(there - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

(there



Sens de "(there" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
there adv. oraya
there adv. orada
there adv. ora
there adv. orası
there interj. şura
there interj. şurada
General
be there v. var olmak
go there v. oraya gitmek
get there v. kıstırmak
get there v. oraya gitmek
get there v. başarılı olmak
get there v. amaca ulaşmak
be there v. (orada) hazır bulunmak
for there to be no room left for v. mahal kalmamak
for there to be no longer any need for v. mahal kalmamak
depart from there v. oradan ayrılmak
leave there v. oradan ayrılmak
be there v. orada olmak
get there v. belirli bir yere gelmek
get there v. belirli bir mevkiye ulaşmak
get there v. belirli bir yere ulaşmak
get there v. belirli bir düzeye erişmek
get there ahead of time v. vaktinden önce varmak
get there ahead of time v. (söylenenden/beklenenden/duyurulan zamandan) önce gelmek/varmak/ulaşmak
inspect the bedsheets to see if there was any blood v. kan var mı yok mu diye var çarşaflara bakmak
inspect the bedsheets to see if there was any blood v. çarşaflara bakarak kan olup olmadığına bakmak
be there v. (bir yerde) bulunmak
over there adv. ta ötede
here and there adv. tek tük
here and there adv. şurada burada
anywhere but there adv. oradan başka her yerde
when there adv. orada
here and there adv. burada şurada
over there adv. orada
here and there adv. ara sıra
down there adv. aşağıya
here and there adv. orada burada
just over there adv. oracıkta
here and there adv. köşede bucakta
right there adv. tam orada
from there adv. oradan
there and then adv. hemen oracıkta
just there adv. tam orada
there adv. oralarda
here and there adv. sağa sola
there adv. şurada
down there adv. aşağıda
when there adv. her nerede olsa
then and there adv. hemen
there or there abouts adv. orada veya o civarda
here there and everywhere adv. her yerde
when there is a need adv. ihtiyaç olduğunda
when there is a need adv. ihtiyaç duyulduğunda
when there is a need adv. ihtiyaç halinde
there adv. orada
here there and anywhere adv. her yerde
here there and anywhere adv. dört bir yanda
here and there adv. ordan burdan
here there and anywhere adv. orada burada şurada
here and there adv. oradan buradan
out there adv. oralar
out there adv. oralarda
here and there adv. zaman zaman
there pron. oradaki
there pron. şuradaki
there pron. birinin ismi yerine kullanılır
hi there interj. hu
there interj. tamam!
there! interj. hah
there interj. haydi
there it is interj. gerçek bu
there interj. işte ...
there interj. işte!
there it is interj. durum böyle
there it is interj. bütün mesele burada
hang in there! interj. dişini sık
Phrases
while there is bet time henüz fırsat varken
there is no doubt that şüphe yoktur ki
there is not the shadow of a doubt that zerre kadar şüphe yok ki
and there is also that ve şu da var ki
there is/are var
there are not yok
and there is something more ve şunları da söylemek gerekir ki
while there is bet time iş işten geçmeden
there only remains kala kala
there was no course open to me but to benim için maktan başka yapacak bir şey yoktu
there it is! na
there are var
there is var
there is not yok
there you go ne yaparsın ki
there you are ne yaparsın ki
there are some people that bazı insanlar vardır ki
there is no difference between them aralarında fark yoktur
there is no point/sense in -nın bir manası yok
there is no need to ask sormaya gerek bile yok
there is no need to ask sormaya gerek yok
once upon a time there was a little girl bir zamanlar küçük bir kız varmış
there and then sıcağı sıcağına
there are no words left to speak söylenecek söz yok
once upon a time there was a prince who wanted to marry a princess bir varmış bir yokmuş bir zamanlar bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış
once upon a time there was a prince who wanted to marry a princess bir zamanlar bir prensesle evlenmek isteyen bir prens varmış
there is a time for everything herşeyin bir zamanı vardır
while there is life, there is hope allah'tan ümit kesilmez
there is no need to state the obvious bilineni tekrara gerek yok
there you are out işte burada yanılıyorsun
Proverb
