zayıf - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

zayıf



Sens de "zayıf" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 86 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
zayıf weak adj.
zayıf slim adj.
zayıf thin adj.
General
zayıf wimpy n.
zayıf bad mark n.
zayıf lame n.
zayıf decrepit adj.
zayıf sackless adj.
zayıf gracile adj.
zayıf asthenic adj.
zayıf wishy washy adj.
zayıf slack adj.
zayıf lean adj.
zayıf angular adj.
zayıf attenuate adj.
zayıf peaked adj.
zayıf infirm adj.
zayıf slender adj.
zayıf feebler adj.
zayıf faint adj.
zayıf flaccid adj.
zayıf fatless adj.
zayıf low adj.
zayıf tender adj.
zayıf puny adj.
zayıf frail adj.
zayıf flabby adj.
zayıf bony adj.
zayıf unmanly adj.
zayıf flimsy adj.
zayıf delicate adj.
zayıf impuissant adj.
zayıf small adj.
zayıf feckless adj.
zayıf feint adj.
zayıf meager adj.
zayıf deficient adj.
zayıf sinewless adj.
zayıf off adj.
zayıf insubstantial adj.
zayıf underweight adj.
zayıf ineffectual adj.
zayıf jejune adj.
zayıf nerveless adj.
zayıf flagging adj.
zayıf pithless adj.
zayıf shaky adj.
zayıf spent adj.
zayıf atonic adj.
zayıf watery adj.
zayıf gaunt adj.
zayıf thin adj.
zayıf slight adj.
zayıf spare adj.
zayıf moribund adj.
zayıf helpless adj.
zayıf invertebrate adj.
zayıf soft adj.
zayıf weak adj.
zayıf poor adj.
zayıf hager adj.
zayıf rawboned adj.
zayıf feeble adj.
zayıf run-down adj.
zayıf doddering adj.
zayıf yielding adj.
zayıf vulnerable adj.
zayıf slimsy adj.
zayıf meagre adj.
zayıf ailing adj.
zayıf in the gristle adv.
Colloquial
zayıf wishy-washy
zayıf namby-pamby
zayıf spineless
Slang
zayıf whimp
zayıf rackabones
Technical
zayıf feeble
zayıf mild
zayıf slim
zayıf weak
zayıf sleazy
Apiculture
zayıf impotent
Sport
zayıf frail
British Slang
zayıf dicky
zayıf half-arsed
zayıf nancy

Sens de "zayıf" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 423 résultat(s)

Turc Anglais
General
zayıf düşmek get thin v.
zayıf düşmek weaken v.
zayıf düşürmek enfeeble v.
fazlasıyla telafi etmek (zayıf bir tarafını) overcompensate for v.
zayıf düşürmek pull somebody down v.
zayıf düşmek pine v.
hafızası zayıf olmak have a short memory v.
zayıf düşürmek weaken v.
zayıf almak get a poor mark v.
zayıf düşmek languish v.
zayıf düşmek lose weight v.
zayıf düşmek get weak v.
zayıf sesle ağlamak mewl v.
zayıf not almak get low mark v.
zayıf not almak get poor mark v.
zayıf not almak get bad mark v.
zayıf düşürmek overcome v.
zayıf yönlerini veya kusurlarını gidermek mend one's fence v.
zayıf kalmak remain weak v.
zayıf kalmak be weak v.
zayıf düşmek run down v.
fiziksel olarak zayıf/güçsüz görünmek appear physically weak v.
zayıf bir not almak get a bad mark v.
kalbi zayıf olmak have heart problems v.
kalbi zayıf olmak have a weak heart v.
kalbi zayıf olmak have heart trouble v.
...i zayıf olmak be poor at something v.
zayıf nokta soft spot n.
zayıf gaz lean gas n.
yaşlı ve zayıf at screw n.
emeğin zayıf yönleri the weak sides of labour n.
zayıf nokta vulnerable point n.
ufak ve zayıf kalmışlık puniness n.
zayıf nokta weak spot n.
zayıf düşürme enfeeblement n.
