neden olmak - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

neden olmak



"neden olmak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 58 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
neden olmak induce f.
neden olmak cause f.
General
neden olmak cause to be f.
neden olmak call forth f.
neden olmak incline f.
neden olmak cost f.
neden olmak conduce to f.
neden olmak do f.
neden olmak beget f.
neden olmak engender f.
neden olmak excite f.
neden olmak bring f.
neden olmak determine f.
neden olmak conduce toward f.
neden olmak draw on f.
neden olmak elicit f.
neden olmak originate f.
neden olmak produce f.
neden olmak entail f.
neden olmak lead to f.
neden olmak spark off f.
neden olmak conduce f.
neden olmak lead f.
neden olmak encompass f.
neden olmak cause to f.
neden olmak invite f.
neden olmak touch off f.
neden olmak create f.
neden olmak bring along f.
neden olmak tend f.
neden olmak give rise to f.
neden olmak precipitate f.
neden olmak raise f.
neden olmak procure f.
neden olmak provoke f.
neden olmak bring about f.
neden olmak cause f.
neden olmak bring on f.
neden olmak ingenerate f.
neden olmak breed f.
neden olmak evoke f.
neden olmak bring forth f.
neden olmak make f.
Phrasals
neden olmak stand in f.
neden olmak lead up f.
neden olmak bring about f.
neden olmak call forth f.
Idioms
neden olmak bring along f.
neden olmak lead up f.
neden olmak bring on f.
neden olmak bring something in its train f.
neden olmak give cause for f.
Law
neden olmak cause f.
Technical
neden olmak induce f.
neden olmak trigger f.
neden olmak cause f.
neden olmak set up f.
Archaic
neden olmak redound f.

"neden olmak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 322 sonuç

Türkçe İngilizce
General
çalmasına neden olmak cause to ring f.
başlamasına neden olmak cause to start f.
yanmasına neden olmak cause to burn f.
büyümesine neden olmak cause to grow f.
kokmasına neden olmak cause to smell f.
ölüme neden olmak cause death f.
tedirginliğe neden olmak startle f.
renginin değişmesine neden olmak cause to change color f.
hasara neden olmak cause damage f.
şeklinin değişmesine neden olmak cause to change shape f.
kırılmasına neden olmak cause to break f.
geç kalmasına neden olmak cause to be late f.
yayılmasına neden olmak cause to spread f.
ölümüne neden olmak be the death of f.
ses çıkarmasına neden olmak cause to sound f.
uyumasına neden olmak cause to sleep f.
eğilmesine neden olmak cause to slope f.
krampa neden olmak cramp f.
kontrolü kaybetmesine neden olmak cause to lose control f.
görülmesine neden olmak cause to be seen f.
gelişmesine neden olmak bring on f.
daha iyi hissetmesine neden olmak cause to feel better f.
katılaşmasına neden olmak cause to solidify f.
bitmesine neden olmak cause to end f.
-e neden olmak elicit f.
önyargılı olmasına neden olmak prejudice f.
açılmasına neden olmak cause to open f.
tutulmasına neden olmak eclipse f.
hissetmesine neden olmak cause to sense f.
gelişmesine neden olmak brought on f.
birleşmesine neden olmak cause to be joined f.
ayrılmasına neden olmak cause to leave f.
dönmesine neden olmak cause to turn f.
sıkıntıya neden olmak ail f.
sıkıntıya neden olmak cause trouble f.
anlaşılmasına neden olmak get across f.
kalıcı hasara neden olmak cause permanent damage f.
baş ağrısına neden olmak give someone a headache f.
baş ağrısına neden olmak bring on a headache f.
baş ağrısına neden olmak cause a headache f.
arızaya neden olmak lead to a breakdown f.
arızaya neden olmak cause a breakdown f.
huzursuzluğa neden olmak cause disturbance f.
endişeye neden olmak worry someone f.
endişeye neden olmak cause worry f.
endişeye neden olmak give someone worry f.
izdihama neden olmak cause a stampede f.
birinin başarısına neden olmak be the making of f.
şaşkınlığa neden olmak flabbergast f.
krize neden olmak cause crisis f.
krize neden olmak result in crisis f.
krize neden olmak lead to crisis f.
zaman kaybına neden olmak cause someone to lose time f.
-e neden olmak make for f.
-e neden olmak trigger f.
