kışkırtıcı - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

kışkırtıcı



Sens de "kışkırtıcı" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 33 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
kışkırtıcı agitator n.
kışkırtıcı instigator n.
kışkırtıcı inciting adj.
kışkırtıcı provocative adj.
General
kışkırtıcı fomenter n.
kışkırtıcı demagogue n.
kışkırtıcı inciter n.
kışkırtıcı abettor n.
kışkırtıcı provocateur n.
kışkırtıcı stumper n.
kışkırtıcı provoker n.
kışkırtıcı demagog n.
kışkırtıcı plotter n.
kışkırtıcı factionist n.
kışkırtıcı adjutator [obsolete] n.
kışkırtıcı inflammatory adj.
kışkırtıcı incendiary adj.
kışkırtıcı instigating adj.
kışkırtıcı factious adj.
kışkırtıcı thought-provoking adj.
kışkırtıcı provocating adj.
kışkırtıcı seditious adj.
kışkırtıcı commoving adj.
kışkırtıcı coat-trailing adj.
kışkırtıcı rabble-rousing adj.
kışkırtıcı tantalizing adj.
kışkırtıcı tempting adj.
kışkırtıcı enticing adj.
kışkırtıcı tantalising adj.
kışkırtıcı agaçant adj.
kışkırtıcı teasing adj.
Idioms
kışkırtıcı on the prod [old-fashioned] [us] expr.
Law
kışkırtıcı provoker n.

Sens de "kışkırtıcı" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 31 résultat(s)

Turc Anglais
General
hükümete karşı kışkırtıcı yazı, konuşma, eylem sedition n.
kışkırtıcı ajan agent provocateur n.
kışkırtıcı kişi inspirer n.
kışkırtıcı kişi galvaniser n.
kışkırtıcı kişi galvanizer n.
kışkırtıcı söz/laf/açıklama inflammatory remark n.
kışkırtıcı vaat tantalizing promise n.
kışkırtıcı ve tansiyonu yükselten davranış provocative and escalatory behaviour n.
kışkırtıcı kimse firebrand n.
kışkırtıcı olma temptingness n.
kışkırtıcı şey thorn n.
kışkırtıcı şey tinder n.
kışkırtıcı olmayan unprovocative adj.
kışkırtıcı olmayan unprovoking adj.
kışkırtıcı bir biçimde provocatively adv.
kışkırtıcı bir şekilde factiously adv.
kışkırtıcı bir biçimde inflammatorily adv.
kışkırtıcı bir şekilde seditiously adv.
kışkırtıcı biçimde seductively adv.
Colloquial
kışkırtıcı bilgiler yayma fan dance n.
kışkırtıcı kadın mink n.
Idioms
(birinin/bir şeyin arkasında) kışkırtıcı güç/unsur olmak serve as the driving force (behind someone or something) v.
kışkırtıcı güç/unsur olmak serve as the driving force v.
kışkırtıcı olmak be like a red flag to a bull v.
kışkırtıcı sözler fighting talk it out n.
Politics
kışkırtıcı propaganda agitpropist n.
kışkırtıcı dil ya da söylem red meat rhetoric n.
kışkırtıcı propaganda agitprop n.
Media
kışkırtıcı yorum hot take n.
Informatics
kışkırtıcı ileti flame mail n.
Slang
kışkırtıcı/tahrik edici dedikodu hot tea n.