çok fazla - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

çok fazla



Sens de "çok fazla" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 50 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
çok fazla too much adj.
General
çok fazla surfeit n.
çok fazla bellyful n.
çok fazla excessive adj.
çok fazla extortionate adj.
çok fazla over adj.
çok fazla superabundant adj.
çok fazla exorbitant adj.
çok fazla oodles of adj.
çok fazla very much adj.
çok fazla plethoric adj.
çok fazla far adj.
çok fazla far too much adj.
çok fazla outrageous adj.
çok fazla immoderate adj.
çok fazla overmuch adj.
çok fazla too much adj.
çok fazla countless adj.
çok fazla overdone adj.
çok fazla undue adj.
çok fazla too adj.
çok fazla bazillion adj.
çok fazla like blazes adv.
çok fazla by half adv.
çok fazla devilish adv.
çok fazla beyond measure adv.
çok fazla a lot adv.
çok fazla immensely adv.
çok fazla excessively adv.
çok fazla mightily adv.
çok fazla to excess adv.
Phrases
çok fazla too many
çok fazla beyond measure
çok fazla out of all proportion
Colloquial
çok fazla too much
çok fazla all get-out
çok fazla all get out
Idioms
çok fazla not half
çok fazla ever so much
çok fazla far and away
çok fazla more someone or something than one can shake a stick at
çok fazla eye-watering
Slang
çok fazla gazillion
çok fazla damn
çok fazla skinful
çok fazla goddam
Technical
çok fazla countless
çok fazla undue
Music
çok fazla tanto adj.
British Slang
çok fazla telephone numbers

Sens de "çok fazla" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 126 résultat(s)

