'-ham - Turkish English Dictionary

'-ham

Meanings of "'-ham" with other terms in English Turkish Dictionary : 81 result(s)

English Turkish
Common Usage
ham n. jambon
General
ham n. kaynak
ham n. acemi oyuncu
ham n. but
ham n. amatör
ham n. domuz budu
ham n. kıç
ham n. gösterişçi
ham n. amatör telsizci
baked ham n. fırında jambon
ham actor n. abartılı oynayan yeteneksiz oyuncu
ham n. tecrübesiz telgraf operatörü
ham [uk] [dialect] n. çayırlık bölge
ham n. jambona benzeyen şey
ham v. abartılı oynamak
ham-handed adj. argın
ham-handed adj. hoyrat
ham-fisted adj. beceriksiz
ham-fisted adj. argın
ham-fisted adj. hoyrat
ham-handed adj. sakar
ham-fisted adj. eli ağır
ham-fisted adj. sakar
ham-handed adj. beceriksiz
ham adj. abartılı
ham-handed adj. elleri aşırı büyük olan
ham N. abartılı oyunculuk
Phrasals
ham up v. yapmacıklaştırmak
ham up v. lüzumsuz hale getirmek
Idioms
ham something up v. abartmak
ham it up v. abartmak
ham it up v. abartılı rol yapmak
ham-handed adj. elinden iş gelmez
ham-fisted adj. elinden iş gelmez
Institutes
turkish ham radio network n. türkiye radyo amatörleri cemiyeti
Technical
ham n. kıvrımlara şekil vermek için kullanılan yastık
Radio
ham n. lisanslı amatör radyo istasyonu operatörü
Textile
tailor’s ham n. göğüs tahtası
Anatomy
ham n. uyluğun arkası
ham n. diz arkası
Food Engineering
ham n. jambon
ham n. kürlenmiş domuz budu
Gastronomy
ham slices n. jambon dilimleri
ham and eggs n. jambonlu omlet
ham and eggs n. jambonlu yumurta
ham steak n. biftek tipi jambon
jellied ham n. jöleli jambon
ham sandwich n. jambonlu sandviç
ham slice n. jambon dilimi
ham potato soup n. jambonlu patatesli çorba
roebuck ham n. karaca jambonu
ham omelette n. jambonlu omlet
ham n. jambon
boiled ham n. jambon
chicken ham n. tavuk jambon
calf ham n. dana jambon
fish ham n. balık jambonu
daisy ham n. domuzun omzundan elde edilen kemikli ve tütsülenmiş et
virginia ham n. ceviz ağacı dumanında tütsülenmiş bir jambon çeşidi
ham hock n. domuzun ayağının hemen üstünden kesilen küçük et parçası
picnic ham n. kemikli domuz kol
parma ham n. bir tür italyan jambonu
serrano ham n. ispanya jambonu
Religious
ham n. nuh'un üç oğlundan biri
Geography
ham lake n. minnesota eyaletinde şehir
east ham n. ingiltere'de bir yerleşim yeri
Theatre
ham n. abartılı rol yapma
ham v. melodram katmak
Slang
ham n. abartarak oynayan oyuncu
go ham v. elinden geleni yapmak
go ham v. balataları sıyırmak
British Slang
ham shank n. mastürbasyon
ham shank n. otuzbir
ham-fisted adj. acemi
ham-fisted adj. sakar
ham-fisted adj. beceriksiz
ham-fisted adj. hantal
ham-fisted adj. sarsak
ham-fisted adj. hödük
Modern Slang
a ham n. dikkat çekmeye çalışan kimse
a ham n. dikkat çekmek için aptal aptal şeyler yapan kimse