-e neden olmak provoke f.
ayakta durmasına neden olmak keep someone on one's feet f.
krize neden olmak induce a crisis f.
büyük bir yıkıma neden olmak cause widespread devastation f.
görüntü kirliliğine neden olmak lead to visual pollution f.
görüntü kirliliğine neden olmak cause visual pollution f.
ölüme neden olmak carry off f.
zaman kaybına neden olmak cause a loss of time f.
tehlikeye neden olmak cause danger f.
gerginliğe neden olmak cause a tension f.
gerginliğe neden olmak create a tension f.
hastalığa neden olmak cause disease f.
ayaklanmaya neden olmak prompt a revolt f.
ayaklanmaya neden olmak cause a revolt f.
şüpheye neden olmak cause suspicion f.
soruna neden olmak cause a trouble f.
probleme neden olmak cause a problem f.
düşmesine neden olmak trip someone up f.
birinin hata yapmasına neden olmak trip someone up f.
düşmesine neden olmak make someone fall f.
üzüntüye neden olmak cause sadness f.
üzüntüye neden olmak bring sadness f.
üzüntüye neden olmak make upset f.
üzüntüye neden olmak cause sorrow f.
inanmasına neden olmak lead someone to believe something f.
inanmasına neden olmak cause someone to believe f.
inanmasına neden olmak make someone believe f.
inanmasına neden olmak lead someone to believe f.
değişikliklere neden olmak cause changes f.
değişikliklere neden olmak lead to changes f.
ölüme neden olmak lead to death f.
kaosa neden olmak cause a chaos f.
kaosa neden olmak lead to a chaos f.
üç kişinin ölümüne neden olmak lead to the deaths of three people f.
geçici felce neden olmak cause temporary paralysis f.
huzursuzluğa neden olmak cause discontent f.
huzursuzluğa neden olmak cause dissatisfaction f.
kaybolmasına neden olmak cause to be lost f.
kamuoyunda infiale neden olmak lead to public indignation f.
kamuoyunda infiale neden olmak cause public indignation f.
kamuoyunda infiale neden olmak cause public resentment f.
kamuoyunda infiale neden olmak cause public unrest f.
birine bir şey yaptırmak/yapmasına neden olmak lead someone to do something f.
bir şeye neden olmak/davetiye çıkarmak cause f.
birinin başarısız olmasına neden olmak cause someone to fail f.
üç kişinin ölümüne neden olmak cause the deaths of three people f.
elektrik kesintisine neden olmak black out f.
enflasyona neden olmak/yol açmak cause inflation f.
enflasyona neden olmak/yol açmak lead to inflation f.
birinin ereksiyon olmasına neden olmak give someone a boner f.
(zarara vb) neden olmak wreak f.
ihmal edilmesine neden olmak neglect [obsolete] f.
yayılmasına neden olmak perfuse f.
çalışmaya başlamasına neden olmak set on work f.
kentselleşmeye neden olmak townify f.
geri çekilmesine neden olmak turn f.
sıkıntıya neden olmak encomber [obsolete] f.
zarara neden olmak endamage f.
yetersiz temsil edilmesine neden olmak underrepresent f.
(olması gerekenden) az temsil edilmesine neden olmak underrepresent f.
karışıklığa neden olmak jostle f.
çanta içinde sürtünerek (madeni paraların) aşınmasına neden olmak bag handle f.
(bir şeyin) kolayca yok olmasına neden olmak erase f.
işsiz kalmasına neden olmak beach f.
atıl kalmasına neden olmak beach f.
bir şeyin üstünde boncukların oluşmasına neden olmak bead f.
başarısız olmasına neden olmak beguile [obsolete] f.
(taşıtın) hızlıca savrulmasına neden olmak jink f.
ortadan kaybolmaya neden olmak vanish f.
yüksek hızda seyahat etmeye alışmaya neden olmak velocitize f.
yüksek hızda seyahat etmeye alışmaya neden olmak velocitise f.
acıya neden olmak vex f.
fiziksel strese neden olmak vex f.
gürültülü ses çıkmasına neden olmak vroom f.
zarara neden olmak bewreke f.
neden olmak anlamı veren ön ek be- ök.
sahip olmaya neden olmak anlamı veren son ek -en snk.
Phrasals
telaş veya kargaşaya neden olmak carry on f.
anahtara basarak çalışmasına neden olmak throw on f.
ses çıkarmasına neden olmak strike up f.