there is no smoke without fire ateş olmayan yerden duman çıkmaz
where there is life there is hope çıkmadık candan ümit kesilmez
there is many a true word spoken in jest her şakanın altında bir gerçek yatar
there is many a true word spoken in jest her şakada bir gerçek payı vardır
there is many a true word spoken in jest çoğu doğru söz vardır ki şakacıktan söylenmiştir
there is no rest for the weary durmak yok yola devam
there is no rest for the weary yorulsanda çalışmaya devam etmelisin
there are two sides to every story her öykünün bir de diğer yüzü vardır
there are two sides to every question her öykünün bir de diğer yüzü vardır
there are tricks in every trade her işin bir püf noktası vardır
there ain't no such thing as a free lunch her şeyin bir bedeli vardır
there is safety in numbers birlikten kuvvet doğar
there is safety in numbers sayıca çok olursak daha güvende oluruz
there is safety in numbers birlikten emniyet doğar
there is more than one way to skin a cat bir şeyi yapmanın birden fazla yolu vardır
there but for the grace of god go I (baktıkça/düşündükçe) halime şükrediyorum
there but for the grace of god go I çok şükür benim başıma gelmedi
there is a remedy for everything except death ölümden başka her şeyin bir çaresi vardır
there is a time and a place for everything her şeyin bir zamanı ve yeri var
there is no spring without a winter kış olmadan bahar olmaz
there is no royal road to learning öğrenmenin kolay yolu yoktur
there is a tide in the affairs of men fırsatın varken yap
there is nothing new under the sun aynı tas aynı hamam
there is nothing new under the sun yeni/değişen hiçbir şey yok
there is safety in numbers birlikten güç doğar
there is no pleasure without pain sıkıntı/zorluk/cefaya katlanmadan rahatlık olmaz
there is no pleasure without pain cefa çekmeden sefa sürülmez
there is strength in numbers birlikten kuvvet doğar
there is no accounting for tastes zevkler ve renkler tartışılmaz
there is no accounting for taste zevkler ve renkler tartışılmaz
there is no sin except stupidity aptallıktan başka günah yoktur
there is nothing new under the sun dün nasılsa bugün de öyle
believe you can and you're halfway there inanmak başarmanın yarısıdır
there is no shame in not knowing; the shame lies in not finding out bilmemek değil öğrenmemek ayıp
there is no shame in not knowing; the shame lies in not finding out bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp
Colloquial
neither here nor there alakasız
neither here nor there konuyla ilgisi olmayan
neither here nor there ilintisiz
neither here nor there ilgisiz
here and there orada burada
here and there şurada burada
behind every successful man there is a woman her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
u there orda mısın
hey are you there hey orda mısın
right over there hemen şurada
right over there şuracıkta
look there! şuraya bak!
been there done that daha önce yaptım
stop right there orada dur bakalım
it'll take us a couple days to get down to there oraya ulaşmamız birkaç gün sürer
right there tam orada
somebody's in there içeride biri var
isn't there an easier way to get there? oraya gitmenin daha kolay bir yolu yok mu?
stop right there tam orada dur
stop right there! olduğun yerde dur!
a woman is waiting for you there orada sizi bekleyen bir kadın var
nice work in there orada iyi iş çıkardınız
nice work in there orada iyi iş çıkardın
hang on there! orada dur işte!
around there/here şu/bu civarlarda
go there and see what's going on oraya gidip ne olup bittiğine bak
in every war there is an enemy her savaşta bir düşman vardır
stop right there! dur bakalım orada biraz
isn't there anybody that can? yardım edecek kimse yok mu?
wait there orada bekle
we have all been there bu yollardan hepimiz geçtik
there may be a way around it belki başka bir yolu vardır
no argument there haklısın
there, now geçti geçti
there, now yok bir şey
there, now hepsi geçti
there, now kafanı takma
Idioms
not all there deli
don't cross the bridge before you get there dereyi görmeden paçayı sıvama.
all there akıllı
not all there kaçık
wild horses couldn't drag me there! dünyada oraya gitmem!
hang on there! sık dişini!
hang in there! sık dişini!