Turc Anglais
General
çok fazla işi olmak have a lot on one's plate v.
birisini çok fazla eleştirerek üzmek cut someone to the quick v.
çok fazla sevmek overlove v.
çok fazla insanla doldurmak overcrowd v.
çok fazla büyümeden önlenmek be suppressed (before the situation became graver) v.
çok fazla değer biçmek price out of the market v.
çok fazla para ödemek pay too much v.
çok fazla para ödemek pay a high price v.
çok fazla ders çalışmak mug up v.
çok fazla para ödemek pay too much money v.
(hesap vb) çok/fazla gelmek come to much v.
iş yerinde çok fazla zaman harcamak spend a lot of time at work v.
çok fazla ilaç alıyor olmak be on a load of medication v.
çok fazla golf oynamak play too much golf v.
çok fazla yol katetmek come a long way v.
çok fazla vakti olmak have a lot of time v.
çok fazla şikayet etmek/şikayetçi olmak/mızmızlanmak whine/complain a lot v.
çok fazla içki içilen süre binge n.
çok fazla endişelenen worrywart n.
çok fazla miktarda hatful n.
üzerinde çok fazla düşünülmeden oluşturulmuş fikir ill-thought n.
çok fazla nefret so much hate n.
çok fazla borç huge debt n.
-den çok daha fazla much more than adj.
çok fazla tanen içeren tanniferous adj.
çok fazla renk barındıran technicolored adj.
gerekenden çok fazla sözle ifade edilen verbose adj.
çok fazla miktarda too much adj.
çok fazla sayıda kadınla cinsel ilişkide bulunan (erkek) philandering adj.
çok fazla ya da çok az disproportionate adj.
çok fazla renk barındıran technicoloured adj.
çok daha büyük/fazla far greater adj.
çok/fazla çırpılmış well-beaten adj.
çok/fazla dövülmüş well-beaten adj.
çok fazla diyalog/konuşma içeren (roman/yapıt) talky adj.
çok fazla sayıda innumerous adj.
çok fazla bir biçimde countlessly adv.
çok daha fazla by far adv.
çok daha fazla a lot more adv.
çok fazla bir şekilde extortionately adv.
çok fazla miktarda a hell of a lot adv.
çok çok fazla at a tremendous rate adv.
çok daha fazla far more than prep.
çok fazla boş zaman a lot of free time
Phrases
çok fazla miktarda too many
içinde çok fazla korku olduğunu seziyorum I sense much fear in you (star wars - master yoda)
çok fazla zaman plenty of time
çok fazla zaman so much time
çok fazla sayıda an awful lot of
çok fazla değil few if any
Proverb
çok fazla çalışmak insanı sıkar all work and no play makes jack a dull boy
ne kadar çok ülke o kadar fazla adet so many countries so many customs
Colloquial
çok çok fazla hand over fist
her zamankinden çok daha fazla all too often
beklenenden çok daha fazla all too often
çok fazla değil not so much
çok fazla sayıda a zillion
bir şeyi karşısındakine göre çok daha fazla yapmış olmak have [done/seen/had] more something than somebody has had hot dinners
çok fazla güneş almak get lots of sun
bu konu üzerinde (çok/gereğinden) fazla durmadan without putting too fine a point on it
çok fazla detay içermeyen kısa bilgi dry fact
Idioms
çok (fazla) a (one) hell of a
çok fazla istemek be dying for
çok fazla istemek be dying to do
çok fazla yemek eat one's head off
çok fazla para ödemek pay through the nose
ya çok fazla ya da çok az either feast or famine
çok fazla değişiklik olmamak be nothing much to write home about
çok fazla değişiklik olmamak not much to write home about
bir şeyle çok fazla meşgul neck-deep
bir şeyle çok fazla meşgul up to one's neck
çok fazla deneyimi olmak have been around the block
bir konu hakkında çok fazla düşünmek rack one's brain
bir konu hakkında çok fazla düşünmek rack one's brains
çok/gerektiğinden fazla bağırmak/çığlık atmak cry bloody murder
bir firmaya çok fazla para kazandıran ürün a cash cow
çok fazla bilgisi olmamak not be somebody's department
çok fazla/bin/kırk/her tarakta bezi olmak have one's finger in too many pies
çok/fazla/aşırı saygı/hürmet/itibar gösterme forelock-tugging
çok daha fazla whole lot more
çok daha fazla whole heap more
diğerlerinden çok çok fazla/az almak be way out of line with what others get
çok fazla şikayet etmek/şikayetçi olmak/mızmızlanmak protest too much
Speaking
söyleyecek çok fazla şey yok not too much to say
çok fazla zamanın yok you don't have much time
çok fazla zamanın yok you don't have a lot of time
çok fazla zamanın yok you don't have too much time
hakkınızda çok fazla şey duydum i've heard a lot about you
hakkınızda çok fazla şey duydum heard a lot about you
yeter/çok/fazla oldu/oldun! that's (just) too much!
özleyeceğim çok fazla şey var there are so many things i will miss
çok fazla endişeleniyorsun you worry too much
çok fazla ödevim var I have too much homework
çok fazla ödevimiz var we have too much homework
yakında çok fazla para kazanacaksın you will earn a lot of money soon
çok fazla zamanımız yok we don't have a lot of time
onlardan çok fazla var there are too many of them
Slang
çevresindekileri etkilemek için çok fazla çaba sarfeden kimse show pony
çok çalışmasına rağmen eline fazla para geçmeyen battler
çok fazla sayıda olmak (have something) coming out the wazoo
Trade/Economic
bir firmaya çok fazla para kazandıran ürün cash cow
çok fazla rağbet gören hisse senedi active stock
Technical
çok fazla duman çıkarmak smoke
çok fazla sıvı multi-phase liquid
Computer
çok fazla dosya too many files
çok fazla ırq var too many irqs
çok fazla etiket too many tags
çok fazla hata too many errors
çok fazla düğüm too few knots
çok fazla sürücü var too many drives
çok fazla keskin extra sharp
çok fazla veri kullanan uygulama data draining app
Telecom
çok fazla bit bag of bits
Aeronautic
iki veya daha fazla uçağın birbirine güvenlik kurallarının izin verdiğinden daha çok yaklaşması air miss n.
iki veya daha fazla uçağın birbirine güvenlik kurallarının izin verdiğinden daha çok yaklaşması airmiss
geleneksel tipteki uçaklardan daha fazla sayıda yolcu taşıyabilen ve iki ya da daha çok koridoru olan uçak wide-bodied aircraft
Medical
midede çok fazla hidroklorikasit bulunması chlorhydria
midede çok fazla gaz birikmesi flatulence
Psychology
teknoloji ile çok fazla iç içe olmaktan kaynaklanan stres technostress n.
cahil olan kişinin cehaletinin farkında olmaması ve kendi bilgisini kendinden çok daha fazla bilgiye sahip kişiden üstün görmesi dunning kruger effect
Social Sciences
çok fazla içki içme binge drinking
çok fazla miktarda ancak yüzeysel bilgilere sahip olan internet kullanıcıları pancake people
Military
çok fazla su çeken gemi very deep draught ship
Hunting
geri tepmesi ve barut dumanını çok fazla sızdıran silah over blown
aynı kubuz üzerinde birden fazla kalibrede yivli-yivsiz namluları olan çok amaçlı silah combination gun
Latin
kişi başına çok fazla olan (vergi, ödeme) capitatim adj.