bırakmak - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

bırakmak



Sens de "bırakmak" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 129 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
bırakmak abandon v.
bırakmak leave v.
bırakmak quit v.
bırakmak give up v.
General
bırakmak take one's farewell of v.
bırakmak unlearn v.
bırakmak permit v.
bırakmak laisser v.
bırakmak hand down v.
bırakmak drop in v.
bırakmak give over v.
bırakmak switch off v.
bırakmak offload v.
bırakmak devolve v.
bırakmak cease v.
bırakmak part with v.
bırakmak break oneself of a habit v.
bırakmak surrender v.
bırakmak cut v.
bırakmak vacate v.
bırakmak forego v.
bırakmak dispose of v.
bırakmak let out v.
bırakmak desist from v.
bırakmak walk out v.
bırakmak withdraw from v.
bırakmak let go v.
bırakmak concede v.
bırakmak jilt v.
bırakmak drop out v.
bırakmak drop v.
bırakmak revolt from v.
bırakmak desert v.
bırakmak kick v.
bırakmak dismiss v.
bırakmak chuck v.
bırakmak expose v.
bırakmak grow v.
bırakmak jack in v.
bırakmak resign v.
bırakmak plant v.
bırakmak edge out v.
bırakmak leave off v.
bırakmak void v.
bırakmak lay down v.
bırakmak unloose v.
bırakmak recant v.
bırakmak forsake v.
bırakmak discontinue v.
bırakmak throw over v.
bırakmak lay off v.
bırakmak flee v.
bırakmak release one's hold v.
bırakmak go without v.
bırakmak scuttle v.
bırakmak put v.
bırakmak desist v.
bırakmak yield to v.
bırakmak consign v.
bırakmak place v.
bırakmak put off v.
bırakmak stop v.
bırakmak forgo v.
bırakmak demise v.
bırakmak deliver v.
bırakmak bequeath v.
bırakmak put away v.
bırakmak throw up v.
bırakmak fail v.
bırakmak quit v.
bırakmak let v.
bırakmak cede v.
bırakmak renounce v.
bırakmak let somebody have it v.
bırakmak relinquish v.
bırakmak abdicate v.
bırakmak allow v.
bırakmak release v.
bırakmak give up v.
bırakmak abandon v.
bırakmak leave v.
bırakmak let in v.
bırakmak make over v.
bırakmak part company v.
bırakmak park v.
bırakmak walk out on v.
bırakmak give off v.
bırakmak absist v.
bırakmak part company v.
bırakmak turn the back on one v.
Phrasals
bırakmak throw off v.
bırakmak take up v.
bırakmak whistle off v.
bırakmak lay on v.
bırakmak give over to
bırakmak give in
bırakmak let loose
bırakmak lay down
bırakmak let loose of someone or something
bırakmak drop off
bırakmak chuck in
bırakmak end up
Idioms
bırakmak give one the head v.
bırakmak go back on v.
bırakmak throw overboard v.
bırakmak keep one's hands off
bırakmak set free
bırakmak leave go of someone
bırakmak pack it in
Slang
bırakmak cheese v.
Law
bırakmak acquight v.
bırakmak acquit
bırakmak abalienate
bırakmak let
bırakmak cede
bırakmak relinquish
Politics
bırakmak leave
Technical
bırakmak abandon
bırakmak give up
bırakmak let
bırakmak leave
bırakmak deselect
bırakmak quit
bırakmak omit
bırakmak release
bırakmak allow
Aeronautic
bırakmak deselect to
British Slang
bırakmak jack it in
bırakmak jack in

Sens de "bırakmak" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 500 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
serbest bırakmak liberate v.
devre dışı bırakmak deactivate v.
iz bırakmak leave a trace v.
iz bırakmak impress v.
serbest bırakmak set free v.
gölgede bırakmak overshadow v.
kefaletle serbest bırakmak bail v.
serbest bırakmak release v.
maruz bırakmak expose v.
iz bırakmak leave a mark v.
hayran bırakmak impress v.
zorunda bırakmak oblige v.
etki bırakmak impinge v.
sonraya bırakmak adjourn v.
