başına - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

başına



"başına" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
General
başına cum ed.
başına to ed.
başına per ed.
başına an
Trade/Economic
başına per
Technical
başına per

"başına" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
General
aklını başına getirmek disenchant f.
başına bela olmak cause trouble to f.
başına gelmek meet f.
başına güneş geçmek get sunstroke f.
başına gelmek come over f.
başına gelmek experience f.
başına dert açmak bring trouble on f.
başına bela olmak trouble f.
bir işi birinin başına yıkmak foist f.
bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak maroon f.
başına kakmak taunt f.
başına belayı satın almak get one round one's back f.
afyonu başına vurmak fly into a rage f.
başına dikilmek stand over somebody f.
başına kakınç etmek rub somebody's nose in it f.
birinin aklını başına getirmek make someone see reason f.
başına vurmak (içki) go to one's head f.
başına gelmek befall f.
aklı başına gelmek come to one's senses f.
başına üşüşmek mob f.
önceden tayin etmek (yaşarken başına gelecekleri) predestine f.
başına dikilmek breathe down somebody's neck f.
başına bela olmak afflict f.
başına gelmek get f.
kabak başına patlamak carry the can f.
başına buyruk olmak be one's own master f.
başına bela olmak hector about f.
aklını başına toplamak come to one's senses f.
aklını başına devşirmek pull one's socks up f.
başına yıkmak foist on f.
başkalarından ayrılarak kendi başına dolaşmak wander off f.
önek koymak (sözcük başına) prefix f.
başına dert açmak borrow trouble f.
başına iş açmak bring trouble on f.
başına geçmek take the helm of f.
afyonu başına vurmak go berserk f.
başına sarmak charge f.
yalnız başına kalmak be on one's own f.
başına kakmak rub it in f.
birinin başına iş açmak make things lively for someone f.
iş başına geçmek come into power f.
aklını başına toplamak get one's wits about one f.
başına vurmak get to somebody's head f.
başına kakmak reproach f.
başına iş açmak get into a scrape f.
baharı başına vurmak dress as if it is summer f.
kabak başına patlamak bear the brunt of f.
başına çorap örmek get somebody into trouble f.
başına üşüşmek besiege f.
başına gelmek undergo f.
başına buyruk olmak be one's own man f.
aklını başına getirmek sober up f.
başına gelmek happen to f.
başına gelmek happen f.
başına gelmek receive f.
başına bela olmak scourge f.
başına ödül koymak put a price on somebody's head f.
başına kakmak fling something in one's teeth f.
başına varmak (bir yerin) top f.
başına bela olmak worry f.
başına gelmek betide f.
aklını başına getirmek sober f.
başına eklemek prefix f.
cinleri başına toplanmak get furious f.
başına gelmek overtake f.
başına gelmek lie ahead f.
sürüden çıkıp kendi başına gitmek (hayvan) go astray f.
yağ sürmek (başına kutsamak için) anoint f.
cinleri başına toplanmak lose one's head f.
başına bela olmak hector around f.
birinin aklını başına getirmek bring someone to reason f.
dümen başına geçmek take the helm f.
başına dert etmek worry about f.
afyonu başına vurmak go into a frenzy of rage f.
başına geçmek (şirket vb) head f.
şirketin başına geçmek head the company f.
birisinden sonra şirketin başına geçmek head the company after someone f.
başına bela gelmek get into hot water f.
başına kötü bir şey gelmek get in trouble f.
başına bela gelmek get in trouble f.
başına kötü bir şey gelmek get into hot water f.
başına geçmek head f.
başına kalmak get stuck with f.
iş başına gelmek accede f.
aklını başına getirmek bring somebody to his senses f.
aklını başına almak pull oneself together f.
başına dert almak get into trouble f.
dünyayı başına yıkmak (someone's world) collapse around him/her f.
tek başına iktidar olmak come to power alone f.
tek başına iktidar olmak come to power without the support of a coalition partner f.
dünyayı başına dar etmek make life unbearable for f.
dünya başına yıkılmak be very miserable f.
tek başına olmak be alone f.
tek başına olmak be on one's own f.
başına birşey gelmek happen to somebody f.
başına birşey gelmek happen to something f.
başına buyruk olmak have one's way f.
başına (bir) iş gelmek (something) unexpected and terrible happen to somebody f.
başına (bir) iş gelmek be in trouble f.
