artık - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

artık



"artık" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 74 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
artık residual i.
artık no longer zf.
General
artık discard i.
artık effluent i.
artık spoils i.
artık remains i.
artık dregs i.
artık rest i.
artık dreg i.
artık spilth i.
artık leftovers i.
artık left i.
artık trim i.
artık scraps i.
artık dross i.
artık shoddy i.
artık tag i.
artık trash i.
artık residual i.
artık surplus i.
artık residue i.
artık remnant i.
artık remainder i.
artık fag-end i.
artık hog-wash i.
artık oddment i.
artık offal i.
artık wastes i.
artık scrap i.
artık backlog i.
artık remaining s.
artık leaving s.
artık refuse s.
artık left over s.
artık leftover s.
artık orphan s.
artık redundant s.
artık waste s.
artık residuary s.
artık from now on zf.
artık respectively zf.
artık longer zf.
artık any longer zf.
artık over zf.
artık anymore zf.
artık ever after zf.
artık at that zf.
artık any more zf.
artık no more zf.
artık now zf.
artık henceforth zf.
Idioms
artık fag-end
Trade/Economic
artık remainder
artık surplus
artık scrap
artık balance
artık residual
artık residuary
Technical
artık remnant
artık waste
artık residual
artık residuum
artık residue
Computer
artık redundant
Construction
artık remanent
Mining
artık gob
Math
artık residue
Statistics
artık residual
Chemistry
artık residue
Agriculture
artık stubble
Linguistics
artık redundant
Environment
artık debris
Geology
artık tailing
Music
artık augment

"artık" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
General
artık sır olmaktan çıkmış olmak be abroad f.
bir şey artık geçmişe ait bir şey olmak be a thing of the past f.
artık işlerin üstesinden gelememek lose one's grip f.
yeter artık demek cry quits f.
artık kullanılmamak fall into abeyance f.
artık yetmek have had it f.
yeter artık demek say enough f.
yeter artık demek say enough is enough f.
artık rağbette olmamak become unfashionable f.
artık daha iyi hissetmek feel better now f.
artık geçerli olmamak be no longer valid f.
artık hoşuna gitmemek cease to appeal f.
artık işe yaramamak outlive one's usefulness f.
bağlamak (artık kullanılmayan anlam) annex f.
bağlamak (artık kullanılmayan anlam) adject f.
artık yemek leftover i.
artık yıl leap year i.
artık sahibinin işine yaramayan bir şey white elephant i.
artık yılın fazladan bir günü (29 şubat) bissextile i.
artık yıla ait gün bissextile day i.
artık kullanılmayan deyim archaism i.
artık enerji waste energy i.
artık yıl bissextile year i.
artık yağlar waste oils i.
artık sene leap year i.
artık bu kadarı fazla the last straw i.
artık şey fag end i.
artık su surplus water i.
hayvansal artık animal waste i.
nükleer artık nuclear waste i.
ekinin artık bölümü roughage i.
artık kullanılmayan deyim shibboleth i.
artık popülerliğini yitirmiş kimse has-been i.
vasiyet edilen şeyin vasiyet edenin ölümü sırasında artık mevcut olmadığı için vasiyetin iptali ademption i.
artık yıl bissextile i.
artık su effluent waste water i.
artık eskisi gibi etki uyandırmayan bir sanat eseri (sık sık/fazlasıyla icra edildiği için) war-horse i.
artık eskisi kadar etki uyandırmayan sanat eseri war-horse i.
artık yıl intercalary year i.
artık gün leap day i.
artık madde waste i.
artık gerçekleri anlama disillusionment i.
artık tortu (şarap) ullage i.
artık (yemek) uneaten i.
artık yemek torbası doggie bag i.
bir zamanlar aşık olunan ama artık olunmayan birini görünce oluşan tuhaf duygu razbliuto [russian] i.
artık kumaşlardan yapılmış shoddy s.
artık kullanılmayan archaic s.
artık tehlikede değil out of the wood s.
artık iplerle örülmüş shoddy s.
artık tehlikede değil out of the woods s.
artık değiştirilemez no longer changeable s.
artık kullanılmayan disused s.
artık kullanılmayan defunct s.
