taşımak - Turco Inglés Diccionario
Historia

taşımak



Significados de "taşımak" en diccionario inglés turco : 54 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
taşımak bear v.
taşımak transport v.
taşımak carry v.
taşımak haul v.
General
taşımak mount v.
taşımak cart v.
taşımak receive v.
taşımak support v.
taşımak tote v.
taşımak bear away v.
taşımak wear v.
taşımak stanchion v.
taşımak sustain v.
taşımak run v.
taşımak transport by v.
taşımak hump v.
taşımak convey v.
taşımak put across v.
taşımak pack v.
taşımak ferry v.
taşımak bring in through v.
taşımak carry away v.
taşımak relocate v.
taşımak move v.
taşımak haul v.
taşımak carry v.
taşımak transfer v.
taşımak convey v.
taşımak carry over v.
taşımak coach v.
taşımak waft v.
taşımak be vested with v.
taşımak sport v.
taşımak get v.
taşımak admove v.
taşımak rap [obsolete] v.
taşımak relay v.
taşımak tew [obsolete] v.
taşımak remove n.
Phrasals
taşımak take along v.
taşımak get up
taşımak bring away
taşımak haul away
Trade/Economic
taşımak convey
Technical
taşımak carry
taşımak bear
taşımak convey
taşımak transfer
taşımak transport
Computer
taşımak move
Construction
taşımak handle
Automotive
taşımak haul
Marine Biology
taşımak haul
Archaic
taşımak traject v.

Significados de "taşımak" con otros términos en diccionario inglés turco: 441 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
(ağırlık) taşımak hold v.
(uçak/kap) (yolcu/su vb) taşımak hold v.
taşımak (hava/su) waft v.
demiryolu ile taşımak railroad v.
General
haber değeri taşımak qualify as news v.
haber değeri taşımak be newsworthy v.
laf taşımak be a talebearer v.
kanalla su taşımak flume v.
önem taşımak matter v.
araba ile taşımak cart off v.
mavna ile taşımak barge v.
araba ile taşımak cart v.
omuzlarda taşımak chair v.
boru ile taşımak pipe v.
çok önem taşımak be of capital importance v.
havayoluyla taşımak transport by airmail v.
taşımak (silah) pack v.
feribotla taşımak transport by ferry v.
golf oyuncunun sopalarını taşımak caddie v.
kovayla taşımak bucket v.
yük kızağıyla taşımak sledge v.
biriyle ortak bir özellik taşımak have something in common with someone v.
at arabası ile taşımak cart v.
üzerinde taşımak carry v.
kamyon ile yük taşımak truck v.
var gücüyle taşımak manhandle v.
borularla taşımak bring in through pipes v.
helikopter ile uçmak/taşımak helicopter v.
özellik taşımak have the characteristics of v.
kızakla taşımak sledge v.
kol kuvvetiyle taşımak manhandle v.
anlam taşımak make sense v.
payanda ile taşımak prop v.
pankart taşımak hold a placard v.
otobüsle taşımak bus v.
el arabası ile yük taşımak truck v.
izleri taşımak contain overtones v.
ayağıyla içeri taşımak (çamur) track v.
kızakla taşımak sled v.
yük treni ile taşımak freight v.
pankart taşımak hold a banner v.
taşımak (omuzunda vb) ride v.
güçlükle taşımak lug v.
hava yoluyla taşımak airlift v.
kızakla taşımak sleigh v.
karşı sahile taşımak ferry v.
evini sırtında taşımak live out of suitcases v.
izleri taşımak have overtones v.
taşımak (silah) wear v.
taşımak (sular) wash v.
uçakla taşımak airlift v.
yuvarlayarak taşımak trundle v.
ayrıca bir anlam taşımak connote v.
sırtında taşımak hump v.
özellik taşımak feature v.
feribotla taşımak ferry v.
dışarıya taşımak carry out v.
tramvayla taşımak tram v.
salla taşımak raft v.
ağır birşeyi taşımak veya çekmek lug v.
paralellik taşımak show parallelism with v.
haber taşımak carry a message v.
listede bir numaraya taşımak (a single) get (someone) to number one in the chart v.
değer taşımak carry value v.
muska taşımak wear an amulet v.
anlam taşımak carry meaning v.
anlam taşımak bear meaning v.
anlam taşımak carry a meaning v.
anlamı taşımak have the meaning for v.
anlam taşımak have a meaning v.
konteynır ile taşımak containerise v.