üstüne başına çeki düzen vermek make oneself presentable f.
başına ilave etmek prepend f.
başına eklemek prepend f.
başına vurmak go to one's head f.
tek başına büyütmek raise someone single-handedly f.
başına dert olmak get one's knife into f.
başına dert açmak get one's knife into f.
başına en kötüsü gelmek get the worst of f.
işinin başına dönmek get on with f.
aklını başına getirmek chasten f.
başına çorap örmek plot against someone f.
başına buyruk gitmek be a law unto oneself f.
başına dert olmak afflict with f.
ileride başına dert açma riskini göze almak give hostages to fortune f.
aklını başına getirmek bring to reason f.
aklını başına getirmek bring to one's senses f.
korktuğu başına gelmek one's fears come true f.
direksiyon başına geçmek get behind the wheel f.
direksiyon başına geçmek take the wheel f.
direksiyonun başına geçmek take the wheel f.
direksiyonun başına geçmek get behind the wheel f.
askerin başına çuval geçirmek put a sack over soldiers' heads f.
parça başına çalışmak work by the piece f.
parça başına çalışmak work by job f.
birisini kendi başına bırakmak leave someone by oneself f.
başına güneş geçmek get a sunstroke f.
telefonun başına geçmek get on the phone f.
yeni kurulmuş bir araştırma biriminin başına getirilmek be put in charge of a newly-formed investigative unit f.
başına çuval geçirmek throw a hood over one’s head f.
başına talih kuşu konmak benefit from a windfall f.
geçmişte başına iş açmak bring a trouble in the past f.
tek başına seyahat etmek travel alone f.
tek başına gezmek travel alone f.
başına kötü bir şey gelmek something bad happen to f.
hisse başına on dolardan satış yapmak sell for ten dollars a share f.
(şirket/kulüp) başına geçmek take up the presidency of f.
(şirket/kulüp) başına geçmek become the head of the f.
birinin yanı başına oturmak sit right next to someone f.
bir kişiyi ıssız bir adada tek başına bırakmak maroon someone on an island f.
kendi başına tuvalete gidememek not be able to go to the bathroom by oneself f.
aklını başına getirmek bring one to oneself f.
sorunlarını kendi başına çözmek solve one's own problems f.
birinin yanı başına gömülmek be buried alongside someone f.
başına iş açmak/bela olmak raise the dickens (with someone or something) f.
tek başına yaşamak live by oneself f.
tek başına yaşamak live alone f.
eve tek başına yürümek walk home alone f.
başına gelmek go through f.
başına geçmek head up f.
başına geçirilmek head up f.
tek başına kalmak be left alone f.
sürüden ayrılarak kendi başına kalmış kimse straggler i.
yalnız başına yaşayan kimse hermit i.
başına buyruk tip maverick i.
kişi başına düşen capitation i.
libre başına ücret poundage i.
litre başına miligram milligrams per liter i.
parça başına çalışan işçi jobber i.
saat başına ücret hourly rate i.
sterlin başına alınan vergi poundage i.
tek başına yapılan uçuş solo flight i.
kendi başına olma solitude i.
gruptan ayrılarak kendi başına kalmış kimse straggler i.
resim başına satır lines per frame i.
insanın başına bela olan şey pest i.
başına bela olma scourging i.
kişi başına maliyet cost per person i.
çivi başına benzeyen giysilerin üstüne süsleme amaçlı basılan kapson nailhead i.
saniye başına fotoğraf (sayısı) frame per second i.
kullanıcı başına düşen ortalama gelir average revenue per unit i.
kullanıcı başına düşen ortalama gelir average revenue per user i.
birinin kendi başına yapabileceği şey (şey) do-it-yourself i.
birinin kendi başına monte edebileceği (şey) do-it-yourself i.
kendi başına yapabilme self-help i.
saat başına ücret hourly wage i.
kişi başına pissu per capita sewage i.
kral yönetimde olmaksızın tek başına egemen olan kraliçe queen regnant i.
kilometrekare başına per square kilometer i.
tek başına çalışan girişimci solopreneur i.
birim alan başına toplam hav kütlesi total pile mass per unit area i.
kelimenin hem başına hem de sonuna getirilen ek circumfix i.
doktor başına düşen hasta patient per doctor i.
ok başına benzeyen arrowhead i.
bekar ve tek başına yaşayan kız bach girl i.
bir nesneyi nitelemek için kullanılan sözcüğün bazı nedenlerden ötürü o nesnenin özelliklerini tanımlamaya yetmemesi sonucunda (çoğunlukla eski sözcüğün başına bir niteleyici ifade getirilerek) oluşturulmuş yeni kelime retronym i.
galon başına mil mpg (miles per gallon) i.
iş başına gelme accedence i.
başına buyruk independent s.
yalnız başına unassisted s.
tek başına unaided s.
başına kakılmış taunted s.
seçimle iş başına gelmiş elected s.
