boots - Turco Inglés Diccionario

boots

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "boots" en diccionario turco inglés : 4 resultado(s)

Inglés Turco
General
boots n. çizme
Whatever Simon showed him, he understood at once, and after three days, he worked as if he had sewn boots all his life.
Simon ona ne gösterdiyse anında anladı ve üç gün sonra sanki bütün hayatı boyunca çizme dikmiş gibi çalıştı.

More Sentences
boots n. otel ayakkabı boyacısı
boots n. asker postalı
Archaic
boots n. ayağın ve bacağın ezildiği bir tür işkence aracı

Significados de "boots" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
casual boots n. gündelik çizme
hessian boots n. uzun çizme
cowboy boots n. kovboy çizmesi
steel-toe boots n. çelik destekli ayakkabı
wellington boots n. lastik çizme
top boots n. uzun çizme
puss in boots n. çizmeli kedi
walking boots n. yürüyüş botu
walking boots n. tırmanma botu
lightweight boots n. hafif bot/çizme
hiking boots n. yürüyüş botu
mountaineering boots n. dağcılık botları
high-heeled leather boots n. yüksek topuklu deri çizmeler
rubber-boots n. lastik çizme
billy-boots n. lastik çizme
sly boots n. cingöz
sly boots n. haylaz
sly boots n. kerata
lick somebody's boots v. eteklemek
lick someone's boots v. birine dalkavukluk etmek
be too big for one's boots v. burnu kaf dağında olmak
be too big for one's boots v. kendini dev aynasında görmek
lick somebody's boots v. çanak yalamak
be too big for one's boots v. kendini bir şey sanmak
be too big for one's boots v. burnu havada olmak
lick someone's boots v. birinin elini eteğini öpmek
lick somebody's boots v. dalkavukluk etmek
lick somebody's boots v. yaltaklanmak
get too big for one's boots v. burun şişirmek
lick somebody's boots v. etek öpmek
die one's boots v. çalışırken ölmek
lick someone's boots v. çanak yalamak
boots and all adv. tamamen
Phrases
don't get too big for your boots expr. kendini bir şey sanma
don't get too big for your boots expr. kendini dev aynasında görme
Proverb
don't judge a man until you've walked in his boots yaşamadan yargılama
Colloquial
clever boots [australia] n. zeka küpü
die with one's boots on v. çizmeleri ayağında ölmek
die with one's boots on v. işinin başında ölmek
die with one's boots on v. kaza sonucu ölmek
hang up one's boots v. ununu eleyip eleğini asmak
hang up one's boots v. emekli olmak
lick someone's boots v. kıçını yalamak
lick someone's boots v. yağcılık etmek
lick someone's boots v. ayağını öpmek
lick someone's boots v. yaltaklanmak
hang up one's boots v. işten ayrılmak
lick someone's boots v. yağlamak
lick someone's boots v. dalkavukluk yapmak
lick someone's boots v. yardakçılık yapmak
bet one's boots on v. emin olmak
bet one's boots on v. kesinlikle emin olmak
in bed with (one's) boots on adj. sızmış
in bed with (one's) boots on adj. giysileri bile çıkaramadan sızmış
too big for one’s boots expr. aşırı gururlu
too big for one’s boots expr. kendini çok beğenmiş
too big for one’s boots expr. kendini bir şey zanneden
too big for one’s boots expr. aşırı kibirli
you (can) bet your boots expr. emin olabilirsin
you (can) bet your boots expr. kesinlikle
you (can) bet your boots expr. emin ol ki
you (can) bet your boots expr. hiç şüphen olmasın ki
Idioms
too big for one's boots n. hem kel hem fodul
a clever boots n. zeka küpü kimse
voice in his boots n. pes ses
voice in his boots n. derin ses
seven-league boots n. dörtnala gitme
seven-league boots n. uçarcasına seyahat etme
seven-league boots n. son sürat gitme/seyahat etme
have one's heart in one's boots v. ödü kopmak
have one's heart in one's boots v. aşırı heyecanlı bir mizaca sahip olmak
lick someone's boots v. çanak yalamak
shake in one's boots v. ödü kopmak
quake in one's boots v. ödü kopmak
shake in one's boots v. üç buçuk atmak