çok defalar yaptığı için artık zevk/tat almayan blase s.
artık modası geçmiş now-obsolete s.
artık kullanılmayan now-defunct s.
artık var olmayan now-defunct s.
artık olmayan now defunct s.
artık olmayan now-defunct s.
artık kullanılmayan now defunct s.
artık kullanılmayan now-defunct s.
artık madde özelliğinde recremental s.
artık madde özelliğinde recrementitial s.
artık madde özelliğinde recrementitious s.
artık değil no zf.
bile artık at that zf.
artık kullanılmayan bir halde archaically zf.
artık eve gidebiliriz (yapılan bir iş bitince söylenir) home free zf.
artık yok no more zf.
artık yok not anymore ünl.
Phrasals
geçmişte olan şeyleri artık düşünmemek put behind
Phrases
yeter artık! enough's enough
öncekilerden/öncekinden artık daha iyi better now than before
artık hazırsın you are all set
fakat artık öyle değil but not any longer
birini artık sevmemek go off someone
birinden artık hoşlanmamak go off someone
buraya gel. alalım seni artık. görelim seni artık let's be having you
artık değil not any more
benden geçti artık I'm no spring chicken
Proverb
bu saatten sonra artık çok zor too little too late
(parayı verdin ama) artık ne çıkarsa bahtına you pays your money and you takes your chances
(parayı verdin ama) artık ne çıkarsa bahtına you pays your money and you takes your chance
Colloquial
artık ilgilenmemek be off
uzatma artık cut it out
artık kullanılmamak fall into abeyance
dur artık pack it in
sus artık! give it a rest!
artık ilginç olmayıp bıkkınlık vermek be done to death
dur artık stop it
kes artık stop it
artık yoksun now you are gone
(artık) yardım edilemeyecek/tamir edilemez bir halde beyond help
(artık) yardım edilemeyecek/tamir edilemez bir halde beyond repair
uzatma artık! cut it out!
uzatma artık! cut that out!
kes artık! cut it out!
kes artık! cut that out!
artık rağbet görmemek have had its day
artık hiçbir işe yaramamak have had its day
(artık) üzerine varmamak/varmaktan vazgeçmek ease off on someone
kapat şu konuyu artık! drop it!
kapat şu konuyu artık! drop the subject!
kes artık knock it off
yeter artık enough is enough
artık başlayın! off you go!
hadi git artık! off you go!
artık gitsek iyi olur we'd better be going on
artık endişelenme stop worrying
bırak artık şu işin ucunu give it a rest
bırak (artık) peşini give it a rest
bırak artık şu inadı give it a rest
ama artık bir önemi kalmadı but it doesn't matter at all
artık sinir bozucu hale geldi now it's just annoying
ama artık bitti but it's over
artık ne kadar yararı olursa for what it's worth
yok artık no way
Idioms
elinden artık bir şey gelmez at the end of one's tether
artık hiç şansımız yok buckley's chance
yetti artık! enough is enough!
yeter artık! enough is enough!
artık kullanmamak leave off
artık giymemek leave off
bir dahaki sefere (artık) better luck next time
artık çok geç bir anlamı kalmadı a day late and a dollar short
artık sonuç değişmez all over but the shouting
sonucu artık belli olacak biçimde neredeyse bitmiş all over but the shouting
sonucu artık belli olacak biçimde neredeyse bitmiş all over bar the shouting
artık sonuç değişmez all over bar the shouting
sonucu artık belli olacak biçimde neredeyse bitmiş it's all over bar the shouting
artık sonuç değişmez it's all over bar the shouting
ok yaydan çıktı artık the arrow has already left the bow
ok yaydan çıktı artık the arrow is already off the bow
yok artık! I'll be a monkey's uncle!
