give someone something - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

give someone something

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "give someone something" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 121 résultat(s)

Anglais Turc
General
give someone to understand something v. birine bir şeyi ima etmek
give (someone) a chance (to do something) v. meydan vermek
not give (someone) a chance (do something) v. meydan vermemek
give (someone) a chance (do something) v. meydan vermek
give (someone) a chance do something v. meydana bırakmak
Phrasals
give something to someone v. bir şeyi birine vermek
give chase to someone or something v. kovalamak
give chase to someone or something v. peşine düşmek
give chase to someone or something v. takip etmek
give a gift of something to someone v. (bir kimseye birşey(i)) hediye etmek
give someone or something away v. birini/bir şeyi ele vermek
give someone or something away v. birinin/bir şeyin sırrını açık etmek
give someone or something away v. birinin/bir şeyin sırrını açığa vurmak
Colloquial
not give a rap (for someone or something) v. (biri/bir şey) hiç de umurunda olmamak
not give a rap (for someone or something) v. (birinin/bir şeyin) zerre kadar önemi/değeri olmamak
not give a rap (for someone or something) v. (biri/bir şey) zerre kadar umurunda olmamak
Idioms
give (someone or something) a black eye v. gözünü morartmak
give (someone or something) a black eye v. kara çalmak
give (someone or something) a black eye v. lekelemek
give (someone or something) a black eye v. kusur bulmak
give someone an inkling of something v. birine bir şey hakkında bir ipucu vermek
give someone a taste of something v. tadına vardırmak
give someone a taste of something v. tadını almasını/tadına varmasını sağlamak
give someone a taste of something v. tadını aldırmak
give (one) an edge on (someone or something) v. (birine diğerine göre) avantaj sağlamak/vermek
give (one) an edge on (someone or something) v. (birini diğerine göre) avantajlı bir konuma getirmek
give (one) an edge on (someone or something) v. (birine diğerine göre) üstünlük sağlamak/vermek
give (one) an edge on (someone or something) v. (birini diğerine göre) üstün konuma getirmek
give (one) the edge on (someone or something) v. (birine diğerine göre) avantaj sağlamak/vermek
give (one) the edge on (someone or something) v. (birini diğerine göre) avantajlı bir konuma getirmek
give (one) the edge on (someone or something) v. (birine diğerine göre) üstünlük sağlamak/vermek
give (one) the edge on (someone or something) v. (birini diğerine göre) üstün konuma getirmek
give (someone or something) a black eye v. (birinin) yüzüne saldırarak/vurarak gözünü morartmak
give (someone or something) a black eye v. (birine/bir şeye) çamur atmak
give (someone or something) a black eye v. (birine/bir şeye) leke sürmek
give (someone or something) a black eye v. (birinin/bir şeyin ismini) karalamak
give (someone or something) a black eye v. (birinin/bir şeyin ismine) gölge düşürmek
give (someone or something) a black eye v. (birinin/bir şeyin) itibarını zedelemek
give (someone or something) the run of (some place) v. (birini/bir şeyi bir alanda) özgür bırakmak
give (someone or something) the run of (some place) v. (birini/bir şeyi bir alanda) serbest bırakmak
give (someone or something) the run of (some place) v. (birinin/bir şeyin bir alanda) serbestçe hareket etmesine izin vermek
give (someone or something) the run of (some place) v. (birinin/bir şeyin bir alanda) istediği gibi hareket etmesine izin vermek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) avantajlı konuma getirmek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini birine karşı) üstün bir konuma getirmek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birine başka birine karşı) avantaj/üstünlük kazandırmak
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) bir adım öne geçirmek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birine başka biri ile ilgili) koz vermek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini birine) yakalatmak
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) avantajlı konuma getirmek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini birine karşı) üstün bir konuma getirmek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birine başka birine karşı) avantaj/üstünlük kazandırmak
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) bir adım öne geçirmek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birine başka biri ile ilgili) koz vermek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini birine) yakalatmak
give oneself over to someone or something v. birine/bir şeye teslim olmak
give oneself over to someone or something v. birine/bir şeye boyun eğmek
give oneself over to someone or something v. birine/bir şeye karşı pes etmek
give oneself over to someone or something v. kendini birine/bir şeye kaptırmak
give oneself over to someone or something v. birine/bir şeye odaklanmak
give oneself over to someone or something v. kendini birine/bir şeye tamamen vermek
give someone or something best [uk] v. birinin/bir şeyin üstünlüğünü kabul etmek
