meydana getirmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

meydana getirmek



"meydana getirmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 42 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
meydana getirmek create f.
meydana getirmek generate f.
General
meydana getirmek frame f.
meydana getirmek bring into being f.
meydana getirmek effect f.
meydana getirmek engender f.
meydana getirmek set off f.
meydana getirmek do f.
meydana getirmek bring to pass f.
meydana getirmek effectuate f.
meydana getirmek achieve f.
meydana getirmek turn out f.
meydana getirmek spawn f.
meydana getirmek give birth to f.
meydana getirmek originate f.
meydana getirmek give rise to f.
meydana getirmek bring about f.
meydana getirmek be the cause of something f.
meydana getirmek produce f.
meydana getirmek ingender f.
meydana getirmek compose f.
meydana getirmek make f.
meydana getirmek fulfil f.
meydana getirmek fashion f.
meydana getirmek bring forth f.
meydana getirmek fulfill f.
meydana getirmek throw f.
meydana getirmek evocate f.
Phrasals
meydana getirmek throw up f.
meydana getirmek fetch up f.
meydana getirmek fetch up f.
Colloquial
meydana getirmek gin up f.
Idioms
meydana getirmek bring into being f.
meydana getirmek bring something into being f.
meydana getirmek bring into existence f.
Law
meydana getirmek originate f.
Technical
meydana getirmek compose f.
meydana getirmek make up f.
meydana getirmek constitute f.
meydana getirmek produce f.
meydana getirmek regenerate f.
meydana getirmek make f.

"meydana getirmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 18 sonuç

Türkçe İngilizce
General
üzerinde kemer meydana getirmek overarch f.
ateşlemeyle meydana getirmek produce by ignition f.
zahmetle meydana getirmek hew out f.
emekle meydana getirmek labor f.
ince işle ve emekle meydana getirmek elaborate f.
denge meydana getirmek offset f.
su ile karıştırarak bileşik meydana getirmek hydrate f.
emekle meydana getirmek labour f.
yiyerek meydana getirmek eat f.
Phrasals
darbe ile meydana getirmek strike out f.
tamamlayıcı parçalardan bir şey meydana getirmek compile (something) from (something) f.
(bir bilgiden) bir hikaye çıkarmak/meydana getirmek weave (something) from (something) else f.
arka arkaya vurarak ritim, kod meydana getirmek tap out f.
Colloquial
(bir şeylerden) başka (bir şey) yaratmak/meydana getirmek make (something) from (other things) f.
Idioms
müşteriyi iknaya yönelik bir konuşma meydana getirmek put together a pitch f.
Technical
elektrik cereyanı meydana getirmek generate f.
Botanic
ikincil dallar meydana getirmek rebranch f.
Geography
(taban seviyesine kadar aşınmış bir alanda) yeni engebeler meydana getirmek rejuvenate f.