not to have to - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

not to have to

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen, die der Begriff "not to have to" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 175 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
not to have a meaning v. anlam ifade etmemek
not to have the courage v. gözü yememek
not to have a good word to say for v. hep tenkit etmek
not to have a dog's chance v. hiç şansı olmamak
not to have a deficit or shortage v. açık vermemek
not to have the face to v. yüzü olmamak
not to have the heart to v. kıyamamak
not to have the faintest idea v. en ufak bir fikri olmamak
not to have a clue v. hiçbir fikri olmamak
not to have a moment's peace v. dirlik yüzü görmemek
not to have a moment's peace v. rahata kavuşamamak
not to have a moment of peace v. rahat yüzü görmemek
not to have a stitch on v. çırılçıplak olmak
not to have a care in the world v. hiç derdi olmamak
not to have a need for something v. gerek duymamak
not to have a baby v. çocuğu olmamak
not to have depth v. derinliği olmamak
not have to v. bir esprisi kalmamak
not have to v. esprisi kalmamak
not to have been used for a long time v. örümcek bağlamak
not to have a good word to say for v. -i hiç beğenmemek
not to have a good word to say for v. -i hep tenkit etmek
not to have enough time for v. yeterli zaman ayıramamak
not to have enough time for v. yeterli zamanı ayırmamak
not to have enough time for v. yeterince zaman ayıramamak
not to have the luxury to v. lüksü olmamak
not to have anything to do with something v. uzaktan yakından ilgisi olmamak
not to have the luxury for v. lüksü olmamak
pretend not to have heard v. duymazlıktan gelmek
Phrases
when it does not have to expr. zorunluluğu bulunmamakla birlikte/bulunmadığında
Colloquial
not have anything to do with something v. bir şeyle ilgili olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle bir bağlantısı olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle alakalı olmak
not have anything to do with something v. bir şeyle bir ilgisi olmak
not have anything to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle işi olmamak
not have anything to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle bir ilgisi/bağlantısı olsun istememek
not have anything to do with something v. bir şeye bağlı olmak
not have anything to do with someone or something v. biriyle/bir şeyle bir bağlantısı olmamak
Idioms
not have a leg to stand on v. desteksiz olmak
not have a leg to stand on v. desteği olmamak
not have two pennies to rub together v. elde avuçta bir şey kalmamak
not have two pennies to rub together v. meteliğe kurşun atmak
not have two pennies to rub together v. cebi delik olmak
not have two pennies to rub together v. cep delik cepken delik olmak
not have two pennies to rub together v. çok yoksul olmak
not have two pennies to rub together v. meteliksiz olmak
not have a leg to stand on v. üzerinde duracak ayağı olmamak
not have a leg to stand on v. tutunacak dalı olmamak
not have a penny to one's name v. beş kuruşsuz olmak
not have a penny to one's name v. beş parasız olmak
not have a penny to one's name v. meteliksiz olmak
not to have a sweet tooth v. tatlıyla arası iyi olmamak
not to have a bad bone in one's body v. çok iyi niyetli olmak
not have a minute to call your own v. kafasını kaşıyacak vakti olmamak
not have a minute to call your own v. kafasını kaşıyacak zamanı olmamak
not have a minute to call your own v. çok meşgul olmak
not have a pot to piss in v. bir dikili ağacı olmamak
not have a pot to piss in v. çok fakir olmak
not have the heart to say something v. bir şeyleri söylemeye gönlü/isteği olmamak
not have a leg to stand on v. dayanağı olmamak
not have two pennies to rub together v. çulsuz olmak
not have two nickels to rub together v. çulsuz olmak
not have two pennies to rub together v. beş kuruş parası olmamak
not have two pennies to rub together v. beş parasız olmak
not have two nickels to rub together v. beş parasız olmak
not have two nickels to rub together v. beş kuruş parası olmamak
not have the heart to say v. söylemeye dili varmamak
not have the heart to say something v. söylemeye gönlü elvermemek
not have anything to do with v. hiçbir ilgisi olmamak
not have anything to do with v. alakası olmamak
not have two cents to rub together v. meteliğe kurşun atmak
not have two cents to rub together v. beş parasız olmak
not have room to swing a cat v. avuç içi kadar olmak
not have room to swing a cat v. çok dar olmak (yer)
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. meteliğe kurşun atmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. cebinde üç kuruşu bile olmamak
not have a penny to bless yourself with v. meteliğe kurşun atmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. çulsuz olmak
not have a penny to bless yourself with v. cebinde üç kuruşu bile olmamak
not have a penny to bless yourself with v. meteliksiz olmak
not have a penny to bless yourself with v. çulsuz olmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. çok fakir olmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. meteliksiz olmak
not have a penny to bless yourself with v. çok fakir olmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. parasız/pulsuz olmak
not have a penny to bless yourself with v. parasız/pulsuz olmak
not have two brain cells to rub together v. nato mermer
not have two brain cells to rub together v. kafası tıntın olmak
not have two brain cells to rub together v. zerre kadar aklı olmamak
not have two brain cells to rub together v. nato kafa
not have two brain cells to rub together v. aptal olmak
not have two brain cells to rub together v. taş kafa olmak
not have two brain cells to rub together v. aklın a'sı bile olmamak