there are plenty of other fish in the sea elini sallasan ellisi
there are plenty of other fish in the sea sana göre eş mi yok
there are friends and friends her gördüğün sakallıyı baban sanma
all there aklı başında
there is no love lost between them birbirlerinden hiç hoşlanmazlar
not all there aklını oynatmış
there is no love lost between them birbirlerini hiç sevmezler
there are no flies on him kül yutmaz
there are no flies on him cin gibi
there are wheels within wheels işin içinde iş var
all there aklı ve gücü yerinde
all there kafası ve gücü yerinde
not all there akla mantığa sığmayan
not all there çılgın
not all there aklı başında olmayan
not all there aklını yitirmiş
(there is) no smoke without fire ateş olmayan yerden duman çıkmaz
there wasn't a dry eye in the house herkes iki gözü iki çeşme ağlıyordu
there wasn't a dry eye in the house herkes gözyaşlarına boğulmuştu
couldn't pour water out of a boot (if there was instructions on the heel) (rur.) ahmak
couldn't pour water out of a boot (if there was instructions on the heel) (rur.) aptal
there is no point in hiçbir anlamı yok
in there pitching canla başla
in there pitching var gücüyle
there ain't no such thing as a free lunch öyle beleşe/bedavaya olmaz
(there) be bad blood between aralarında husumet olmak
stand there with one's bare face hanging out orta yerde kalakalmak
stand there with one's bare face hanging out sap gibi kalmak
there is never a dull moment bir an/dakika bile sıkıcı geçmez
there is never a dull moment her zaman heyecan dolu
there is never a dull moment bir dakika boş duramazsın
there is never a dull moment sıkıcı değil
there are plenty more fish in the sea denizde daha çok balık var
there are plenty more fish in the sea sana göre eş mi yok
getting there is half the fun işin en eğlenceli kısmı
get there in the very nick of time son anda gelmek
get there in the very nick of time son saniyede varmak
get there in the nick of time son anda gelmek
get there in the nick of time son saniyede varmak
from there to here taa oradan/o zamandan/o günlerden buraya/bugünlere
it's a jungle out there gözünün yaşına bakmazlar
it's a jungle out there orada adamı çıtır çıtır yerler
it's a jungle out there kurtlar sofrası orası
get there ahead of time (söylenenden) erken ulaşmak/gelmek
as if there was/were no tomorrow yarın yokmuş gibi
as if there is no tomorrow yarın olmayacakmış gibi
like there ain't no tomorrow yarın yokmuş gibi
like there ain't no tomorrow yarın olmayacakmış gibi
as if there is no tomorrow yarını düşünmeden (para harcamak vb)
as if there was/were no tomorrow yarın olmayacakmış gibi
like there ain't no tomorrow yarını düşünmeden (para harcamak vb)
as if there was/were no tomorrow yarını düşünmeden (para harcamak vb)
as if there is no tomorrow yarın yokmuş gibi
there is no telling Tahmin etmek mümkün değil
there is trouble brewing sorun/problem büyüyor
it's a jungle out there orman kanunlarının geçerli olduğu yer
don't go there orasını karıştırma
don't even go there hiç sorma
odds are against you there bu konuda her şey sana karşı
there is a catch dikkat edilmesi gereken bir şey var
been there done that biz de bu yollardan geçtik
been there done that o yollardan biz de geçtik
there are plenty more fish in the sea elini sallasan ellisi
Speaking
there be not a sound to be heard v. çıt çıkmamak
there is no question n. söz konusu değil
there is no question n. hiç şüpheniz olmasın
there is room for improvement n. geliştirilmesi gerek/eksikler var
there you are! demedim mi?
how can i get there? oraya nasıl gidebilirim?
there is no stopping somebody yi durdurmanın imkanı yok
there is a bit more to it than that o kadar basit değil
there is force what he says söylediği boş değil
there is little if any olsa bile pek az
there is something up bir şeyler oluyor
there is much more to somebody than gibi değil
there is no call to blush utanacak bir neden yok
there the matter dropped mesele öylece kaldı
there is no knowing what ne olacağı bilinmez
there is something to be said for yararına çok şey söylenebilir
it is neither here nor there onun önemi yok
it is neither here nor there mesele onda değil
there you are! buyur
there is no reason not to oldu olacak
there is no room for doubt şüpheye yer yok
i hope there is nothing the matter hayırdır inşallah
there is but dan başka yok
there is a call for you size telefon var
there is no saying what will happen ne olacağını kimse bilmez
there is no need hacet yok
but there it is gerçek bu
there is no holding somebody tutmanın imkanı yok
there is a report that söyleniyor
there is no hurry acelesi yok
there you are! ne haber
there is no nanay
there you are mistaken burada yanılıyorsunuz
there is something afoot bir şeyler dönüyor
there is nothing to choose between them aralarında fark yoktur
there is much more to it than that o kadar basit değil
there is enough and to spare yeter de artar
there is little if any varsa da pek az
and there is also that bir de şu var
there is a lot more to it than that o kadar basit değil
you get good value for your money there orada ödediğin para karşılığında iyi mal alırsın
there you go! hoppala
there is no harm in that zarar yok
there is no mistaking somebody tanımamaya imkan yok
there is no mistaking something yanılmaya imkan yok
there is no help for it yapılacak bir şey yoktur
there is nothing else for it başka yapılacak bir şey yok
there will be the devil to pay kıyamet kopacak
that's all there is to it söylenebilecek tek şey bu (bu kadar)
don't stand out there in the wet! orada yağmurun altında durma!