çok zayıf kimse scrag n.
zayıf nokta achilles' heel n.
zayıf sinirler weak nerves n.
zayıf not fail n.
ince ve zayıf nahif olma frailty n.
zayıf patlayıcı low explosive n.
tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse devil's advocate n.
kuzu gibi masum ve zayıf kimse lamb n.
iradesi zayıf kimse weakling n.
zayıf düşen kişi languisher n.
zayıf durumda olan ülke underdog n.
zayıf kimse scrag n.
zayıf ışık twilight n.
zayıf bir ihtimal off chance n.
zayıf kömür lean coal n.
zayıf halde meagerness n.
zayıf not e n.
zayıf etkileşim gücü weak interaction force n.
zayıf ışıklı alet taper n.
zayıf atmosfer lean atmosphere n.
zayıf olma boniness n.
zayıf nokta weak point n.
zayıf not a bad mark n.
uzun boylu ve zayıf olma ranginess n.
karakteri zayıf kimse weakling n.
zayıf yön foible n.
zayıf düşürme enfeebling n.
zayıf ışık glimmer n.
zayıf bir ihtimal a bare chance n.
insanın zayıf tarafı achilles heel n.
insanın zayıf tarafı weak point n.
zayıf nokta achilles heel n.
zayıf tepki aldı got a poor response n.
zayıf piyasa weak market n.
zayıf yan weaker side n.
zayıf krediler soft credits n.
zayıf para weak currency n.
en zayıf halka weakest link n.
zayıf seviye weak level n.
güçlü ve zayıf noktaları strengths and weaknesses n.
kendinden zayıf olan insanlara eziyet eden kimse plug ugly n.
zayıf nokta weakpoint n.
zayıf ihtimal bare chance n.
zayıf ihtimal slight chance n.
zayıf ihtimal slender chance n.
zayıf ihtimal slim chance n.
zayıf ihtimal minimal chance n.
zayıf güç kaynağı weak power supply n.
zayıf köşe featheredge n.
zayıf biçimde sonuçlandırma anti-climax n.
zayıf fikir ill-thought n.
zayıf yan foible n.
zayıf tuğla pup n.
birinin zayıf noktası one’s failing n.
zayıf nokta failing n.
zayıf ihtimal a poor chance n.
zayıf moral low morale n.
zayıf moral shaky morale n.
zayıf moral poor morale n.
zayıf ve güçlü yan weakness and strength n.
zayıf ve güçlü yanlar weaknesses and strengths n.
zayıf ve güçlü yanları one's weaknesses and strengths n.
(bir şeyin) zayıf/korunaksız kısmı/parçası underbelly n.
zayıf derece poor degree n.
kötü/zayıf/olumsuz koşullar poor conditions n.
zayıf varsayımlar shaky assumptions n.
zayıf varsayımlar poor assumptions n.
zayıf hafıza poor memory n.
zayıf bir ilişki a poor relation n.
zayıf çocuk weak child n.
zayıf şartlar weak conditions n.
zayıf kalp dicky heart n.
zayıf halde meagreness n.
insanlar ile iletişimi iyi olmayan/zayıf olan kimse poor communicator n.
güçlü ve zayıf yönlerini belirleme identifying strengths and weaknesses n.
zayıf bankacılık sistemi shaky banking system n.
zayıf seçim poor selection n.
zayıf ışık poor light n.
zayıf tutkal weak glue n.
zayıf yapıştırıcı weak glue n.
zayıf erişim poor access n.
zayıf, ince insan (özellikle genç kadın) waif n.
zayıf bacak thin leg n.
çok zayıf rawboned adj.
çok zayıf as thin as a rake adj.
çok zayıf ve uzun spindly adj.
uzun boylu ve zayıf gangling adj.
kadar zayıf as poor as adj.
daha zayıf feebler adj.
zayıf karakterli kimse weakling adj.
çok zayıf skinny adj.
kadar zayıf as weak as adj.
en zayıf feeblest adj.
zayıf düşmüş peaked adj.
zayıf düşürülmüş enfeebled adj.
en zayıf leanest adj.
oldukça zayıf faintish adj.
çok zayıf ve uzun spindling adj.
zayıf kimse weakling adj.
iradesi zayıf wuss adj.
zayıf karakterli unmanly adj.
daha zayıf leaner adj.
zayıf düşmüş decrepit adj.
çok zayıf lean adj.
daha zayıf bir şekilde weaklier adj.
uzun ve zayıf (bacak) spindly adj.
çok zayıf ve kuru gaunt adj.
zayıf (az) poor adj.
çok zayıf scraggy adj.
zayıf (şans vb) frail adj.
zayıf karakterli slight adj.
zayıf mizaçlı (adam) valetudinarian adj.
zayıf nahif frail and thin adj.
gibi zayıf as thin as adj.
kadar zayıf as thin as adj.
çok zayıf as thin as a lath adj.
