will something - Turc Anglais Dictionnaire

will something

Sens de "will something" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 72 résultat(s)

Anglais Turc
General
will something to someone v. birisine miras bırakmak
Phrases
what will become of (someone or something) expr. (biri veya bir şey) nasıl sonuçlanacak
what will become of (someone or something) expr. (birine veya bir şeye) ne olacak
what will become of (someone or something) expr. (birinin veya bir şeyin) başına neler gelecek
what will become of (someone or something) expr. (birine veya bir şeye) sonu ne olacak
what will become of (someone or something) expr. başına bir şey geldiğinde ne yapılacak (sorun nasıl çözülecek anlamında)
what will become of (someone or something) expr. (birine veya bir şeye) başından neler geçecek
Colloquial
be certain that (something will happen or is the case) v. (bir şeyin olacağını/olduğunu) kesin olarak bilmek
be certain that (something will happen or is the case) v. (bir şeydin olacağından/olduğundan) emin olmak
it’s a hundred to one that somebody/something will not do something expr. bire yüz veririm ki (biri bir şeyi yapmayacak)
it’s a hundred to one that somebody/something will not do something expr. (birinin bir şeyi yapmayacağına) bire yüz/bin/bir milyon veririm
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. (bir şeyin olacağına/bir şeyin öyle olduğuna) emin olabilirsin
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. emin ol ki (bir şey olacak/bir şey öyle)
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. hiç şüphen olmasın ki (bir şey olacak/bir şey öyle)
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. kesinlikle (bir şey olacak/bir şey öyle)
Idioms
put something in will-call v. (kaparo) ödeyip ürünü ayırtmak
put something in will-call v. (parasının bir kısımını ödeyerek) ürünü ayırtmak
have something will travel v. bir iş için gerekli yeteneklere/özelliklere sahip olmak
will not hear of something v. bir şeye izin/onay vermemek
(something) will get (someone) nowhere v. hiçbir yere vardırmamak
(something) will get (someone) nowhere v. hiçbir fayda sağlamamak
(something) will get (someone) nowhere v. hiçbir sonuca ulaştırmamak
(something) will get (someone) nowhere v. hiçbir sonuca vardırmamak
(something) will get (someone) nowhere v. hiçbir ilerleme sağlatmamak
(something) will get (someone) nowhere v. hiçbir başarıya ulaştırmamak
be no question that (something will happen/is the case) v. (durumun belli bir şekilde olduğundan) şüphe duymamak
be no question that (something will happen/is the case) v. kesinlikle (bir şey olmak)
be no question that (something will happen/is the case) v. (bir şey olacağına) emin olmak
be no question that (something will happen/is the case) v. gününde olmamak
be no question that (something will happen/is the case) v. iyi gününde olmamak
be no question that (something will happen/is the case) v. kötü gününde olmak
be no question that (something will happen/is the case) v. şanssız gününde olmak
be no question that (something will happen/is the case) v. şanslı gününde olmamak
harbor ill will toward (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı kin gütmek
harbor ill will toward (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı düşmanlık beslemek
harbor ill will toward (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı garezi olmak
harbor ill will toward (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı kin beslemek/duymak
give odds that (something will happen) v. (bir şey olacağına) kalıbını basmak
give odds that (something will happen) v. (bir şey olacağına) bahse girmek
harbor ill will against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı garezi olmak
harbor ill will against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı düşmanlık beslemek
harbor ill will against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı kin beslemek/duymak
harbor ill will against (someone or something) v. (birine/bir şeye) karşı kin gütmek
will have none of (something) v. (bir şeye) razı olmamak
will have none of (something) v. (bir şeye) katlanmamak
will have none of (something) v. (bir şeyi) kabul etmemek
will have none of (something) v. (bir şeyi) onaylamamak
will have none of (something) v. (bir şeyi) tolere etmemek
it will stand or fall by (something) expr. ya batacak ya çıkacak
something will never fly expr. gerçekleşmeyecek/başarılı olmayacak/tutmayacak
(one) will be forgiven for (doing something) expr. yanlış/hatalı olsa da tamamen normal/anlaşılır bir durum
will come of (something) expr. (bir şeyden) işe yarar bir sonuç çıkacak
will come of (something) expr. (bir şeyden) faydalı/anlamlı bir sonuç çıkacak
will come of (something) expr. (bir şeyden) iyi/yararlı bir sonuç çıkacak
will come of something expr. bir şeyden sonuç çıkacak
(one) will eat (something) for breakfast expr. (bir şey biri) için çocuk oyuncağı
(one) will have (something) for breakfast expr. (bir şey biri) için çocuk oyuncağı
(one) will have (something) for breakfast expr. (biri bir şeyi) kolayca başaracak
(one) will eat (something) for breakfast expr. (biri bir şeyi) kolayca başaracak
(one) will eat (something) for breakfast expr. (biri bir şeyin) kolayca üstesinden gelecek
(one) will have (something) for breakfast expr. (biri bir şeyin) kolayca üstesinden gelecek
will be the death of someone or something (yet) expr. (biri/bir şey birinin) sonu olacak
(someone or something) will be the death of (one) expr. (biri/bir şey birinin) ölümüne sebep olacak
(someone or something) will be the death of (one) expr. (biri/bir şey birinin) yüreğine indirecek
will be the death of someone or something (yet) expr. (birinin) ölümü (birinin/bir şeyin) yüzünden olacak
will be the death of someone or something (yet) expr. (biri/bir şey birini) öldürecek
will be the death of someone or something (yet) expr. (biri/bir şey birinin) ölümüne sebep olacak
(someone or something) will be the death of (one) expr. (biri/bir şey birini) öldürecek
(someone or something) will be the death of (one) expr. (birinin) ölümü (birinin/bir şeyin) elinden/yüzünden olacak
Speaking
he will amount to something expr. başarılı bir adam olacak
I gave her something that will help her sleep expr. ona uyumasına yardımcı olacak bir şey verdim
I'm sure something worthwhile will come along expr. karşına sana uygun bir şey çıkacaktır