önde olmak - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

önde olmak



Bedeutungen von dem Begriff "önde olmak" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 13 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
önde olmak be in the front v.
önde olmak get ahead v.
önde olmak precede v.
önde olmak be in advance v.
önde olmak be dormy v.
önde olmak keep ahead v.
Phrasals
önde olmak be in the forefront
önde olmak be ahead
önde olmak be ahead of
önde olmak thrive on
Idioms
önde olmak to the fore
önde olmak lead the field
Technical
önde olmak advance

Bedeutungen, die der Begriff "önde olmak" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 32 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
bir adım önde olmak be one step ahead v.
çok önde olmak have a big lead v.
-den önde olmak antecede v.
-den önde olmak precede v.
bir adım önde olmak be a step ahead v.
bir adım önde olmak stay one step ahead v.
açısından önde gelen bir ülke olmak be a leading country for v.
bir adım önde olmak be one step ahead of v.
rakiplerine karşı üç puan önde olmak have a three-point lead over his opponents v.
rakiplerine karşı altı puan önde olmak have a six-point lead over his opponents v.
iki önde/iki arkada olmak üzere dört tekerlekli paten roller/quad skate n.
Phrasals
diğerlerinden önde olmak thrive on
Idioms
diğerlerinden bir boy/adım önde/yukarıda olmak be a breed apart v.
hep bir adım önde/önünde olmak stay one jump ahead v.
hep bir adım önde/önünde olmak be one jump ahead v.
önde/başta olmak bear the bell v.
fersah fersah önde olmak stand head and shoulders above
kat kat önde olmak stand head and shoulders above
rakiplerinden önde olmak be streets ahead
rakiplerinden önde olmak be ahead of the game
rakiplerinden iki adım önde olmak keep someone two jumps ahead of one's competitors
(rakiplerinden vb) iki adım önde olmak be two jumps ahead of someone
bir adım önde olmak stay one step ahead of
bir adım önde olmak keep one step ahead of
akranları arasında önde olmak be first among equals
alanında lider/önde olmak lead the field
bir adım önde olmak have the upper hand on someone
bir adım önde olmak get the upper hand on someone
önde/lider olmak lead the field
önde/lider olmak lead the pack
-e karşı bir adım önde/avantajlı olmak hold upper hand against
açık ara önde olmak be well ahead