kabul etmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

kabul etmek



"kabul etmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 90 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
kabul etmek approve f.
kabul etmek admit f.
kabul etmek acknowledge f.
kabul etmek agree f.
kabul etmek accept f.
General
kabul etmek agree f.
kabul etmek approve f.
kabul etmek fall in with f.
kabul etmek postulate f.
kabul etmek accede to f.
kabul etmek favour f.
kabul etmek enrol f.
kabul etmek fall in with somebody f.
kabul etmek accede f.
kabul etmek ok f.
kabul etmek settle for f.
kabul etmek come to terms with f.
kabul etmek regard f.
kabul etmek go along with f.
kabul etmek favor f.
kabul etmek have f.
kabul etmek acquiesce f.
kabul etmek receive somebody f.
kabul etmek daybreak f.
kabul etmek hold f.
kabul etmek assent to f.
kabul etmek regard f.
kabul etmek permit f.
kabul etmek give in f.
kabul etmek regard as f.
kabul etmek see f.
kabul etmek take something on f.
kabul etmek avow oneself f.
kabul etmek grant f.
kabul etmek say yes f.
kabul etmek thole f.
kabul etmek recognise f.
kabul etmek provide with acceptance f.
kabul etmek take in f.
kabul etmek defer f.
kabul etmek take f.
kabul etmek enroll f.
kabul etmek turn thumbs up on f.
kabul etmek accept f.
kabul etmek concede f.
kabul etmek affiliate f.
kabul etmek be sold on f.
kabul etmek recognize f.
kabul etmek assent f.
kabul etmek agree to f.
kabul etmek sustain f.
kabul etmek allow f.
kabul etmek own f.
kabul etmek deem f.
kabul etmek confess f.
kabul etmek consent f.
kabul etmek congree f.
kabul etmek presume f.
kabul etmek adopt f.
kabul etmek defer to f.
kabul etmek embrace f.
Phrasals
kabul etmek take up
Colloquial
kabul etmek take it
kabul etmek come clean
Idioms
kabul etmek give a thumbs up
Trade/Economic
kabul etmek acknowledge
kabul etmek agree
kabul etmek ratify
kabul etmek admit
kabul etmek endorse
kabul etmek receive
kabul etmek enact
Law
kabul etmek adopt
kabul etmek accept
kabul etmek concur
kabul etmek admit
kabul etmek accede
kabul etmek assent
kabul etmek acquiesce
Politics
kabul etmek receive
kabul etmek adopt
Technical
kabul etmek admit
kabul etmek consider
kabul etmek consist of
kabul etmek assume
kabul etmek adopt
kabul etmek acknowledge
kabul etmek yield
Food Engineering
kabul etmek presume
British Slang
kabul etmek fess up

"kabul etmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 305 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
doğruluğunu kabul etmek acknowledge f.
General
(bir yere) kabul etmek receive f.
(işi) kabul etmek take on f.
...yasasını kabul etmek adopt the law on f.
alkışları kabul etmek take a call f.
anayasayı kabul etmek adopt the constitution f.
aynı koşulların var olduğunu kabul etmek would assume the same conditions f.
aziz kabul etmek saint f.
baştan kabul etmek accept in advance f.
baştan kabul etmek approve in advance f.
başvuruyu kabul etmek grant application f.
başvuruyu kabul etmek accept an application f.
bir çağrıyı kabul etmek take a call f.
bir dini kabul etmek embrace f.
bir ricayı kabul etmek grant a request f.
bir şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek take it for granted f.
birini onur konuğu olarak kabul etmek receive someone as an honored guest f.
birinin önerisini kabul etmek take up on f.
birinin teklifini kabul etmek take someone up on his offer f.
birinin teklifini kabul etmek take someone up on her offer f.
biriyle oyun oynamayı kabul etmek take someone on f.
birşeyi kaybedeceğini kabul etmek kiss good bye to something f.
bütün sorumluluğu kabul etmek assume full responsibility f.
dava kabul etmek accept the case f.
davayı kabul etmek accept the case f.
davayı kabul etmek accept a case f.
daveti kabul etmek accept an invitation f.
delil olarak kabul etmek accept as an evidence f.
delil olarak kabul etmek consider as an evidence f.
direnmeyi bırakıp kabul etmek submit f.
doğru olduğunu kabul etmek accept the correctness of something f.
doğru olduğunu kabul etmek accept the trueness of something f.
doğru olduğunu kabul etmek (hakim bir şeyin) sustain f.