sıkıntıların artık biteceğini görmek see the light at the end of the tunnel
(artık) aklını meşgul etmemek weight off someone's mind
artık harekete geçme zamanı piss or get off the pot
artık harekete geçme zamanı piss or get off the can
eskiden başaralı olup artık başarılı olmayan kurum vb. fallen angel
artık endişelenmemek not give it another thought
artık top sende the ball's in your court now
artık senin sıran the ball's in your court now
top sende artık the ball's in your court now
eskiden ünlü olup artık popülerliğini yitirmiş kimse a has-been
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek drop something like a hot brick
(artık sevmediği bir kişiyle) derhal ilişkiyi kesmek drop something like a hot potato
(artık) üzerine gitmemek/üzerine varmaktan vazgeçmek ease off on someone
artık/şimdi roller değişti have the shoe on the other foot
miadını tüketmek (artık istenmemek) have had its chips
artık şansı olmamak have one's luck run out
artık şans yüzüne gülmemek have one's luck run out
birisinin çıkıp artık yeter/dur demesi lazım one has to draw the line somewhere
artık çocuk değil not a kid anymore
(artık) kontrol edilemeyecek düzeye/duruma gelmek take on a life of its own (no longer be controlled by anyone)
birini artık sevmemek fall out of love with
artık kontrol/idare edememek lose one's touch with someone
(bir konuda) artık eskisi kadar yetenekli/becerikli/iyi olmamak lose touch
yozlaşma artık iyice yerleşmiş/olağan hale gelmiş the rot sets in
yetti artık that tears it!
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) artık aynı hatayı yapmam/artık dersimi aldım hindsight is twenty twenty
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) artık aynı hatayı yapmam/artık dersimi aldım hindsight is 20/20
artık sorumluluk almamak wash your hands (of something)
Informal
artık gitsem iyi olur i think i should go now
Speaking
artık zamanı it's high time i.
artık bu kadarı da fazla that takes the biscuit
artık içmesen you'd better not drink anymore
kes artık stop it
seni artık sevmiyorum i don't love you anymore
artık eskidi it has seen better days
artık beklemeyeceğim i am done waiting
artık yola çıktık we're off now!
bıktım artık i am pissed off
artık önemi yok it's not important anymore
artık önemi yok it doesn't matter anymore
artık endişelenme stop worrying
artık var it's available now
gidiyorum artık i'll go along now
artık uzatma don't push it
uzatma artık don't push it
artık bir şey söyleme leave it at that
bu konuyu kapatsak artık can we just drop the subject now
bu konuyu artık kapatsak can we just drop this
bu konuyu artık kapatsak can we just drop the subject now
artık bu konuyu kapatsak can we just drop the subject now
bu konuyu kapatsak artık can we just drop this
artık bu konuyu kapatsak can we just drop this
artık yokum i'm done
artık bu konuyu kapatabilir miyiz can we drop this
bu konuyu kapatibilir miyiz artık can we drop this
yok artık you gotta be kidding me
yok artık get out of here!
benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun you mean nothing at all to me
benim için (artık) hiçbir anlam ifade etmiyorsun you do not mean anything at all to me
artık görüşmeyelim let's not see each other anymore
beni rahatsız etme artık stop bugging me
ben artık eski ben değilim I am no longer the person I used to be
artık önümüzdeki maçlara bakacağız we'll now focus on the matches going forward
artık hazırım I am ready now
artık hazırım I'm ready now
yok artık daha neler? are you kidding me?
kes artık! zip it!
sus artık! zip it!
artık endişelenme! don't give it another thought!
artık dert etme! don't give it another thought!
artık düşünme! don't give it another thought!
yeter artık! all right already!
yetti artık! all right already!
yetti artık! that's it!
zaman değişti artık times have changed
artık bırakalım (çalışmayı) let's call it a day
haydi artık gidelim/kalkalım let's call it a night
artık yatma zamanı! let's call it a night
artık daha fazla dayanamıyorum I can't take it anymore
artık katlanamıyorum I can't take it anymore
kes şunu artık! stop it!
artık onu duymuyorum i don't hear it now
artık arkadaşı yok he doesn't have friends anymore
artık gidebilir miyim? can i go now?