General
serbest bırakmak unleash v.
yüzüstü bırakmak leave in the lurch v.
sonraya bırakmak defer v.
miras bırakmak leave a legacy v.
aciz bırakmak incapacitate v.
kendi haline bırakmak let somebody alone v.
minnettar bırakmak oblige v.
yüzüstü bırakmak walk on v.
serbest bırakmak set at liberty v.
maruz bırakmak subjugate v.
kefaletle serbest bırakmak admit to bail v.
elinden bırakmak unhand v.
bir kenara bırakmak leave aside v.
(ileride kullanmak üzere) bırakmak reposit v.
tortu bırakmak deposit v.
uyuşturucuyu bırakmak kick the drug v.
derin etki bırakmak brand v.
açık kapı bırakmak leave someone some leeway v.
izlenim bırakmak register v.
hayran bırakmak entrance v.
abliyi bırakmak get flustered v.
yoksun bırakmak deprive of v.
arkasında bırakmak leave behind v.
suda bırakmak soak v.
başıboş bırakmak turn adrift v.
sürüncemede bırakmak sidestep v.
kötü izlenim bırakmak leave a bad taste in one's mouth v.
serbest bırakmak unchain v.
yoksun bırakmak rob v.
yoksun bırakmak bereave v.
rehin bırakmak hock v.
kalıcı etki bırakmak leave a lasting impression v.
etki bırakmak strike v.
ortada bırakmak expose v.
intiba bırakmak make an impression v.
bırakmak (el) unclasp v.
serbest bırakmak deliver v.
zorunda bırakmak obligate v.
zorunda bırakmak compel v.
seçim dışı bırakmak discard v.
rahat bırakmak leave alone v.
yüzüstü bırakmak leave something unfinished v.
etki bırakmak leave an impression v.
dışında bırakmak exclude from v.
silahsız bırakmak disarm v.
kötü izlenim bırakmak blight v.
hariç bırakmak rule out v.
ciltte iz bırakmak pit v.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit v.
gölgede bırakmak put into the shades v.
gölgede bırakmak supplant v.
serbest bırakmak unfreeze v.
yüzüstü bırakmak let somebody down v.
açık kapı bırakmak leave the door open v.
boş verip her şeyi oluruna bırakmak float v.
serbest bırakmak unbind v.
suç işlemeyi bırakmak go straight v.
ıssız adada bırakmak cast away v.
izlenim bırakmak (birinde) strike v.
bir alışkanlığı bırakmak deprogram v.
sallantıda bırakmak leave up in the air v.
sınavda bırakmak fail v.
dışarıya bırakmak let out v.
maruz bırakmak subject v.
hayran bırakmak enthuse v.
nefessiz bırakmak wind v.
sakal bırakmak grow a beard v.
orman kanunu dışında bırakmak disafforest v.
yoksun bırakmak forgo v.
hayran bırakmak amaze v.
sürüncemede bırakmak procrastinate v.
kapatmak ya da dışarıda bırakmak bar v.
pay bırakmak leave a margin v.
sonraya bırakmak stand over v.
miras bırakmak legate v.
mahrum bırakmak debar from v.
akışına bırakmak let something flow v.
hamile bırakmak fecundate v.
izinsiz bırakmak detain v.
geride bırakmak overtake v.
töhmet altında bırakmak implicate v.
kendi kaderine bırakmak leave someone to one’s fate v.
leke bırakmak leave stains v.
serbest bırakmak let go one's hold of v.
mahrum bırakmak debar v.
bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak maroon v.
aşındırarak çıplak bırakmak denudate v.
gölgede bırakmak shame v.
ağ bırakmak cast a net v.
kendi işini başkalarına bırakmak goldbrick v.
yoksun bırakmak shut off from v.
bir şeyi bir kenara bırakmak (birşeyi) set something aside v.
gölgede bırakmak eclipse v.
yerini bırakmak give place to v.
iz bırakmak track v.
çizgi bırakmak furrow v.
yoksun bırakmak divest of v.
kendi haline bırakmak let be v.
geride bırakmak distance v.
kendi haline bırakmak leave alone v.
yoksun bırakmak debar from v.
etkisine açık bırakmak expose v.