-e üstün kabul etmek prevail over f.
esas kabul etmek predicate something on f.
esas kabul etmek base on f.
eşit kabul etmek bracket f.
evlatlığa kabul etmek adopt a child f.
evlenme teklifini kabul etmek accept one's proposal f.
evlilik teklifini kabul etmek accept one's proposal f.
gerçekleri kabul etmek accept the facts f.
görev kabul etmek take it as one's duty to f.
güçlükle kabul etmek (sevmediği bir şeyi) come to terms with f.
hakaret kabul etmek take/regard/consider something as an insult f.
hastaneye kabul etmek admit someone to hospital f.
hatasını kabul etmek accept one's mistake f.
hatasını kabul etmek see one's error f.
hatasını kabul etmek accept one's fault f.
hediye olarak kabul etmek accept as a present f.
hediye olarak kabul etmek accept as a gift f.
hediyeyi kabul etmek accept the gift f.
hemen kabul etmek snap up f.
hemen kabul etmek jump at f.
hiç karşı gelmeden bir şeyi kabul etmek take something lying down f.
istemeyerek gitmek veya kabul etmek drag one's heels f.
istemeyerek kabul etmek give into f.
istifasını kabul etmek accept one's resignation f.
işe kabul etmek employ f.
işe kabul etmek accept one's job application f.
işi kabul etmek give in charge f.
kabul etmek (bir dini) embrace f.
kabul etmek (bir gerçeği) acknowledge f.
kabul etmek (bir şeyin doğru olduğunu) yield f.
kabul etmek (bir teklifi) embrace f.
kabul etmek (işi) take on f.
kabul etmek zorunda kalmak concede f.
kabul ve beyan etmek accept and declare f.
kabul ve taahhüt etmek accept and undertake f.
kabul ve taahhüt etmek acknowledge and undertake f.
kabul ve tasdik etmek approve f.
kabul ve tasdik etmek ratify f.
kabul ve teyit etmek agree and confirm f.
kabul veya doğrulama ifade etmek için başını eğmek niddle-noddle f.
kabul veya doğrulama ifade etmek için başını eğmek nid-nod f.
kanun koymak veya kabul etmek enact f.
kanun tasarısını kabul etmek pass a bill f.
kredi kartı kabul etmek take credit cards f.
kutsal kabul etmek enshrine f.
kutsal olarak kabul etmek enshrine f.
kutsayarak kiliseye üye olarak kabul etmek confirm f.
maaşını ve harcamalarını ödemeyi kabul etmek agree to pay someone’s salary and expenses f.
mağlubiyeti kabul etmek admit defeat f.
mahkemece kabul etmek sustain f.
memnuniyetle kabul etmek embrace f.
mevduat kabul etmek accept deposits f.
meydan okuyanın çağrısını kabul etmek take up the gauntlet f.
misafir kabul etmek welcome the guest f.
misafir kabul etmek greet the guest f.
misafir olarak kabul etmek have as a guest f.
mutlak olarak kabul etmek absolutize f.
olarak kabul etmek consider of f.
olduğu gibi kabul etmek accept as is f.
ortaklığa kabul etmek admit to partnership f.
oybirliği ile kabul etmek accept unanimously f.
oybirliğiyle kabul etmek unanimously accept f.
önceden kabul etmek preaccept f.
önceden kabul etmek accept in advance f.
önceden kabul etmek consent in advance f.
önceden kabul etmek agree beforehand f.
özrü kabul etmek accept an apology f.
peşinen kabul etmek accept in advance f.
peşinen kabul etmek approve in advance f.
peşinen kabul etmek approve beforehand f.
peşinen kabul etmek preaccept f.
peşinen kabul etmek accept without questioning f.
peşinen kabul etmek accept beforehand f.
postulat olarak kabul etmek postulate f.
prensip olarak kabul etmek accept in principle f.
resmen kabul etmek accept formally f.
seve seve kabul etmek grasp at f.
sevilmeyen birinde olumlu bir niteliğin olduğunu kabul etmek credit someone with f.
siparişi kabul etmek accept the order f.
sorumluluğun kendisinde olduğunu kabul etmek accept/acknowledge that one is responsible for f.
sorumluluğun kendisinde olduğunu kabul etmek admit being responsible for f.
sorumluluk kabul etmek accept responsibility f.
sorumluluk kabul etmek assume responsibility f.
suçu kabul etmek plead guilty f.
suçu kabul etmek admit guilt f.
şartları kabul etmek agree the conditions f.
şartlarını kabul etmek agree to someone's terms f.
tebrikleri kabul etmek accept the greetings f.
tebrikleri kabul etmek accept the congratulations f.
teklif kabul etmek accept the proposal f.
teklif kabul etmek accept the offer f.
teklifi kabul etmek agree a proposition f.
teklifi kabul etmek accept the proposal f.
teklifi kabul etmek accept the offer f.
tekrar kabul etmek readmit f.
tekrar öğrenciliğe kabul etmek readmit f.
tekrar üyeliğe kabul etmek readmit f.
törenle üyeliğe kabul etmek initiate into f.
tüm sorumluluğu kabul etmek assume full responsibility f.
uyrukluğa kabul etmek endenizen f.
uyrukluğa kabul etmek endenisen f.
