... kadar ... olmak - Turco Inglés Diccionario

... kadar ... olmak

Significados de "... kadar ... olmak" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
... kadar ... olmak rival v.

Significados de "... kadar ... olmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
ağzına kadar dolu olmak brim with v.
arada dağlar kadar fark olmak be far apart v.
ağzına kadar dolu olmak brim v.
gırtlağına kadar borçlu olmak be up to one's ears in debt v.
gırtlağına kadar borçlu olmak be up to one's eyes in debt v.
kadar iyi olmak measure up to v.
göz açıp kapayıncaya kadar olmak happen in the blinking of an eye v.
göz açıp kapayıncaya kadar olmak happen in a blink v.
aralarında dağlar kadar fark olmak be poles apart v.
ulaşılmayacak kadar uzakta olmak get out of reach v.
yerden göğe kadar haklı olmak be absolutely right v.
geri dönemeyecek kadar yol almış olmak be too far gone to go back now v.
araba kullanamayacak/süremeyecek kadar sarhoş olmak be too drunk to drive v.
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak be as different as night and day v.
kapıdan geçemeyecek kadar iri olmak not fit through the door v.
dört işlem yapabilecek kadar matematik bilgisine sahip olmak numerate v.
bir dereceye kadar etkili olmak carry weight v.
uzun süre hız yapmaktan ne kadar hızlandığını fark edemez olmak velocitize v.
uzun süre hız yapmaktan ne kadar hızlandığını fark edemez olmak velocitise v.
ağzına kadar dolu olmak be stuffed v.
... kadar zamanı olmak have v.
ağzına kadar dolu olmak burst v.
taşacak kadar dolu olmak overfill v.
iç bayacak kadar doyurucu olmak cloy v.
sağır edecek kadar gürültülü olmak deafen v.
taşacak kadar dolu olmak spill v.
rakip olacak kadar iyi olmak rival v.
Phrasals
yeteri kadar olmak go around (us) v.
yeteri kadar olmak go round (uk) v.
sonuna kadar destek olmak see through v.
beklenildiği kadar başarılı olmak succeed as (something) v.
(bir ürününü veya hizmetin) fiyatı … kadar olmak charge (something) for (something) v.
(birinin) umduğu kadar iyi olmak live up to (someone's) expectations v.
(birinin) beklediği kadar iyi olmak live up to (someone's) expectations v.
(belli bir zamana) kadar göz kulak olmak keep until (some point in time) v.
(biri/bir şey) kadar iyi olmak stack up to someone or something v.
(biri/bir şey) kadar saygıdeğer/değerli olmak stack up to someone or something v.
(bir şey) kadar olmak add up to (something) v.
kadar iyi olmak measure up (to) v.
(beklenen/umulan/tahmin edilen) kadar olmak live up to (something) v.
(biri/bir şey) kadar iyi olmak match up to (someone or something) v.
(biri/bir şey) kadar iyi olmak measure up (to someone or something) v.
(biri/bir şey) iyileşene/düzlüğe çıkana kadar yanında olmak nurse (someone or something) through (something) v.
iyileşene/düzlüğe çıkana kadar yanında olmak nurse through v.
kadar iyi olmak stack up to v.
kadar saygıdeğer/değerli olmak stack up to v.
Proverb
bazen sabırlı olup beklemek de ön saflarda olmak kadar önemlidir they also serve who (only) stand and wait
saygın bir isme sahip olmak maddi miras kadar önemlidir a good name is a second inheritance
Colloquial
ünlü olmak için ne kadar aşağılayıcı veya küçük düşürücü olduğuna bakılmaksızın, bir şeyi yapmaya istekli olan kişi fame whore n.
kadar iyi olmak touch v.
arada dağlar kadar fark olmak they're chalk and cheese v.
inanamayacağın kadar (sıcak, hızlı) olmak be as (something) as all get-out v.
bir şeyden istendiği kadar olmak be well off for something v.
bir şeyden gerektiği kadar olmak be well off for something v.
(bir sürecin belli bir noktasına kadar) gelmiş/ulaşmış olmak be into v.
'-e kadar ulaşmış/gelmiş olmak be into v.
(birinin) baş edemeyeceği kadar çok olmak be too many for (someone) v.
zerre kadar umurunda olmak care a whit v.
zerre kadar umurunda olmak care a button v.
zerre kadar umurunda olmak care a jackstraw v.
(kavgada, tartışmada) rakibi kadar başarılı olmak hold own v.
Idioms
birinin alt edemeyeceği kadar çok sayıda veya daha güçlü olmak be (one) too many for someone n.
aç kalmayacak kadar parası olmak keep the wolf from the door v.
iliğine kadar ıslanmış olmak look like a drowned rat v.
dağlar kadar fark olmak be as different as chalk and cheese v.
gırtlağına kadar işe gömülmüş olmak be up to the elbows v.
söylendiği kadar kötü biri olmak be as black as one is painted v.
düşünüldüğü kadar kötü biri olmak be as black as one is painted v.
sakinleşemeyecek kadar sinirli olmak be like a cat on a hot tin roof v.
işe yaramayacak kadar yaşlı olmak be over the hill v.
gırtlağına kadar batakta olmak be in deep water v.
işitilemeyecek kadar uzakta olmak be out of earshot of v.
hiç şanssızlık yaşamayacak kadar şanslı olmak lead a charmed life v.
dünya kadar parası olmak have money to burn v.
rahatsız edecek kadar yakın olmak be too close for comfort v.
duyamayacak kadar uzakta olmak be out of earshot v.
duyamayacak kadar uzak olmak be out of earshot v.
bir yere kadar yeterli/yararlı olmak go a long way v.
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak be up to your chin in something v.
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak be up to one's eyeballs in something v.
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak be up to your eyes in something v.
(bir şeye) gırtlağına kadar batmış olmak be up to one' ears in something v.