şüphe altında bırakmak cloud v.
mesaj bırakmak leave a note v.
bir yeri darmadağınık bir halde bırakmak leave a place in a shambles v.
bir mülkü birine bırakmak escheat an estate to somebody v.
emanete bırakmak check v.
birini bir şeyden yoksun bırakmak leave someone short v.
sınıfta bırakmak plough v.
bırakmak (miras olarak) leave v.
dışarıda bırakmak preclude v.
iyi bir izlenim bırakmak make a good impression on someone v.
yarı yolda bırakmak leave in the lurch v.
çalışmayı bırakmak stop working v.
dışarıda bırakmak keep out v.
aç bırakmak not to give any food to v.
başarısızlıktan dolayı okulu bırakmak zorunda kalmak flunk out v.
serbest bırakmak decontrol v.
sınıfta bırakmak keep down v.
etkisiz bırakmak nullify v.
serbest bırakmak deblock v.
kötü bir izlenim bırakmak make a bad impression on someone v.
kötü izlenim bırakmak leave a bad impression v.
serbest bırakmak affranchise v.
serbest bırakmak disengage v.
kendi kaderine bırakmak abandon someone to one’s fate v.
etki altında bırakmak bias v.
yarıda bırakmak discontinue v.
kefaletle serbest bırakmak parole v.
miras olarak bırakmak bequeath v.
serbest bırakmak disentangle v.
sular altında bırakmak submerge v.
birini kendi haline bırakmak give someone rope v.
olduğu gibi bırakmak leave alone v.
yoksun bırakmak dispossess v.
kalıcı etki bırakmak make a lasting impact v.
ıssız bir adaya bırakmak maroon v.
sonraya bırakmak put on one side v.
açıkta bırakmak leave somebody without a home or a job v.
yoksun bırakmak bereave of v.
sigarayı bırakmak quit smoking v.
güneşte bırakmak solarize v.
halsiz bırakmak prostrate v.
not bırakmak leave a message v.
gölgede bırakmak excel v.
yüzüstü bırakmak desert v.
başıboş bırakmak give free rein v.
bir şeyi bir kenara bırakmak put something to one side v.
dikiş gibi iz bırakmak seam v.
mirastan yoksun bırakmak disinherit v.
kaderine bırakmak leave something to its fate v.
serbest bırakmak let go v.
kapora bırakmak leave a deposit v.
serbest bırakmak slip v.
hayretler içinde bırakmak astound v.
hayran bırakmak impress v.
kadro dışı bırakmak shelve v.
serbest bırakmak unloosen v.
ıssız adada bırakmak maroon v.
birini dövüp çürükler içinde bırakmak beat someone black and blue v.
ortada bırakmak turn somebody adrift v.
okulu bırakmak drop out v.
güneşte bırakmak sun v.
fidye karşılığı bırakmak ransom v.
medeni haklardan yoksun bırakmak proscribe v.
aynen bırakmak leave something as it was v.
askıda bırakmak leave in doubt v.
arkada bırakmak overtake v.
zorunda bırakmak oblige v.
elinden bırakmak release one's hold v.
oksijensiz bırakmak asphyxiate v.
atık bırakmak leave waste v.
bırakmak (alışkanlık) outgrow v.
serbest bırakmak relinquish v.
bırakmak (tortu) deposit v.
boşluk bırakmak leave a blank v.
arabayı yolun ortasında bırakmak double park v.
dinlenmeye bırakmak leave something to rest v.
sözü çevirip cevapsız bırakmak turn off v.
serbest bırakmak unhitch v.
içeri bırakmak let in v.
serbest bırakmak turn loose v.
sınıfta bırakmak plow v.
aralık bırakmak leave ajar v.
mesaj bırakmak leave a message v.
geri bırakmak set back v.
çopur bırakmak pit v.
yalnız bırakmak leave somebody alone v.
arkada bırakmak leave behind v.
mirastan mahrum bırakmak exheredate v.
olanak dışı bırakmak preclude v.
serbest bırakmak unloose v.
kararı ertesi güne bırakmak sleep on v.
açık kapı bırakmak leave with some room for choice v.
birini kendi haline bırakmak leave someone to his own devices v.
ayak izlerini (bir yerde) bırakmak track up v.
bırakmak (bir işi) pull out of v.
bir şeyi gölgede bırakmak put something to shame v.
vasiyetle bırakmak will v.
işleri daha sonraya bırakmak procrastinate v.
kendisiyle nöbet değiştirerek (birini) serbest bırakmak spell v.