çuvallarda taşımak carry something in sack v.
kargo taşımak carry cargo v.
konteynır ile taşımak containerize v.
hastalık taşımak carry the disease v.
imzasını taşımak bear one's signature v.
yük taşımak carry cargo v.
yük taşımak carry load v.
bir bitkiyi bir saksıdan diğerine taşımak repot v.
aynı anlamı taşımak bear the same meaning v.
aynı anlamı taşımak have the same meaning v.
aynı anlamı taşımak carry the same meaning v.
sorumluluk taşımak bear responsibility v.
sorumluluk taşımak shoulder responsibility v.
ölüm riski taşımak have a risk of death v.
silah taşımak carry gun v.
tehlike taşımak be dangerous v.
tehlike taşımak be hazardous v.
amaç taşımak have aim v.
öncelik taşımak have priority v.
fikir taşımak have an idea v.
fikir taşımak have an opinion v.
niteliği taşımak have the characteristics of v.
özelliği taşımak have the feature of v.
paletlerde taşımak palletise v.
ağrılığını taşımak take one’s weight v.
karnında çocuk taşımak bear a child v.
silah taşımak carry a gun v.
imza taşımak bear signature v.
potansiyel taşımak have a potential v.
bir adım ileriye taşımak carry a step forward v.
bir adım ileriye taşımak carry a step further v.
bir adım ileriye taşımak take a step forward v.
bir adım ileriye taşımak take a step further v.
izlerini taşımak carry the traces of v.
başarıya taşımak move to success v.
başarıya taşımak carry to success v.
başarıya taşımak lead to success v.
hayati önem taşımak be of vital importance v.
hayati önem taşımak be essential v.
hayati önem taşımak be of the essence v.
hayati önem taşımak be crucial v.
hayati önem taşımak be all important v.
iz taşımak bear the stamp of v.
zirveye taşımak crown v.
risk taşımak have risk v.
risk taşımak be risky v.
bir koltukta iki karpuz taşımak wear more than one hat v.
bir araçla taşımak ferry v.
hayati önem taşımak be all-important v.
bisiklet veya motosiklette ikinci bir kişiyi taşımak double-bank v.
sırtta taşımak hump v.
kayıkla taşımak boat v.
borularla taşımak pipe v.
yanında taşımak carry v.
ağırlığını taşımak sustain v.
kamyonla taşımak truck haul v.
özelliğini taşımak have the characteristic of v.
birçok ortak özellik taşımak have several characteristics in common v.
benzer özellikleri taşımak have several characteristics in common v.
birçok benzer özellik taşımak have several characteristics in common v.
benzer özellikler taşımak have several characteristics in common v.
nitelik taşımak have qualification v.
nitelik taşımak hold qualification v.
adını taşımak bear the name v.
ismini taşımak bear the name v.
sırtta taşımak back carry v.
nitelik taşımak bear qualification v.
gerekli nitelikleri taşımak have the necessary qualifications v.
esintiler taşımak have a feel v.
çocuğunu taşımak bear one's baby v.
bebeğini taşımak bear one's baby v.
bebeğini taşımak be pregnant with someone's baby v.
çocuğunu taşımak be pregnant with someone's baby v.
büyük sorumluluk taşımak bear tremendous responsibility v.
esas olarak yük taşımak için tasarlanmak be designed mainly for the transport of goods v.
izlerini taşımak bear the traces of v.
izi taşımak bear the trace v.
geleceğe taşımak carry into future v.
izi taşımak bear trace v.
izini taşımak bear the trace v.
izini taşımak bear trace v.
her türlü mikrobu taşımak carry all kinds of germs v.
iz taşımak bear trace v.
geleceğe taşımak bring to future v.
mikrop taşımak carry germ v.
daha öte bir anlam taşımak have meaning beyond v.
daha öte anlam taşımak have a further meaning v.
daha öte bir anlam taşımak have a further meaning v.
daha öte bir anlam taşımak mean more than (that) v.
daha öte anlam taşımak have meaning beyond v.
daha öte anlam taşımak mean more than (that) v.
bütünlük taşımak have integrity v.
telekinezi yoluyla birini veya bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak teleport v.
virüs taşımak carry virus v.
ağır yükler taşımak carry heavy loads v.
cep saati taşımak carry a pocket watch v.
uçakta silah taşımak carry gun on plane v.