artık ne bildiğimi ben de bilmiyorum i don't know what i know anymore
artık anladın işte you got it now
artık gidebilirsin you can go now
sanırım artık fark etmez i guess it doesn't matter
artık yalnızım i'm alone now
artık kendimi aktif servisten ayırmanın vakti geldi it is time to seclude myself from active service
gelecek yıla artık bir şey kalmadı the next year is right around the corner
artık seni hiç göremez oldum i never see you anymore
yeter artık! that's enough
artık evli değil she's not married anymore
artık seninle görüşmek istemiyorum i don't want to see you anymore
artık değişikliğe ihtiyacımız var what we need now is change
artık görüşmemeliyiz we shouldn't see each other anymore
artık daha iyi hissediyorum i feel much better now
sadece bugünün artık bitmesini istiyorum i just want this day to be over
burada bana yer yok artık there is no place here for me now
kurtul artık şundan get it out of your system
artık emin ellerde she's in good hands now
senin fikrinin bir değeri yok artık your opinion doesn't count anymore
seni sevmiyorum artık i don't love you anymore
artık ona yardım edemem i can't help her anymore
ona artık yardım edemezsiniz you can't help her anymore
bu konuda konuşmak istemiyorum artık i don't want to talk about this anymore
ben artık gidiyorum i'm going now
artık bir önemi kalmadı it is not important anymore
artık kendine şu soruyu sorman gerekiyor you have to ask yourself the question
olan oldu artık what happened happened
bizim artık gitmemiz gerekiyor we'd better be going on
seni artık göremiyoruz buralarda we don't see you much around here anymore
seni artık göremiyoruz buralarda we don't see you around here much anymore
yetti artık! i've had enough of this!
yeter artık! i've had it up to here with this!
burama kadar geldi artık! i've had it up to here with this!
burama kadar geldi artık! i've had enough of this!
yeter artık! i've had enough of this!
yetti artık! i've had it up to here with this!
artık beni nerede bulacağını biliyorsun now you know where to find me
artık geleceğe bakmamız lazım we need to look to the future
artık ortak olduk we are partners now
yok artık daha neler my foot
artık çocuk değilsin you're not a kid anymore
artık çocuk değilim i am not a child anymore
artık çocuk değilim i'm not a child anymore
artık çocuk değilim i am not a kid anymore
artık çocuk değilsin you're not a child anymore
artık çocuk değilim i'm not a kid anymore
artık çocuk değilsin you are not a kid anymore
artık çocuk değilsin you are not a child anymore
kes şunu artık knock it off
artık gidebilir miyiz? can we go now?
artık yerin yok you're not welcome anymore
istenmiyorsun artık you're not welcome anymore
artık istenmiyorsun you're not welcome anymore
artık neyin gerçek olduğunu anlayamıyorum i can't tell what's real anymore
artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum i don't know what's real anymore
artık neyin gerçek olduğunu bilemiyorum i don't know what's real anymore
artık sınır falan kalmadı there's no limits anymore
benim o taraklarda bezim yok artık i'm not in that business anymore
bıktım artık i have/had enough
artık kontrol edilememek no longer be controlled
artık kontrol altına alınamamak no longer be controlled
artık birlikte değiliz we're no longer together
artık senden emir almayacağım i'm not taking orders from you anymore
aş bunu artık get over it
artık bunu yapmak istemiyorum i don't want to do this anymore
artık bu oyunu oynamak istemiyorum i don't want to play this game anymore
yetti artık! i have had it!
artık bunları aşın get over it
bu kadarı da fazla (artık)! it's a bit much!
artık değil not anymore
olanları artık unutalım let's bury the hatchet
artık arkadaş olabilir miyiz? can we be friends now?
sen benim için artık yoksun! i am so over you!
yok artık! you can't be serious
yok artık! you've got to be kidding me!
yok artık! are you kidding me?
yok artık! you must be kidding!
yok artık! you must be joking!
artık ilgimi kaybettim i'm over it
artık umurumda değil i'm over it
birbirimizle artık işimiz olmaz/ilişkimiz bitti we are through!