(karakter) zayıf flabby adj.
hayal gücü zayıf literal-minded adj.
dizleri zayıf weak-kneed adj.
aklı zayıf weak-minded adj.
zayıf karakterli weak-kneed adj.
daha zayıf olan skinnier adj.
en zayıf olan skinniest adj.
uzun boylu ve zayıf lanky adj.
iskelet gibi zayıf skeleton adj.
çok zayıf tenuous adj.
solgun/soluk ve zayıf peaky adj.
zayıf temeller üzerine kurulmuş built on sand adj.
kaynak yönünden zayıf resource-poor adj.
(gereğinden fazla) fazla zayıf too thin adj.
(gereğinden fazla) fazla zayıf too slim adj.
(gereğinden fazla) fazla zayıf too skinny adj.
zayıf ve kötü görünen waifish adj.
zayıf bir şekilde insubstantially adv.
zayıf olarak faintly adv.
zayıf bir şekilde weakly adv.
zayıf bir biçimde helplessly adv.
zayıf bir şekilde feebly adv.
zayıf bir şekilde flaggingly adv.
zayıf bir şekilde washily adv.
en zayıf şekilde weakliest adv.
zayıf düşmüş bir şekilde decrepitly adv.
zayıf ve ikna edici olmayan tonda lamely adv.
Phrasals
zayıf yön blind side
kişiliğinin zayıf yanı blind side
bir insanın zayıf tarafı blind side
bir kişinin zayıf yönü blind side
Phrases
zayıf bir anında in one's weak moment
zayıf bir anında in a weak moment
Proverb
bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür chain is no stronger than its weakest link
Colloquial
zayıf ve fit kalmak amacıyla insanların, ince ve güzel buldukları insanların giydikleri kıyafetleri veya bu insanların fotoğraflarını paylaşması thinspiration n.
zayıf düşmek go into a decline
iradesi zayıf wishy-washy
iradesi zayıf namby-pamby
iradesi zayıf spineless
iradesi zayıf weak in willpower
zayıf nokta a weak point
zayıf nokta a sore point
hayatta kalamayacak kadar zayıf too weak to survive
Idioms
ufak tefek zayıf genç erkek/kız a slip of a boy/girl
çöp gibi (zayıf) all skin and bone
zayıf anını kollamak gun for
zayıf olmak have a weakness for
zayıf düşmek fall into a decline
zayıf noktalarını göstererek gözden düşürmek drive a coach and horses through
insanın zayıf noktası a chink in one's armor
insanın zayıf noktası the chink in one's armor
insanın zayıf noktası the chink in one's armour
insanın zayıf noktası a chink in one's armour
çok zayıf a bag of bones
zayıf noktalarını bulup göstermek drive a coach and horses through something
zayıf nokta a chink in somebody's armor
zayıf nokta a chink in somebody's armour
zayıf yerinden vurmak go for the jugular
çok zayıf ve güçsüz as weak as a kitten
çok zayıf ve güçsüz as weak as a baby
sınıfın yarısına zayıf not vermek fail half the class
zayıf (plan) full of holes
kendini zayıf/güçsüz/halsiz hissetmek be/feel light-headed
birinin zayıf noktası achilles' heel
birinin zayıf noktası an achilles' heel
birini en zayıf noktasından vurmak hit somebody where it hurts most
zincirdeki zayıf halka a weak link in the chain
zincirin zayıf halkası weak link in the chain
zincirin zayıf halkası a weak link in the chain
zincirdeki zayıf halka weak link in the chain
zayıf/güçsüz/eğreti (fikir/insan) a man of straw
zayıf/güçsüz/eğreti (fikir/insan) a straw man
küçük/zayıf bir direniş noktası/bölgesi pocket of resistance
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak be as thin as a rail (us)
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak be as thin as a rake (brit/aus)
(karşı taraf zayıf olduğundan) çantada keklik a turkey shoot
zayıf nokta a sore point/spot
çok zayıf as skinny as a beanpole
çok zayıf skinny as a beanpole
kazanma/başarılı olma ihtimalim düşük/zayıf the odds are stacked against me
fazla çalışmaktan zayıf ve halsiz düşmek be worn to a shadow
aşırı zayıf thin as a rail
aşırı zayıf as thin as a rail
aşırı zayıf thin as a rake
aşırı zayıf as thin as a rake
aşırı zayıf thin as a stick
aşırı zayıf as thin as a stick
Speaking
zayıf yanlarım my weaknesses
bu senin tek zayıf yanın that's your only weakness
zayıf yönleriniz nelerdir? what are your weaknesses?
