en yüksek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

en yüksek



"en yüksek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

Türkçe İngilizce
General
en yüksek peak i.
en yüksek outside s.
en yüksek supreme s.
en yüksek superlative s.
en yüksek top s.
en yüksek sovereign s.
en yüksek record high s.
en yüksek record s.
en yüksek crowning s.
en yüksek topmost s.
en yüksek paramount s.
en yüksek utmost s.
en yüksek highest s.
en yüksek maximum s.
en yüksek full s.
en yüksek ultimate s.
Trade/Economic
en yüksek optimum
Technical
en yüksek ultimate
en yüksek maximum

"en yüksek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 260 sonuç

Türkçe İngilizce
General
en yüksek noktaya varmak culminate f.
en yüksek dereceye varmak climax f.
en yüksek büyüklüğe çıkarmak maximize f.
en yüksek hıza ulaşmak hit one's stride f.
en yüksek dereceyi elde etmek hit one's stride f.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach an all-time high f.
tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak reach all-time high f.
tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyretmek be at all-time high f.
en yüksek bedeli ödemek pay the ultimate price f.
matematik bölümünden en yüksek dereceyle mezun olmak be graduated in math with highest degree f.
müşteri memnuniyetini en yüksek seviyeye çıkarmak maximize the customer satisfaction f.
müşteri memnuniyetini en yüksek seviyeye çıkarmak have complete customer satisfaction f.
rekor/en yüksek seviyede olmak hit record high f.
en yüksek sesten şarkı söylemek descant f.
en yüksek büyüklüğe çıkarmak maximise f.
en yüksek düzey big time i.
izin verilebilir en yüksek sıcaklık artışı maximum permissible temperature rise i.
en yüksek not a i.
en yüksek mahkeme supreme court i.
everest'ten sonra dünyanın en yüksek dağı k2 i.
en yüksek mevki pride of place i.
en yüksek otorite supreme authority i.
izin verilen en yüksek doz maximum permissible dose i.
en yüksek sınıftan adam patrician i.
atmosferin en yüksek tabakası exosphere i.
en yüksek nokta height i.
en yüksek/iyi performans the highest performance i.
en yüksek mahkemelerde dava görebilen avukat barrister i.
en yüksek aşama apogee i.
en yüksek su seviyesi maximum water level i.
en yüksek değer maximum value i.
izin verilen en yüksek basınç maximum permissible pressure i.
iskambilde en yüksek dört beş koz honor i.
en yüksek nokta culmination i.
bir şeyin değerlendirilmesinde kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat cap i.
en yüksek maaşlı top earner i.
en yüksek standardın ifadesi deluxe i.
en yüksek otorite the last word i.
isviçre alplerin en yüksek tepelerinden birisi matterhorn i.
en yüksek dağ the highest mountain i.
en yüksek talep demand peak i.
denizin gel-git hareketlerinde kabarmasının vardığı en yüksek nokta high water i.
en yüksek ücret maximum wage i.
en yüksek teklif highest bid i.
en yüksek sıcaklık highest temperature i.
en yüksek standart the highest standard i.
en yüksek öncelik top priority i.
en yüksek seviye all time high i.
en yüksek ses descant i.
iskambilde en yüksek dört beş koz honour i.
londra'da bulunan dünyanın en yüksek dönme dolabı millenium jant i.
londra'da bulunan dünyanın en yüksek dönme dolabı merlin entertainments london eye i.
londra'da bulunan dünyanın en yüksek dönme dolabı london eye i.
elde edilebilecek en yüksek derece ultima thule i.
en yüksek rütbeli ranking s.
en yüksek rütbeli supreme s.
en yüksek mevkide/makamda olan ranking s.
en yüksek rütbede olan chief s.
en yüksek kalitede high-end s.
en yüksek oy alan highest rated s.
en yüksek puanlı highest rated s.
en yüksek oyu/puanı almış highest rated s.
en yüksek vaziyette at the full zf.
en yüksek hızla whip and spur zf.
mesleğinde en yüksek derecede at the top of the tree zf.
en yüksek mevkide at its height zf.
en yüksek vaziyette bedir halinde at the full zf.
en yüksek derecesinde at its zenith zf.
en yüksek mevkide/tepesinde at its height zf.
Phrasals
(en yüksek) (seviyesine) ulaşmak top out at
Colloquial
ödenen en yüksek tutar top dollar
(verilen) en yüksek miktar top dollar
ödenen en yüksek meblağ top dollar
tüm zamanların en yüksek derecesi all-time
en yüksek mevki pride of place
Idioms
en yüksek noktaya gelmek come to a head
(verilen) en yüksek miktar top dollar
en yüksek pozisyonda olmak be at the top of the ladder
sınavdan en yüksek notu almak ace
