it'll - Türkçe İngilizce Sözlük

it'll

"it'll" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
it'll expr. (kısaca) it will

"it'll" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bring that up again and we'll vote on it ünl. konuyu tekrar aç ve oylayalım
İfadeler
it'll all come out in the wash expr. hiçbir şey gizli kalmaz
Atasözü
keep a thing seven years and you'll find a use for it sakla samanı gelir zamanı
keep a thing seven years and you'll always find a use for it sakla samanı gelir zamanı
give a beggar a horse, and he'll ride it to death çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış
Konuşma Dili
it'll take us a couple days to get down to there expr. oraya ulaşmamız birkaç gün sürer
it'll take you all night expr. bu bütün gecenizi alır
you'll get onto it expr. yaparsın
you'll get onto it expr. hemen öğrenirsin/kaparsın
you'll get onto it expr. yakında alışırsın
you'll get onto it expr. hızlıca öğrenirsin/kaparsın
you'll get into it expr. yaparsın
you'll get onto it expr. alışırsın
you'll get into it expr. yakında öğrenirsin
you'll get into it expr. alışırsın
you'll get onto it expr. yakında öğrenirsin
you'll get onto it expr. üstesinden gelirsin
you'll get into it expr. yakında alışırsın
it'll be all right on the night expr. son kertede her şey güzel olacak
it'll be all right on the night expr. gecenin sonu aydınlık
it'll be all right on the night expr. günün sonunda her şey iyi olacak
it'll be all right on the night expr. gün doğmadan neler doğar
I'll believe it/that when I see it expr. görürsem inanırım
ikiwisi (I'll know it when I see it) [cliché] expr. görmeden bilemem
I'll believe it/that when I see it expr. gözümle görmeden inanmam
you'll never get away with it [cliché] expr. yaptığın cezasız kalmayacak
you'll never get away with it [cliché] expr. kaçışın/kurtuluşun yok
you'll never get away with it [cliché] expr. yakayı sıyıramayacaksın
you'll never get away with it [cliché] expr. paçayı kurtaramayacaksın
you'll never get away with it [cliché] expr. yaptığın yanına kar kalmayacak
Deyim
it'll be a long day in january (when something happens) expr. olabilmesi/gerçekleşmesi mümkün değil
it'll be a long day in january (when something happens) expr. asla olmaz/gerçekleşmez
it'll knock you on your ass expr. yerinde duramayacaksın
it'll knock you on your butt expr. yerinde duramayacaksın
it'll knock you on your butt expr. aklını başından alacak
it'll knock you on your ass expr. aklını başından alacak
it'll knock you on your butt expr. kendinden geçeceksin
it'll knock you on your ass expr. kendinden geçeceksin
it'll be a frosty friday in july expr. hiç şansı/imkanı yok
it'll be a frosty friday expr. cehenneme dolu yağarsa
it'll be a frosty friday in july expr. mümkün değil
it'll be a frosty friday expr. hiç şansı/imkanı yok
it'll be a frosty friday expr. zor ihtimal
it'll be a frosty friday in july expr. cehenneme dolu yağarsa
it'll be all right on the night expr. merak etme başlayınca arkası/gerisi gelir
it'll be all right on the night expr. kervan yolda düzülür
it'll be all right on the night expr. su yolunu bulur
it'll be a frosty friday in july expr. zor ihtimal
it'll be a frosty friday expr. cehennem donduğunda
it'll be a frosty friday expr. mümkün değil
it'll be a frosty friday in july expr. cehennem donduğunda
it'll be all right on the night expr. dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar
bring that up again and we'll vote on it expr. tekrar geğir de oylayalım
bring that up again and we'll vote on it expr. o nasıl bir geğirmeydi
it'll be a long day in january expr. hiç şansı/imkanı yok
it'll be a long day in january expr. asla olmayacak
it'll be a cold day in hell expr. hiç şansı/imkanı yok
it'll be a cold day in hell expr. kırmızı kar yağdığında
it'll be a cold day in hell expr. olması imkansız
it'll be a long day in january expr. cehenneme dolu yağarsa
it'll be a cold day in hell expr. balık kavağa çıktığında
it'll be a cold day in hell expr. cehenneme dolu yağarsa
it'll be a cold day in hell expr. cehennem donduğunda
it'll be a long day in january expr. mümkün değil
it'll be a long day in january expr. kırmızı kar yağdığında
it'll be a long day in january expr. olması imkansız
it'll be a cold day in hell expr. mümkün değil
it'll be a cold day in hell expr. asla olmayacak
it'll be a long day in january expr. cehennem donduğunda
it'll be a long day in january expr. balık kavağa çıktığında
Konuşma
we'll manage it somehow expr. elbette bir yolunu buluruz
