tanımak - Turco Inglés Diccionario
Historia

tanımak



Significados de "tanımak" en diccionario inglés turco : 42 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
tanımak identify v.
tanımak recognize v.
tanımak know v.
tanımak recognise v.
General
tanımak legitimize v.
tanımak distinguish v.
tanımak get to know v.
tanımak own v.
tanımak be acquainted with v.
tanımak obey v.
tanımak affiliate v.
tanımak give scope for v.
tanımak accept v.
tanımak know v.
tanımak put finger on v.
tanımak place v.
tanımak legitimatize v.
tanımak ken v.
tanımak familiarize v.
tanımak acknowledge v.
tanımak cognize v.
tanımak spot v.
tanımak be recognizant of v.
tanımak give v.
tanımak recognise v.
tanımak acquaint oneself with v.
tanımak recognize v.
tanımak familiarise v.
tanımak cognise v.
tanımak legitimatise v.
tanımak recognosce [obsolete] v.
Phrasals
tanımak pick out
Trade/Economic
tanımak acknowledge
tanımak recognize
tanımak recognise
Law
tanımak legitimatise
tanımak legitimise
tanımak acknowledge
tanımak legitimatize
Politics
tanımak acknow v.
Technical
tanımak recognize
tanımak recognise

Significados de "tanımak" con otros términos en diccionario inglés turco: 149 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
olanak tanımak enable v.
General
olanak tanımak facilitate v.
birine serbestlik tanımak give a free hand v.
yakından tanımak be closely acquainted with v.
olanak tanımak make possible v.
öncelik tanımak give priority to v.
ayrıcalık tanımak bestow favors on v.
fırsat tanımak give an opportunity v.
imkan tanımak enable v.
fırsat tanımak furnish an occasion v.
fırsat tanımak give a handle v.
ayrıcalık tanımak favor one person v.
şans tanımak take a chance on v.
fırsat tanımak give a chance v.
tanımak (süre) allot v.
olanak tanımak allow of v.
hak tanımak entitle v.
ayrıcalık tanımak privilege v.
hak tanımak intitle v.
olanak tanımak serve v.
yakından tanımak know somebody well v.
(ayrıcalık) tanımak charter v.
olarak tanımak refer to as v.
şans tanımak give somebody a break v.
fırsat tanımak give chance v.
süre tanımak respite v.
birini sadece yüzünden tanımak know someone by sight only v.
öncelik tanımak prioritize v.
hak tanımak enfranchise v.
ayrıcalık tanımak enfranchise v.
fırsat tanımak provide with an opening v.
fırsat tanımak provide with a chance v.
birine ayrıcalık tanımak bestow a privilege upon v.
birine ayrıcalık tanımak bestow a privilege on v.
mahkeme kararını tanımak accept the court's sentence v.
mahkeme yetkisini tanımak acknowledge the court's authority v.
mahkeme kararını tanımak acknowledge court order v.
özgürlük tanımak give someone freedom v.
özgürlük tanımak allow someone freedom v.
özgürlük tanımak permit someone freedom v.
resmen tanımak recognize officially v.
simaen tanımak know by sight v.
simaen tanımak cognosce v.
ismen tanımak cognosce v.
kendini tanımak know oneself v.
muafiyet tanımak grant someone exemption v.
uzun süredir tanımak know (someone) for a long time v.
muafiyet tanımak give someone exemption v.
zaman tanımak give time v.
ismen tanımak know somebody by name v.
isim olarak tanımak know somebody by name v.
olanak tanımak admit v.
birini (yolda görüp) tanımak acknowledge v.
simaen tanımak know (someone) by sight v.
birisini yanlış tanımak think wrong about someone v.
ismen tanımak know (someone) by name v.
cismen tanımak know (someone) by sight v.
yanlış tanımak think wrong about someone v.
öncelik tanımak prefer v.
birisini tanımak know someone v.
birisini tanımak recognize someone v.
öncelik tanımak give priority v.
birebir tanımak know personally v.
tolerans tanımak show tolerance v.
tolerans tanımak tolerance v.
insanları gözünden tanımak read people v.
birini gözlerinden tanımak recognize someone by one's eyes v.
tekrar tanımak get reacquainted v.
imkan tanımak allow for v.
sima olarak tanımak know someone by sight v.
ikinci bir şans tanımak give a second chance v.