en yüksek fiyat teklifi ile başlayıp aşağı doğru inen müzayede dutch auction
bir şeyin (kariyer/toplum vb) en yüksek basamağı olmak be the highest rung on the ladder
Informal
en yüksek yetkiye sahip kişi supremo
Speaking
öğretmenlikte yılda kazandığım en yüksek kazancın daha fazlasını şimdi bir ayda kazanıyorum i make more in a month now than i did in my best year as a teacher
en yüksek dağ hangisi? which is the highest mountain?
Trade/Economic
en yüksek değer high
yasaya göre uygulanabilecek en yüksek faiz oranı interest ceiling
bir kimsenin çalışmayı tercih etmeyeceği en yüksek ve iş piyasasına girmeyi tercih edeceği en düşük ücret reservation wage
son 52 hafta içindeki en yüksek fiyat 52 week high
getiriyi olabilen en yüksek noktaya çıkartmak maximizing yield
fiyatların veya ekonomik faaliyetlerin en yüksek olduğu dönem all time high
en yüksek düzeye çıkarma maximization
olası en yüksek etkinlik optimum efficiency
en yüksek fiyat ceiling
kan en yüksek düzeye çıkartma ilkesi profit maximization rule
en yüksek fiyat maximum price
en yüksek uygulama maximum performance
bir hisse senedinin gelecekteki olası pay sayısı artışları dikkate alınarak en yüksek pay ayrıldıktan sonraki getirişi fully diluted earnings per share
(ihalede) en yüksek fiyat veren highest bidder
devletçe saptanmış en yüksek fiyat ceiling price
bir fabrikanın en yüksek üretim kapasitesi plant capacity
1950'lerde abd'de federal reserve bank'ın bankaların ödeyebilecekleri en yüksek faizi belirlemek üzere getirdiği kısıtlama regulation q
sigortalının sigortadan alabileceği en yüksek miktar coverage
bir menkul değerin ulaşabileceği en yüksek fiyat resistance level
en yüksek teklifi veren kimse highest bidder
en yüksek düzeye çıkarmak maximize
en yüksek fiyat highest bid
en yüksek toplam highest sum
en yüksek değer maximum value
en yüksek fiyat ceiling price
karı en yüksek düzeye çıkarma profit maximization
en yüksek fiyat class price
en yüksek fiyat top price
en yüksek fiyatlar record prices
en yüksek ücret ile en düşük ücret arasındaki fark rate range
en yüksek ücret maximum salary
en yüksek düzeye çıkarmak maximise
en yüksek düzeye çıkarma maximisation
Law
en yüksek adalet görevlisi lord high chancellor
en yüksek mahkeme court of last resort
nypd'de özellikle silahlı bir çatışmada başarılı olmuş polislere verilen ikinci en yüksek onur madalyası combat cross
en yüksek tutuklama oranı the highest arrest rate
Politics
alıcıdan gelen en yüksek teklif bid
mahallin en yüksek mülki makamı local authority
Insurance
olası en yüksek zarar maximum possible loss
Technical
en yüksek noktaya varma culmination
en yüksek değer valence
en yüksek nokta vertex
erişilen en yüksek sıcaklık maximum temperature reached
en yüksek sınır height
en yüksek nokta cime
en yüksek noktada culminant
en yüksek nokta acme
en yüksek hız maximum travel speed
en yüksek dereceden düşüş bathos
en yüksek aktarım birimi maximum transfer unit
bir şeyin en yüksek noktası peak
en yüksek dereceye sahip olmak rank
gelgitin en yüksek ve en alçak noktasını gösteren işaret tidemark
en yüksek nokta tiptop
en yüksek rakıma erişmek culminate
bir şeyin en yüksek düzeyde olduğu dönem high tide
en yüksek derece maximum
izin verilebilir en yüksek sıcaklık artışı maximum permissible temperature rise
izin verilen en yüksek doz maximum permissible dose
en yüksek verim maximum output
en yüksek gerilme maximum stress
izin verilen en yüksek basınç maximum permissible pressure
en yüksek değer peak value
en yüksek verim peak output
en yüksek istek süreci peak period
en yüksek su seviyesi top water level
en yüksek tavan absolute ceiling
en yüksek giriş gücü maximum input power
en yüksek yoğunluk maximum density
en yüksek kullanma sıcaklığı maximum use temperature
en yüksek gerinim maximum strain
en yüksek eğri maximum curve
en yüksek gerilim maximum stress
en yüksek basınç maximum pressure
en yüksek sıcaklık maximum temperature
en yüksek nokta maximum point
en yüksek eritme hızı maximum melting rate
en yüksek sertlik maximum hardness
en yüksek uçunum noktası maximum sublimation point
en yüksek yoğunluklu düzlemler highest density planes
en yüksek beta enerjisi maximum beta energy
en yüksek çıkış basıncı maximum outlet pressure
en yüksek kalıntı düzeyi maximum residue level
en yüksek işletme basıncı maximum operating pressure
en yüksek ses basıncı peak sound pressure
