prejudice - Turkish English Dictionary
History

prejudice

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "prejudice" in Turkish English Dictionary : 38 result(s)

English Turkish
Common Usage
prejudice n. önyargı
General
prejudice n. tarafgirlik
prejudice n. taraf tutma
prejudice n. kayırma
prejudice n. peşin yargı
prejudice n. önyargı
prejudice n. engel
prejudice n. mani
prejudice n. alıkoyucu etki
prejudice n. durdurucu güç
prejudice n. vazgeçirici etki
prejudice v. zayıflatmak
prejudice v. haksız hüküm verdirmek
prejudice v. etki altında bırakmak
prejudice v. önyargılı olmasına neden olmak
prejudice v. etkilemek
prejudice v. önyargı verdirmek
prejudice v. peşin hüküm ile zarar vermek
prejudice v. önyargı ile incitmek
prejudice v. önyargı ile dezavantajlı duruma getirmek
Trade/Economic
prejudice n. başkaları hakkında olumsuz düşünce ve davranış
prejudice n. halel
prejudice n. kesin hüküm
prejudice n. peşin hüküm
prejudice n. zarar
prejudice n. ziyan
Law
prejudice n. hasar
prejudice n. haksızlıktan mütevellit zarar
prejudice n. ızrar
prejudice n. önyargı
prejudice n. peşin hüküm
prejudice n. sakınca
prejudice n. tarafgirlik
prejudice n. zarar ziyan
prejudice v. halel getirmek
prejudice v. halel vermek
prejudice v. ihlal etmek
prejudice v. zarar vermek

Meanings of "prejudice" with other terms in English Turkish Dictionary : 71 result(s)

English Turkish
General
ethnic prejudice n. etnik önyargı
pride and prejudice n. gurur ve önyargı
widespread prejudice n. yaygın önyargı
prejudice [obsolete] n. kehanet
prejudice [obsolete] n. öngörü
prejudice [obsolete] n. işaret
prejudice [obsolete] n. belirti
prejudice [obsolete] n. alamet
prejudice [obsolete] n. beklenti
prejudice someone against v. birine karşı olumsuz fikirler aşılamak
terminate with extreme prejudice v. yargısız infaz yapmak
prejudice someone in favor of v. lehine çevirmek (birini)
overcome the prejudice v. önyargıyı yıkmak
prejudice someone in favor of v. birine (bir konu hakkında) olumlu fikirler aşılamak
prejudice someone against v. aleyhine çevirmek
execute with extreme prejudice v. yargısız infaz yapmak
prejudice someone's chances v. birinin şansını azaltmak
overcome prejudice v. önyargıyı gidermek
overcome prejudice v. önyargıları gidermek
eradicate prejudice v. önyargıyı gidermek
eliminate prejudice v. önyargıyı gidermek
prejudice against v. birine karşı haksız hüküm vermek
prejudice [obsolete] v. aleyhte peşin hüküm vermek
prejudice [obsolete] v. önceden yargılamak
prejudice [obsolete] v. peşin yargıda bulunmak
prejudice [obsolete] v. peşinen yargılamak
prejudice against v. birine karşı ön yargılı olmak
without prejudice adj. önyargısız
prejudice-free adj. ön yargıdan uzak
prejudice-free adj. ön yargısız
without prejudice adv. halel getirmeksizin
without prejudice adv. ihtirazi kayıt ile
without prejudice adv. etki altında kalmadan
without prejudice to prep. (bir tarafın) haklarını çiğnemeden
without prejudice to prep. zarar vermeden
without prejudice of prep. ...önyargısı olmadan
Phrasals
prejudice (one) against (someone or something) v. (birinin birine/bir şeye) karşı önyargılı olmasına neden olmak
prejudice (one) against (someone or something) v. (birinde birine/bir şeye) karşı önyargı yaratmak/oluşturmak
Phrases
without any prejudice expr. hiçbir önyargı olmaksızın
free of any sort of prejudice expr. her türlü ön yargıdan uzak
without prejudice to any rights implied by statute or common law or under the provisions of this agreement expr. tüzük ya da genel hukuk tarafından kastedilen ya da bu anlaşmanın hükümleri çerçevesindeki herhangi bir hak saklı kalmak koşuluyla
without prejudice to the provisions expr. hükümler saklı kalmak koşuluyla
without prejudice to the exceptions in the law expr. kanundaki istisnalar hariç olmak üzere
without prejudice to the generality of the foregoing expr. yukarıdaki hükümlerin genel niteliğini kısıtlamaksızın
without prejudice to the generality of the foregoing expr. yukarıdaki prensibin genelliğine zarar gelmeksizin
without prejudice to the generality of the foregoing expr. yukarıdaki hükümlerin genel niteliğine halel getirmeksizin
without prejudice to the generality of the foregoing expr. yukarıdaki hükümlerin genel niteliğini sınırlamaksızın
It is harder to crack a prejudice than an atom expr. bir önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur
Colloquial
prejudice is ignorance expr. önyargı cahilliktir
Idioms
kill (someone) with extreme prejudice v. yargısız infaz etmek
kill (someone) with extreme prejudice v. yargısız infaz yapmak
terminate (someone) with extreme prejudice v. (birini) acımasızca/tereddüt etmeden/gözünü kırpmadan öldürmek
terminate (someone) with extreme prejudice v. (birini) merhametsizce öldürmek
prejudice against adj. -e karşı önyargı
Trade/Economic
without prejudice to ...'s warranties expr. garantileri saklı kalmak üzere
Law
dismissal with prejudice n. davanın esastan reddi
dismissal without prejudice n. davanın usulden reddi
without prejudice n. önyargı veya taraf tutma olmaksızın
dismissal with prejudice n. davanın kesin olarak reddi
wp (without prejudice) n. halel getirmeksizin
wp (without prejudice) n. önyargı olmaksızın
wp (without prejudice) n. taraf tutmaksızın
without prejudice to expr. halel getirmeksizin
without prejudice to contract expr. sözleşmeye halel gelmeden
without prejudice to the legitimate interests of the right holder expr. hak sahibinin meşru menfaatlerine halel getirmeksizin
without prejudice to expr. halel getirmeksizin
Politics
local prejudice n. mahalli önyargı
local prejudice n. yerel önyargı
racial prejudice n. ırkçı önyargı
take care not prejudice the financial stability v. mali istikrarı tehlikeye düşürmemeye özen göstermek
without prejudice to the provisions expr. hükümler saklı kalmak koşuluyla