üye olarak kabul etmek co-opt f.
üyeliğe kabul etmek affiliate f.
üyeliğe kabul etmek initiate f.
üyeliğe kabul etmek enfranchise f.
üyeliğe vb kabul etmek enfranchise f.
varlığını kabul etmek hypostatise f.
varlığını kabul etmek hypostasize f.
varlığını kabul etmek hypostatize f.
varlığını kabul etmek recognize f.
varlığını kabul etmek hypostasise f.
vatandaşlığa kabul etmek naturalize f.
vatandaşlığa kabul etmek naturalise f.
yabancı uyrukluğa kabul etmek endenizen f.
yabancı uyrukluğa kabul etmek endenisen f.
yakınmadan kabul etmek resign oneself to f.
yanıldığını kabul etmek stand corrected f.
yasa tasarısını kabul etmek pass a bill f.
yazı ile kabul etmek agree by writing f.
yenildiğini kabul etmek give ground f.
yenilgiyi kabul etmek throw in the towel f.
yenilgiyi kabul etmek strike one's flag f.
yenilgiyi kabul etmek throw in the sponge f.
yenilgiyi kabul etmek admit defeat f.
yenilgiyi kabul etmek relent f.
yurttaşlığa kabul etmek naturalise f.
yurttaşlığa kabul etmek naturalize f.
zorla kabul etmek enforce f.
kabul veya doğrulama ifade etmek için başını eğme niddle-noddle i.
kabul veya doğrulama ifade etmek için başını eğme nid-nod i.
Phrasals
(hatasını) kabul etmek fess up
(yaptığı bir şeyi) kabul etmek own up to
...olarak kabul etmek receive someone as something
arasında değerlendirmek/kabul etmek rate someone or something among something
birini bir şey olarak görmek/düşünmek/kabul etmek see someone as something
düşünmeden kabul etmek jump at
-e kabul etmek/almak receive someone into something
esas kabul etmek predicate something upon
fayda sağlamak için olumsuz bir durumu kabul etmek lean into
kabul ettirmek için ikna etmek veya baskı yapmak urge upon
olarak kabul etmek establish as
rüşvet kabul etmek buy off
Phrases
kabul etmek zorundayım ki i got to hand it to you
Proverb
özür dilemek suçunu kabul etmek demektir he who excuses himself accuses himself
Idioms
(bir şeyi) dış görünümüne göre / görüntüsüne bakarak/yüzeysel olarak değerlendirmek/ doğru kabul etmek take at face value
(bir şeyi) kabul etmek abide by
(bir şeyi) sözü/görüşü kaldırmak/kabul etmek take kindly to something
(bir şeyi) sözü/görüşü kaldırmak/kabul etmek take well to something
(herhangi bir sorgulama yapmadan) doğru kabul etmek take it as read
(yazılmış ya da söylenmiş bir şeyi) doğru kabul etmek take as gospel
(zorluğu vb.) oldugu gibi kabul etmek take the rough with the smooth
acizliğini kabul etmek abase oneself
alkışları kabul etmek take a bow
başkalarının düşüncelerini kabul etmek fall into line with
başkasını olduğu gibi kabul etmek live and let live
bir şeyi büyük bir zevkle kabul etmek lap something up
birisini ölmüş kabul etmek take someone for dead
çatışmayı kabul etmek take up the gauntlet
doğru kabul etmek accept something as gospel
doğru kabul etmek give the benefit of the doubt
doğru kabul etmek take something as truth
doğru kabul etmek take something as gospel
doğru kabul etmek accept something truth
doğru olarak kabul etmek take something for granted
düelloyu kabul etmek take up the gauntlet
düşüncesini kabul etmek bow to someone's opinion
el sıkışarak kabul etmek give one's hand upon
el sıkışarak kabul etmek give one's hand on
gerçek kabul etmek take something as gospel truth
gerçek kabul etmek accept something as gospel truth
gerçekleri kabul etmek come back to earth
gerçekleri kabul etmek drop back to earth
geri gelmesini kabul etmek have back
göründüğü gibi kabul etmek take something at face value
göründüğü gibi kabul etmek take someone at face value
haklı kabul etmek give the benefit of the doubt
hatalardan kaynaklanan olumsuz sonuçları kabul etmek face the music
hatasını kabul etmek eat humble pie
hatasını kabul etmek see the error of one's ways
hatasını kabul etmek see the error of its ways
hatasını kabul etmek/itiraf etmek fess up to something
hayatı olduğu gibi kabul etmek take the rough with the smooth
imzalayarak onaylamak/kabul etmek sign on the dotted line