artık her şey bitti it's all over now
artık sana inanmıyorum i don't believe you anymore
artık sana inanmıyorum i am done believing you
artık eskisi gibi yapmıyorlar they don't make them like they used to
artık eskisi gibi yapamıyorlar they don't make them like they used to
artık yaşlı not as young as one used to be
yok artık! geez!
artık evli değiliz we're not married anymore
artık düşünemiyorum bile i can't even think anymore
artık o da ihtimal dışı that is no longer possible
artık kaçacak yerin yok there is nowhere left to run
işleri kötüleştirmeyelim artık let's not make this worse
artık seninle görüşemem i can't see you any more
artık burada yapamayız we can't make it here any more
artık burada yapamıyoruz we can't make it here any more
artık gerek kalmadı it's not necessary anymore
kes artık! can it!
artık geri dönüş yok no turning back now
bu ev senin değil artık this is not your house anymore
buradan sonrasını artık ben devralıyorum i'll take it from here
o artık bir çocuk değil he's not a kid anymore
yeter artık enough already
yetti artık enough already
artık kim olduğumu biliyorum I know who I am now
artık bana ne yapacağımı söyleyemezsin you can't tell me what to do anymore
yettin artık you've really done it this time
kimse artık saat takmıyor nobody wears a watch anymore
kimsenin artık saat taktığı yok nobody wears a watch anymore
artık devir değişti times have changed
beni burada tutan bir şey yok artık there's nothing keeping me here anymore
beni burada tutan bir şey yok artık there's nothing holding me here anymore
aş bunları artık get over it
seni artık tanıyamıyorum i don't know who you are anymore
alışmışsındır artık you do get used to it
artık ne yapacağımı bilmiyorum i don't know what to do anymore
buna artık dayanamıyorum i can't take this anymore
buna artık katlanamıyorum i can't take this anymore
artık bunlara ihtiyacın yok you don't need these anymore
artık küçük bir kız değilsin you're not a little girl anymore
artık bunu düşünmüyorum bile i don't even think about it anymore
artık bir babasın you’re a father now
artık polis değilim i'm not a cop anymore
ne anlama geliyorsa artık for whatever that means
artık dayanamıyorum i can't take it anymore
artık daha fazla dayanamıyorum! i can't take it anymore!
büyü artık grow up
artık film izlemeyi sevmiyorum I don't like watching movies anymore
artık her şey değişti now everything has changed
artık sana güvenemiyorum I can't trust you anymore
artık konuşmuyoruz we don't talk anymore
insanlara güvenmiyorum artık I don't trust people anymore
biz artık konuşmuyoruz we don't talk anymore
artık umurumda değil i don't care anymore
beni artık ilgilendirmiyor i don't care anymore
artık çok geç it's too late now
seni artık sevmiyorum i̇ do not love you anymore
kendimi yalnız hissetmiyorum artık i don't feel alone anymore
Slang
artık çok geç walkabout, it's gone
artık inanmıyorum ain`t going out like that
artık genç olmayan (kadın) no chicken anymore
kes şunu artık knock it off
aş artık bunu! get the fuck over it!
yapacaksan yap (artık)! shit or get off the can
yapacaksan yap (artık)! shit or get off the pot
hadi git artık! off with you!
yok artık no shit
bu şakaya gelmez artık shit just got real
yok artık! hell no!
kapat artık şu konuyu shut that shit up
şeytanın bacağını kır artık! break a leg!
Trade/Economic
artık değer residual value
artık değer residual
artık değer written down value
artık sermaye excess capital
artık emek surplus labor
artık hesabı surplus account
artık değer surplus value
artık birikimi surplus accumulation
artık pay residual interest
artık yıl leap year
artık gün leap day
artık değer consolidation surplus
artık üretilmeyen discontinued
artık değer oranı rate of surplus value
mutlak artık değer absolute surplus value
artık geçerli değil no longer valid
artık talep eğrisi residual demand curve
artık risk residual risk
artık değer teorisi theory of surplus value
artık kar residual income
artık gelir residual income
Law
artık oran surplus ratio
artık para üzerinde hak right to the balance
vasiyetin konusunu oluşturan şeyin artık mevcut olmaması nedeniyle vasiyeti iptal etmek adeem
Politics
ulusal artık sistemi national remainder system
Insurance
sigortalı malın artık sigortalanamayacak şekilde zarara uğraması loss of specie
Technical
soğuk işlenmiş metaldeki artık gerilmenin giderilmesi recovery i.
