zarar vermek - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

zarar vermek



"zarar vermek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 65 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
zarar vermek damage f.
General
zarar vermek infest f.
zarar vermek injure f.
zarar vermek encroach f.
zarar vermek cripple f.
zarar vermek do a disservice f.
zarar vermek do harm f.
zarar vermek wreck f.
zarar vermek endanger f.
zarar vermek hurt f.
zarar vermek get at f.
zarar vermek disadvantage f.
zarar vermek scathe f.
zarar vermek labefy f.
zarar vermek flaw f.
zarar vermek shatter f.
zarar vermek scourge f.
zarar vermek spite f.
zarar vermek shend f.
zarar vermek bring damage f.
zarar vermek damage f.
zarar vermek cause a loss f.
zarar vermek harm f.
zarar vermek strain f.
zarar vermek impair f.
zarar vermek vandalize f.
zarar vermek vandalise f.
zarar vermek vitiate f.
zarar vermek bang up f.
zarar vermek punish f.
zarar vermek aggrieve f.
zarar vermek be in mischief f.
zarar vermek do violence to f.
zarar vermek emperish f.
zarar vermek endamage f.
zarar vermek eviscerate f.
zarar vermek maim f.
zarar vermek vulnerate [obsolete] f.
Phrasals
zarar vermek offend against f.
zarar vermek rack up f.
zarar vermek mow down f.
Colloquial
zarar vermek go low f.
zarar vermek underminde f.
zarar vermek jack up f.
Idioms
zarar vermek lift up the hand against f.
zarar vermek play merry hell with f.
zarar vermek take something apart f.
zarar vermek bad for f.
zarar vermek lay a finger on f.
zarar vermek play hell with f.
zarar vermek play hell (merry hell) f.
zarar vermek play (up) old gooseberry [obsolete] f.
Law
zarar vermek cause a loss f.
zarar vermek impair f.
zarar vermek prejudice f.
zarar vermek harm f.
Technical
zarar vermek mar f.
zarar vermek disserve f.
zarar vermek spoil f.
zarar vermek attack f.
zarar vermek impair f.
zarar vermek endamage f.
Archaic
zarar vermek bane f.
Slang
zarar vermek crock up f.
zarar vermek whack something up f.

"zarar vermek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 95 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hayvanlara zarar vermek harm animals f.
General
zarar vermek (bir uzva) injure f.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch f.
maddi zarar vermek damage financially f.
saygınlığına zarar vermek vilify f.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface f.
itibarına zarar vermek harm someone's reputation f.
zarar vermek (yavaş yavaş/sinsice) undermine f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll f.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to f.
şöhretine zarar vermek damage the reputation f.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on f.
disk üzerindeki bilgiye zarar vermek scag f.
gözlerine zarar vermek strain one's eyes f.
çok zarar vermek wreak havoc on f.
zarar vermek (hastalık) affect f.
zarar vermek (bir uzva) hurt f.
zarar vermek istemek intend to harm f.
zarar vermek istemek want to harm f.
çevreye zarar vermek damage the environment f.
bir uzva zarar vermek injure f.
birine zarar vermek take it's toll on someone f.
bir şeyin yüzeyine zarar vermek deface f.
bir uzva zarar vermek hurt f.
çevreye zarar vermek harm the environment f.
kendi kendine zarar vermek self-harm f.
daha fazla zarar vermek damage further f.
doğaya zarar vermek damage the nature f.
doğaya zarar vermek harm the nature f.
ağır zarar vermek damage heavily f.
ağır zarar vermek damage badly f.
ağır zarar vermek inflict heavy damage f.
sağlığına zarar vermek harm one's health f.
ağır şekilde zarar vermek bang up f.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize f.
yeniden zarar vermek redamage f.
yeniden zarar vermek reinjure f.
anahtarla çizerek zarar vermek key f.
çiğneyerek zarar vermek chew f.
Phrasals
hasar/zarar vermek bung up f.
hasar/zarar vermek bung something up f.
birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek mess someone over f.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch away f.
(sırayı/masayı) çizerek zarar vermek mar something up f.
büyük zarar/hasar vermek take out f.
Colloquial
bebeğe zarar vermek harm the baby f.
(birine veya bir şeye) zarar vermek be rough on (someone or something) f.
(birine veya bir şeye) zarar vermek do a number on (someone or something) f.
(birine) zarar vermek istememek mean (one) no harm f.
(birine) zarar vermek istememek not mean (one) any harm f.
gemiye zarar vermek lay up f.
Idioms
engelli kalacak şekilde omurgaya zarar vermek break the back f.
büyük zarar vermek play the mischief f.
bir şeye zarar vermek play havoc with something f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll on f.
büyük zarar vermek cut a wide swath through f.
büyük zarar vermek take (quite) a toll (on someone or something) f.
büyük zarar vermek cut a wide swathe f.
birine zarar vermek do a job on someone f.
büyük zarar vermek take a toll f.
büyük zarar vermek blow someone out of the water f.
büyük zarar vermek cut a wide swath f.
birisine zarar vermek do one an ill turn f.
büyük zarar vermek take its toll f.
bile bile zarar vermek istemek have it in for f.
birine zarar vermek put the hurt on someone f.
büyük zarar vermek cut a wide swathe through f.
birine zarar vermek screw up f.
birine zarar vermek do a number on someone f.
çok zarar vermek cut a wide swath f.
çok zarar vermek cut a wide swathe f.
isteyerek zarar vermek have it in for f.
kendine zarar vermek do yourself a mischief f.
kendi kendinize zarar vermek foul one's own nest f.
(zarar vermek için) birinin peşine düşmek birini desteklemek be gunning for somebody f.
yarardan çok zarar vermek/getirmek do more harm than good f.
(birine/bir şeye) zarar vermek rip (someone or something) to bits f.
(kendine) birine zarar vermek do (oneself or someone) an injury f.
kendine/birine fiziksel zarar vermek do somebody/yourself an injury f.
kendi kendine zarar vermek do somebody/yourself an injury f.
(bir şeye) ciddi zarar vermek play old harry with (something) f.
(birine/bir şeye) zarar vermek tear (someone or something) to pieces f.
(birine/bir şeye) zarar vermek tear (someone or something) to shreds f.
(birinin/bir şeyin) başarısına zarar vermek gain ground on (someone or something) f.
kötü durumdaki birine zarar vermek/üzmek kick (one) when (one) is down f.
kötü durumdaki birine zarar vermek/üzmek kick someone when they are down f.
kötü durumdaki birine zarar vermek/üzmek kick somebody when they're down f.
Speaking
size zarar vermek niyetinde değiliz we don't mean you any harm expr.
Trade/Economic
ticaret gemilerine zarar vermek için kullanılan bir çeşit süratli ve zırhsız muhrip commerce raider i.
ticaret gemilerine zarar vermek için kullanılan bir çeşit süratli ve zırhsız muhrip commerce destroyer i.
Law
sırf zarar vermek maksadıyla dava açmak vitiligate f.
Marine
kullanılamayacak şekilde gemi direğine zarar vermek spring a mast f.
Religious
zarar vermek ve zararla karşılık vermek yoktur no mischief nor mutual harming i.
Military
askeri personele zarar vermek üzere tasarlanmış kara mayını antipersonnel mine (land mine warfare) i.
pruvasında düşman gemilerine zarar vermek için çıkıntı bulunan savaş gemisi beak i.