stick with - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

stick with

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"stick with" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
General
stick with f. beraber kalmak (biriyle)
stick with f. üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek (bir iş)
stick with f. bırakmamak (bir işi)
Phrasals
stick with f. bir şeyi sürdürmek
stick with f. sadık kalmak
stick with f. kendini adamak
stick with f. yanında kalmak
stick with f. yanından ayrılmamak
stick with f. vazgeçmemek
stick with f. devam ettirmek
stick with f. devam etmek
stick with f. aklında kalmak
stick with f. hafızasında yer etmek
stick with f. üstüne yıkmak
stick with f. sırtına yüklemek
stick with f. üstüne atmak
stick with f. istemediği biriyle/bir şeyle baş başa bırakmak
stick with f. esir etmek
stick with f. başına sarmak

"stick with" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 100 sonuç

İngilizce Türkçe
General
stick with in f. sıkışıp kalmak (bir yerde)
beat with a stick f. sopalamak
stick with in f. saplanıp kalmak (çamur kum vb'ne)
stick with sticky tape f. bantlamak
hit with a stick f. sopayla vurmak
stick with on f. -e yapışıp kalmak
Phrasals
stick (one) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birine) yüklemek
stick (one) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin) üstüne yıkmak
stick (one) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin) sırtına yüklemek
stick (one) with (someone or something) f. (birini/bir şeyi birinin) üstüne atmak
stick (one) with (someone or something) f. (birini istemediği biriyle/bir şeyle) baş başa bırakmak
stick (one) with (someone or something) f. birini/bir şeyi birinin başına sarmak
stick with (someone or something) f. (birine/bir şeye) sadık kalmak
stick with (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanında kalmak
stick with (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) yanından ayrılmamak
stick with (someone or something) f. kendini (birine/bir şeye) adamak
stick with (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) arkasında durmak
stick with (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) destekçisi olmak
stick with (someone or something) f. (birini/bir şeyi) desteklemek
stick with (someone or something) f. (biriyle/bir şeyle) devam etmek
stick with (something) f. (bir şeyi) kullanmaya devam etmek
stick with (something) f. (bir şeye) inancını sürdürmek
stick with (something) f. (bir şeyi) yapmaya devam etmek
stick with (something) f. (bir şeyi) yapmakta/kullanmakta ısrarcı olmak
stick with (something) f. (bir şeyde) ısrarcı olmak
stick with (something) f. (bir şeyden) vazgeçmemek
stick with (something) f. (bir şeyi) denemeye devam etmek
stick with (something) f. (bir şeyin) üstüne gitmek
stick with (something) f. (bir şeyi) inatla sürdürmek
stick with (something) f. (bir şeye) bağlı kalmak
stick with (someone) f. (birinin) aklında kalmak
stick with (someone) f. (birinin) hafızasında yer etmek
stick someone with someone or something f. birini/bir şeyi birine yüklemek
stick someone with someone or something f. birini/bir şeyi birinin üstüne yıkmak
stick someone with someone or something f. birini/bir şeyi birinin sırtına yüklemek
stick someone with someone or something f. birini/bir şeyi birinin üstüne atmak
stick someone with someone or something f. birini istemediği biriyle/bir şeyle başbaşa bırakmak
stick someone with someone or something f. birini birine/bir şeye esir etmek
stick someone with someone or something f. birini/bir şeyi birinin başına sarmak
stick someone with something f. bir şeyi birine yüklemek
stick someone with something f. bir şeyi birinin üstüne yıkmak
stick someone with something f. bir şeyi birinin sırtına yüklemek
stick someone with something f. bir şeyi birinin üstüne atmak
stick someone with something f. birini istemediği bir şeyle baş başa bırakmak
stick someone with something f. bir şeyi birinin başına sarmak
Colloquial
stick with it f. devam etmek
stick with it f. bırakmamak
Idioms
end up with the short end of the stick f. çok kaybetmek
stick someone with the bill f. faturayı başkasına ödetmeye çalışmak
end up with the short end of the stick f. iflasın eşiğine sürüklenmek
stick to beat (someone or something) with i. kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick to beat somebody with i. kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
stick to beat (someone or something) with i. söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick to beat someone or something with i. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick with which to beat someone [brit] i. söylenmek/eleştirmek için bahane
stick to beat (someone or something) with i. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
a stick to beat somebody with i. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
stick to beat (someone or something) with i. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
a stick with which to beat someone [brit] i. üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
stick to beat (someone or something) with i. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick to beat somebody with i. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with i. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
a stick with which to beat someone [brit] i. karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay
stick to beat (someone or something) with i. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
stick to beat (someone or something) with i. bahanesi/sebebi olma
stick to beat (someone or something) with i. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat somebody with i. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat somebody with i. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat somebody with i. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat someone with [uk] i. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat someone with [uk] i. bahanesi/sebebi olma
a stick to beat someone with [uk] i. bahane ederek azarlama/paylama
a stick with which to beat someone [uk] i. (birini) azarlamak/paylamak için bahane
a stick with which to beat someone [uk] i. bahanesi/sebebi olma
a stick with which to beat someone [uk] i. bahane ederek azarlama/paylama
a stick to beat someone or something with i. aba altından sopa gösterme
a stick to beat somebody with i. birine kızmak/söylenmek/eleştirmek için bahane
a stick to beat somebody with i. birinin üstüne gitmek/birini cezalandırmak için bulunan açık
a stick to beat somebody with i. karşıdakine silah olarak kullanılan olay
a stick to beat somebody with i. birini azarlamak/paylamak için bahane
a stick to beat somebody with i. bahane ederek azarlama/paylama
better than a poke in the eye (with a sharp stick) [cliché] expr. hiç yoktan iyidir
better than a poke in the eye (with a sharp stick) [cliché] expr. daha kötü olabilirdi
better than a poke in the eye (with a sharp stick) [cliché] expr. daha kötüsü de olabilirdi
Speaking
stick with it expr. bırakma
I had to poke him with a stick to wake him expr. onu uyandırmak için bir sopayla dürtmem gerekti
stick with it expr. pes etme
I can go pro if I stick with it expr. üstüne düşersem profesyonel olabilirim
stick with it expr. vazgeçme
Slang
hit with the stupid stick s. aklını peynir ekmekle yemiş
hit with the stupid stick s. aklını/kafayı yemiş
hit with the stupid stick s. aptal
hit with the stupid stick s. salak
hit with the stupid stick s. dingil
hit with the stupid stick s. enayi
hit with the stupid stick s. gerzek
hit with the stupid stick s. geri zekalı
hit with the ugly stick s. çirkin/gudubet
hit with the ugly stick s. çirkin
British Slang
better than a poke in the eye with a blunt stick expr. daha kötü olabilirdi