shiver in one's boots v. üç buçuk atmak
shiver in one's boots v. ödü kopmak
grow too big for one's boots v. çıktığı yumurtayı beğenmemek
have one's heart in one's boots v. yüreği ağzına gelmek
have one's heart in one's boots v. ödü bokuna karışmak
have one's heart in one's boots v. yüreği ağzında olmak
have one's heart in one's boots v. çok korkmak
lick someone's boots v. birisine yalakalık yapmak
lick someone's boots v. birisinin götünü yalamak
quake in one's boots v. korkudan tir tir titremek
shake in one's boots v. korkudan tir tir titremek
quake in one's boots v. çok korkmak
shake in one's boots v. çok korkmak
be quaking in your boots v. çok endişeli olmak
be quaking in your boots v. çok korkmak
be quaking in your boots v. çok heyecanlanmak
be as tough as old boots v. çok güçlü olmak
be as tough as old boots v. sapasağlam olmak
die with one's boots on v. ölene kadar çalışmak
die with your boots on v. ölene kadar çalışmak
somebody's heart is in their boots v. yüreği ağzında olmak
die in one's boots v. görev başında ölmek
die in one's boots v. savaşta ölmek
hang up one's boots v. spor hayatı bitmek
hang up one's boots v. (sakatlık vb yüzünden) sporu bırakmak
hang up one's boots v. kramponlarını asmak
be shaking in your boots v. ödü kopmak
be shaking in your boots v. korkudan tir tir titremek
step into (someone's) boots v. (birisinin) yerine geçmek
your heart sinks into your boots v. yüreği ağzına gelmek
step into (someone's) boots v. (birisinin) görevini devralmak
your heart sinks into your boots v. umutları boşa çıkmak
your heart sinks into your boots v. umutsuzluğa kapılmak/düşmek
fill your boots [uk] v. tadını çıkarmak
fill your boots [uk] v. canının istediği kadar almak
fill your boots [uk] v. keyfini çıkarmak
(one's) heart sinks into (one's) boots v. umutsuzluğa kapılmak/düşmek
(one's) heart sinks into (one's) boots v. yüreği ağzına gelmek
your heart sinks into your boots v. ödü kopmak
fill (one's) boots [uk] v. keyfini çıkarmak
fill (one's) boots [uk] v. (birisinin) yerini doldurmak
step into someone's boots v. (birisinin) yerine geçmek
your heart sinks into your boots v. umutları suya düşmek
your heart sinks into your boots v. ödü bokuna karışmak
(one's) heart sinks into (one's) boots v. umutları suya düşmek
step into (someone's) boots v. (birisinin) yerini doldurmak
fill (one's) boots [uk] v. canının istediği kadar almak
fill (one's) boots [uk] v. (birisinin) görevini devralmak
fill (one's) boots [uk] v. (birisinin) yerine geçmek
step into someone's boots v. (birisinin) yerini doldurmak
fill (one's) boots [uk] v. tadını çıkarmak
(one's) heart sinks into (one's) boots v. umutları boşa çıkmak
(one's) heart sinks into (one's) boots v. ödü bokuna karışmak
step into someone's boots v. (birisinin) görevini devralmak
(one's) heart sinks into (one's) boots v. ödü kopmak
fill your boots v. bir fırsatı değerlendirmek
fill your boots v. alabildiği kadar almak
fill (one's) boots [uk] v. fazla fazla almak
fill (one's) boots v. (birinin) yerine geçmek
fill (one's) boots v. alabildiği kadar almak
fill (one's) boots v. (birinin) yerine bakmak
fill (one's) boots v. (birinin) rolünü üstlenmek
fill your boots v. fazla fazla almak
fill your boots v. bir fırsattan yararlanmak
fill (one's) boots v. (birinin) yerini doldurmak
fill (one's) boots [uk] v. alabildiği ne varsa almak
fill (one's) boots v. (birinin) konumunu, işini devralmak
(one's) heart is in (one's) boots v. yüreği ağzında olmak
(one's) heart is in (one's) boots v. kalbi kırık olmak
(one's) heart is in (one's) boots v. huzursuz olmak
(one's) heart is in (one's) boots v. endişeli olmak
(one's) heart is in (one's) boots v. kırgın olmak
(one's) heart is in (one's) boots v. üzgün olmak
be (as) tough as old boots v. güçlü kuvvetli olmak
be (as) tough as old boots v. dayanıklı olmak