artık gerilme residual stress
artık elektrik yükü residual charge
artık mıknatıslanım ölçer coercimeter
artık değişken surplus variable
artık su waste water
artık malzeme surplus material
artık yük residual charge
artık titreşim residual vibration
artık bilgi redundant information
endüstriyel artık industrial residue
artık hatası residual error
artık yakıtlar residual fuels
artık malzeme waste material
artık akım residual current
radyoaktif artık radioactive waste
artık yanbant kiplenimi vestigial sideband modulation
artık malzeme depolama waste storage
artık malzeme dökme yeri waste area
artık gazlar residual gases
artık akım monitörü residual current monitor
artık beton waste concrete
artık parça remnant
artık denetimi residue check
artık su surcharge water
artık maddelerden kullanılır malzeme elde etmek reclaim
artık malzeme biriktirme waste storage
artık mıknatıslanım coercivity
artık su excess water
artık mıknatıs kuvveti residual magnetism
artık mıknatıslanım giderici kuvvet coercive force
artık hatası oranı residual error rate
artık klor chlorine residual
artık biriktirme waste storage
artık yakıt residual oil
artık gerilim residual voltage
erimez artık insoluble residue
boylamasına artık denetimi longitudinal redundancy check
artık taşıma overhaul
artık aktivite residual activity
katı artık residue
artık mıknatıslanma remanence
artık hava excess air
artık kısıt redundant constraint
artık toprak residual soil
artık su residual water
artık uzama residual elongation
artık iyonlaşma residual ionization
artık deformasyon residual strain
artık element impurity element
artık ısı after-heat
artık akımla çalışan koruyucu cihaz residual current-operated protective device
artık akımla çalışan residual current-operated
çözünmez artık insoluble residue
artık kullanılmayan obsolete
artık üretmemek discontinue
artık gaz waste gas
metabolik artık metabolic waste
artık belirtilmiş overdetermined
artık su savağı overflow spillway
artık güç surplus power
artık su surplus water
artık ısı waste heat
artık kereste waste wood
artık ısının değerlendirilmesi waste heat utilization
artık yok etme işleri waste-disposal work
artık enerji waste energy
dış hava artık basıncı free air over pressure
artık kapasite excess capacity
artık sığa excess capacity
artık yük overfreight
artık nitrojen residual nitrogen
artık değer excess capacity
artık kirlenme residual contamination
artık radyasyon residual radiation
artık radyoaktivite residual radioactivity
hayvansal artık animal waste
artık yakıt residual fuel
ısıl artık gerilmesi thermal residual stress
artık akımla çalışan devre kesiciler residual current operated circuit breakers
ışınetkin artık radioactive waste
demir artık heavy iron
artık akımla çalışan koruyucu düzenler residual current operated protective devices
artık yakıtlardaki toplam tortu total sediment in residual fuel oils
artık ucaylanım remanent polarization
artık ürün residuum
artık mıknatıslanım remanence
artık öge residual element
artık indükleme remanent induction
artık mıknatıslanım remanent magnetization
artık akımla çalışan devre kesici residual current operated circuit-breaker
artık direnç oranı ölçümü residual resistance ratio measurement
kompozit süper iletkenin artık direnç oranı residual resistance ratio of composite superconductor
artık akım koruma cihazı residual current protective device
artık yağ residual oil
artık mıknatıslık residual magnetism
artık bağlayıcı içeriği residual binder content
kompozit süper iletkenlerin artık direnç oranı residual resistance ratio of composite superconductors
artık direnç oran ölçümü residual resistance ratio measurement
artık direnç oranı residual resistance ratio
artık direnç değeri residual resistance value
artık gazların analizi analysis of residual gases
artık ısı residual heat
Computer
artık satır orphan