ölümüne neden olmak carry off f.
bir hastalığın gelişmesine neden olmak bring on f.
çalkalanıp dökülmesine neden olmak splash about f.
çalkalanıp dökülmesine neden olmak splash something about f.
çalkalanıp dökülmesine neden olmak splash around f.
(bir şeye) neden olmak become grounds for (something) f.
hakimin/değerlendirme komitesinin önüne/huzuruna çıkmasına neden olmak send (one) before (someone or something) f.
hakimin/değerlendirme komitesinin önüne/huzuruna çıkmasına neden olmak send someone before someone or something f.
(bir şeyin) sorgulanmasına neden olmak cast on f.
bir şeyin buzlanmasına neden olmak ice something up f.
bir şeyin olmasına neden olmak bring something about f.
ekranda kalıcı olarak görünmeye neden olmak burn in f.
ekranda kalıcı olarak görünmeye neden olmak burn into f.
(bir şey ile) paniğe kapılmasına neden olmak panic someone by something f.
alan değiştirmesine neden olmak cross over f.
(birinde bir tepkinin, duygunun) açığa çıkmasına neden olmak elicit (something) from (someone) f.
(birinin) korkudan bir ruh haline girmesine neden olmak frighten (one) into (something) f.
yelkenlinin rüzgara uzakta ilerlemesine neden olmak keep away f.
(birinin) rehavete/rahatlığa kapılmasına neden olmak lull (one) into (something) f.
(birinin) risklerin, tehlikelerin, gerçeğin farkında olmamasına neden olmak lull (one) into (something) f.
rahatlığa kapılmasına neden olmak lull into f.
(birinin) bir şey yapmasına neden olmak/yol açmak provoke (one) to f.
birinin/bir şeyin başarısız olmasına neden olmak pull someone or something under f.
gecikmesine neden olmak put back f.
ertelenmesine neden olmak put back f.
ileri bir tarihe alınmasına neden olmak put back f.
ileri bir tarihe ertelenmesine neden olmak put back f.
(bir duruma) neden olmak stir to (something) f.
birinin bir şey yapmasına neden olmak stir someone into something f.
birinin bir şey yapmasına neden olmak stir someone to something f.
(birinin/bir şeyin bir şeye) takılıp kalmasına neden olmak strand (someone or something) on (something) f.
bir duyguya kapılmasına neden olmak strike with f.
yoğun yağış bir şeyin iptal olmasına neden olmak wash out f.
yoğun yağıştan dolayı iptal edilmesine neden olmak wash something out f.
yoğun yağış bir şeyin iptal edilmesine neden olmak wash out f.
olumsuz hava koşulları faaliyet gösterememesine neden olmak weather in f.
olumsuz hava koşulları olduğu yerde kalmasına neden olmak weather in f.
olumsuz hava koşulları bir şeyin mahsur kalmasına neden olmak weather in f.
ertelenmesine/iptal olmasına neden olmak weather out f.
sonunu bir şekilde bitmesine neden olmak land in f.
birilerinin/bir şeylerin bir şeye hücum etmesine neden olmak stampede someone or something into something f.
direksiyonu aniden (birine/bir şeye) kırmasına neden olmak veer into (someone or something) f.
(bir şey) hakkında kabak tadı veren bir konuşma yapmasına/hikaye anlatmasına neden olmak set off on (something) f.
kopmasına neden olmak shoot off f.
(birinin bir şey) yaşamasına neden olmak visit (something) on (one) f.
(birinde bir şeye) neden olmak visit (something) on (one) f.
(bir şeyde bir şeye) neden olmak visit (something) on (something) f.
(bir şeyin bir şeye) uğramasına neden olmak visit (something) on (something) f.
(birinin bir şey) yaşamasına neden olmak visit (something) upon (one) f.
(birinde bir şeye) neden olmak visit (something) upon (one) f.
(birinin bir şey) yaşamasına neden olmak visit (something) upon (one) f.
(birinde bir şeye) neden olmak visit (something) upon (one) f.
(bir şeyde bir şeye) neden olmak visit (something) upon (something) f.
(bir şeyin bir şeye) uğramasına neden olmak visit (something) upon (something) f.
sel (birinin bir şeyden/yerden) ayrılmasına neden olmak wash (someone) out of (something or some place) f.