Meanings of "'-ham" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

Turkish English
Common Usage
ham petrol crude oil n.
ham doğal kauçuklar raw rubbers n.
ham crude adj.
ham raw adj.
General
ham iken boyama engraining n.
ham elma codling n.
ham meyve suyu verjuice n.
ham katran crude tar n.
ham demir pig n.
ham deri rawhide n.
ham maddeden üretme creating from raw materials n.
ham film unexposed film n.
ham çelik raw steel n.
ham ipek floss n.
ham hum humming and hawing n.
ham demir bloom n.
çin ham ipeği chinese raw silk n.
ham madde raw stuff n.
ham maddeler piyasası commodity market n.
ham petrol petroleum n.
ham petrol crude slate n.
ham iplik grege yarn n.
ham elmas rough diamond n.
ham demir slab n.
ham ipek raw silk n.
ham bilgi raw information n.
ham elyaf crude fiber n.
ham hayal will-o-the-wisp n.
ham deri raw hide n.
ham hayal pipe dream n.
ham post crude hide n.
ham güzellik raw beauty n.
ham kahverengi şeker crude brown sugar n.
ham su demi water (demineralized water) n.
ham beton raw concrete n.
ham kağıt raw paper n.
ham maddeyi işleme hazırlayan kimse tawer n.
ham olma nonage n.
ham madde/malzeme fodder n.
genelde ham deriden yapılan bir yular çeşidi latigo halter n.
ham potas veya siyah tuz üreten kimse blacksalter n.
sudan arınmamış ham şeker melado n.
sudan arınmamış ham şeker melada n.
ham kauçuk hevea [india] n.
ham deriden yapılmış kırbaç bullwhip n.
ham ipek telinin dış kısmındaki çoğunlukla serisinden meydana gelen yapışkan tabaka gum n.
ham deriden yapılan ayakkabı rivlin n.
ham deri veya örgülü deriden yapılmış kaba kamçı cowhide n.
yere düşmüş hastalıklı ham meyve drop n.
döllenmemiş olup yere düşen ham meyve drop n.
ham pamukta safsızlık göstergesi olarak bulunan yaprak parçacıkları pepper n.
ham pamukta safsızlık göstergesi olarak bulunan yaprak parçacıkları pepper trash n.
ham kumaş tüccarı cogman n.
sanatsal faaliyetlerde kullanılan ham madde fodder n.
doğadan yiyecek gibi ham maddeleri toplama gathering n.
ham deriden yapılmış eşya parfleche n.
patlama veya yangın amacıyla ham petrol kullanan saldırgan erkek petroleur n.
patlama veya yangın amacıyla ham petrol kullanan saldırgan kadın petroleuse n.
ham değerli taş preform n.
ham haline yakın kıymetli taş preform n.
ham cevher rom n.
ham şeker elde edilmesi için kamışın sıkıştırılması crush [australia] n.
ham pamuk cotton n.
ham maddeden üretmek create from raw stuff v.
işlemden geçirmek (ham ya da ara malları) treat v.
ham hum etmek hum and haw v.
ham maddeden üretmek create from raw material v.
ham iken boyamak ingrain v.
ham maddeyi yapılacak işleme hazırlamak taw v.
(ham yünü) makinede sallayarak kirden arındırmak dust v.
ham inexperienced adj.
ham vain adj.
ham halinde boyanmış ingrain adj.
ham immature adj.
ham rusty adj.
ham tyro adj.
ham rude adj.
ham (vücut) soft adj.
ham unripe adj.
ham green adj.
ham (elmas) uncut adj.
ham out of training adj.
ham useless adj.
ham unrefined adj.
ham (meyve) green adj.
ham scurrile adj.
ham raw adj.
ham incult adj.
(meyve) ham green adj.
ham rear adj.
ham raploch adj.
ham yeasty adj.
ham unripened adj.
ham belowstairs adj.
ham olmayan wrought adj.
ham hash [dialect] adj.
ham rugose adj.
ham incocted [obsolete] adj.
ham infabricated adj.
ham cutcha [hinglish] adj.
ham dreadful adj.
ham dirty adj.
ham petrole ait veya ilgili petrolic adj.
ham prekindergarten adj.
ham crudy [obsolete] adj.
ham sleaved adj.
(elmas) ham uncut adj.
ham bir şekilde unrefinedly adv.
ham olarak crudely adv.
ham bir şekilde rawly adv.
kalay ham maddeli anlamına gelen bir ön ek stann- pref.
kalay ham maddeli anlamına gelen bir ön ek stanno- pref.
kalay ham maddeli anlamına gelen bir ön ek stanni- pref.
Phrasals
ham yapmak gobble up v.
birini/bir şeyi ham yapmak gobble someone or something up v.
ham yapmak gobble down v.
Phrases
ham run-of-the-mine adj.
ham run-of-mine adj.
Colloquial
ham hum etmek um and aah v.
Idioms
ham hayal will o' the wisp n.
bir konu hakkında ham hum etmek um and aah (about something) v.
ham hum etmek um and ah v.
ham a little green adj.
Trade/Economic
ham madde ve nihai ürün sermayesi circulating capital n.
ham madde raw material n.
ham maddeler ve işletme malzemeleri raw materials and consumables n.
ham maddeler raw materials n.
ana ham maddeler primary commodities n.
ham petrol light sweet crude n.
ham madde stoku raw material inventory n.
işletmelerin üretim sırasında ellerinde bulundurdukları ham madde business inventories n.
ham madde ve malzeme raw material and supplies n.
ilkel ham maddeler unprocessed raw materials n.
malın üretimi için gerekli işçilik ve ham madde maliyeti prime cost n.
ham madde ve malzeme giderleri raw materials and consumables n.
ham petrol fiyatı crude oil price n.
üretim esnasında tüketilen ham madde maliyeti cost of raw materials consumed n.
ham veri raw data n.
ham petrol varil fiyatı price per barrel of crude oil n.
ham petrolün varil fiyatı price per barrel of crude oil n.
ham ve mamul madde raw and finished good n.
brent ham petrol brent crude n.
ham madde commodity n.
ham petrol geliri petromoney n.
ham madde sağlayan ülke/bölge supplier n.
ham raw adj.
ham primary adj.
Law
ham madde raw material n.
Politics
henüz çıkarılmamış yerel ham petrol indigenous crude oil not yet extracted n.
Industry
ham pamuk veya yünü açıp temizlemekte kullanılan bir dizi döner sivri uçlu tekstil makinesi willying machine n.