| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | be called v. | adı verilmek | ||
|
The girl was called Elizabeth after her grandmother. Kıza büyükannesinden sonra Elizabeth adı verildi. More Sentences |
||||
| General | be called v. | denmek | ||
|
One hundred years is called a century. Yüz yıla bir asır denir. More Sentences |
||||
| General | be called v. | çağırılmak | ||
|
For many are called, but few are chosen. Çok kişi çağırılır ama az kişi seçilir. More Sentences |
||||
| General | be called v. | çağrılmak | ||
|
Although I have been called Dicky since I was a baby, my real name is Richard. Bebekliğimden beri Dicky diye çağrılsam da gerçek adım Richard. More Sentences |
||||
| General | be called v. | anılmak | ||
| General | be called v. | telefondan aranmak | ||