birini tanımak get to know someone v.
ek süre vermek/tanımak grant an extension of time v.
olanak tanımak give an opportunity v.
(hak) tanımak bestow v.
bir hakkı tanımak/vermek bestow a right v.
birini çok iyi tanımak know someone very well v.
birine bir şey yapması için olanak tanımak/imkan sağlamak enable someone to do something v.
kurbanı tanımak know the victim v.
hayatı görmek/tanımak see life v.
öncelik tanımak prioritise v.
birbirini tanımak know each other v.
kültür tanımak get to know a culture v.
soykırımı tanımak recognize the genocide v.
yeniden imkan tanımak re-enable v.
tekrar olanak tanımak re-enable v.
yeniden imkan tanımak reenable v.
tekrar olanak tanımak reenable v.
çevreyi tanımak know the environment v.
geçmesine olanak tanımak admit v.
Phrasals
süre tanımak allow for
zaman tanımak allow for
birini (taktığı/giydiği) bir şey ile tanımak identify someone by something
birini başka birinden bilmek/tanımak know someone from someone
...den onu bilmek/tanımak tell someone or something by something
Colloquial
çok iyi tanımak know inside out
çok iyi tanımak know someone good
Idioms
aza tanımak have a nodding acquaintance
birini çok az tanımak have a nodding acquaintance with
çok iyi tanımak read like a book
birine öncelik tanımak put someone first
birbirlerini çok uzun bir süredir tanımak go back a long way
prim tanımak place a premium on
prim tanımak put a premium on
prim tanımak set a premium on
birisine şans tanımak give somebody a fair crack of the whip
barış görüşmelerine olanak tanımak open the door to peace talks
birine hareket/manevra alanı tanımak/vermek give someone some elbow room
birini çok iyi tanımak get on a first-name basis with someone
birini çok iyi tanımak be on a first-name basis with someone
görür görmez bilmek/tanımak know at a glance that
artı ve eksileriyle birini tanımak get the measure of someone
birini parfümünden tanımak know someone by one's perfume
Speaking
sizi tanımak istiyorum i want to know you
sizi tanımak güzel it's good to meet you
seni tanımak isterim i would like to know you
sizi tanımak güzeldi it was good to know you
seni tanımak isterim i'd like to know you
sizi yakından tanımak istiyorum I want to get to know you
sizi yakından tanımak istiyorum I'd like to get to know you better
sizi daha fazla tanımak isterim I would like to know you more
seni daha fazla tanımak isterim I would like to know you more
seni tanımak güzeldi it's been nice knowing you
seni tanımak istiyorum i want to know you
bu birbirimizi tanımak için bir fırsat it's a chance to get to know each other
Trade/Economic
ayrıcalık tanımak grant privileges
ayrıcalık tanımak enfranchise
Law
resmen tanımak recognize v.
resmen tanımak recognise v.
mahkemelerinin ve icra dairelerinin yargı yetkisini tanımak ve kabul etmek accept and acknowledge the jurisdiction of the courts and enforcement offices
hak tanımak vest
mülkün yeni malikini tanımak attorn
Politics
yeniden ayrıcalık tanımak recharter v.
birine sığınma hakkı tanımak give someone asylum
öncelik tanımak prefer
hak tanımak accord a right
avantaj tanımak accord advantages
ayrıcalık tanımak enfranchise
farklı ülkelerdeki aynı vatandaşlara eşit hakları tanımak intercitizenship
bağımsızlığını tanımak recognize one's independence
özgürlük tanımak liberate
toprak bütünlüğünü tanımak recognize the territorial integrity
bir ülkeyi hükümdarının bazı selahiyetlerini tanımak koşulu ile ilhak etme mediatisation
bir ülkeyi hükümdarının bazı selahiyetlerini tanımak koşulu ile ilhak etme mediatization
Biology
(antijeni, substratı vb.) tanımak recognize v.
(antijeni, substratı vb.) tanımak recognise v.
Education
(diploma için) denklik tanımak/vermek nostrificate
Military
gece operasyonlarında askerlerin birbirlerini tanımak için üniformalarının üstüne giydikleri gömlek camisade n.
British Slang
tanımak amacıyla şöyle bir tur atmak go off for a gander