| - I would LOVE to hear about yours!
- Seninkini duymayı çok isterim!
- I want to see yours as well!
- Ben de seninkini görmek istiyorum!
- Her eyes were the same color as yours.
- Gözleri seninkiyle aynı renkteydi.
- Her life is very different than yours.
- Onun hayatı seninkinden çok farklı.
- Not important, I do not need yours, but I will not give mine either!
- Önemli değil, seninkine ihtiyacım yok ama benimkini de vermeyeceğim!
- A flash drive like yours, but hers is taken from Abdul Abbas' computer.
- Seninki gibi bir flash bellek, ama onunki Abdul Abbas'ın bilgisayarından alınmış.
- Bobby, I'll trade yours for two of the other things.
- Bobby, seninkini diğer ikisiyle takas ederim.
- If only my family was as nice and cozy as yours.
- Keşke benim ailem de seninki kadar sevimli ve rahat olsaydı.
- If only my family was as nice and cozy as yours.
- Keşke benim ailem de seninki kadar iyi ve rahat olsaydı.
- Bobby, I'll trade yours for two of the other things.
- Bobby, seninkini diğer iki şeyle takas edeceğim.
- My bike is nothing like yours.
- Motosikletim seninki gibi bir şey değil.
- Yours is worse.
- Seninki daha kötü.
- I want a jacket shaped like yours.
- Seninki gibi bir ceket istiyorum.
- Compared to yours, my car is small.
- Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.
- Look, my dog is not as dirty as yours.
- Bak, benim köpeğim seninki kadar kirli değil.
- I wish I had a wife as good-looking as yours.
- Keşke benim de seninki kadar güzel bir karım olsa.
- Did you bring yours?
- Seninkini getirdin mi?
- My feet are small compared to yours.
- Benim ayaklarım seninkiyle karşılaştırılınca küçük.
- My bike is not anything like yours.
- Benim bisikletim seninki gibi değil.
- I wish my family was happy like yours.
- Keşke benim ailem de seninki gibi mutlu olsaydı.
- This is yours, isn't it?
- Bu seninki, değil mi?
- If you scratch my back, I'll scratch yours.
- Sen benim sırtımı kaşırsan, ben de seninkini kaşırım.
- My name is Mary, what's yours?
- Benim adım Mary, seninki ne?
- Yours is over there.
- Seninki orada.
- Look, my house is not as dirty as yours.
- Bak, benim evim seninki kadar kirli değil.
- Francis, is this yours?
- Francis, bu seninki mi?
- You didn't tell me this was yours.
- Bana bunun seninki olduğunu söylememiştin.
- I can't afford such a good camera as yours.
- Seninki kadar iyi bir fotoğraf makinesi alamam.
- I wish I had a guitar as good as yours.
- Seninki gibi güzel bir gitarım olmasını isterdim.
- I wish my imagination was as good as yours.
- Keşke benim hayal gücüm de seninki kadar iyi olsaydı.
- I'll show you mine if you show me yours.
- Sen bana seninkini gösterirsen ben de sana benimkini gösteririm.
- My room is twice as large as yours.
- Odam seninkinin iki katı kadar büyük.
- This computer is yours, isn't it?
- Bu bilgisayar seninki, değil mi?
- All the essays, other than yours, were good.
- Seninki hariç tüm denemeler iyiydi.
- I'd like a car like yours.
- Seninki gibi bir arabam olsun isterdim.
- Kaoru, yours is the best reaction so far - you win the grand prize.
- Kaoru, seninki şimdiye kadarki en iyi tepki; büyük ödülü kazandın.
- I wish I had a job as good as yours.
- Keşke benim de seninki kadar iyi bir işim olsa.
- The church is between my house and yours.
- Kilise benim evimle seninki arasındadır.
- My opinion is the same as yours.
- Benim fikrim de seninkiyle aynı.
- My room is three times as large as yours.
- Odam seninkinin üç katı.
- All the essays, other than yours, were good.
- Seninki dışındaki tüm denemeler iyiydi.
- I wish I had a guitar as good as yours.
- Keşke benim de seninki kadar iyi bir gitarım olsa.
- You scratch my back and I'll scratch yours.
- Sen benim sırtımı kaşı, ben de seninkini kaşıyayım.
- My pen isn't as good as yours.
- Benim kalemim seninki kadar iyi değil.
- Which book is yours?
- Hangi kitap seninki?
- My car can beat yours.
- Benim arabam seninkini yenebilir.
- That's not yours.