en yüksek ses basıncı maximum sound pressure
en yüksek çalışma basıncı maximum working pressure
Computer
en yüksek ırq/sn max irq per sec
en yüksek hız top speed
toplam en yüksek tot peak
toplam en yüksek hız total peak rate
en yüksek kullanım usage peak
en yüksek değeri düzenler edit max
en yüksek hız highest speed
en son yüksek last high
en yüksek çözünürlük max resolution
en yüksek hız maximum speed
en yüksek kullanılabilir sıklık maximum usable frequency
en yüksek puan maximum points
izin verilen en yüksek sayı maximum allowed
en yüksek kayıt sayısı maxrecords
en yüksek sayı maximum number
en yüksek sınır maximum limit
diske alınabilen havuz en yüksek pool paged peak
en yüksek verim peak output
en yüksek hız peak rate
en yüksek bayt peak bytes
en yüksek bellek kullanımı peak mem usage
en yüksek veri hızı peak data rate
performansın en yüksek noktası peak performance
Informatics
en yüksek veri hızı maximum data rate
en az 9000 byte büyüklüğünde yüksek boyutlu iletim birimi jumbo frame
Telecom
en yüksek veri hızı maximum data rate
Electric
en yüksek kullanılabilir sıklık maximum usable frequency
en yüksek ekipman gerilimi highest voltage for equipment
Construction
en yüksek dayanım ultimate strength
en yüksek moment ultimate moment
Lighting
en yüksek renk uyartıları optimal colour stimuli
Automotive
sistemin vakumu ile en yüksek fren kuvvetinin elde edildiği nokta vacuum runout point
birinci ve en yüksek vites arasındaki vitesler intermediate gear
en yüksek akış seviyesi peak flow
en yüksek motor devirleri peak revs
Traffic
en yüksek trafik peak traffic
en yüksek su seviyesi highest water level
Aeronautic
füze yörüngesinin en yüksek noktası apogee
motorun en yüksek gücü intermediate rating
Marine
en yüksek dalga extreme wave
en yüksek güverte sinyalinin geminin maksimum sinaylinden düşük olması tumblehome
sandalın kenarının en yüksek ucu gunwhale
gemilerde su hattı ile geminin en yüksek noktası arasında kalan dikey mesafe air-draft
Medical
en yüksek değer not more than
en yüksek nokta peak
en yüksek olasılıklı sayı most probable number
en yüksek geçerli konsantrasyon maximum valid concentration
ışının doku içindeki dağılımında en yüksek ışın dozu alan bölgeler hot flash
en yüksek riski taşıyan hastalar patients at the highest risk
en az üç gündür yüksek ateş high fever for at least three days
ulaşılabilir en yüksek sağlık standardı highest attainable standard of health
Optics
düzeltilmiş en yüksek görme keskinliği best corrected visual acuity
Food Engineering
en yüksek düzey maximum level
Statistics
en yüksek sonsal yoğunluk aralıkları highest posteriori density intervals
Chemistry
en yüksek dereceli dönme ekseni highest order rotation axis
Marine Biology
en yüksek denge avı maximum sustainable yield
en yüksek potansiyel ürün maximum potential yield
en yüksek balıkçılık ölüm eşiği maximum fishing mortality threshold
sürdürülebilir en yüksek ürün maximum sustainable yield
en yüksek denge avı maximum equilibrium catch
en yüksek ekonomik icraat maximum economic performance
sürekli en yüksek ürün maximum sustainable yield
en yüksek sabit ürün maximum constant yield
Education
en yüksek puanı yapan sınıf highest-scoring class
en yüksek onurla with highest honor
en yüksek onurla with highest honour
en yüksek onurla summa cum laude
alman orta öğretim sistemindeki en yüksek lise diploması abitur
Environment
en yüksek ve en iyi kullanım highest and best use
en yüksek gel-git seviyesi highest tidal level
Geography
380 metre yüksekliğiyle kanada'nın en yüksek şelalesi takakkaw i.
381 metre yüksekliğiyle kanada'nın en yüksek şelalesi takakkaw falls i.
irlanda'nın en yüksek dağı carrantuohill i.
irlanda'nın en yüksek dağı carrauntoohill i.
Meteorology
bölgedeki en yüksek sıcaklık the highest temperature in the region
kaydedilen en yüksek sıcaklık the highest temperature recorded
Geology
bir tünel kesitindeki en yüksek nokta crown
Places
etiyopya'nın en yüksek dağı ras dashan
etiyopya'nın en yüksek dağı ras dejen
etiyopya'nın en yüksek dağı ras dashen
Sport
en yüksek skor dream score
Card
pokerdeki en yüksek kağıt serisi royal flush
Wagering
yapılacak bahise en yüksek oranı almak value
Music
koro müziğinin en yüksek kısmı cantus i.
birkaç sesle okunan parçada en yüksek ses descant
Cinema
en yüksek kar eden film highest grossing movie
Latin
en yüksek onur ile summa cum laude
en yüksek iyi summum bonum