Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
school clothes
dicksuck
serious offense
high resolution
commonly held
contract documents
single name draft
alpha track
Light bulbs
isoperception
system availability
open menu
Distributed by
mesiodens
engineer situation map
hensen's node
prostatic urethra
soft maple
stepwise reaction
intersystem communications
quality plan
computational theory
lanzar indirectas
ternately compound leaf
time sent
it'll
Geçmiş
Cümleler
"it'll"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
it'll
expr.
(kısaca) it will
"it'll"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
bring that up again and we'll vote on it
ünl.
konuyu tekrar aç ve oylayalım
İfadeler
2
İfadeler
it'll all come out in the wash
expr.
hiçbir şey gizli kalmaz
Atasözü
3
Atasözü
keep a thing seven years and you'll find a use for it
sakla samanı gelir zamanı
4
Atasözü
keep a thing seven years and you'll always find a use for it
sakla samanı gelir zamanı
5
Atasözü
give a beggar a horse, and he'll ride it to death
çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış
Konuşma Dili
6
Konuşma Dili
it'll take us a couple days to get down to there
expr.
oraya ulaşmamız birkaç gün sürer
7
Konuşma Dili
it'll take you all night
expr.
bu bütün gecenizi alır
8
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
yaparsın
9
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
hemen öğrenirsin/kaparsın
10
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
yakında alışırsın
11
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
hızlıca öğrenirsin/kaparsın
12
Konuşma Dili
you'll get into it
expr.
yaparsın
13
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
alışırsın
14
Konuşma Dili
you'll get into it
expr.
yakında öğrenirsin
15
Konuşma Dili
you'll get into it
expr.
alışırsın
16
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
yakında öğrenirsin
17
Konuşma Dili
you'll get onto it
expr.
üstesinden gelirsin
18
Konuşma Dili
you'll get into it
expr.
yakında alışırsın
19
Konuşma Dili
it'll be all right on the night
expr.
son kertede her şey güzel olacak
20
Konuşma Dili
it'll be all right on the night
expr.
gecenin sonu aydınlık
21
Konuşma Dili
it'll be all right on the night
expr.
günün sonunda her şey iyi olacak
22
Konuşma Dili
it'll be all right on the night
expr.
gün doğmadan neler doğar
23
Konuşma Dili
I'll believe it/that when I see it
expr.
görürsem inanırım
24
Konuşma Dili
ikiwisi (I'll know it when I see it) [cliché]
expr.
görmeden bilemem
25
Konuşma Dili
I'll believe it/that when I see it
expr.
gözümle görmeden inanmam
26
Konuşma Dili
you'll never get away with it [cliché]
expr.
yaptığın cezasız kalmayacak
27
Konuşma Dili
you'll never get away with it [cliché]
expr.
kaçışın/kurtuluşun yok
28
Konuşma Dili
you'll never get away with it [cliché]
expr.
yakayı sıyıramayacaksın
29
Konuşma Dili
you'll never get away with it [cliché]
expr.
paçayı kurtaramayacaksın
30
Konuşma Dili
you'll never get away with it [cliché]
expr.
yaptığın yanına kar kalmayacak
Deyim
31
Deyim
it'll be a long day in january (when something happens)
expr.
olabilmesi/gerçekleşmesi mümkün değil
32
Deyim
it'll be a long day in january (when something happens)
expr.
asla olmaz/gerçekleşmez
33
Deyim
it'll knock you on your ass
expr.
yerinde duramayacaksın
34
Deyim
it'll knock you on your butt
expr.
yerinde duramayacaksın
35
Deyim
it'll knock you on your butt
expr.
aklını başından alacak
36
Deyim
it'll knock you on your ass
expr.
aklını başından alacak
37
Deyim
it'll knock you on your butt
expr.
kendinden geçeceksin
38
Deyim
it'll knock you on your ass
expr.
kendinden geçeceksin
39
Deyim
it'll be a frosty friday in july
expr.
hiç şansı/imkanı yok
40
Deyim
it'll be a frosty friday
expr.
cehenneme dolu yağarsa
41
Deyim
it'll be a frosty friday in july
expr.
mümkün değil
42
Deyim
it'll be a frosty friday
expr.
hiç şansı/imkanı yok
43
Deyim
it'll be a frosty friday
expr.
zor ihtimal
44
Deyim
it'll be a frosty friday in july
expr.