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak be like chalk and cheese v.
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak be as different as chalk and cheese v.
yeteri kadar/çok zamanı olmak have too much time on one's hands v.
istemediği kadar çok zamanı olmak have all the time in the world v.
(miktar para kadar) borçlu olmak be in the hole v.
bir şeye boğazına kadar batmış olmak stand knee-deep in something v.
bir şeye boğazına kadar batmış olmak be knee-deep in something v.
dünya kadar paraya mal olmak cost the earth v.
dünya kadar paraya mal olmak cost (somebody) a pretty penny v.
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak be as thin as a rake (brit/aus) v.
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak be as thin as a rail (us) v.
ölüyü diriltecek kadar yüksek sesli olmak wake the dead v.
(bir şey için) yeteri kadar iyi olmak make the cut v.
ekonomik sıkıntı çekmeden yaşayabilecek kadar parası olmak be comfortably off v.
dünya kadar vakti olmak have all the time in the world v.
birbirlerinden gece ile gündüz kadar farklı olmak be like oil and water v.
ağzına kadar dolu olmak be packed to the rim v.
avuç içi kadar olmak not have room to swing a cat v.
aptallık yapacak kadar sarhoş olmak have drunk wine of ape v.
çocuk oyuncağı kadar kolay olmak be (as) easy as one-two-three v.
söylendiği/anlatıldığı/düşünüldüğü/adının çıktığı kadar kötü olmak (olmamak) be (not) as black as (someone or something) is painted v.
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v.
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak need (something) like a fish needs a bicycle v.
asil ya da övgüye değer olmak (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) be big of (one) v.
(bir şeye) balığın bisiklete ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacı olmak need (something) (about) as much a fish needs a bicycle v.
ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak not know (one is) born v.
hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak not know you are born v.
ne kadar şanslı olduğundan bihaber olmak not know you are born v.
hayat şartlarının geçmişe ya da başkalarının yaşamına nazaran ne kadar iyileştiğinden bihaber olmak not know (one is) born v.
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak be up to chin in (something) v.
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak be up to one's chin in (something) v.
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak be up to ears in (something) v.
boğazına/gırtlağına kadar batmış/gömülmüş durumda olmak be up to one's ears in (something) v.
dünya/dünyalar kadar farklı olmak be a world away (from something) v.
sonuna kadar/ardına kadar açık olmak be wide open v.
dünyalar kadar farklı olmak be worlds away v.
boğazına/gırtlağına kadar işlere gömülmüş/batmış durumda olmak be up to your ears in something v.
anlatılamayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar belief v.
inanılmayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar description v.
tarif edilemeyecek kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar description v.
tarif edilemeyecek kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar belief v.
inanılmayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar belief v.
anlatılamayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar description v.
zorluklarla başa çıkabilecek kadar esnek ve dayanıklı olmak bend in the wind v.
aşikar çözümü seçecek kadar sağduyu sahibi olmak know enough to come in out of the rain v.
yapması gerekeni seçecek kadar aklı olmak know enough to come in out of the rain v.
çok basit bir işi bile yapamayacak kadar beceriksiz/güçsüz olmak can't punch one's way out of a paper bag v.
dünya kadar paraya mal olmak cost the earth v.
dünya kadar paraya mal olmak pay the earth v.
dünya kadar paraya mal olmak charge the earth v.
dünya kadar paraya mal olmak pay the earth v.
-ecek kadar saygılı olmak have the courtesy to do something v.
ölse daha iyi olacak kadar kötü durumda olmak be better off dead v.
önünü göremeyecek kadar sarhoş olmak have the sun in (one's) eyes v.
gözünün önünü görmeyecek kadar sarhoş olmak have the sun in (one's) eyes v.
(biri hakkında) söyledikleri sapına kadar doğru olmak get (one) bang to rights v.
(biri) tırnağına kadar (asker, savaşçı) olmak be a (something) to (one's) fingertips v.
(biri) sapına kadar (asker, savaşçı) olmak be a (something) to (one's) fingertips v.
(bir şeyden) dağlar kadar farklı olmak be far/further/furthest removed from (something) v.
(bir şeyle) aralarında dağlar kadar fark olmak be far/further/furthest removed from (something) v.
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak have the (good) grace to do something v.
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak have the courtesy to (do something) v.
(bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak have the (good) grace to (do something) v.
dünya kadar parası olmak have more money than god v.
(bir şey) boğazına kadar olmak have (something) up the yin-yang v.
(bir şeyden) dünya/dünyalar kadar farklı olmak be worlds world away (from something) v.
dünya kadar farklı olmak be a world away v.
(bir şeyden) dünya/dünyalar kadar farklı olmak be a world away (from something) v.