| 1 | middle | ara | n. |
| - In the middle of all this debate, I think the most important thing has been overlooked.
- Bütün bu tartışmanın arasında ise galiba asıl önemli olan gözden kaçtı.
- He often breaks into the middle of a conversation.
- Sık sık bir konuşmanın ortasında araya giriyor.
Show More (-1) |
| 2 | hiatus | ara | n. |
| - The hiatus in education generated severe issues.
- Eğitime verilen ara, ciddi sorunlara yol açmıştır.
- Everyday rules and norms are on hiatus.
- Gündelik kurallar ve normlar ara veriyor.
Show More (-1) |
| 3 | interlude | ara | n. |
| - There is only one month of interlude between the two rebellions.
- İki ayaklanma arasında sadece bir aylık bir ara var.
Show More (-2) |
| 4 | lull | ara | n. |
| - They waited for a lull in the traffic to cross the road.
- Yolun karşısına geçmek için bir ara trafiğin durmasını beklediler.
Show More (-2) |
| 5 | respite | ara | n. |
| - Even a one-day respite would be great in this busy season.
- Bu yoğun sezonda bir günlük bir ara bile harika olurdu.
Show More (-2) |
| 6 | break | ara | n. |
| - Shall we take a break? You must be tired.
- Biraz ara verelim mi? Yorulmuşsundur herhalde.
- There would then be a break, but just for the summer recess.
- O zaman bir ara verilebilir ama sadece yaz tatili için.
- There would then be a break, but just for the summer recess.
- Daha sonra sadece yaz tatili için bir ara verilecektir.
- This must be done before each ironing session or after a long break.
- Bu, her ütüleme seansından önce veya uzun bir aradan sonra yapılmalıdır.
- Sometimes, you need a break from dating and romance to rediscover yourself.
- Bazen kendinizi yeniden keşfetmek için flört ve romantizme ara vermeniz gerekir.
- Take a little break in the midst of the meal.
- Yemeğin ortasında biraz ara verin.
- Take a break, and come back tomorrow.
- Biraz ara verin ve yarın tekrar gelin.
- Take a break for 10 days, and repeat again if needed.
- 10 gün ara verin ve gerekirse tekrarlayın.
- Take a break and come back tomorrow.
- Biraz ara verin ve yarın tekrar gelin.
- Breaks between meals should not be more than 4-5 hours.
- Öğün araları 4-5 saatten fazla olmamalıdır.
- Taking a break from your smartphone, computer, tablet, and video games can open you up to meeting new people.
- Akıllı telefonunuza, bilgisayarınıza, tabletinize ve video oyunlarınıza ara vermek sizi yeni insanlarla tanışmaya açabilir.
Show More (8) |
| 7 | interval | ara | n. |
| - Can we get some popcorn during the interval?
- Ara olunca biraz patlamış mısır alabilir miyiz?
- There should be an interval of 2-3 hours between every meal.
- Her öğün arasında 2-3 saat ara olmalıdır.
Show More (-1) |
| 8 | intermission | ara | n. |
| - After intermission, the last play will start.
- Aradan sonra son oyun başlayacak.
- It's almost intermission.
- Neredeyse ara verilecek.
Show More (-1) |
| 9 | interim | ara | n. |
| - The interim review is, therefore, key.
- Bu nedenle ara inceleme kilit önem taşımaktadır.
- The interim review of the agricultural policy has to be presented.
- Tarım politikasına ilişkin ara dönem gözden geçirme raporunun sunulması gerekmektedir.
- Another issue of concern to the Commission is the proposed banning of the interim treatment operations.
- Komisyon'u endişelendiren bir diğer konu da ara arıtma faaliyetlerinin yasaklanması önerisidir.
- This study will be available in time for the interim review of the structural fund period in 2003.
- Bu çalışma, 2003 yılında yapısal fon döneminin ara gözden geçirmesi için zamanında hazır olacaktır.
- The interim review of the agricultural policy has to be presented.
- Tarım politikasının ara dönem gözden geçirme raporunun sunulması gerekiyor.
Show More (2) |
| 10 | intermediate | ara | adj. |
| - Another somewhat problematic issue is that of intermediate storage.
- Bir başka biraz sorunlu konu da ara depolama konusudur.
- Produced by the Pascal-P compiler, p-code is an intermediate language that supports procedural programming.
- Pascal-P derleyicisi tarafından üretilen p-code, prosedürel programlamayı destekleyen bir ara dildir.
- The intermediate court judge was not the only judge who succumbed to pressure from the PLAC.
- Ara mahkeme yargıcı, PLAC'ın baskısına boyun eğen tek yargıç değildi.
- The server might not be sending the appropriate intermediate certificates.
- Sunucu uygun ara sertifikaları göndermiyor olabilir.
- The Windows Driver Model (WDM) exists in the intermediate layer.
- Windows Sürücü Modeli (WDM) ara katmanda bulunur.
- Please bring your intermediate examination certificate with you to the first day of class.
- Lütfen dersin ilk günü ara sınav sertifikanızı yanınızda getirin.
Show More (3) |
| 11 | terms | ara | n. |
| - We were then on good terms with Egypt.
- O zamanlar Mısır'la aramız iyiydi.