give someone or something best [uk] v. birine/bir şeye boyun eğmek
give someone or something best [uk] v. birinin/bir şeyin yolunu açmak
give (someone) the first crack at (something) v. (bir şeyi yapmak için) önce (birine) şans vermek/tanımak
give (someone) the first crack at (something) v. (bir şeyi yapmada) önce (birine) fırsat vermek/tanımak
give (someone) the first crack at (something) v. (bir şeyi yapmada) önceliği (birine) vermek/tanımak
give a black eye to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) itibarını zedelemek
give a black eye to (someone or something) v. (birini/bir şeyi) kötü göstermek
give a black eye to (someone or something) v. (birine/bir şeye) çamur atmak
give a black eye to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) adına leke sürmek
give bad marks to (someone or something) v. (birini/bir şeyi) olumsuz değerlendirmek
give bad marks to (someone or something) v. (birine/bir şeye) olumsuz bakmak
give bad marks to (someone or something) v. (birini/bir şeyi) kötü bulmak
give bad marks to (someone or something) v. (birine/bir şeye) geçer not vermemek
give bad marks to (someone or something) v. (birine/bir şeye) kötü not vermek
give something/someone the old heave-ho v. birinden/bir şeyden kurtulmak
give something/someone the old heave-ho v. birine/bir şeye tekmeyi basmak
give something/someone the old heave-ho v. birini/bir şeyi başından atmak
give something/someone the old heave-ho v. birini/bir şeyi başından savmak
give something/someone the old heave-ho v. birini/bir şeyi kovmak
give something/someone the old heave-ho v. birini/bir şeyi defetmek
give (someone) an itch for (something) v. (birine bir şeyi) istetmek
give (someone) an itch for (something) v. (birinin bir şeye) olan isteğini tetiklemek/uyandırmak
give (someone) an itch for (something) v. (birini bir şeye) hevesini uyandırmak
give (someone) an itch for (something) v. (birinde bir şey) için istek uyandırmak
give (someone) an itch for (something) v. (birinde bir şey) isteği/arzusu uyandırmak
give (someone) an itch for (something) v. (birinde bir şeye) karşı ilgi uyandırmak
give (someone) an itch for (something) v. (birinin bir şeye) karşı olan ilgisini/arzusunu tetiklemek
give (someone) the itch for (something) v. (birine bir şeyi) istetmek
give (someone) the itch for (something) v. (birinin bir şeye) olan isteğini tetiklemek/uyandırmak
give (someone) the itch for (something) v. (birini bir şeye) hevesini uyandırmak
give (someone) the itch for (something) v. (birinde bir şey) için istek uyandırmak
give (someone) the itch for (something) v. (birinde bir şey) isteği/arzusu uyandırmak
give (someone) the itch for (something) v. (birinde bir şeye) karşı ilgi uyandırmak
give (someone) the itch for (something) v. (birinin bir şeye) karşı olan ilgisini/arzusunu tetiklemek
give (someone) an itch to (do something) v. (birine bir şey yapmayı) istetmek
give (someone) an itch to (do something) v. (birinin bir şey yapmaya) olan isteğini tetiklemek/uyandırmak
give (someone) an itch to (do something) v. (birini bir şey yapmaya) olan hevesini uyandırmak
give (someone) an itch to (do something) v. (birinde bir şey yapmak) için istek uyandırmak
give (someone) an itch to (do something) v. (birinde bir şey yapma) isteği/arzusu uyandırmak
give (someone) an itch to (do something) v. (birinde bir şey yapmaya) karşı ilgi uyandırmak
give (someone) an itch to (do something) v. (birinin bir şey yapmaya) karşı olan ilgisini/arzusunu tetiklemek
give (someone) the itch to (do something) v. (birine bir şey yapmayı) istetmek
give (someone) the itch to (do something) v. (birinin bir şey yapmaya) olan isteğini tetiklemek/uyandırmak
give (someone) the itch to (do something) v. (birini bir şey yapmaya) olan hevesini uyandırmak
give (someone) the itch to (do something) v. (birinde bir şey yapmak) için istek uyandırmak
give (someone) the itch to (do something) v. (birinde bir şey yapma) isteği/arzusu uyandırmak
give (someone) the itch to (do something) v. (birinde bir şey yapmaya) karşı ilgi uyandırmak
give (someone) the itch to (do something) v. (birinin bir şey yapmaya) karşı olan ilgisini/arzusunu tetiklemek
give credence to someone or something v. birine/bir şeye inanmak
give credence to someone or something v. birine/bir şeye güvenmek
give credence to someone or something v. birine/bir şeye itimat etmek
give one's right arm (for someone or something) v. (biri/bir şey için) her şeyini vermek
give one's right arm (for someone or something) v. (biri/bir şey için) dünyaları vermek
give one's eyeteeth (for someone or something) v. (biri/bir şey için) her şeyini vermek
give one's eyeteeth (for someone or something) v. (biri/bir şey için) dünyaları vermek
not give a fig (for someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç sallamamak
not give a fig (for someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç umursamamak
not give a fig (for someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç takmamak
not give a fig (for someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç tınmamak
not give a fig (for someone or something) v. (biri/bir şey) umurunda olmamak