hepimizin bir zayıf noktası vardır we all got a weak spot
bir zayıf noktası var he has a weak spot
zayıf noktasını çoktan öğrendim i already know his weak point
güçlü ve zayıf noktalarınızı bilin know your strengths and weaknesses
güçlü ve zayıf noktalarını bil know your strengths and weaknesses
ingilizcem zayıf my english is poor
annem zayıf ve orta boyludur my mother is slim and of medium height
Slang
salak ve aşırı zayıf drippy
zayıf/düşük ihtimal slim to none
zayıf veya güçsüz mahkum herb
zayıf bir mahkuma arka çıkan ve onu koruyan güçlü mahkum war daddy
zayıf çirkin kız grenade
zayıf çirkin kız landmine
vücut geliştirme sporuyla uğrasmayan zayıf yapılı kimse non-lifter
çıtkırıldım zayıf tip mark ass
çıtkırıldım zayıf tip weak sauce
çıtkırıldım zayıf tip weaksauce
Trade/Economic
zayıf biçimde etkinlik weak form efficiency
zayıf piyasa thin market
zayıf para weak currency
zayıf yanlar weaknesses
zayıf para birimi weak currency
zayıf talep weak demand
zayıf ekonomi weak economy
geri ödeme gücü zayıf kredi geçmişi olumsuz olan kimselere verilen kredi sub-prime mortgage
geri ödeme gücü zayıf kredi geçmişi olumsuz olan kimselere verilen kredi subprime mortgage
güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler analizi swot analysis
zayıf likidite poor liquidity
zayıf likidite weak liquidity
bir üretim sistemindeki en zayıf halka bottleneck
Law
akli dengesi zayıf yaşlı kişi elderly mentally infirm person
Politics
zayıf belediye planı weak mayor plan
zayıf yönler weaknesses
büyük bir güç tarafından zayıf bir ülke üzerinde uygulanan barışçıl abluka pacific blockade
zayıf hükümet weak government
uluslarası siyasette zayıf devletlerin güçlü devletlerin yanında yer alması bandwagoning
zayıf koalisyon weak coalition
zayıf devletlerin güçlü devletlere yancı olması bandwagoning
Technical
zayıf iletken poor conductor
zayıf kil lean clay
zayıf yay weak spring
zayıf alaşımlı inşaat çeliği low alloy structural steel
zayıf akım weak current
zayıf yay kartı weak spring card
zayıf elektrolit weak electrolyte
zayıf temel zemini poor subsoil
zayıf bağlantı poor connection
zayıf alan weak field
zayıf asit weak acid
zayıf çekiş gücü poor traction
zayıf kuplaj weak coupling
zayıf konsantrasyona solüsyon weakly concentrated solution
zayıf sinyallerin seviyesini güçlendirme amplification
zayıf alkali çimento low alkali cement
zayıf zemin weak soil
hemoglobin ile oksijenin zayıf bileşimi oxyhemoglobin
zayıf sıçrama weak jump
zayıf karışım lean mix
zayıf çözelti dilute solution
zayıf baz weak base
zayıf kompresyon low compression
zayıf karışım poor mixture
zayıf yük zamanı off-peak period
zayıf yük süresince termal depolama ısıtması off-peak storage heating
zayıf elektrik akımı yön bulucusu galvanoscope
zayıf sinyallerin değerini yükseltme amplification
zayıf kömür lean coal
zayıf atmosfer lean atmosphere
zayıf toprak lean soil
zayıf kompresyonlu low-compression
zayıf akım low-tension current
zayıf gradasyonlu kum poorly graded sand
zayıf deneyim poor practice
zayıf kireç poor lime
zayıf pissu weak sewage
zayıf sinyal weak signal
zayıf mıknatıslı gereçler diamagnetic material
zayıf dekor faint impression
zayıf ışınlı karanlık alan mikroskopisi weak-beam darkfield microscopy
zayıf mıknatıslı diamagnetic
zayıf bağ çözülmesi weak-link degradation
zayıf çekirdeksel etkileşimler weak nuclear interactions
zayıf alev lazy flame
zayıf mıknatıslılık diamagnetism
zayıf yalaz lazy flame
zayıf görüşü iyileştirmek enhance the low vision
zayıf gaz lean gas
zayıf akım low-voltage current
zayıf bir korelasyon a weak correlation
hemoglobin ile oksijenin zayıf bileşimi oxyhaemoglobin
zayıf tutunma poor traction
zayıf yanma lean burn
Computer
zayıf istemci thin client
Informatics
zayıf bağlaşım weak coupling
Telecom
zayıf ancak tehlikeli akım sneak current
Electric
zayıf kuplaj weak coupling
zayıf akım weak current
zayıf akım kablosu low voltage cable
Construction
zayıf beton lean concrete
zayıf karışım lean mix
zayıf karışım lean mixture
zayıf harç lean mortar
zayıf katman poor bearing stratum
zayıf zemin poor bearing soil
zayıf beton poor concrete
zayıf bağ weak bond
zayıf kat weak storey
Automotive
zayıf yay diyagramı weak spring diagram
zayıf karışım lean mixture
zayıf silme poor wiping
zayıf yay weaker spring
zayıf hava-yakıt karışımı weak mixture
zayıf kapatma poor opacity
zayıf motor peaky
ortada zayıf atış split spray
Traffic
zayıf yön blind side
zayıf taraf blind side
Medical
zayıf düşen tabid adj.