iyi ve kötüyü bir arada kabul etmek take the bad with the good
kanıtsız kabul etmek take something on trust
küçüklüğünü kabul etmek abase oneself
meydan okumayı kabul etmek take up the gauntlet
mutlak doğru olarak kabul etmek take as gospel
mutlak doğru olarak kabul etmek take something as truth
mutlak doğru olarak kabul etmek accept something as gospel
mutlak doğru olarak kabul etmek accept something truth
mutlak doğru olarak kabul etmek take something as gospel
olduğu gibi kabul etmek take something as it comes
olduğu gibi kabul etmek take it as read
özrünü kabul etmek excuse
riski kabul etmek chance one's arm
suçsuz kabul etmek give the benefit of the doubt
suçu kabul etmek plead guilty to
suçunu vb kabul etmek make a clean breast of
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek jump at the opportunity to do something
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek leap at the chance to do something
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek jump at the chance to do something
sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek leap at the opportunity to do something
tekrar kabul etmek have back
teşekkürleri kabul etmek take a bow
üstünlüğünü kabul etmek bow the knee
üstünlüğünü kabul etmek bend the knee
yanıldığını kabul etmek eat humble pie
yanlış yaptığını anlamak/kabul etmek see the error of one's ways
yanlış yaptığını anlamak/kabul etmek see the error of its ways
yanlışını/hatasını kabul etmek take one's lumps
yenilgiyi kabul etmek drop by the wayside
yenilgiyi kabul etmek throw in the sponge
yenilgiyi kabul etmek fall on one's sword
yenilgiyi kabul etmek cry uncle
yenilgiyi kabul etmek chuck up the sponge
yenilgiyi kabul etmek chuck in the towel
yenilgiyi kabul etmek fall by the wayside
yenilgiyi kabul etmek holler uncle
yenilgiyi kabul etmek toss in the sponge
yenilgiyi kabul etmek throw in the towel
yenilgiyi kabul etmek say uncle
Speaking
kabul etmek gerekir ki let's face it
kabul etmek zorundayım ki i'll give you that
Slang
bahisleri kabul etmek make book on
birisiyle yatmayı kabul etmek put out
Trade/Economic
(ödemeyi) kabul etmek accept f.
(bonoyu) kabul etmek honour
(sözleşme yapıp) işi kabul etmek sign on
bir çekin ödemesini kabul etmek certify a check
kabul etmek ve onaylamak avow
kabul ve tasdik etmek avow
kabul ve tasdik etmek recognise
kabul ve tasdik etmek recognize
kabul ve teyit etmek avow
onaylamak ve kabul etmek approve and adapt
ortaklığa kabul etmek admit to partnership
ödemeyi kabul etmek defray
senedi kabul etmek protect a bill
yasa tasarısını kabul etmek adopt a bill
Law
baroya kabul etmek admit to the bar
davayı kabul etmek take the case
davayı kabul etmek accept the lawsuit
davayı kabul etmek accept the case
evlatlığa kabul etmek affiliate
feragati kabul etmek accept the withdrawal
iddiayı kabul etmek recognise the claim
iddiayı kabul etmek admit the allegation
itirazı kabul etmek (mahkemede) sustain the objection
kabul ve tasdik etmek adopt
kanun kabul etmek enact
mahkemelerinin ve icra dairelerinin yargı yetkisini tanımak ve kabul etmek accept and acknowledge the jurisdiction of the courts and enforcement offices
peşinen kabul etmek acquiesce in the claim
sigortayı kabul etmek accept the assurance
suçlamayı kabul etmek enter a guilty plea
suçu kabul etmek plead guilty
suçunu kabul etmek plead guilty
talebi kabul etmek recognise a claim
talebi kabul etmek sustain a claim
vesayetine kabul etmek admit under guardianship
Politics
bir teklifi kabul etmek to carry a motion
oybirliğiyle kabul etmek unanimously approve
üye olarak kabul etmek enroll
üye olarak kabul etmek enrol
üyeliği kabul etmek initiate
vatandaşlığa kabul etmek naturalise
vatandaşlığa kabul etmek denize
vatandaşlığa kabul etmek naturalize
Computer
onayla kabul etmek accept
Medical
(nakledilen organı) kabul etmek accept f.
Military
kabul ve tadil etmek adopt and amend
Latin
yapılan bir lütfu kabul etmek özgürlüğünü satmaktır beneficium accipere libertatem est vendere