there is little if any varsa da
there is not space zaman ve zemin müsait değil
how is the weather up there havalar nasıl oralarda
i will go there some time oraya münasip bir zamanda giderim
are you there orda mısın
there is reason to believe that inanmak yerindedir
there is one more bir de şu var
there and back gidiş geliş
there is a lot more to somebody than gibi değil
there is no message to display görüntülenecek mesaj yok
there is no sound çıt yok
there is not a soul here kimsecikler yok
there is nothing to it kolaydır
there is not a shot in my locker on param yok
there is more to it than that o kadar basit değil
there is no saying bilinmez
hi there hu hu
if there is not yoksa
there is something brewing bir şeyler dönüyor
there is no denying that inkar edilmez bir şey varsa
there is no such thing alakası yok
there is no such thing ne alakası var
there is no such thing hiç ilgisi yok
there is no such thing ne ilgilisi var
be there (orada) hazır bulun
there is a meeting in progress sürmekte olan bir toplantı var
there is a meeting in progress devam eden bir toplantı var
i'll be there soon yakında geleceğim
who goes there oraya kim gidiyor
are you still there hala orada mısın
there is no other way başka çaresi yok
there is no other solution başka çaresi yok
there is an exam today bugün sınav var
there are plenty of fish in the sea sana göre eş mi yok
there are plenty of fish in the sea elini sallasan ellisi
look over there şuraya bak
there is nothing like -in üstüne yok
there is nothing for it but to -mekten başka yapacak bir şey yok
there isn't a ghost of a chance en ufak bir ihtimal bile yok
we'll eat whatever there is ne varsa onu yiyeceğiz
that's neither here nor there bunun konu ile ilgisi yok
there is no god but allah allahtan başka tanrı yoktur
there is no danger present tehlike geçti
there are no buts about it! kuşku yok!
there are no buts about it! itiraz yok!
there are no buts about it! lami cimi yok!
there you are söylemiştim sana
there you are buyur bakalım
there you go gördün mü
there you are demedim mi
there you are bu kadar
there you go al işte
there you are gördün mü
there you go bu kadar
there you go söylemiştim sana
there you go buyur
there you go buyurun
there you go buyur bakalım
there you are al işte
there you go demedim mi
there you are buyur
there you are buyurun
there is no choice eli mahkum
there is no choice başka seçenek yok
what a lot of things there are that you can do yapabileceğin ne de çok şey var
when will you be there ne zaman orada olursun
there is no place like home insanın kendi evi gibisi yok
there is a world of difference arada dağlar kadar fark olmak
there is no place like home insanın kendi evi gibi yok
there is a world of difference arada dağlar kadar fark var
there is no such thing yok öyle bir şey
i wish you had been here/there as well keşke sen de olsaydın (geçmiş zaman)
i wish you were here/there too keşke sen de olsaydın (şimdiki zaman)
i wish i were there orada olmak isterdim
i wish you had been here/there too keşke sen de olsaydın (geçmiş zaman)
i wish you were here/there as well keşke sen de olsaydın (şimdiki zaman)
there is no such thing öyle bir şey yok
there is no place to hide saklanacak yer yok
what time is it there orada saat kaç
how is the weather there hava nasıl orada
how is the weather there orada hava nasıl
i wish you were there keşke orada olsan
i wish you had been there yesterday dün keşke orada olsaydın
not too bad just hanging in there iyidir nasıl olsun işte yuvarlanıp gidiyoruz
there is nothing to it korkacak bir şey yok
there is nothing to it bunda hiçbir şey yok
there is nothing to it bir terslik yok
there was no need for such a thing böyle bir şeye gerek yoktu
how long have you been there orada ne kadar kaldın
don't make me come out there beni oraya getirmeyin
don't make me come out there getirmeyin beni oraya
there is nothing like -in yerini hiçbir şey tutamaz
there is nothing like -den iyisi yok
are there any improvements konusunda bir gelişme var mı
are there any developments konusunda bir gelişme var mı
are there any developments konusunda gelişme var mı
are there any progress on the konusunda gelişme var mı
are there any improvements konusunda gelişme var mı
are there any developments in konusunda gelişme var mı
is there any progress on the konusunda bir gelişme var mı
are there any developments in konusunda bir gelişme var mı
is it morning there orada sabah mı
is it evening there orada akşam mı
is it night there orada gece mi
there is nothing to it bunda birşey yok
there is nothing to it çok kolay
how is the weather there orada havalar nasıl
how is the weather there oralarda hava nasıl
how is the weather there oralarda havalar nasıl
i should have gone there oraya gitmeliydim
there is a method to my madness bu deliliğimin bir sebebi var
there is a method to my madness deliliğimin bir mantığı var
what's going on there neler oluyor orada
what's going on there ne oluyor orada
what's going on there orada ne oluyor
what's going on there orada neler oluyor
there was a stampede izdiham yaşandı
there was a stampede izdiham çıktı
don't go in there orasını karıştırma
don't go in there o konuya girme
I haven't been there orada hiç bulunmadım
I have never been there orada hiç bulunmadım
there is a price to pay for everything herşeyin bir bedeli var
I can't promise but I'll try to be there söz veremiyorum ama orada olmaya çalışırım
I can't promise but I'll try to be there söz veremiyorum ama gelmeye çalışırım
there is no age limit for education okumanın yaşı yoktur
there is someone watching us bizi izleyen birisi var
there is someone watching us bizi izleyen biri var
there is an ocean between us aramızda bir okyanus var
is there anybody home? evde kimse var mı?
