vakit geçirmek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

vakit geçirmek



"vakit geçirmek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 22 sonuç

Türkçe İngilizce
General
vakit geçirmek loaf f.
vakit geçirmek monkey around f.
vakit geçirmek while away the time f.
vakit geçirmek potter f.
vakit geçirmek pass the time f.
vakit geçirmek fool f.
vakit geçirmek play around f.
vakit geçirmek kill time f.
vakit geçirmek monkey about f.
vakit geçirmek fiddle around f.
vakit geçirmek luxuriate in f.
vakit geçirmek spend time f.
vakit geçirmek timepass f.
vakit geçirmek jauk f.
Phrasals
vakit geçirmek kick about f.
vakit geçirmek lay about f.
Colloquial
vakit geçirmek chill f.
vakit geçirmek kick it f.
Idioms
vakit geçirmek spend (some amount of time) in (some place) f.
vakit geçirmek spend time in something f.
Slang
vakit geçirmek fuck about f.
vakit geçirmek fuck around f.

"vakit geçirmek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 132 sonuç

Türkçe İngilizce
General
hoşça vakit geçirmek kick up one's heels f.
hoşça vakit geçirmek have a nice time f.
birlikte vakit geçirmek consort f.
gereksiz ayrıntılarla vakit geçirmek niggle f.
hoşça vakit geçirmek regale f.
arkadaşlarıyla vakit geçirmek spend time in the society of one's friends f.
hoşça vakit geçirmek enjoy oneself f.
aylakça vakit geçirmek lounge f.
hoşça vakit geçirmek have a good time f.
geçirmek (vakit) spend f.
beraber vakit geçirmek hobnob f.
eğlenceli vakit geçirmek have the time of one's life f.
aylakça vakit geçirmek loaf f.
hoşça vakit geçirmek için yapılan şey pastime f.
birlikte hoş vakit geçirmek spend quality time together f.
birlikte iyi vakit geçirmek spend quality time together f.
iyi vakit geçirmek have a great time f.
iyi vakit geçirmek have a good time f.
birlikte hoş vakit geçirmek spend good time together f.
birlikte hoş vakit geçirmek have good time together f.
ile vakit geçirmek pass time with f.
televizyonun karşısında çok vakit geçirmek spend too much time in front of the tv f.
dışarıda vakit geçirmek spend time outside f.
birlikte hoş vakit geçirmek spend pleasant/nice time together f.
birlikte hoş vakit geçirmek have a good/nice time together f.
arkadaşları ile vakit geçirmek spend time with one's friends f.
çocuklarla vakit geçirmek spend time with the kids f.
çocuklarla vakit geçirmek spend time with the children f.
iyi vakit geçirmek have lots of fun f.
biriyle vakit geçirmek spend time with somebody f.
i̇nternette vakit geçirmek spend time on the internet f.
en sevdiği uğraşla vakit geçirmek ride a hobby f.
birlikte vakit geçirmek troop f.
birlikte vakit geçirmek associate f.
hoş vakit geçirmek için makaraya asılı halatta seyahat etmek zip line f.
hoş vakit geçirmek için makaraya asılı halatta seyahat etmek zipline f.
iyi vakit geçirmek jol f.
bir şeyler izleyerek vakit geçirmek veg (out) f.
vakit geçirmek için yapılan etkinlik veya konuşma vamp i.
Phrasals
vakit geçirmek/öldürmek mooch around (somewhere) f.
ufak tefek işlerle oyalanmak/uğraşmak/vakit geçirmek potter around f.
kayarak vakit geçirmek slip around f.
aylakça vakit geçirmek lounge around f.
aylakça vakit geçirmek lounge about f.
aylakça vakit geçirmek loaf about f.
aylakça vakit geçirmek loaf around f.
ile vakit geçirmek consort with f.
tembelce vakit geçirmek laze something away f.
boşa vakit geçirmek faff about [uk] f.
boşa vakit harcamak/geçirmek faff around [uk] f.
biriyle/bir grupla birlikte vakit geçirmek fraternize with someone or something f.
biriyle/bir grupla birlikte vakit geçirmek take up f.
biriyle/bir grupla birlikte vakit geçirmek 16. take up with f.
boş boş vakit geçirmek kick about f.
boşa vakit geçirmek lay about f.
tembelce/bir şey yapmadan vakit geçirmek loll about f.
boşa vakit geçirmek loll about f.
(biriyle) vakit geçirmek visit with (one) f.