Colloquial
kişinin bedeninden utanmasına neden olmak body shame f.
birinin havalarına girmesine neden olmak give someone a big head f.
iflasına neden olmak take to the cleaners f.
kendi kendinin başarısızlığına/mahvolmasına vb neden olmak sign one's own death warrant f.
ölümüne neden olmak be the death of f.
tüm parasını kaybetmesine neden olmak take to the cleaners f.
uyumasına neden olmak lull someone to sleep f.
(kaporta gibi yüzeylerde) göçük ya da çukura neden olmak dent up f.
ani acıya neden olmak bark f.
Idioms
infaala neden olmak frighten the horses f.
karışıklığa neden olmak play the mischief f.
arkasındaki neden/sebep/itici güç olmak serve as the driving force (behind someone or something) f.
(birisinin) ölümüne neden olmak have (someone's) blood on (one's) head f.
yok oluşuna neden olmak point the bone at f.
mahvına neden olmak point the bone at f.
sırıtmasına neden olmak tickle (someone's) funny bone f.
büyük öfkeye/heyecana neden olmak light the touchpaper f.
büyük öfkeye/heyecana neden olmak light the blue touchpaper f.
kendi üstüne yıkılmasına neden olmak bring something crashing down (around one) f.
(birinin) üstüne/tepesine inmesine neden olmak bring (something) down on (one's) head f.
üstüne/tepesine inmesine neden olmak bring (something) down on (oneself) f.
üstüne/tepesine inmesine neden olmak bring something down on f.
sorgulanmasına neden olmak throw (something) into question f.
evsiz kalmasına neden olmak put (out) on the street f.
sokakta kalmasına neden olmak put (out) on the street f.
işlerin durmasına neden olmak put (someone or something) out of business f.
işlerin azalmasına neden olmak put (someone or something) out of business f.
işlerin kesat gitmesine neden olmak put (someone or something) out of business f.
(şirket vb. için) projeden/ihaleden çekilmesine neden olmak put (someone or something) out of business f.
(şirket vb. için) kapanmasına neden olmak put (someone or something) out of business f.
(şirket vb. için) işi bırakmasına neden olmak put (someone or something) out of business f.
vicdan azabı hissetmesine neden olmak cause (one) qualms f.
vicdan azabı hissetmesine neden olmak cause qualms f.
alkış tufanına neden olmak bring the house down f.
anımsamasına neden olmak ring a bell f.
başarısız olmasına neden olmak load the dice against f.
birinin dikkat kesilmesine neden olmak rivet someone's attention f.
başarısızlığına neden olmak bring to naught f.
birinin başarısız olmasına neden olmak put the skids under someone f.
dedikoduya neden olmak cause some tongues to wag f.
durup düşünmesine neden olmak give someone pause for thought f.
diken üstünde olmasına neden olmak put one on one's guard f.
durup düşünmesine neden olmak give somebody pause f.
dedikoduya neden olmak set tongues wagging f.
dedikoduya neden olmak start tongues wagging f.
dedikoduya neden olmak set tongues a wagging f.
dedikodulara neden olmak cause some tongues to wag f.
durup düşünmesine neden olmak give pause to somebody f.
endişeye neden olmak raise some eyebrows f.
hayal kırıklığına neden olmak have one's nose out of joint f.
gerçekleşmesine neden olmak bring to fruition f.
endişeye neden olmak raise eyebrows f.
felaketine neden olmak bring to grief f.
endişeye neden olmak raise a few eyebrows f.
hayal kırıklığına neden olmak put one's nose out of joint f.
hayal kırıklığına neden olmak get one's nose out of joint f.
iki büklüm olmasına neden olmak double someone over f.
içki içmesine neden olmak drive someone to drink f.
karışıklığa neden olmak cause quite a stir f.
kahkahalarla gülerek (dalga geçerek/alay ederek) birinin sahneden kaçmasına neden olmak laugh someone off the stage f.
karışıklığa neden olmak cause a commotion f.
karışıklığa neden olmak make the feathers fly f.
karışıklığa neden olmak make the fur fly f.
soruna neden olmak cause quite a stir f.
soruna neden olmak cause a commotion f.
soruna neden olmak foment trouble f.
trafiğin sıkışmasına neden olmak tie traffic up f.
tepkiye neden olmak cause some raised eyebrows f.
tepkiye neden olmak cause some eyebrows to raise f.
tepkiye neden olmak cause eyebrows to raise f.