aşağıya doğru çekmek/taşımak haul something down v.
el ve ayaklarından tutarak yüzükoyun taşımak frogmarch v.
geçmişi günümüze taşımak bring the past into the present v.
geçmişi bugüne taşımak bring the past to the present v.
dünü bugüne taşımak bring the past to the present v.
geçmişi günümüze taşımak bring the past to the present v.
dünü bugüne taşımak bring the past into the present v.
geçmişi bugüne taşımak bring the past into the present v.
cenazesinde tabutunu taşımak be a pallbearer at one's funeral v.
yüklü miktarda nakit para taşımak carry a lot of cash v.
mesajı halka ulaştırmak/taşımak get the message to the public v.
malları taşımak için konteynerlere yüklemek containerise v.
konteyner ile taşımak containerize v.
konteynerlerle yük taşımak containerize v.
malları taşımak için konteynerlere yüklemek containerize v.
konteyner ile taşımak containerise v.
konteynerlerle yük taşımak containerise v.
laf taşımak bandy about v.
paletlerde taşımak palletize v.
ileri taşımak carry onward v.
ileri taşımak move something forward v.
ileri taşımak carry one step further v.
gereken şartları taşımak have the required qualifications v.
gereken şartları taşımak have the requisite qualifications v.
gereken şartları taşımak have the necessary qualifications v.
aranan şartları taşımak possess the requisite qualifications v.
aranan şartları taşımak have the requisite qualifications v.
aranan şartları taşımak have the required qualifications v.
aranan şartları taşımak have the necessary qualifications v.
gereken şartları taşımak possess the requisite qualifications v.
eşya taşımak carry/move furniture v.
kaygı taşımak have anxiety for v.
endişe taşımak have worry for v.
kaygı taşımak have worry for v.
estetik kaygı taşımak have aesthetic concerns v.
ağır şeyler taşımak carry heavy things v.
hafif bir benzerlik taşımak bear a slight resemblance v.
ev taşımak move v.
ev taşımak move a house v.
uçak veya helikopter ile hastaneye taşımak medevac v.
hastalık taşımak carry a disease v.
bıçak taşımak be armed with a knife v.
(mahkemeye) taşımak call v.
kargoyu/yükü geri taşımak backhaul v.
kano ile taşımak canoe v.
(sorumluluk) taşımak carry v.
çapraz olarak taşımak cater [dialect] v.
(bir özelliği) baskın olarak üzerinde taşımak reek v.
iki tekerlekli at arabasında taşımak chariot v.
araba ile taşımak chauffeur v.
motorlu bir taşıt ile taşımak chauffeur v.
evini ve işini başka yere taşımak relocate [usa] v.
kasaba, şehir veya kent yaşamının özelliklerini taşımak townify v.
kaliteden ödün vermeden taşımak travel v.
(bir insan veya nesneyi) araba ile taşımak trolley v.
(bir insan veya nesneyi) araba ile taşımak trolly v.
tabut taşımak için kullanılan tekerlekli sedye bier n.
yük taşımak üzere tasarlanmış taşıt van n.
tahta taşımak için kullanılan kutu woodbox n.
yük taşımak için kullanılan motorlu kamyon motortruck n.
odun taşımak için kullanılan araç jinker n.
su taşımak üzere tasarlanmış köprü aqueduct n.
elden ele kovayla su veya toprak taşımak için oluşturulan insan zinciri bucket brigade n.
omuza takılan bant şeklinde askı (davul vb taşımak için) baldric n.
havalanlarında, tren istasyonlarında, bavulları taşımak için kullanılan, birbirlerine bağlı açık treyler/palet dizisi baggage train n.
plastik kasa (sebze vb taşımak için) plastic crate n.
(genelde tablet/cep telefonu vs taşımak için kullanılan) çok gözlü orta boy çanta pocket pouch n.
bir eşyayı hareket ettirmek ya da taşımak için kullanılan araç caddie n.
hasta ya da yaralı taşımak için katıra yerleştirilmiş oturma alanı ya da yatak cacolet [french dialect] n.
özellikle cornwall'da balık taşımak için kullanılan kulplu tahta sepet caul [dialect] n.
kül, kömür veya tuz gibi maddeleri taşımak için kullanılan, fazla derin olmayan kutu backet [scottish] n.
gururla (bir şeyi taşımak vb) with pride adv.
