seni durduran nedir? what's stopping you?
seni durduran yok no one's stopping you
seni duyabilecek mesafede mi? is he within earshot?
seni duyabiliyorum I can hear you
seni duyamadım i didn't hear you
seni duyamadım ağzın doluydu i couldn't hear you your mouth was full
seni duyamıyorum i can't hear you
seni duyamıyorum I can't hear you
seni duyamıyoruz we can't hear you
seni dünyalar kadar seviyor i love you loads
seni dünyalar kadar seviyorum i love you whole world
seni düşünüyorum I'm thinking about you
seni düşünüyorum i am thinking of you
seni düşünüyorum you are on my mind
seni düşünüyorum I'm thinking of you
seni ekibimde istiyorum i want you on the team
seni ekledim i added you
seni eleştirmek bana düşmez it's not my place to criticize you
seni endişelendirmek istemem, ama I don't want to alarm you, but
seni endişelendirmek istememiştim i didn't mean to worry you
seni eve götüreceğim i'm going to take you home
seni eve kadar takip ettim I followed you home
seni evine kadar takip ettim I followed you home
seni fena yakaladı he's got you there
seni fırlama you a bad hat
seni gayet iyi duyuyorum i hear you fine
seni gerçekten özledim i really miss you
seni gideceğin yere bırakayım m? how about a lift?
seni gideceğin yere bırakayım mi? (arabayla) may i give you a lift?
seni gidi seni you rascal you
seni gördüğüm ilk andan beri from the moment I first saw you
seni gördüğüme çok sevindim so good to see you
seni gördüğüme sevindim it's good to see you
seni gördüğüme sevindim nice to see you
seni gördüğüme sevindim i'm happy to see you
seni gördüğüme sevineceğim hiç aklıma gelmezdi i never thought i'dbe happy to see you
seni görebilir miyim can i see you
seni göremiyorum i can't see you
seni göremiyorum i can not see you
seni görmek çok güzel it is good to see you
seni görmek çok güzel it is very nice to see you
seni görmek çok hoş it is very nice to see you
seni görmek güzel it's good to see you
seni görmek güzel nice too see you
seni görmek güzel good to see you
seni görmek güzel it's nice to see you
seni görmek güzel nice seeing you
seni görmek için neler vermezdim what ı wouldn't give just to see you
seni görmek için neler vermezdim i would give anything to see you
seni görmek için neler vermezdim i would give my right arm just to see you
seni görmek için neler vermezdim i would give my left nut just to see you
seni görmek için sabırsızlanıyorum looking forward to seeing you
seni görmek için sabırsızlanıyorum i can't wait to see you
seni görmek istiyor he wants to see you
seni görmek istiyorum i want to see you
seni görmek ne güzel very nice to see you
seni görmeliyim i need to see you
seni görmeye geldim i came to see you
seni görmeye gelen biri var there's somebody here to see you
seni gözüm bir yerden ısırıyor I kinda know you
seni gözüm bir yerden ısırıyor you look familiar to me
seni gözüm bir yerden ısırıyor you look familiar
seni güvenli bir yere götüreceğim I'll take you someplace safe
seni güzel yapan what makes you beautiful
seni güzelleştiren what makes you beautiful
seni haberdar ederim i keep you posted
seni hala en iyi dostum olarak görüyorum i still consider you my best friend
seni hala seviyorum i am still in love with you
seni hala seviyorum i still love you
seni hangi rüzgar attı buraya what on earth brought you here
seni hangi rüzgar attı buraya? what brings you down here?
seni hastaneye götüremem i can't take you to a hospital
seni hatırlamıyorum i don't remember you
seni hatırlattı it reminded me of you
seni havaalanından alırım i'll pick you up at the airport
seni hayal kırıklığına uğratıyormuşum gibi hissediyorum i just feel like i'm letting you down
seni hayal kırıklığına uğratmak istemedim i didn't want to let you down
seni hayal kırıklığına uğratmak istemem i'd hate to disappoint you
seni hayal kırıklığına uğratmayacağım i won't disappoint you
seni hayal kırıklığına uğrattım I've let you down
seni hayal kırıklığına uğrattım I have let you down
seni hemen ararım i'll call you right back
seni her zaman koruyacağım i'll always protect you
seni herşeyden çok seviyorum i love you more than anything
seni hırsız sandım i thought you were a burglar
seni hiç ilgilendirmez it's none of your business
seni hiç ilgilendirmez it's none of your beeswax
seni hiç sinirli görmedim i have never seen you angry
seni hiç unutmayacağım i will never forget you
seni hiçbir zaman bırakmayacağım i will never leave you
seni hiçbir zaman terk etmeyeceğim i will never leave you
seni içinde bulunduğun tehlikeden koruyabiliriz we can protect you from the dangers you face
seni ikna etmek için ne söylemeliyim? what should I say to convince you?