Show More (-2) |
| 12 | mean | ara | n. |
| - I mean, who are we gonna call?
- Yani, kimi arayacağız?
Show More (-2) |
| 13 | call | ara | expr. |
| - Choose something nice for me and call me before you come.
- Benim için güzel bir şey seç ve gelmeden önce de beni ara.
- You ever want to do this again, call me.
- Bunu bir daha yapmak istersen, beni ara.
- If you ever want to lose another election just give me a call.
- Bir seçim daha kaybetmek istersen beni ara yeter.
- Choose something nice for me and call me before you come.
- Bana güzel bir şey seç ve gelmeden önce beni ara.
- Choose something nice for me and call me before you come.
- Benim için güzel bir şey seç, gelmeden önce de beni ara.
- Call and tell Tom we're running late.
- Tom'u ara ve geç kalacağımızı söyle.
- Call me if anything interesting happens.
- İlginç bir şey olursa beni ara.
- Call me later in the week.
- Hafta içinde beni ara.
- If there's anything we can do, just call.
- Yapabileceğimiz bir şey varsa, sadece ara.
- Call me on Monday.
- Pazartesi beni ara.
- Just call them.
- Ara işte onları.
- Call Mary this evening.
- Bu akşam Mary'yi ara.
- Call Tom and tell him you're here.
- Tom'u ara ve burada olduğunu söyle.
- Call me this afternoon.
- Bu öğleden sonra beni ara.
- If something happens, call me.
- Eğer bir şey olursa, beni ara.
- If something goes wrong, call Tom.
- Bir şeyler ters giderse Tom'u ara.
- If something goes wrong, call me.
- Bir şey ters giderse beni ara.
- Call me when you arrive at home.
- Eve vardığında beni ara.
- Call me up whenever you need my help.
- Her ne zaman yardımıma ihtiyacın olursa beni ara.
- Call me after you talk to them.
- Onlarla konuştuktan sonra beni ara.
- Call if there's trouble.
- Sorun olursa ara.
- Call her this evening.
- Bu akşam onu ara.
- Call Tom and tell him you're here.
- Tom'u ara ve ona burada olduğunu söyle.
- If that happens, give me a call.
- Böyle bir şey olursa, beni ara.
- Call the coast guard.
- Sahil güvenliği ara.
- Call him immediately.
- Derhal onu ara.
- Please call me back in an hour.
- Lütfen bir saat içinde beni geri ara.
- Call her up at three.
- Onu saat üçte ara.
- Give me a call, will you?
- Beni ara, olur mu?
- Call me when you get there, so I know you're safe.
- Oraya vardığında beni ara ki güvende olduğunu bileyim.
- Call me if there's any change.
- Herhangi bir değişiklik olursa beni ara.
- When Tom gets here, give me a call.
- Tom buraya geldiğinde beni ara.
- Call me if you need me.
- Bana ihtiyacın olursa ara.
- Call me one of these days.
- Bugünlerde beni ara.
- Give them a call.
- Onları ara.
- Call us this evening.
- Bu akşam bizi ara.
- Call me when you are ready to go.
- Gitmeye hazır olduğunda beni ara.
- Call me if you need my assistance.
- Yardımıma ihtiyacın olursa, beni ara.
- Tom, call security right now!
- Tom hemen güvenliği ara!
- Call me at eight.
- Beni sekizde ara.
- Call me later in the week.
- Daha sonra hafta içinde beni ara.
- If anything goes wrong, give me a call.
- Ters giden bir şey olursa beni ara.
- Call me after you talk to Tom.
- Tom'la konuştuktan sonra beni ara.
- Call me after you talk to him.
- Onunla konuştuktan sonra beni ara.
- Call me if anything happens.
- Bir şey olursa beni ara.
- Call me if you have difficulties.
- Sorun yaşarsan beni ara.
- Call me when you get home.
- Eve gittiğinde beni ara.
- Call them now.
- Onları şimdi ara.
- Call Tom and ask him to come back.
- Tom'u ara ve onun geri gelmesini iste.
- If Tom gives you any trouble, just call me.
- Eğer Tom sana sorun çıkarırsa beni ara.
- Call me if you find it.
- Bulursan beni ara.
- Please call him.
- Lütfen onu ara.
- Call her immediately.
- Hemen onu ara.
Show More (55) |
| 14 | look for | ara | expr. |
| - Go look for it.
- Git ara onu.
- Look for the solution he has sent you.
- Sana gönderdiği çözümü ara.
- Look for an enemy of your enemy, and you will find a friend.
- Düşmanının düşmanını ara, dostunu bulacaksın.
Show More (0) |
| 15 | recess | ara | n. |
| - We have an hour's recess for lunch from twelve to one.
- Öğle yemeği için on ikiden bire kadar bir saat aramız var.
Show More (-2) |
| 16 | dial | ara | expr. |
| - Dial 110 at once.
- Hemen 110'u ara.
Show More (-2) |
| 17 | search | ara | expr. |
| - Search everyone who comes into this room.
- Bu odaya gelen herkesi ara.
Show More (-2) |
| 18 | gap | ara | n. |
| - I plan to take a gap year before going to university.
- Üniversiteye gitmeden önce bir yıl ara vermeyi planlıyorum.
Show More (-2) |