Phrasals
(bir şeyin) özelliklerini taşımak smack of v.
ileriye taşımak act on v.
ileriye taşımak act upon v.
güvenli bölgeye taşımak carry through v.
yukarı doğru taşımak carry up v.
beraberinde taşımak carry (someone or something) about v.
beraberinde taşımak carry someone or something about v.
beraberinde taşımak carry around v.
hatırasını taşımak carry around v.
kucağında/sırtında taşımak carry someone around (with oneself) v.
hatırasını taşımak carry someone around (with oneself) v.
beraberinde taşımak carry something around (with one) v.
yanında taşımak carry (someone or something) about v.
yanında taşımak carry someone or something about v.
yanında taşımak carry around v.
beraberinde taşımak carry someone around (with oneself) v.
yanında taşımak carry something around (with one) v.
arabayla oradan oraya götürmek/taşımak ferry (someone) around v.
arabayla oradan oraya götürmek/taşımak ferry someone around v.
kucağında taşımak carry (someone or something) about v.
kucağında taşımak carry someone or something about v.
kucağında taşımak carry around v.
oraya buraya taşımak carry around v.
her yere taşımak carry around v.
(bir şeyi başka bir şeyden) uzağa taşımak bring away v.
(bir şeyi bir yerden başka bir yere) taşımak convey (something) from (someone or something) v.
(bir şeyi bir yerden başka bir yere) taşımak convey (something) from (someone or sth) to (someone or sth) v.
(bir şeyi bir yerden başka bir yere) taşımak convey (something) to (someone or something) v.
bir şeyi (birinden ya da bir yerden birine ya da bir yere) götürmek/taşımak (birinin selam, taziye vb.ni) iletmek/götürmek convey something (from someone or something) (to someone or something) v.
her yere yanında taşımak carry (someone or something) about v.
her yere kucağında taşımak carry (someone or something) about v.
her yere yanında taşımak carry someone or something about v.
her yere kucağında taşımak carry someone or something about v.
her yere yanında taşımak carry someone or something around v.
her yere kucağında taşımak carry someone or something around v.
her yere yanında taşımak carry (someone or something) along with (someone or something) v.
her yere yanında taşımak carry around v.
her yere kucağında taşımak carry around v.
her yere yanında taşımak carry around v.
her yere yanında taşımak carry someone around (with oneself) v.
her yere kucağında taşımak carry someone around (with oneself) v.
(bir yere) taşımak carry in (some place) v.
(bir yere) taşımak carry into (some place) v.
(bir yere) taşımak carry someone or something into some place v.
(bir yere) taşımak carry someone or something in v.
(bir yere kadar) taşımak carry (someone or something) over to (some place) v.
manşete, ekranlara taşımak catapult someone or something into something v.
oradan oraya taşımak carry (someone or something) about v.
oradan oraya taşımak carry someone or something about v.
oradan oraya taşımak carry someone or something around v.
birini bir yere taşımak carry someone into some place v.
beraberinde taşımak carry something with one v.
boru ile taşımak/iletmek pipe something into some place v.
bir şeyi bir yerden başka bir yere sürüklemek/taşımak haul something (from some place) to some place v.
boru ile taşımak/iletmek pipe something in v.
bir şeyi bir yerden başka bir yere sürüklemek/taşımak haul something from some place (to some place) v.
bir şeyi bir yerden başka bir yere sürüklemek/taşımak drag something from one place to another v.
birini bir yere taşımak carry someone in v.
beraberinde taşımak carry something with v.
benzerlik taşımak bear a resemblance to v.
çekerek taşımak drag off v.
yukarı taşımak get up
yanında taşımak carry something with
yanında taşımak carry something with one
(dalgalar) (kazazedeleri/gemiyi vb) karaya taşımak cast someone or something up
(bir şeyi) beraberinde/yanında taşımak carry something around with one
(bir kimseyi/bebek vb) beraberinde taşımak carry someone around with oneself
özelliği göze batar/belirgin olmak/taşımak ooze with something
Colloquial
güç kullanarak taşımak/kaldırmak cart off v.
büyük önem taşımak matter to v.
Idioms
(birini) kalbinde taşımak carry the torch v.
(birini) hep yüreğinde/kalbinde taşımak be with (one) in spirit v.