birini evine bırakmak see someone home v.
birine haber bırakmak leave word with someone v.
serbest bırakmak manumit v.
geri dönmek zorunda bırakmak drive back v.
dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu) float v.
dinlenmeye bırakmak leave something to mature v.
hayrette bırakmak astonish v.
gecenin karanlığında bırakmak benight v.
arkadaşını eve bırakmak take home v.
kullanmayı bırakmak disuse v.
iz bırakmak scar v.
gölgede bırakmak top v.
takdirine bırakmak leave it up to the discretion of somebody v.
birini serbest bırakmak give someone rope v.
sınıfta bırakmak flunk v.
aralık bırakmak half close v.
kötürüm bırakmak cripple v.
olduğu gibi bırakmak let alone v.
sonraya bırakmak delay v.
vasiyetle bırakmak legate v.
boşluk bırakmak tolerate v.
yoksun bırakmak shear v.
sonraya bırakmak lay over v.
kefaletle serbest bırakmak allow bail v.
sürüncemede bırakmak retard v.
hayran bırakmak strike with admiration v.
huşu içinde bırakmak awe v.
gebe bırakmak impregnate v.
vestiyere bırakmak check something in v.
yerini bırakmak yield v.
kesip sakat bırakmak mutilate v.
merakta bırakmak keep somebody in suspense v.
birini gölgede bırakmak put someone to shame v.
zeytinyağlı salamurada bırakmak (eti yumuşatmak için) marinate v.
bodur bırakmak stunt v.
karşı karşıya bırakmak expose v.
sonraya bırakmak put off v.
birini yüzüstü bırakmak leave someone in the lurch v.
genel afla serbest bırakmak amnesty v.
etki bırakmak sound v.
bir mahpusu serbest bırakmak set someone at large v.
maruz bırakmak expose to v.
sonraya bırakmak reserve v.
aç bırakmak hunger v.
soluk soluğa bırakmak puff somebody out v.
mahkumu şartlı olarak serbest bırakmak parole v.
rahat bırakmak let alone v.
zor durumda bırakmak leave someone in a difficult situation v.
belirli bir izlenim bırakmak be suggestive of v.
yara izi bırakmak scar v.
rehin bırakmak pawn v.
yoksun bırakmak debar v.
serbest bırakmak uncage v.
boşluk bırakmak space out v.
serbest bırakmak loose v.
gölgede bırakmak outshine v.
küt diye bırakmak plump v.
üzerinde işaret bırakmak leave a mark on v.
arada mesafe bırakmak hold at bay v.
hizmet dışı bırakmak disable v.
arkadaşını eve bırakmak take someone home v.
geride bırakmak pass v.
olumlu bir izlenim bırakmak make a hit with somebody v.
tehlike etkisinde bırakmak endanger v.
işi bırakmak knock off v.
belirli bir izlenim bırakmak suggest v.
hayran bırakmak charm v.
rehin bırakmak put something to ransom v.
bir kenara bırakmak put something to one side v.
serbest bırakmak extricate v.
kefaletle serbest bırakmak release on bail v.
zırvalamayı bırakmak cut the cackle v.
hayatın akışına bırakmak drift v.
yasal haklardan yoksun bırakmak outlaw v.
gölgede bırakmak cut out v.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor v.
serbest bırakmak emancipate v.
oluruna bırakmak let something ride v.
çıplak bırakmak denude v.
yetim bırakmak orphan v.
geride bırakmak surpass v.
yoksun bırakmak deprive v.
yüzüstü bırakmak abandon v.
bırakmak (okulu) drop out v.
orman kanunu dışında bırakmak disforest v.
bir şeyi akıntıya bırakmak cast something adrift v.