there was no other way başka yolu yoktu
there is no need for mahal yok
there is no ground for mahal yok
how long have you been there? ne zamandır oradasın?
there is a fly in my soup çorbamda sinek var
there is a fly in my soup çorbamda bir sinek var
Is there any problem? herhangi bir problem var mı?
Is there any problem? herhangi bir sorun var mı?
Is there a problem? problem var mı?
Is there a problem? sorun var mı?
there was a blind beggar kör bir dilenci vardı
there is no other way başka türlü olamaz
there is no other way başka türlü olmaz
there has to be a way bir yolu olmalı
what is the weather like there? hava nasıl orada?
what is the weather like there? orada hava nasıl?
what is the weather like there? hava nasıl oralarda?
what are you doing there? orada ne yapıyorsun?
Is there any truth to something? duyduğum doğru mu?
Is there any truth to something? doğru mu?
will there be anything else? başka bir arzunuz
Is there anything else? başka bir arzunuz
we'll never get there at this rate bu hızda gidersek oraya asla varamayız
is there any point of bir alemi var mı
is there any point of alemi var mı
I wish I was there keşke orada olsam
I wish I was there orada olmak isterdim
I would like to be there orada olmak isterdim
don't sit there oraya oturma
been there done that benim de başıma geldi
there is no chance! hiç şansı yok!
there are plenty more where they came from geldiği yerde bundan daha çok var
there seems to be a mistake bir yanlışlık var gibi görünüyor
call me when you get there oraya vardığında/ulaştığında beni ara
there is a first for everything her şeyin bir ilki vardır
there is a first time for everything her şeyin bir ilki vardır
get away from there! çekil oradan!
we're not quite there yet o aşamaya henüz gelmedik
i don't like the idea of going there oraya gitme fikri hoşuma gitmiyor
there was nothing i could do yapabileceğim bir şey yoktu
are you in there? içeride misin?
is there anything i need to know? bilmem gereken bir şey var mı?
i came this close to go there oraya gitmeme şu kadar kalmıştı
hold it right there öyle kal
I can get there myself oraya kendim gidebilirim
i thought he might be there orada olabileceğini düşündüm
you know what's in there orada ne olduğunu biliyorsun
there wasn't time zaman yoktu
how long have you been sitting there? ne zamandır orada oturuyorsun?
there will be hell to pay kıyamet kopacak
what happened out there? neler oldu orada?
there is no doubt about it şüphesiz
there's someone out there! orada biri var!
there you are işte oradasın
there aren't enough hours in the day yeterince zamanı olmamak
there aren't enough hours in the day saatler yetmemek
what's that have to do with going there? bunun oraya gitmekle ne ilgisi var?
there is no doubt about it hiç şüphe yok
there was an incident bir olay oldu
there must be something you're not telling us bize söylemediğin bir şey olmalı
is there something you want to tell me? bana söylemek istediğin bir şey mi var mı?
there wasn't a dry eye in the house ağlamayan kalmadı
there isn't any time to explain açıklayacak zaman yok
there wasn't a dry eye in the house herkes ağladı
it's dangerous out there dışarısı tehlikeli
there is something i wanted to ask you size sormak istediğim bir şey var
anybody there? orada kimse var mı?
i'll meet you there sizinle orada buluşurum
i'll meet you there seninle orada buluşurum
there you are işte buradasın
are you up there? yukarıda mısın?
i've been there o yollardan geçtim