seni ikna etmek için ne söylemeliyim? what should i say to convince you?
seni ilgilendirmez it is none of your business
seni ilgilendirmez it doesn't concern you
seni ilgilendirmez none of your business!
seni ilgilendirmez none of your beeswax
seni ilgilendirmez it's not your concern
seni ilgilendirmez that's none of your concern
seni ilgilendirmez! it's none of your business!
seni ilgilendirmiyor it is none of your business
seni ilk gördüğümde when i first saw you
seni incitmek istemiyorum i don't want to hurt you
seni incitmek istemiyorum i don't wish to hurt you
seni incitmelerine izin verme don't let them hurt your feelings
seni ingilizce konuşurken duydum I've heard you speak english
seni istemiyorum I don't want you
seni istiyorum i want you
seni işletmişler you got played
seni iyi gördüm you look well
seni kaybetmekten korkuyorum I'm afraid to lose you
seni kaybettiğimi sandım i thought i lost you
seni kırdıysam özür dilerim I'm sorry if I hurt you
seni kıskanıyorum i am jealous of you
seni kızdıracak bir şey falan mı yaptım? did i do something to piss you off or something?
seni kızdırdım mı? Did I piss you off?
seni korkutmak istememiştim i didn't mean to scare you
seni kötü bir zamanda mı yakaladım? did I catch you at a bad time?
seni kurtarmaya geldim I came to save you
seni leylekler getirdi the stork brought you
seni liseden hatırlıyorum i remember you from high school
seni mahcup etmeyeceğim i won't disappoint you
seni merak ediyorum I wonder who you are
seni merak ediyorum I wonder what you look like
seni merak ediyorum (kaygı/endişe) I'm worried about you
seni merak ettim i wondered about you
seni meşgul etmek istemem I don't want to hold you
seni misafir edebilirim i can accommodate you
seni misafir edebilirim i can put you up
seni mutlu etmek istiyorum i want to make you happy
seni nasıl inandırabilirim? how can i make you believe?
seni nasıl mutlu edeceğimi biliyorum I know how to make you happy
seni nasıl tanıyacağım? how will I know you?
seni nasıl tanıyacağım? how will I recognize you?
seni ne azdırır? what turns you on?
seni ne ilgilendirir what of it?
seni ne ilgilendirir what's it to you
seni ne ilgilendirir? what do you care?
seni ne kadar çok özlediğimi söylemek istiyorum I want to say how much I miss you
seni ne kadar çok sevdiğimi biliyor musun? do you know how much I love you?
seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun değil mi? do you know how much I love you?
seni ne kadar çok sevdiğimizi biliyor musun? do you know how much we love you?
seni ne kadar özlediğimi biliyorsun you know how much i miss you
seni ne kadar sevdiğimi bilmiyorsun you don't know how much i love you
seni ne motive eder? what motivates you?
seni ne sinirlendirir? what makes you angry?
seni ne zaman gelip görebilir? when can he come and visit you?
seni ne zaman görsem whenever i see you
seni neden göremiyorum why can't I see you
seni neden ilgilendiriyor? what's that got to do with you?
seni neler sinirlendirir? what makes you angry?
seni nerede bulacağımızı biliyoruz we know where to find you
seni nerede bulurum? where will i find you?
seni neredeyse tanıyamıyordum i almost didn't recognize you
seni nereye götürüyorum sanıyorsun? where do you think i'm taking you?
seni net duyuyorum I read you loud and clear
seni o cehennem deliğinden çıkaracağım i'm gonna get you out of that hell hole
seni o cehennem deliğinden kurtaracağım i'm gonna get you out of that hell hole