şansa bırakmak hazard v.
aç bırakmak famish v.
sigarayı bırakmak give up smoking v.
merakta bırakmak keep someone in suspense v.
birini yarı yolda bırakmak leave someone in the lurch v.
birini serbest bırakmak set someone free v.
açıkta bırakmak leave something outdoors v.
yalnız bırakmak leave alone v.
başıboş bırakmak give rein to v.
yüzüstü bırakmak forsake v.
boş bırakmak void v.
iz bırakmak etch v.
hamile bırakmak knock someone up v.
silahlarını bırakmak lay down one's arms v.
iz bırakmak leave behind v.
yanlış izlenim bırakmak leave a wrong impression v.
geçici olarak işi bırakmak take off from work v.
ayak altında bırakmak leave where it will be stepped on v.
nefes nefese bırakmak wind v.
maruz bırakmak subject to v.
yoksun bırakmak deny v.
başıboş bırakmak give free rein to somebody v.
gölgede bırakmak dwarf v.
fidye alarak serbest bırakmak ransom v.
görüşmeyi veya tartışmayı ileri bir tarihe bırakmak (bir tasarı/mesele hakkındaki) table v.
masraftan kaçınmak için kendini mahrum bırakmak stint oneself v.
bırakmak (sıkılan eli) unclasp v.
korkutup hareketsiz bırakmak overawe v.
büküp bırakmak twist up v.
yüzüstü bırakmak let down v.
gelecek kuşaklara bırakmak leave to the next generations v.
arkada bırakmak outdistance v.
yüzüstü bırakmak turn somebody adrift v.
arpayı çimlenmeye bırakmak couch v.
serbest bırakmak make free v.
derin etki bırakmak leave an indelible impression v.
merak içinde bırakmak worry v.
miras bırakmak bequeath v.
halsiz bırakmak enfeeble v.
vasiyet yoluyla bir şeyi birine bırakmak will to v.
sorumluluğu bırakmak take the burden off v.
sınıfta bırakmak fail v.
liste dışı bırakmak exclude from the list v.
izlenim bırakmak make an impression on v.
gölgede bırakmak surpass v.
başkasına bırakmak relinquish v.
gölgede bırakmak upstage v.
hükümsüz bırakmak overrule v.
rahat bırakmak leave somebody in peace v.
garajda bırakmak garage v.
muallakta bırakmak leave in suspense v.
kendi haline bırakmak let alone v.
sallantıda bırakmak suspend v.
serbest bırakmak let loose v.
mahrum bırakmak shortchange v.
hayran bırakmak ecstasize v.
yerine bırakmak give way to something v.
bir şeyi yarıda bırakmak leave something undone v.
hayretler içinde bırakmak dumbfound v.
yalnız bırakmak isolate v.
peşini bırakmak stop following v.
aç bırakmak starve v.
entelektüel açıdan karanlıkta bırakmak benight v.
silahları bırakmak lay down arms v.
izlenim bırakmak strike v.
arkada bırakmak pass v.
serbest bırakmak let off v.
bırakmak için yemin etmek forswear v.
yüzüstü bırakmak turn adrift v.
güneşte bırakmak expose to the sun v.
serbest bırakmak unrein v.
yarıda bırakmak interrupt v.
nadasa bırakmak fallow v.
boşluk bırakmak space v.
gölgede bırakmak overshade v.
mahsur bırakmak isolate v.
suskunluğu bırakmak come out of one's shell v.
etki altında bırakmak prejudice v.
biriyle arasında mesafe bırakmak keep somebody at arm’s length v.
öksüz bırakmak orphan v.
kendini bırakmak let oneself go v.
dışarıda bırakmak shut out v.
kapıyı kilitleyerek birini dışarıda bırakmak lock someone out v.
mahrum bırakmak deprive of v.
hayran bırakmak fascinate v.
hamile bırakmak impregnate v.
gebe bırakmak make pregnant v.
miras bırakmak hand down v.
sürüncemede bırakmak drag out v.
izlenim bırakmak make an impression v.
bıyık bırakmak grow a moustache v.
hayrette bırakmak bewilder v.
serbest bırakmak set loose v.
iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak put one's best foot forward v.
serbest bırakmak free v.
kefaletle serbest bırakmak grant bail v.
dul bırakmak widow v.
birini bir problemle karşı karşıya bırakmak present someone with a problem v.
silah bırakmak take away weapons v.
hayrette bırakmak amaze v.
nefes nefese bırakmak puff somebody out v.
zorunda bırakmak reduce v.
açık bırakmak leave open v.
hükümsüz bırakmak override v.
mezatta çekici vurup malı son fiyatı verenin üzerine bırakmak knock down v.
bırakmak (isteğine) put to v.
bir yana bırakmak put up v.
bırakmak (bir düşünceyi) put away v.