tek başına solitary s.
kendi başına unaided s.
başına gelen befalling s.
tek başına unattended s.
başına gelenler karşısında metanet gösteren stoical s.
tek başına sequestered s.
mızrak başına benzer spearhead shaped s.
kendi başına solitary s.
tek başına unaccompanied s.
başına gelenler karşısında metanet gösteren stoic s.
yalnız başına unaided s.
tek başına kalmış isolated s.
kendi başına single-handed s.
tek başına yapılan single-handed s.
tek başına single-handed s.
yalnız başına single-handed s.
aklını başına getirici sobering s.
aklını başına getiren sobering s.
tek başına unescorted s.
tek başına uygulanan self-executing s.
tek başına en the single most s.
başına buyruk self-ordained s.
tek başına on one's tod zf.
ateşi başına vurmuş biçimde frenziedly zf.
tek başına singly zf.
yalnız başına alone zf.
başlı başına independently zf.
kendi başına (yardım görmeden) by itself zf.
başlı başına on its own zf.
aklını başına getirerek disenchantingly zf.
bir başına all alone zf.
tek başına on one's own zf.
kendi başına by herself zf.
tek başına by oneself zf.
tek başına separately zf.
adam başına apiece zf.
kendi başına by oneself zf.
kendi başına on one's own zf.
yalnız başına singly zf.
başına buyruk bir şekilde waywardly zf.
tane ile parça başına yapılan iş miktarına göre by the piece zf.
kendi başına singly zf.
parça başına apiece zf.
kendi başına by himself zf.
başlı başına in itself zf.
başına gelebileceklerden kendisi sorumlu olarak at one's peril zf.
kendi başına per se zf.
parça başına by the piece zf.
adam başına per head zf.
parça başına per piece zf.
adam başına per person zf.
tek başına solo zf.
kişi başına a head zf.
kişi başına per head zf.
tek başına olarak singlehandedly zf.
kişi başına per capita zf.
tek başına alone zf.
gün başına per day zf.
adam başına for each person zf.
kendi başına on his own zf.
tek başına by yourself zf.
yalnız başına by oneself zf.
başlı başına in his/her own right zf.
başlı başına all by itself zf.
başlı başına of itself zf.
tek başına single-handedly zf.
yalnız başına single-handedly zf.
kendi başına single-handedly zf.
birim başına per unit zf.
insan başına per head zf.
bir başına in isolation zf.
kendi başına (yapmak) on one's own hook zf.
kendi başına as such zf.
eylül'ün başına kadar until the beginning of september zf.
metrekare başına per square meter zf.
kilogram başına per kilogram zf.
kişi başına per person zf.
kişi başına pp (per person) zf.
kendi başına on her own zf.
uçuş başına per flight zf.
yalnız başına solus zf.
bir başına alone zf.
tek başına per se zf.
yalnız başına on one's own zf.
bir başına on one's own zf.
kendi başına on one's own zf.
başına gelen incident to ed.
adam başına each zm.
silah başına arms! ünl.
Phrasals
başına gelmek come by
başına gelmek come under
başına getirmek bring about
(bir kimseyi diğerinin) başına sarmak/ musallat etmek inflict someone upon someone
(bir kelimenin) başına eklemek prefix to
başına dert açmak land someone with something
Phrases
yaşına başına bakmadan regardless of his age
kendi başına per say
karanlıkta yalnız başına alone in the dark
karanlıkta tek başına alone in the dark
evde yalnız başına alone at home
başlı başına bir amaç an end itself
Proverb
sabır eyle işine hayır gelsin başına everything comes to him who waits
aynı dert kişinin başına iki kez gelmez lightning never strikes in the same place twice
insan tek başına olursa daha çok yol alır he travels fastest who travels alone
insanın başına ne gelirse meraktan gelir curiosity killed the cat
kelin ilacı olsa kendi başına sürer physician, heal thyself
kelin merhemi olsa kendi başına sürer physician, heal thyself
Colloquial
(kötü bir şeyin başına gelmesinden) kaçamayacak olmak be in for it f.
başına gelecek stare in the face
başına gelecek gibi gözükmek stare in the face
tek başına by himself
tek başına by herself
kendi başına by herself
kendi başına by himself
tek başına high and dry
tek başına yaşamak live on one's own
kendi başına yaşamak live to oneself
kendi başına on one's own
tek başına on one's own
kendi başına on one's own hook
kişi başına a pop
kendi başına in one's own right
al başına çal shove it
al başına çal stick it
al da başına çal shove it
al da başına çal stick it
aklını başına topla listen to reason
herkes görev başına! all hands on deck!
herkes iş başına! all hands on deck!
