B - Turco Inglés Diccionario

B

Significados de "B" en diccionario turco inglés : 6 resultado(s)

Inglés Turco
General
b n. ingiliz alfabesinin ikinci harfi
Technical
b n. borun simgesi
Physics
b abrev. on desibel
Biology
b n. b kan grubu
Music
b n. si notası
b n. si

Significados de "B" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
b-girl n. konsomatris
General
vitamin b complex n. b vitamin kompleksi
team b n. b takımı
bar-b-que n. barbekü
plan b n. b planı
plan b n. yedek plan
b-double n. uzun tır
b sharp n. si diyez
class b fires n. b sınıfı yangınlar
A intersection B n. A kesişim B
a is to b as c is to d n. c ile d'nin ilişkisi, a ile b'nin ilişkisi gibi
a is to b as c is to d n. analojik ilişki kuran kalıp
type b n. cana yakın, hoşgörülü ve sakin kişilik tipi
b-complex vitamin n. b vitamini kompleksi
susan b. anthony day n. susan b. anthony günü
go into plan b v. b planına geçmek
type b adj. cana yakın, hoşgörülü ve sakin kişilik tipine ait
type b adj. cana yakın, hoşgörülü ve sakin kişilik tipiyle ilgili
Phrases
a little from column a, a little from column b expr. hem ondan hem de şundan
a little from column a, a little from column b expr. hem birinden hem ötekinden
a is one thing, b is (quite) another expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
a is one thing, b is (quite) another expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
battle ends and down goes charles' father (b, e, a, d, g, c and f) expr. (b, e, a, d, g, c ve f) hatırlatması için kullanılan uydurma bir hatırlatma cümlesi
Colloquial
b-word n. bitch kelimesinin sansürlü kullanımı
b-day n. doğum günü
b-ball n. basketbol
b-boy n. erkek rap müzik hayranı
b-boying n. break dans
b. and b (breast and buttock) n. göt baş
b. and b (breast and buttock) n. meme göt
be a toss-up (between a and b) v. iki seçeneğin de yarı yarıya şansı olmak
be a toss-up (between a and b) v. iki seçenek arasında gidip gelmek
be a toss-up (between a and b) v. ya o ya da bu olmak
be a toss-up (between a and b) v. iki seçenek de eşit durumda olmak
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
a is one thing, b is (quite) another expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (o) farklı şey (bu) farklı şey
a is one thing, b is (quite) another expr. (o) farklı şey (bu) farklı şey
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
a is one thing, b is (quite) another expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
he/she would just as soon do a (as b) expr. biri için fark etmez
he/she would just as soon do a (as b) expr. biri bir şey yapmayı da diğeriyle derecede ister
he/she would just as soon do a (as b) expr. bir şey de olur diğeri de
he/she would just as soon do a (as b) expr. biri bir şey de yapabilir başka bir şey de
Idioms
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) dünya kadar fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) büyük bir fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) bir hayli fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) büyük bir fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) dünya kadar fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) epeyce bir fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) büyük fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) epeyce bir fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) dünya kadar fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) büyük fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) aşırı fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) dağlar kadar fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) bir hayli fark
the world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) dağlar kadar fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) aşırı fark
a world of difference (between a and b) n. (a ve b arasında) dünya kadar fark
bad blood (between a and b) [old-fashioned] n. (birileri arasında) dargınlık
bad blood (between a and b) [old-fashioned] n. (birileri arasında) kin
bad blood (between a and b) [old-fashioned] n. (birileri arasında) kızgınlık
bad blood (between a and b) [old-fashioned] n. (birileri arasında) düşmanlık
bad blood (between a and b) [old-fashioned] n. (birileri arasında) husumet
bad blood (between a and b) [old-fashioned] n. (birileri arasında) öfke
be torn (between a and b) v. ikilemde kalmak
be torn (between a and b) v. iki arada kalmak
be torn (between a and b) v. iki arada bir derede kalmak