(biriyle) birlikte vakit geçirmek visit with (one) f.
(birinin) ziyaretine gidip onunla vakit geçirmek visit with (one) f.
biriyle vakit geçirmek visit with someone f.
biriyle birlikte vakit geçirmek visit with someone f.
birinin ziyaretine gidip onunla vakit geçirmek visit with someone f.
ile vakit geçirmek visit with f.
(biriyle belli bir süre) vakit geçirmek see (some amount) of (someone) f.
biriyle/bir şeyle belli bir süre vakit geçirmek see something of someone or something f.
Colloquial
hoşça vakit geçirmek rage f.
boş boş/aylak aylak vakit geçirmek dilly-dally (around) with (someone or something) f.
boş boş/aylak aylak vakit geçirmek dilly-dally (around) with someone or something f.
arkadaşları evde ağırlamak (birlikte vakit geçirmek için) have friends over f.
beraber vakit geçirmek spend time together f.
çok iyi vakit geçirmek have the craic f.
boşa vakit geçirmek crap around f.
para harcayıp eğlenmek/iyi vakit geçirmek good-time it f.
buluşup vakit geçirmek hook up f.
(bir şeyle) boşa vakit geçirmek mess around with (something) f.
(bir şeyle) boşa vakit geçirmek mess around (with something) f.
(bir şeyle) boşa vakit geçirmek mess about (with something) f.
(bir şeyle) boşa vakit geçirmek monkey around (with something) f.
(bir şeyle) boşa vakit geçirmek monkey around with (something) f.
(bir şeyle) boşa vakit geçirmek monkey with (something) f.
eğlenceli vakit geçirmek lark it up f.
kaygısız/tasasız vakit geçirmek lark it up f.
neşeli vakit geçirmek lark it up f.
kafaya bir şey takmadan vakit geçirmek lark it up f.
boşa vakit geçirmek lark it up f.
aptalca şeylerle vakit geçirmek klutz around f.
salakça şeylerle vakit geçirmek klutz around f.
aptal aptal vakit geçirmek klutz around f.
saçma sapan vakit geçirmek/harcamak klutz around f.
iyi vakit geçirmek gas i.
Idioms
hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek let the grass grow beneath (one's) feet f.
birisiyle vakit geçirmek hang around with someone f.
birisiyle vakit geçirmek go around with someone f.
çok iyi vakit geçirmek have a whale of a time f.
çalışmadan vakit geçirmek let grass grow under one's feet f.
hoşça vakit geçirmek have a field day f.
hoşça vakit geçirmek let one's hair down f.
biriyle bir şeyle aylak aylak vakit geçirmek dilly-dally (around) with someone or something f.
eğlenceli/çok güzel vakit geçirmek have a high old time f.
keyifli vakit geçirmek have a high old time f.
hoşça vakit geçirmek have a high old time f.
eğlenceli vakit geçirmek have a laugh [uk] f.
keyifli vakit geçirmek have a laugh [uk] f.
sabah yatakta uzun süre kalmak/vakit geçirmek lie in [us] f.
bir iki saat vakit geçirmek kill time a couple of hours f.
Speaking
ailem ile vakit geçirmek istiyorum I want to spend time with my family expr.
ailemle vakit geçirmek istiyorum I want to spend time with my family expr.
Slang
boşa vakit geçirmek drag (one's) ass f.
boşuna vakit geçirmek jack around f.
televizyon karşısında vakit geçirmek veg out f.
boşa vakit geçirmek/harcamak effing around f.
amaçsızca vakit geçirmek effing around f.
boşa vakit harcamak/geçirmek fiddle-fart f.
boşa vakit harcamak/geçirmek monkey-fart f.
boşa vakit harcamak/geçirmek fiddle-fart f.
boşa vakit harcamak/geçirmek fiddle-fart f.
boşa vakit geçirmek/harcamak f-ing around f.
amaçsızca vakit geçirmek f-ing around f.
(bir şeyle/boş işlerle) vakit geçirmek futz with (something) f.
boşa vakit harcamak/geçirmek phutz f.
vakit öldürmek/geçirmek phutz f.
boşa vakit harcamak/geçirmek putz around f.
vakit öldürmek/geçirmek putz around f.
hoşça vakit geçirmek have a gas f.
eğlenceli vakit geçirmek have a gas f.
huzurlu vakit geçirmek get naked f.
hoş vakit geçirmek get naked f.
hoşça vakit geçirmek get naked f.
(biriyle) birlikte vakit geçirmek knock about with (one) f.
boşa vakit geçirmek/harcamak putz (around) f.
vakit öldürmek/geçirmek putz (around) f.