başına büyük bir tehlike gelecek great danger will befall
böyle şeyler herkesin başına gelebilir these things can happen to anybody
bir işin kendi başına bir keyif olması an end in itself
tek başına yaşayan yaşlı bir kadın an old lady living alone
kendi başına bir yerlere gelmiş adam a self-made man
yalnız (başına)/bekar hayatı yaşamak bach
yalnız (başına)/bekar hayatı yaşamak bach it
Idioms
başına devlet kuşu konmak have a stroke of great luck
kendi başına under one's own steam
tek başına off one's own bat
başına geçmek take the reins at
başına devlet kuşu konmak hit the jackpot
baharı başına vurmak go into a frenzy of rage
başına bela almamak let sleeping dogs lie
başına dert açmak get into a mess
birinin başına bitmek get in someone's hair
öpüp başına koymak thank one's lucky stars
kabak başına patlamak be left holding the baby
dünya başına yıkılmak crash about one's ears
aklı başına gelmek come to one's senses
öpüp başına koymak bless one's lucky stars
afyonu başına vurmak go berserk
başına dert açmak bring a hornet's nest about one's ears
kabak başına patlamak be left holding the bag
başına bir iş gelmek go through a bad patch
başına ekşimek come down on
başına kakmak fling in someone's teeth
başına bela olmak hang over one's head
başına buyruk olmak have one's way
başına sarmak let someone in for something
birisinin başına çorap örmek have your knife into someone
kendi başına on his own hook
başına talih kuşu konmak strike it rich
(başkasının) başına sarmak wish something on someone
kanı başına sıçramak blow one's top
birinin başına dolamak rope someone into
kanı başına sıçramak see red
başına devlet kuşu konmak have manna from heaven
kabak başına patlamak carry the can
kuru başına kalmak be left on one's tod
başına çorap örmek lead a person a merry dance
başına çorap örmek lead a person a merry pretty dance
başına kakmak cast in someone's teeth
başına kakmak throw in someone's teeth
sandık başına gitmek go to polls
herkes iş başına all hands to the pumps
aklını başına getirmek drive home
aklını başına getirmek bring home
kendi başına yapmak go it alone
tek başına yapmak go it alone
herkes görev başına! action stations!
kendi başına bulmak find oneself in
aklını başına toplamak come to one's senses
aklını başına devşirmek come to one's senses
kendi başına off one's own bat
başına geleni çekmek take one's medicine
başına buyruk yaşamak take liberties
talih kuşu başına konmak hit the jackpot
birinin başına ödül koymak set a price on someone's head
birinin başına ödül koymak put a price on someone's head
hatasını başına kakmak rub one's nose in it
tek başına by oneself
kendi başına by oneself
allah düşmanımın başına vermesin i wouldn't wish that on my worst enemy
başına bir hal gelmek get into hot water
birisinin başına gelecek en kötü şey a fate worse than death
dünyası başına yıkılmak the roof caves in
dünyası başına yıkılmak the roof falls in
sorunlarını kendi başına çözmek get one's own house in order
sorunlarını kendi başına çözmek put one's own house in order
ailesinden ayrılıp kendi başına yaşamaya başlamak go flatting
başına buyruk bırakmak leave somebody to their own devices
kendi başına buyruk olmak be one's own person
düşmanıma bile (düşmanımın başına bile gelsin) istemem shouldn't happen to a dog
aklını başına getirmek knock some sense into someone
aklını başına getirmek knock some sense in
herkes görev başına! all hands on deck!
herkes görev başına! all hands to the pumps!
herkes iş başına! all hands on deck!
herkes iş başına! all hands to the pumps!