get from a to b v. bir yerden diğerine seyahat etmek
go from a to b v. bir yerden diğerine seyahat etmek
not know b from a battledore v. çok aptal olmak
not know b from a battledore v. çok salak olmak
not know b from a battledore v. hiç kafası çalışmamak
not know b from a battledore v. cahil
not know b from a battledore v. hiç bir şeyden anlamamak
bridge the gap (between a and b) v. (a ile b arasındaki) geçişi sağlamak/kolaylaştırmak
bridge the gulf (between a and b) v. (a ile b arasında) bir köprü oluşturmak
bridge the gap (between a and b) v. (a ile b arasında) bir köprü oluşturmak
bridge the gap (between a and b) v. (a ile b arasında) bir geçiş sağlamak
bridge the gap (between a and b) v. (a ile b arasında) köprü görevi görmek
bridge the gulf (between a and b) v. (a ile b arasında) iletişim/bağlantı kurmak
bridge the gap (between a and b) v. (a ile b arasında) iletişim/bağlantı kurmak
bridge the gulf (between a and b) v. (a ile b arasında) köprü görevi görmek
bridge the gulf (between a and b) v. (a ile b arasında) bir geçiş sağlamak
bridge the gulf (between a and b) v. (a ile b arasındaki) geçişi sağlamak/kolaylaştırmak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasına bariyer koymak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasını bozmak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasını açmak
drive a wedge between a and b v. (iki kişinin) arasına set koymak/çekmek
easy as a, b, c adj. pek beceri/çaba gerektirmeyen
easy as a, b, c adj. çantada keklik
easy as a, b, c adj. tereyağından kıl çeker gibi
easy as a, b, c adj. çok basit
easy as a, b, c adj. işten bile değil
as easy as a, b, c expr. çok kolay
as easy as a, b, c expr. çocuk oyuncağı
a for b expr. -e göre
a little from column a, a little from column b expr. biraz şundan biraz bundan
a for b expr. -e kıyasla
a little from column a, a little from column b expr. biraz ondan biraz bundan
when a sneezes, b catches a cold expr. biri aksırdığında öteki öksürmeye başlar
when a sneezes, b catches a cold expr. birinin başına gelen şeyin başkasını daha da kötü etkilemesi
when a sneezes, b catches a cold expr. bir yerde yaşanan kötü bir durumun başka bir yerde daha büyük sorunlara yol açması
when a sneezes, b catches a cold expr. biri hapşırdığında öteki nezle olur
when a sneezes, b catches a cold expr. burada rüzgar estiğinde orada fırtına çıkar
scratch a and you’ll find b expr. her a'nın içinde bir b saklıdır
scratch a and you’ll find b expr. her a'nın içinde bir b yatar
scratch a and you’ll find b expr. a'ya biraz yakından bakarsan içinde yatan b'yi göreceksin/görürsün
from a to b expr. bir yerden diğerine
from a to b expr. a'dan b'ye
scratch a and you'll find b expr. (bir şeyi) yakından incelersen büyük ihtimalle altından (başka bir şey) çıkar
scratch a and you'll find b expr. (bir şeyi) eşelersen altından büyük ihtimalle (başka bir şey) çıkar
scratch a and you'll find b expr. (bir şeyi) eşelersen altlarda (başka bir şeyler) bulursun
Trade/Economic
type b people n. b tipi insan
reduced tranche b advance n. azaltılmış b dilimi avansı
tranche b loan n. b dilimi kredi
original tranche b advance n. orijinal b dilimi avansı
type b mutual funds n. b tipi yatırım fonu
available original tranche b commitment n. kullanılabilir orijinal b dilimi taahhüdü
type b funds n. b tipi fonlar
an advance under the original tranche b n. orijinal b dilimi kapsamındaki bir avans
type b evaluation n. tip b hesaplaması
b-paper n. düşük gelirlilere yüksek faizli kredi
b-paper n. kredi geçmişi olumsuz olan kişilere sağlanan yüksek vadeli krediler
b notes n. b tipi adi senetler
susan b anthony dollar n. bir dolar değerindeki abd doları
Law
class b drug n. b sınıfı uyuşturucu
class b drug n. (amfetamin dahil) ikincil en tehlikeli madde
Politics
refugee b status n. mülteciler için b statüsü
b’laan n. filipinler’de yaşayan etnik bir grup
b’laan n. blaan
Insurance
type a-type b funds n. a tipi-b tipi fonlar
Tourism
b and b n. oda kahvaltı
b&b n. oda kahvaltı
b&b n. pansiyon
b and b n. pansiyon
b & b (bed and breakfast) n. oda kahvaltılı konaklama tesisi
Technical
class b oscilloscope n. b sınıfı osiloskop
b register n. b yazmacı
b nar display n. b nar göstergesi
b amplifier n. b kuvvetlendiricisi
b address n. b adresi
class b modulator n. b sınıfı modülatör
b display n. b ekranı
b eliminator n. b eliminatörü
class b amplifier n. b sınıfı amplifikatör
b battery n. b bataryası