once I find out about it I'll keep you informed expr. öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim
once I find out about it I'll keep you informed expr. öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim
it'll all end in tears expr. sonu iyi bitmeyecek
it'll end in tears expr. sonu iyi bitmeyecek
it'll end in tears expr. sonu kötü bitecek
it'll all end in tears expr. sonu kötü bitecek
you've made your bed and you'll have to lie in it expr. kendi düşen ağlamaz
I'll believe it when I see it expr. görürsem inanırım
it'll all come out in the wash expr. gelip geçer
it'll all come out in the wash expr. yoluna girer
you'll never get away with it expr. paçayı kurtaramayacaksın
you'll never get away with it expr. kaçışın/kurtuluşun yok
you'll never get away with it expr. yaptığın yanına kar kalmayacak
you'll never get away with it expr. yaptığın cezasız kalmayacak
you'll never get away with it expr. yakayı sıyıramayacaksın
you'll catch it expr. gününü göreceksin
you'll catch it expr. zılgıtı yiyeceksin
you'll catch it expr. fırçayı yiyeceksin
you'll catch it expr. azar işiteceksin
I'll tell you all about it expr. hepsini anlatacağım
I'll lend it to you expr. sana ödünç veririm
I'm sure you'll like it expr. beğeneceğinizden eminim
we'll make it work expr. bunu yürütebiliriz
It'll be a long day in january when something happens expr. olabilmesi/gerçekleşmesi mümkün değil/olmayan
I'll never forget it expr. asla unutmayacağım
I'll make it up to you expr. kendimi affettireceğim
I'll never forget it expr. hiçbir zaman unutmayacağım
you'll never hear the end of it expr. bir şey hakkında sonsuza kadar konuşup durma
you'll never hear the end of it expr. susturabilene aşk olsun
I'll have it settled expr. halledeceğim
It'll never fly expr. bu asla çalışmaz/işe yaramaz
I'll take care of it expr. ben icabına bakarım
we'll see if it was worth waiting for expr. bakalım beklediğimize değecek mi
I'll take it from here expr. buradan sonrasını ben hallederim
I'll think about it expr. bunu düşüneceğim
I'll mull it over expr. bunu düşüneceğim
it'll give you some courage expr. sana biraz cesaret verir
I'll figure it out expr. bunu halledeceğim
I'll figure it out expr. bunun çaresine bakacağım
I'll figure it out expr. bir çaresine bakacağım
it's nearby i'll walk expr. yakın zaten yürürüm
you'll love it expr. bayılacaksın
you'll love it expr. seveceksin
we'll get it sorted expr. çaresine baktırırız
if you don't have the nerve to do it i'll do it expr. yapacak cesaretin yoksa ben yaparım
you'll get the hang of it expr. endişelenme üstesinden gelirsin/kaparsın/öğrenirsin
we'll have to live with it expr. bununla yaşamak zorundayız
you'll have to live with it expr. bununla yaşamak zorundasın
you'll have to live with it expr. bununla yaşamak zorundasınız
I'll fax it expr. fakslarım
I'll prove it to you expr. sana bunu kanıtlayacağım
I'll get right on it expr. hemen yapıyorum/hallediyorum
if you don't want to do this i'll do it myself expr. eğer yapmak istemiyorsan ben kendim yapacağım
it'll be a cold day in hell before i apologize expr. kesinlikle özür dilemeyeceğim
I'll put it to you this way expr. size şöyle anlatayım
I'll never know it for sure expr. bunu asla kesin olarak bilemeyeceğim
I'll make it up to you expr. bunu sana telafi edeceğim
I'll take it by your side expr. senin tarafındayım/tarafında yer alacağım
you'll never get away with it expr. bu yanına kar kalmaz
what'll it be? expr. ne içeceksiniz/alırdınız?
I hope you'll find it expr. umarım bulursun
I'll think about it expr. düşüneceğim
I'll make it up to you expr. telafi edeceğim
I'll look into it expr. bakarız
we'll look into it expr. bakarız
it'll be our little secret expr. bu bizim küçük sırrımız olacak
it'll really buy you some time expr. bu sana biraz zaman kazandıracaktır
but it'll do for now expr. şimdilik idare eder işte
but it'll do for now expr. şimdilik idare ediyor
there is one thing and I don't think you'll like it expr. bir şey var ve hoşuna gideceğini sanmıyorum
I'll take it from here expr. buradan sonrasını artık ben devralıyorum
I'll sound it out for you expr. senin için yavaş/heceleyerek söyleyeceğim
I'll do whatever it takes expr. ne gerekirse yaparım
I'll believe it when i see it expr. gözümle görmeden inanmam
I'll bring it right away expr. hemen getiriyorum
I'll take it from here expr. bundan sonrasını ben hallederim
I'll probably make it over there in july expr. temmuz'da oraya gelirim herhalde
we'll send it this week expr. bu hafta göndereceğiz
I'll tell it later expr. sonra söylerim