(ağır bir/bütün) yükü/sorumluluğu tek başına taşımak have a (heavy) cross to bear v.
ikinci bir şapka daha giymek/taşımak double in brass v.
denize su taşımak bring owls to athens v.
denize su taşımak take owls to athens v.
denize su taşımak carry owls to athens v.
denize su taşımak bring sand to the beach v.
aşırı uçlara taşımak carry (something) to extremes v.
anısını daima kalbinde taşımak enshrine someone's memory v.
anısını daima kalbinde taşımak enshrine someone in one's heart v.
bir seviye yukarı taşımak/çıkarmak crank it up a notch v.
birisine karışık duygular taşımak/hissetmek get mixed feelings about v.
boru ile taşımak/nakletmek (petrol/gaz vb) pipe something (from some place) (to some place) v.
büyük önem taşımak loom large v.
dünyanın yükünü omuzlarında taşımak carry the weight of the world on one's shoulders v.
denize su taşımak preach to the converted v.
denize su taşımak take coals to newcastle v.
dünyanın yükünü omuzlarında taşımak have the weight of the world on one's shoulders v.
dünyanın yükünü omuzlarında taşımak have the cares of the world on one's shoulders v.
daha az önem taşımak take a backseat v.
denize su taşımak carry coals to newcastle v.
ile aynı/benzer özellikleri taşımak be all of a piece with v.
(eski zamanlarda) asıl görevi gemideki toplara barut taşımak olan delikanlı veya genç erkek powder boy n.
önem taşımak have a place in
zirveye taşımak put somebody over the top
zirveye taşımak push somebody over the top
kalburla su taşımak carry water in a sieve
ruhunu taşımak carry the spirit of
'e göre daha fazla önem/ehemmiyet taşımak take precedence over
'e göre daha fazla önem/ehemmiyet taşımak have precedence over
Speaking
yanında taşımak have something with you v.
Slang
silah taşımak carry a piece
silah taşımak be packing heat
uyuşturucu satmak veya taşımak move weight
silah/emanet taşımak pack a piece
Trade/Economic
bir konuyu üst düzeydeki kişilere taşımak escalate an issue v.
ce işareti taşımak bear ce mark v.
gündeme taşımak bring up something to the agenda v.
Law
bıçak taşımak carry a knife v.
bıçak taşımak be armed with a kinfe v.
delil niteliği taşımak have evidential value v.
kendinin olduğu ispat olunamayan eşyayı taşımak having a property whose ownership cannot be proved in one's possession
silah taşımak bear arms
mahkemeye taşımak bring to trial
silah taşımak carry arms
suç niteliği taşımak constitute a crime
silah bulundurmak ve taşımak keep and bear arms
Politics
(ingiltere'de) devlet bakanlarının resmi belgelerini taşımak için kullanılan kırmızı deriyle kaplı kutu red box n.
insan taşımak amacıyla tasarımlanan kablolu taşıma tesisatı hakkındaki ulusal düzenlemelerin uyumlaştırılması komitesi committee for harmonisation of national regulations relating to cableway installations designed to carry persons n.
uluslararası platforma taşımak carry onto international platform
Technical
kağıt yapım makinesinde (ağı) noktadan noktaya taşımak thread v.
boruyla taşımak pipe v.
boru hattıyla taşımak transport by pipeline v.
demiryolu ile donatmak ya da taşımak rail v.
gemi ile taşımak ship v.
havadan taşımak airlift v.
geri taşımak back haul v.
ısıyı taşımak için kullanılan boru ya da kanal caloriduct n.
ağır komponentleri taşımak ve kaldırmak için kullanılan araç dolly n.
fişek, matra gibi teçhizatları taşımak için kullanılan kemer cartridge belt n.
sıvıları taşımak için kullanılan bir boru leader
sal ile taşımak raft
su taşımak için kullanılan boru water pipe
kömür taşımak için kullanılan kova coal hod
kaldırmak ve kepçede taşımak ladle
uçakla taşımak airlift
nakletmek veya taşımak convey
yakıt taşımak için kullanılan 5 galonluk konteyner jerry can
yolcu taşımak amacıyla motosikletlerin yan kısmına eklenen tekerlekli bölme sidecar
kamyonla taşımak truck
sıcak havayı ya da buharı taşımak için kullanılan boru ya da kanal caliduct
Computer
elden ele taşımak signal boost v.
bir yazılımda daha yeni versiyonda geliştirilmiş olan bir komponent veya özelliği eski versiyonlara taşımak backport v.
veriyi kaşe bellekten kalıcı bir depolama ortamına taşımak destage
Mechanic
insan taşımak üzere tasarımlanan kablolu taşıma tesisatı cable-way installations designed to carry persons n.