cehenneme dolu yağarsa
45
Deyim
it'll be all right on the night
expr.
merak etme başlayınca arkası/gerisi gelir
46
Deyim
it'll be all right on the night
expr.
kervan yolda düzülür
47
Deyim
it'll be all right on the night
expr.
su yolunu bulur
48
Deyim
it'll be a frosty friday in july
expr.
zor ihtimal
49
Deyim
it'll be a frosty friday
expr.
cehennem donduğunda
50
Deyim
it'll be a frosty friday
expr.
mümkün değil
51
Deyim
it'll be a frosty friday in july
expr.
cehennem donduğunda
52
Deyim
it'll be all right on the night
expr.
dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar
53
Deyim
bring that up again and we'll vote on it
expr.
tekrar geğir de oylayalım
54
Deyim
bring that up again and we'll vote on it
expr.
o nasıl bir geğirmeydi
55
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
hiç şansı/imkanı yok
56
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
asla olmayacak
57
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
hiç şansı/imkanı yok
58
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
kırmızı kar yağdığında
59
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
olması imkansız
60
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
cehenneme dolu yağarsa
61
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
balık kavağa çıktığında
62
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
cehenneme dolu yağarsa
63
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
cehennem donduğunda
64
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
mümkün değil
65
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
kırmızı kar yağdığında
66
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
olması imkansız
67
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
mümkün değil
68
Deyim
it'll be a cold day in hell
expr.
asla olmayacak
69
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
cehennem donduğunda
70
Deyim
it'll be a long day in january
expr.
balık kavağa çıktığında
Konuşma
71
Konuşma
we'll manage it somehow
expr.
elbette bir yolunu buluruz
72
Konuşma
once I find out about it I'll keep you informed
expr.
öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
73
Konuşma
once I find out about it I'll keep you informed
expr.
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
74
Konuşma
it'll all end in tears
expr.
sonu iyi bitmeyecek
75
Konuşma
it'll end in tears
expr.
sonu iyi bitmeyecek
76
Konuşma
it'll end in tears
expr.
sonu kötü bitecek
77
Konuşma
it'll all end in tears
expr.
sonu kötü bitecek
78
Konuşma
you've made your bed and you'll have to lie in it
expr.
kendi düşen ağlamaz
79
Konuşma
I'll believe it when I see it
expr.
görürsem inanırım
80
Konuşma
it'll all come out in the wash
expr.
gelip geçer
81
Konuşma
it'll all come out in the wash
expr.
yoluna girer
82
Konuşma
you'll never get away with it
expr.
paçayı kurtaramayacaksın
83
Konuşma
you'll never get away with it
expr.
kaçışın/kurtuluşun yok
84
Konuşma
you'll never get away with it
expr.
yaptığın yanına kar kalmayacak
85
Konuşma
you'll never get away with it
expr.
yaptığın cezasız kalmayacak
86
Konuşma
you'll never get away with it
expr.
yakayı sıyıramayacaksın
87
Konuşma
you'll catch it
expr.
gününü göreceksin
88
Konuşma
you'll catch it
expr.
zılgıtı yiyeceksin
89
Konuşma
you'll catch it
expr.
fırçayı yiyeceksin
90
Konuşma
you'll catch it
expr.
azar işiteceksin
91
Konuşma
I'll tell you all about it
expr.
hepsini anlatacağım
92
Konuşma
I'll lend it to you
expr.
sana ödünç veririm
93
Konuşma
I'm sure you'll like it
expr.
beğeneceğinizden eminim
94
Konuşma
we'll make it work
expr.
bunu yürütebiliriz
95
Konuşma
It'll be a long day in january when something happens
expr.
olabilmesi/gerçekleşmesi mümkün değil/olmayan
96
Konuşma
I'll never forget it
expr.
asla unutmayacağım
97
Konuşma
I'll make it up to you
expr.
kendimi affettireceğim
98
Konuşma
I'll never forget it
expr.
hiçbir zaman unutmayacağım
99
Konuşma
you'll never hear the end of it
expr.
bir şey hakkında sonsuza kadar konuşup durma
100
Konuşma
you'll never hear the end of it
expr.
susturabilene aşk olsun
101
Konuşma
I'll have it settled
expr.
halledeceğim
102
Konuşma
It'll never fly
expr.