(birini bir şey yaparken yakalayarak) utanmasına neden olmak give someone a red face f.
yaşça çökmesine neden olmak put years on somebody f.
yeniden içkiye başlamasına neden olmak drive someone to drink f.
üzücü bir noktaya gelmesine neden olmak bring to a pretty pass f.
üzücü bir noktaya gelmesine neden olmak bring to such a pass f.
bir şeyin yarıda kesilmesine neden olmak cut (one) down in (one's) prime f.
en güzel zamanların yarıda kalmasına neden olmak cut (one) down in (one's) prime f.
(birinin) içgüdüleriyle hareket etmesine neden olmak drive (one) snaky f.
(birinin) içinde tuttuklarını/sakladıklarını dışa vurmasına neden olmak drive (one) snaky f.
(birinin) içinde yatanın dışarı çıkmasına neden olmak drive (one) snaky f.
(birinin) neredeyse kalbinin durmasına neden olmak give (one) heart failure f.
birinin neredeyse kalbinin durmasına neden olmak give someone heart failure f.
birinin bir konuyu derinlemesine/yoğun bir şekilde düşünmesine neden olmak give someone furiously to think f.
bir şeye neden olmaya meyilli olmak have a way of doing something f.
(birinin) yüzünün kızarmasına neden olmak make (one's) hair curl f.
kaosa neden olmak play (up) old gooseberry [obsolete] f.
Speaking
anne olmak neden beni korkutuyor? why does being a mum scare me? expr.
bu neden sen olmak zorundasın? why does it have to be you? expr.
insanlar neden zengin olmak ister? why do people want to be rich? expr.
neden son günde böyle bir şey olmak zorunda ki? why did this have to happen on the last day? expr.
Trade/Economic
reflasyona neden olmak reflate f.
hızlı satışla hisse fiyatlarının düşmesine neden olmak bang f.
Law
hasara neden olmak estrepe f.
zarara neden olmak cause to harm f.
umumi zarara neden olmak conduce to public mischief f.
zarara neden olmak damnify f.
zarara neden olmak cause harm f.
zarara neden olmak cause a loss f.
Politics
sorunlara neden olmak cause a disadvantage f.
zarara neden olmak cause a damage f.
ye neden olmak lead up f.
Technical
amonyak bileşikleri karıştırmaya neden olmak ammonify f.
genişlemeye neden olmak dilate f.
girdaba neden olmak swirl f.
kabını sallayarak bir sıvının hareketine neden olmak agitate f.
sapmaya neden olmak deviate f.
tutulmaya neden olmak eclipse f.
Textile
büzülmeye neden olmak cause schrinkage f.
fire vermesine neden olmak cause schrinkage f.
küçülmeye neden olmak cause schrinkage f.
Marine
(geminin) faça edip beklemesine neden olmak bring to f.
Medical
hastanın ölümüne neden olmak cause the death of the patient f.
hastanın ölmesine neden olmak cause the death of the patient f.
travmaya neden olmak traumatise f.
travmaya neden olmak traumatize f.
yanlış tanı koymaya neden olmak lead to a misdiagnosis f.
Physiology
elektrotonusa neden olmak electrotonize f.
Pathology
(kaslarda) tetanik spazmlara neden olmak tetanize f.
(kaslarda) tetanik spazmlara neden olmak tetanise f.
amboliye neden olmak embolise f.
amboliye neden olmak embolize f.
başta domuz olmak üzere memelilerden insanlara bulaşarak ateş ve kas ağrısına neden olan bir virüs nipah virus i.
Physics
(bir gazın) sızımına neden olmak effuse f.
Biology
(dna'nın) transkripsiyona uğramasına neden olmak transcribe f.
genetik transformasyona neden olmak transform f.
Philosophy
insan bilincinin sınırını aşmasına neden olmak transcendentalize f.
Sport
özellikle oyuncunun atılmasına neden olmak için alçak atış serisinin ardından yüksek bir atış yapmak elevate f.
(bilardo topunun) çarpıp geri sıçramasına neden olmak double [uk] f.
Baseball
oyuncunun oyundan atılmasına neden olmak strike out f.
Archaic
acıya neden olmak engrieve f.
Slang
kurbanı iterek arkasındaki kimsenin düşmesine neden olmak bench f.
birinin eşcinsel/gey olmasına neden olmak queer up f.