dünyası başına yıkılmak collapse about one’s ears
dünyası başına yıkılmak collapse around one's ears
dünyası başına yıkılmak crash about one's ears
dünyası başına yıkılmak your whole world came crashing down around you
dünyası başına yıkılmak one's whole world came crashing down around someone
tek başına kalan out on a limb
tüm dünyası başına yıkılmak entire world to come crashing around somebody's ears
tüm dünyası başına yıkılmak entire world to come crashing about somebody's ears
kendi başına (dert) açmak bring something on oneself
kendi başına (dert) açmak bring something upon oneself
aklını başına getirmek bring one to one's senses
aklını başına getirmek bring to one's senses
aklı başına gelmek come to one's sense
başına kötü/olumsuz bir şey gelmek woe be unto somebody
başına kötü/olumsuz bir şey gelmek woe betide somebody
zor bir işi başına sarmak be thrown in at the deep end
hatasını başına kakmak rub somebody's nose in the dirt
kendi başına bırakmak leave one to one's own resources
kendi başına bırakmak leave one to one's own devices
kendi başına with own one's fair hands
başına bela olmak become thorn in someone's flesh
başına bela olmak become thorn in someone's side
başına bela olmak be thorn in someone's flesh
başına bela olmak be a thorn in someone's side
aklı başına gelmek get religion
başına sarmak/sardırmak/musallat etmek enmesh someone in something
birinin başına üşüşmek swarm around someone
başına ne geldiğini bilmeden not know what hit someone
bir şeyi birinin başına kakmak rub someone's nose in it
(genelde ekonomik özgürlüğünü kazanıp) kendi başına yaşamak live on one's own
bir başına like a shag on a rock
birinin aklını başına getirmek come down hard on someone
(hayatta) (kendi başına) başarılı olmak/başarmak make one's way in the world
başına buyruk olmak/hareket etmek be one's own man/woman/person
başına kakmak rub someone's nose in it
başına kakmak rub somebody's nose in it
başına kakmak rub somebody's nose in the dirt
başına patlamak be on someone's head
birinin başına (gelmek) be on someone's head
başına ödül konmuş olmak get a price on one's head
başına ödül konmuş olmak have a price on one's head
başına ödül koymak put a price on someone's head
başına ödül koymak place a price on someone's head
birinin aklını başına getirmek talk some sense into somebody
kendi başına devam etmek strike out on one's own
kendi başına devam etmek set out on one's own
kendi başına yola koyulmak/işe kalkışmak set out on one's own
kendi başına yola koyulmak/işe kalkışmak strike out on one's own
aklını başına toplamak buck one's ideas up
aklını başına getirmek beat sense into
başına gelmeyen kalmadı have had a run of bad luck
dünyası başına yıkılmak lead a dog's life
Speaking
darısı başına your turn is next
bu onun aklını başına getirir that's given him a bit of a shake up
düşman başına i wouldn't wish it on my worst enemy
al da başına çal! may it do you no good!
darısı başına same to you
düşmanımın başına gelmesin I wouldn't wish that on my worst enemy
düşmanımın başına gelmesin I wouldn't wish that on a dog
köpek kendi başına evden çıkabiliyor mu? can the dog get out of the house by itself?
buralarda tek başına olmamalısın you shouldn't be here alone
başına bir şey gelecek olursa kendimi asla affetmem if anything ever happened to you i'd never forgive myself
başına gelenlerden ötürü kendimi sorumlu hissediyorum i feel responsible for what's happened to you
senin ailen buralara kendi başına gelmene izin mi verdi? did your parents let you come over here all by yourself?
kendi başına oraya gitmeni istiyorum i want you to go over there by yourself
kendi başına oraya gitmeni istiyorum i want you to go there by yourself
bununla tek başına yüzleşmen gerekecek you're going to have to face this alone
işinin başına dönmelisin you should get to work
burada kendi başına biraz yalnızlık çekiyor she's a little lonely out here by herself
bunun, kimsenin başına gelmesini istemem i wouldn't wish it on anyone
bu şişeyi tek başına mı içtin? did you drink this bottle by yourself?
bunca zamandır burada tek başına mıydın? have you been here by yourself all this time?
başına kötü bir şey gelmesine izin vermeyeceğim i'm not gonna let anything bad happen to you
başına bir şey gelirse if anything happened to you
tek başına oturan sitting on his own
hissesi kağıt başına 10 sentten işlem görüyor the stock trades over the counter at ten cents a share
tek başına mı geliyorsun? are you coming on your own?
eğer başına birşey gelirse if something happens to you
başına birşey gelirse if something happens to you
eğer başına birşey gelirse if something happens to her
başına birşey gelirse if something happens to her
eğer başına birşey gelirse if something happens to him
başına birşey gelirse if something happens to him
düşmanımın başına gelmesin I wouldn't wish it on my worst enemy
başına dikkat et mind your head
Slang
başına çal stick it up your ass
al da başına çal! stick it up your ass!
birisinin başına çorap örmek stick a red-hot poker up one's ass
başına ciddi işler açılmak get in some serious shit
bir başına on your tod
kendi başına ot içen tip loner-stoner
daha önce başına gelmek been there done that got the t-shirt
Trade/Economic
kişi başına gelirin ancak temel ihtiyaç maddelerinin karşılanmasına yetecek bir düzeyin bile altına düşmesi durumu absolute poverty
hisse başına temettü dividend per share
gün başına per day
hisse başına net varlık değeri net asset value per share
saat başına toplam gelir indeksi index of compensation per hour
hisse başına kazanç earnings per share
hisse başına zarar loss per share
kişi başına alınan vergi head tax