bir kenara bırakmak put away v.
izlenim bırakmak come across v.
işini kaybetmeye mecbur bırakmak force out of business v.
zor durumda bırakmak strand v.
serbest bırakmak enfranchise v.
yüzüstü bırakmak fail v.
geride bırakmak outstrip v.
geride bırakmak shoot ahead of v.
geride bırakmak leave astern v.
geride bırakmak outdistance v.
geride bırakmak set back v.
geride bırakmak leave behind v.
geride bırakmak outpace v.
geride bırakmak walk away v.
sakal bırakmak grow beard v.
bıyık bırakmak grow mustache v.
oluruna bırakmak let things slide v.
akışına bırakmak let things slide v.
hükümsüz bırakmak invalidate v.
hariç bırakmak leave out v.
işi bırakmak quit v.
serbest bırakmak discharge v.
sorumluluk altında bırakmak encumber v.
mirasla bırakmak dispose of by will v.
yarım bırakmak leave unfinished v.
yarım bırakmak leave something incomplete v.
serbest bırakmak give somebody his head v.
kötü izlenim bırakmak be in bad odour with somebody v.
karşı karşıya bırakmak confront somebody with v.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor with somebody v.
yüzüstü bırakmak leave somebody in the lurch v.
yüzüstü bırakmak (birisini) fail (someone) v.
sınıfta bırakmak pluck v.
zan altında bırakmak bring someone under suspicion v.
rehini serbest bırakmak take out of pledge v.
değerlendirme dışı bırakmak leave something out of assessment v.
kendi haline bırakmak leave something/somebody alone v.
çaresiz bırakmak render helpless v.
takdirine bırakmak leave to one's appreciation v.
takdirine bırakmak leave to someone's discretion v.
bahşiş bırakmak leave tip v.
habersiz bırakmak keep someone unaware v.
serbest bırakmak deallocate v.
yarıda bırakmak abort v.
işlem dışı bırakmak deactivate v.
bir işi yarım bırakmak abort v.
meydana bırakmak allow (something happen) v.
yüz üstü bırakmak leave things in an incomplete condition v.
zorunda bırakmak leave someone no choice but do something v.
yüz üstü bırakmak leave in the lurch v.
zaman bırakmak set time aside (for somebody/something) v.
meydana bırakmak give (someone) a chance do something v.
yoksun bırakmak count out v.
tesirsiz bırakmak neutralize v.
tesirsiz bırakmak neutralise v.
damaklarda tat bırakmak leave a taste on the tongue v.
çelenk bırakmak place a wreath on v.
damaklarda tat bırakmak leave a taste in the mouth v.
dışta bırakmak exclude v.
çelenk bırakmak leave a wreath on v.
dumana maruz bırakmak expose to smoke v.
kapsama alanı dışında bırakmak leave it out of the coverage area v.
kapsama dışında bırakmak leave it out of the coverage v.
kapsam dışında bırakmak leave it out of the scope v.
kapsam dışında bırakmak exclude v.
çıplak bırakmak denudate v.
yetim bırakmak leave (an) orphan v.
öksüz bırakmak leave (an) orphan v.
arabayı servise bırakmak take the car in for service v.
arabayla bırakmak take (someone) to (somewhere) by car v.
servise bırakmak (arabayı) take the car in for service v.
aynı bırakmak leave something same v.
aynı bırakmak leave unchanged v.
aynı bırakmak leave untouched v.
arkasında acılı bir eş bırakmak leave behind a sorrowful spouse v.
yanıtsız bırakmak leave unanswered v.
parasız bırakmak leave someone penniless v.
beş kuruşsuz bırakmak leave someone penniless v.
cevapsız bırakmak leave unanswered v.
soruları yanıtsız bırakmak leave the questions unanswered v.
hariç bırakmak put out of v.
kaynamaya bırakmak put something on to boil v.
saf dışı bırakmak eliminate v.
saf dışı bırakmak put out of action v.
zorunlu bırakmak make obligatory v.
zorunlu bırakmak bind v.
yalnız bırakmak leave someone alone v.
zorlukları geride bırakmak overcome the difficulties v.
halsiz bırakmak leave someone weak v.
zorlukları geride bırakmak surmount the difficulties v.
yalnız bırakmak let someone alone v.