raid - İngilizce Türkçe Cümleler
İngilizce Türkçe
raid baskın n.
  • Two packs of cocaine were seized in a police raid.
  • Polis baskınında iki paket kokain ele geçirildi.
  • But what I find more interesting is the background against which this raid took place.
  • Ancak benim daha ilginç bulduğum şey, bu baskının gerçekleştiği arka plan.
  • It was on the afternoon of that day that the raid was carried out.
  • Baskın o gün öğleden sonra gerçekleştirildi.
Show More (10)
raid basmak v.
  • The main office was raided by the police.
  • Merkez ofis polis tarafından basıldı.
  • The police raided the speakeasy.
  • Polis içkili mekanı bastı.
  • The police raided the speakeasy.
  • Polisler gizlice içki satılan yeri bastı.
Show More (4)
raid saldırı n.
  • Several buildings were destroyed in an air raid.
  • Bir hava saldırısında birkaç bina yıkılmıştır.
  • A further negative point is the clear lack of condemnation of the bombing raids that Iraq still suffers periodically.
  • Bir diğer olumsuz nokta ise Irak'ın hala periyodik olarak maruz kaldığı bombalama saldırılarının açıkça kınanmamasıdır.
  • Sixteen other victims, including 9 children, had already been claimed during a raid on Gaza at the end of July.
  • Temmuz ayı sonunda Gazze'ye düzenlenen saldırıda 9'u çocuk olmak üzere 16 kişi daha hayatını kaybetmişti.
Show More (2)
raid baskın yapmak v.
  • I saw the FBI raid their home for weapons.
  • FBI'ın evlerine silah aramak için baskın yaptığını gördüm.
  • Why did the FBI raid Tom's house?
  • Neden FBI Tom'un evine baskın yaptı?
  • Why did the FBI raid Tom's house?
  • FBI neden Tom'un evine baskın yaptı?
Show More (0)
raid baskın düzenlemek v.
  • A massive raid was mounted against military interventions.
  • Askeri müdahalelere karşı büyük bir baskın düzenlendi.
  • There is great danger that raids by terrorists will gain them access to these weapons.
  • Teröristlerin baskınlar düzenleyerek bu silahlara erişim sağlama tehlikesi büyüktür.
  • The Melbourne police raided the bookstore for violating censorship laws.
  • Melbourne polisi sansür yasalarını ihlal ettiği için kitapçıya baskın düzenledi.
Show More (0)
raid yağmalamak v.
  • Two men raided the jewellers on the main street.
  • İki adam ana caddedeki kuyumcuları yağmalamış.
Show More (-2)
raid talan etmek v.
  • She couldn't stop herself from raiding the fridge.
  • Buzdolabını talan etmekten kendini alamadı.
Show More (-2)
raid yağma n.
  • He was killed in a bank raid in Kabul.
  • Kabil'de bir bankaya yapılan yağma sırasında öldürülmüş.
Show More (-2)
raid saldırmak v.
  • He did nothing while troops raided the town.
  • Askerler kasabaya saldırırken o hiçbir şey yapmadı.
Show More (-2)