not have two brain cells to rub together v. akıldan nasibini almamış olmak
not have two brain cells to rub together v. zerre kadar aklı olmamak
not have two brain cells to rub together v. beyin kırıntısı bile olmamak
not have two brain cells to rub together v. kuş beyinli olmak
not have two brain cells to rub together v. kafası tın tın ötmek
not have two brain cells to rub together v. akıldan yoksun olmak
not have two brain cells to rub together v. kalın kafalı olmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. beş parası olmamak
not have a penny to bless yourself with [old-fashioned] v. beş parası olmamak
not have a penny to bless yourself with [old-fashioned] v. beş parasız olmak
not have a penny to bless (oneself) with [old-fashioned] v. beş parasız olmak
not to have a dog in something v. konuyla ilgili olmamak
not to have a dog in something v. kavgaya bulaşmamak
not to have a dog in something v. olayın dışında kalmak
(not) have something to your name v. (bir şeye) sahip olmamak
(not) have something to your name v. elinde (bir şeyi) olmamak
not have a good word to say for (someone of something) v. (biri/bir şey) hakkında hiç iyi bir söz söylememek
not have a good word to say about (someone of something) v. (birini/bir şeyi) sürekli eleştirmek
not have a good word to say about (someone of something) v. (birinden/bir şeyden) hep kötü bahsetmek
not have the heart to do v. yapmaya gönlü elvermemek
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şeyi yapmaya) yüzü/cesareti olmamak
not have a cent to your name [us] v. beş parasız olmak
not have two (something) to rub together v. (bir şey) kırıntısı bile olmamak
not have a penny to your name [uk] v. beş parasız olmak
not have the heart to do something v. bir şey yapmaya gönlü/isteği olmamak
not have two to rub together v. (bir şey) kırıntısı bile olmamak
not have a good word to say for (someone of something) v. (birini/bir şeyi) sürekli eleştirmek
not have two to rub together v. şu kadarcık bile (bir şeyi) olmamak
not have a minute to call (one's) own v. çok meşgul olmak
not have a good word to say about (someone of something) v. (birini/bir şeyi) hiç beğenmemek
not have a good word to say about (someone of something) v. (biri/bir şey) hakkında söyleyecek iyi bir şeyi olmamak
not have a good word to say for (someone of something) v. (birinden/bir şeyden) hep kötü bahsetmek
not have a good word to say about (someone of something) v. (biri/bir şey) hakkında hiç iyi bir söz söylememek
not have the heart to do something v. bir şey yapmaya gönlü elvermemek
not have a good word to say for (someone of something) v. (biri/bir şey) hakkında söyleyecek iyi bir şeyi olmamak
not have two to rub together v. neredeyse hiç (bir şeyi) olmamak
not have a good word to say for (someone of something) v. (birini/bir şeyi) hep tenkit etmek
not have a minute to call (one's) own v. kafasını kaşıyacak zamanı olmamak
not have two (something) to rub together v. şu kadarcık bile (bir şeyi) olmamak
not have a penny to your name [uk] v. meteliksiz olmak
not have two (something) to rub together v. (bir şeyden) nasibini almamış olmak
not have a good word to say about (someone of something) v. (biri/bir şey) hakkında hiç güzel bir şey söylememek
not have a cent to your name [us] v. meteliksiz olmak
not have the heart to v. '-e kıyamamak
not have a cent to your name [us] v. beş kuruşsuz olmak
not have the heart to v. '-e gönlü elvermemek
not have two (something) to rub together v. hiç (bir şeyi) olmamak
not have the heart to do v. yapmaya gönlü/isteği olmamak
not have a minute to call (one's) own v. kafasını kaşıyacak vakti olmamak
not have two (something) to rub together v. zerre kadar (bir şeyi) olmamak
not have two to rub together v. zerre kadar (bir şeyi) olmamak
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şeyi yapmaktan) utanmak
not have the heart to do something v. bir şey yapmaya kıyamamak
not have two (something) to rub together v. (bir şey) yoksunu olmak
not have two to rub together v. hiç (bir şeyi) olmamak
not have a good word to say about (someone of something) v. (birini/bir şeyi) hep tenkit etmek
not have two to rub together v. (bir şey) yoksunu olmak
not have the heart to do v. yapmaya kıyamamak
not have a penny to your name [uk] v. beş kuruşsuz olmak
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şey yapmaya) yüzü tutmamak
not have two to rub together v. (bir şeyden) nasibini almamış olmak
not have a good word to say for (someone of something) v. (biri/bir şey) hakkında hiç güzel bir şey söylememek
not have a good word to say for (someone of something) v. (birini/bir şeyi) hiç beğenmemek
not have the heart to v. -e gönlü/isteği olmamak
not have the face (to do something) [old-fashioned] v. (bir şeyi yapmaktan) çekinmek
not have two pennies to rub together expr. züğürt
Speaking
I have not a minute to spare expr. kaybedecek hiç vaktim yok
you were wrong not to have gone expr. gitmemekle doğru etmedin
I would not have the conscience to do it expr. bunu yapmaya vicdanım razı olmaz
do not use (it) unless you have to expr. zorunda kalmadıkça kullanmayın
he will not deign to have dinner with us expr. bizle yemek yemeye tenezzül etmez
you're not the one who'd have to do it expr. bunu yapması gereken kişi sen değilsin
Slang
not to have the guts to do something v. maçası yememek
not to have the guts to do something v. götü yememek
not have a pot to pee in [us] v. meteliğe kurşun atmak
not have a pot to pee in [us] v. beş kuruşu olmamak
not have a pot to piss in [us] v. çok fakir olmak
not have a pot to piss in [us] v. meteliğe kurşun atmak
not have a pot to piss in [us] v. elinde avucunda kalmamak
not have a pot to piss in [us] v. beş kuruşu olmamak
not have a pot to pee in [us] v. çok fakir olmak
not have a pot to pee in [us] v. elinde avucunda kalmamak