kolondaki divertiküllerin zayıf noktalara doğru dışa baskı yapmasından kaynaklanan rahatsızlık diverticulosis
zayıf sindirim indigestion
hastalık nedeniyle kemiğin zayıf düşmesinden ileri gelen kırık pathological fracture
medikal tedaviye zayıf yanıt weak response to the treatment
klinik fenotiple zayıf korelasyon göstermek have poor correlation to clinical phenotype
zayıf-immün pauci-immune
zayıf düşüren tabetic
zayıf ve güçsüz düşme tabes
zayıf görüşe neden olan kornea lekesi caligo
Anatomy
kilo alma ve kas geliştirme eğiliminde olmayan zayıf vücut biçimi ectomorph
Psychology
zayıf eşdeğerlik weak equivalence
egosu zayıf low-ego
Math
zayıf yakınsaklık weak convergence
zayıf topoloji weak topology
sabit noktalar zayıf konverjans teoremi weak convergence theorem of fixed points
zayıf dispersif elastik ortam weak dispersive elastic medium
Statistics
zayıf yakınsaklık weak convergence
zayıf yakınsaklık convergence in probability
Physics
zayıf kuvvet weak force
zayıf etkileşim weak interaction
zayıf etkileşimli büyük kütleli parçacık weakly interacting massive particle (wimp)
Chemistry
zayıf bağ weak bond
zayıf etkileşimler weak interactions
zayıf asitte çözünür siyanür weak acid dissociable cyanide
zayıf asitte çözünür siyanür wad cyanide
zayıf asit mild acid
Marine Biology
zayıf stok weak stock
Astronomy
dünyadan yansıyan güneş ışığ tarafından ayın karanlık bölümünün zayıf şekilde aydınlatılması earths ine
Botanic
zayıf uçlu bir kış bitkisi caley pea
zayıf uçlu bir kış bitkisi lathyrus hirsutus
zayıf uçlu bir kış bitkisi rough pea
zayıf uçlu bir kış bitkisi singletary pea
zayıf uçlu bir kış bitkisi wild winterpea
Tobacco
zayıf bünyeli fine bodied
Linguistics
diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı evanish
zayıf vurgu weak stress
zayıf yeterlik weak adequacy
Environment
zayıf tabaka weak stratum
Geography
zayıf basınç eğimi weak pressure gradient
Meteorology
sınırlanmış zayıf sinyal bölgesi bounded weak echo region
zayıf briz gentle breeze
Military
sağlıksız, zayıf fizikli c3 adj.
zayıf taraflar vulnerabilities
zayıf patlayıcı madde low explosive
zayıf füze kaidesi soft missile base
zayıf noktalar vulnerabilities
zayıf noktaları inceleme vulnerabilities study
zayıf patlayıcı low explosive
zayıf noktalara taarruz taktiği soft spot tactics
Sport
zayıf takım underdog
Basketball
hücum gücü zayıf olan bir oyuncuyu savunurken diğer oyunculara rahatça yardım edebilecek bir pozisyonda bulunma floating
savunmanın zayıf yerini yakalayıp o bölgeden sayı yapmak crack the defense
Volleyball
zayıf yan weak side
Wagering
zayıf takım dog
zayıf takım veya yarışmacı üzerine bahis yapan kişi dog player
Cinema
zayıf adam (bir korku karakteri) slender man
zayıf adam (bir korku karakteri) slenderman
Printery
zayıf siyah likör weak black liquor
Archaic
zayıf bir ışık vermek glim v.
British Slang
sürekli mızmızlanan zayıf mizaçlı erkek big girl's blouse
zayıf ve güçsüz tip pipsqueak
zayıf veya güçsüz kimse prawn
zayıf ve çekici kız sex on a stick
Medicine
zayıf görüş poor eyesight