Construction
çatı kirişlerini taşımak için duvara döşenen kereste top plate n.
Automotive
aşırı yük taşımak run heavy v.
engelli insanları taşımak üzere tasarlanmış motorlu taşıt ambulette n.
Transportation
teleferik ile taşımak telpher v.
teleferik ile taşımak telfer v.
römorkla taşımak trailer v.
kışın kuzeyde yük vs. taşımak için kullanılan paletli bir traktör ve arkasına takılan kızaklı vagonlar cat-train [canadian] n.
kışın kuzeyde yük vs. taşımak için kullanılan paletli bir traktör ve arkasına takılan kızaklı vagonlar cat-swing [canadian] n.
yağ, süt veya kimyasal benzeri sıvıları taşımak için kullanılan sarnıçlı kamyon römorku tank trailer n.
kamyon, treyler ve otomobil taşımak üzere tasarlanmış gemi trailership n.
Traffic
yolcu taşımak transport passengers
Railway
(ağır malzemeleri taşımak için kullanılan) yük vagonu schnabel car
Aeronautic
hava yolu ile taşımak airfreight v.
hava yolu ile taşımak air-freight v.
hava yolu ile taşımak air-ship v.
yakıt taşımak için kullaılan 5 galonluk konteyner jerry can
kısa mesafelerde çok sayıda yolcu taşımak üzere tasarlanmış uçak airbus
yolcu veya mal taşımak için kiralanmak üzere lisans almış ve tarifeli sefer yapmayan havayolu charter airline
Marine
gelgit ile taşımak tide v.
nil nehri'nde yük taşımak için kullanılan yelkenli arap teknesi nuggar n.
demiryolu taşıtlarını su üzerinden taşımak üzere tasarlanmış feribot ya da vapur train ferry n.
mavnayla taşımak transport by barge
yük taşımak için gemi kiralamak affreight
sandalla taşımak boat
kayıkla taşımak boat
(kendi) bayrağını taşımak fliying (its) flag
Mining
maden ocağı arabasıyla kömür taşımak tram v.
Medical
risk taşımak carry risk
malinite potansiyeli taşımak have malignant potential
Biology
(kromozom kesidini) yeni bir konuma taşımak translocate v.
(besini veya metabolizma ürünlerini) bitki gövdesinde bir yerden başka yere taşımak translocate v.
Breeding
atların arkasına bağlanan v şeklindeki araç ile kütük veya kereste taşımak travoy n.
Forestry
(keresteyi) teleferikle taşımak tram v.
keresteleri ormandan avluya taşımak için kullanılan kabloyu keresteden sökerek geri gönderilmeye hazır eden kimse chaser n.
History
(birini) iki tekerlekli arabada taşımak charioteer v.
atların arkasında yük taşımak için sürüklenen a şeklindeki araç travail n.
atların arkasında yük taşımak için sürüklenen "A" şeklindeki araç travoise n.
atların arkasında yük taşımak için sürüklenen "A" şeklindeki araç travois n.
atların arkasında yük taşımak için sürüklenen "A" şeklindeki araç travoy n.
geçmişte afrika ve orta amerika arasında köle taşımak için kullanılmış atlantik okyanusu üzerindeki köle yolu middle passage n.
Military
(tüfeği) sağ kolun hizasında dik bir şekilde taşımak trail v.
ülkelerinin bayraklarını taşımak carry their nations’ colours
silah taşımak carry arms
silah taşımak bear arms
Hunting
bir silahı taşımak depolamak için yağlayarak saklamak veya korumak pack a gun v.
Sport
basketbolda topu kurallara aykırı olarak avuçta taşımak carry v.
(çim topu oyununda) jack topunu vurup geriye taşımak için hamle yapmak trail v.
topu taşımak carry the ball
Basketball
dripling yaparken topu taşımak palming v.
Football
beraberliğe taşımak make the score even v.
Printery
gazete sayfasını basım öncesinde hazırlamak ve taşımak için kullanılan iki tekerlekli kamyon turtle n.
Archaic
tekrar taşımak recarry v.
önem taşımak reck v.
Engineering
yükleri kaldıraçla taşımak teagle v.
radyasyona maruz kalmış nükleer yakıt taşımak için kullanılan konteyner cask n.