bu asla çalışmaz/işe yaramaz
103
Konuşma
I'll take care of it
expr.
ben icabına bakarım
104
Konuşma
we'll see if it was worth waiting for
expr.
bakalım beklediğimize değecek mi
105
Konuşma
I'll take it from here
expr.
buradan sonrasını ben hallederim
106
Konuşma
I'll think about it
expr.
bunu düşüneceğim
107
Konuşma
I'll mull it over
expr.
bunu düşüneceğim
108
Konuşma
it'll give you some courage
expr.
sana biraz cesaret verir
109
Konuşma
I'll figure it out
expr.
bunu halledeceğim
110
Konuşma
I'll figure it out
expr.
bunun çaresine bakacağım
111
Konuşma
I'll figure it out
expr.
bir çaresine bakacağım
112
Konuşma
it's nearby i'll walk
expr.
yakın zaten yürürüm
113
Konuşma
you'll love it
expr.
bayılacaksın
114
Konuşma
you'll love it
expr.
seveceksin
115
Konuşma
we'll get it sorted
expr.
çaresine baktırırız
116
Konuşma
if you don't have the nerve to do it i'll do it
expr.
yapacak cesaretin yoksa ben yaparım
117
Konuşma
you'll get the hang of it
expr.
endişelenme üstesinden gelirsin/kaparsın/öğrenirsin
118
Konuşma
we'll have to live with it
expr.
bununla yaşamak zorundayız
119
Konuşma
you'll have to live with it
expr.
bununla yaşamak zorundasın
120
Konuşma
you'll have to live with it
expr.
bununla yaşamak zorundasınız
121
Konuşma
I'll fax it
expr.
fakslarım
122
Konuşma
I'll prove it to you
expr.
sana bunu kanıtlayacağım
123
Konuşma
I'll get right on it
expr.
hemen yapıyorum/hallediyorum
124
Konuşma
if you don't want to do this i'll do it myself
expr.
eğer yapmak istemiyorsan ben kendim yapacağım
125
Konuşma
it'll be a cold day in hell before i apologize
expr.
kesinlikle özür dilemeyeceğim
126
Konuşma
I'll put it to you this way
expr.
size şöyle anlatayım
127
Konuşma
I'll never know it for sure
expr.
bunu asla kesin olarak bilemeyeceğim
128
Konuşma
I'll make it up to you
expr.
bunu sana telafi edeceğim
129
Konuşma
I'll take it by your side
expr.
senin tarafındayım/tarafında yer alacağım
130
Konuşma
you'll never get away with it
expr.
bu yanına kar kalmaz
131
Konuşma
what'll it be?
expr.
ne içeceksiniz/alırdınız?
132
Konuşma
I hope you'll find it
expr.
umarım bulursun
133
Konuşma
I'll think about it
expr.
düşüneceğim
134
Konuşma
I'll make it up to you
expr.
telafi edeceğim
135
Konuşma
I'll look into it
expr.
bakarız
136
Konuşma
we'll look into it
expr.
bakarız
137
Konuşma
it'll be our little secret
expr.
bu bizim küçük sırrımız olacak
138
Konuşma
it'll really buy you some time
expr.
bu sana biraz zaman kazandıracaktır
139
Konuşma
but it'll do for now
expr.
şimdilik idare eder işte
140
Konuşma
but it'll do for now
expr.
şimdilik idare ediyor
141
Konuşma
there is one thing and I don't think you'll like it
expr.
bir şey var ve hoşuna gideceğini sanmıyorum
142
Konuşma
I'll take it from here
expr.
buradan sonrasını artık ben devralıyorum
143
Konuşma
I'll sound it out for you
expr.
senin için yavaş/heceleyerek söyleyeceğim
144
Konuşma
I'll do whatever it takes
expr.
ne gerekirse yaparım
145
Konuşma
I'll believe it when i see it
expr.
gözümle görmeden inanmam
146
Konuşma
I'll bring it right away
expr.
hemen getiriyorum
147
Konuşma
I'll take it from here
expr.
bundan sonrasını ben hallederim
148
Konuşma
I'll probably make it over there in july
expr.
temmuz'da oraya gelirim herhalde
149
Konuşma
we'll send it this week
expr.
bu hafta göndereceğiz
150
Konuşma
I'll tell it later
expr.
sonra söylerim
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of it'll
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy