on edge on - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

on edge on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"on edge on" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Idioms
on edge on sinirli durumda
on edge on sinirleri gerilmiş durumda
on edge on öfkeli ve endişeli durumda

"on edge on" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 101 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be on edge f. sinirli olmak
be on edge f. sinirleri gergin olmak
be on the edge of f. eşiğine gelmek (yıkımın vb)
be on the edge of a cliff f. uçurumun kenarında olmak
be on the edge of extinction f. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmak
be on the edge of extinction f. soyu tükenme tehlikesinde olmak
be on the edge of extinction f. soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olmak
be on the razor's edge f. iki ateş arasında kalmak
be on the razor's edge f. ölümle kalım arasında olmak
be set on edge f. kamaşmak (diş)
edge on f. harekete geçirmek
edge on f. zorlamak
edge on f. dürtmek
get the edge on f. avantaj elde etmek
get the edge on f. avantaj sağlamak
get the edge on f. avantajı ele geçirmek
have an edge on f. bir gömlek üstün olmak
have one's nerves on edge f. asabileşmek
have the edge on f. avantaj sağlamak
have the edge on f. avantajı ele geçirmek
have the edge on f. avantaj elde etmek
have the edge on f. avantajlı olmak
have the edge on somebody f. üstün olmak
live on the edge f. uçlarda yaşamak
live on the edge f. hayatı uçlarda yaşamak
live on the razor's edge f. ölümle kalım arasında olmak
live on the razor's edge f. iki ateş arasında kalmak
perch on the edge of something f. ilişmek
set on edge f. kamaştırmak
set someone's teeth on edge f. birini sinirlendirmek
set someone's teeth on edge f. birinin sinirlerini bozmak
sit on the edge of something f. eğreti oturmak
embroidery on the edge of a garment i. oya
on edge s. aşırı hassas
on edge s. gergin
on edge s. sinirli
on edge s. endişeli
on edge s. sabırsız
on a knife-edge zf. gergin
on the edge of extinction zf. nesli tükenmek üzere
Colloquial
be on edge sinirli olmak
be on edge hassas olmak
be on edge aksi olmak
be on edge meraklı olmak
be on edge endişeli olmak
on a knife-edge bıçak sırtında
Idioms
be on a knife edge bıçağın ucunda olmak
be on a knife edge pamuk ipliğine bağlı olmak
be on a knife edge süngünün ucunda olmak
be on a knife edge diken üstünde olmak
be on a knife-edge bıçak sırtında olmak
be on the edge of a volcano topun ağzında olmak
be on the edge of your seat heyecandan yerinde duramamak
be on the ragged edge yorgun düşmek
be on the ragged edge bitmek tükenmek
be on the ragged edge endişe/kaygı içinde olmak
keep somebody on the edge of their chair hop oturup hop kaldırmak
keep somebody on the edge of their chair hop oturtup hop kaldırmak
keep somebody on the edge of their seat hop oturtup hop kaldırmak
keep somebody on the edge of their seat hop oturup hop kaldırmak
live on the edge tehlikeli yaşamak
on a knife-edge diken üstünde
on a knife-edge bıçak sırtında
on the bleeding edge ileri teknoloji
on the bleeding edge en son teknolojiyle hazırlanmış
on the bleeding edge en ileri
on the bleeding edge (teknolojinin) en ileri noktasında
on the bleeding edge en modern
on the cutting edge en ileri
on the cutting edge en son teknolojiyle hazırlanmış
on the cutting edge en modern
on the cutting edge of something bilimsel/teknolojik gelişme ve ilerlemenin en önünde/en uç noktasında
on the cutting edge of something en yeni ve ileri aşama veya safhada
on the edge diken üzerinde
on the edge diken üstünde
on the knife-edge bıçak sırtında
on the leading edge en son teknolojiyle hazırlanmış
on the leading edge ileri teknoloji
on the leading edge en ileri
on the leading edge (teknolojinin) en ileri noktasında
on the leading edge en modern
one's nerves be on edge sinirleri laçka olmak
set one's teeth on the edge tüylerini diken diken etmek
set one's teeth on the edge aşırı derecede rahatsız etmek
set one's teeth on the edge içini ürpertmek
set someone's teeth on edge birinin sinirine dokunmak
set someone's teeth on edge kafasını bozmak
set someone's teeth on edge kızdırmak
set someone's teeth on edge kafasını attırmak
sit on the edge of one's seat hop oturup hop kalkmak
teeter on the edge of kötü bir sonuca yakın olmak
teeter on the edge of -e ramak kalmak
Speaking
everybody's on edge right now herkes gergin şu an
Technical
bolt on cutting edge civata bağlantılı ağız bıçağı
end skew on edge genişliğine konik tuğla
feather-end-on-edge enine kama tuğlası
on edge kılıcına
tear propagation on edge flows kenar kıvrımlardan yırtığın ilerlemesi
Computer
flip on long edge uzun kenardan çevir
flip on short edge kısa kenardan çevir
Gastronomy
set on edge kamaşmak