- Bu seninki değil.
- There will be no more economic cooperation between my country and yours.
- Benim ülkem ve seninki arasında artık ekonomik işbirliği olmayacaktır.
- My car can beat yours!
- Benim arabam seninkini yenebilir!
- I parked my car next to yours.
- Ben arabamı seninkinin yanına park ettim.
- This is mine, and this is yours.
- Bu benimki ve bu seninki.
- This is the same camera as yours.
- Bu seninkiyle aynı kamera.
- I noticed that one of the names on the list was yours.
- Listedeki isimlerden birinin seninki olduğunu fark ettim.
- This is mine, and that's yours.
- Bu benimki ve bu seninki.
- You brought yours, didn't you?
- Seninkini getirdin, değil mi?
- I noticed one of the names on the list was yours.
- Listedeki isimlerden birinin seninki olduğunu fark ettim.
- Yours is larger than mine.
- Seninki benimkinden daha büyük.
- This must be yours.
- Bu seninki olmalı.
- She crossed my name off the list but not yours.
- Benim adımı listeden sildi ama seninkini silmedi.
- I'd like a car like yours.
- Seninki gibi bir araba istiyorum.
- My legs aren't as long as yours.
- Benim bacaklarım seninki kadar uzun değil.
- This dictionary is as useful as yours.
- Bu sözlük seninki kadar yararlı.
- I have a T-shirt just like yours.
- Benim de seninki gibi bir tişörtüm var.
- I've never had problems like yours.
- Benim hiç seninki gibi sorunlarım olmadı.
- My resume isn't as impressive as yours.
- Özgeçmişim seninki kadar etkileyici değil.
- Whose house is across from yours?
- Seninkinin karşısındaki ev kimin?
- Kaoru, yours is the best reaction so far - you win the grand prize.
- Kaoru, seninki şimdiye kadarki en iyi tepki - büyük ödülü kazandın.
- He wants a watch like yours.
- Seninki gibi bir saat istiyor.
- This book is mine, but the one on the table is yours.
- Bu kitap benimki fakat masanın üzerindeki seninki.
- What's wrong with yours?
- Seninkinin nesi var?
- I bought a pen like yours yesterday.
- Dün seninki gibi bir dolma kalem aldım.
- My work is not as easy as yours.
- Benim işim seninki kadar kolay değil.
- Do you think yours is better?
- Sence seninki daha mı iyi?
- I bought a pen like yours yesterday.
- Dün seninki gibi bir kalem aldım.
- Tom wants a watch like yours.
- Tom seninki gibi bir saat istiyor.
- Can I borrow yours?
- Seninkini ödünç alabilir miyim?
- My watch didn't cost as much as yours.
- Benim saatim seninki kadar pahalı değildi.
- This dictionary is as useful as yours.
- Bu sözlük seninki kadar işe yarar.
- I bought the same shirt as yours.
- Seninkiyle aynı gömleği aldım.
- My jacket is not the same as yours.
- Benim ceketim seninki ile aynı değil.
- Here, this one's yours.
- İşte, bu seninki.
- Yours is over there.
- Seninki şurada.
- I wish I had a wife as good-looking as yours.
- Keşke seninki kadar güzel bir karım olsa.
- Which one of those is yours?
- Onlardan hangisi seninki?
- I want a motorcycle like yours.
- Seninki gibi bir motosiklet istiyorum.
- Show me yours!
- Bana seninkini göster!
- Yours is a very strange story.
- Seninki çok garip bir hikaye.
- Whose house is opposite to yours?
- Seninkinin karşısında kimin evi var?
- Which of these dogs is yours?
- Bu köpeklerden hangisi seninki?
- I wish I had a car as good as yours.
- Keşke benim de seninki kadar iyi bir arabam olsa.
- Tom has a T-shirt just like yours.
- Tom'un tıpkı seninki gibi bir tişörtü var.
- Which one's yours?
- Hangisi seninki?
- Compared to our house, yours is a palace.
- Bizim evle karşılaştırıldığında, seninki bir saray.
- I wish I had a guitar as good as yours.
- Keşke seninki kadar iyi bir gitarım olsaydı.
- Have you gotten yours?
- Seninkini aldın mı?
- Mine is not as good as yours.
- Benimki, seninki kadar iyi değil.
- Which guitar is yours?
- Hangi gitar seninki?
- These must be yours.
- Bunlar seninki olmalı.
- I've never had problems like yours.
- Seninki gibi sorunlarım hiç olmadı.
Show More (96) |