can (someone) - Turco Inglés Diccionario

can (someone)

Significados de "can (someone)" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
can (someone) v. (birini) kovmak
can (someone) v. (birini) işten kovmak
can (someone) v. (birini) işten atmak
can (someone) v. (birini) sepetlemek
can (someone) v. (birini) defetmek

Significados de "can (someone)" con otros términos en diccionario inglés turco: 130 resultado(s)

Inglés Turco
General
can't keep one's eyes off someone v. bakmaya doyamamak
can't bring oneself to accuse someone v. birini suçlamaya içi el vermemek
can't manage without someone v. (birisi) olmadan yapamamak/idare edememek
Colloquial
can't tell someone is whether a friend or foe v. dost mu düşman mı söylememek
you can never tell with (someone or something) expr. ona hiç güvenemezsin
you can never tell with (someone or something) expr. işin içinde o olunca hiçbir şeyden emin olamazsın
you can never tell with (someone or something) expr. onun ne yapacağı hiç belli olmaz
Idioms
the least someone can do n. birinin en azından yapabileceği şey
can't take one's eyes off someone v. bakmaya doyamamak
can't stand the sight of someone v. yüzünü bile görmek istememek
can't hold a candle to someone v. eline su dökememek
can't take one's eyes off someone v. birisinden gözlerini alamamak
can't keep one's eyes off someone v. birisinden gözlerini alamamak
can't stomach someone v. birini görmeye tahammül edememek
can't stand (the sight of) someone v. birini görmeye tahammül edememek
give (someone) the can v. işten kovmak
give (someone) the can v. ihbarsız işten atmak
give (someone) the can v. hemen işten çıkarmak
give (someone) the can v. bugün kapının önüne koymak
give (someone) the can v. direkt kapıyı göstermek
can't stand (the sight of) someone or something v. (birini/bir şeyi) görmeye bile dayanamamak
can't stand (the sight of) someone or something v. (birinin/bir şeyin) yüzüne bile bakamamak
can't stand (the sight of) someone or something v. (birini/bir şeyi) görmeye bile katlanamamak
can't stomach someone or something v. (birini/bir şeyi) görmeye bile tahammül edememek
can't stand (the sight of) someone or something v. (birini/bir şeyi) görmeye bile tahammül edememek
can't stomach someone or something v. (birini/bir şeyi) görmeye bile katlanamamak
can't stand (the sight of) someone or something v. (birini/bir şeyi) midesi almamak
can't stand (the sight of) someone or something v. (birine/bir şeye) gıcık/sinir olmak
can't stomach someone or something v. (birine/bir şeye) gıcık/sinir olmak
can't stomach someone or something v. (birini/bir şeyi) görmeye bile dayanamamak
can't stand (the sight of) someone or something v. (birinin/bir şeyin) görüntüsünden bile nefret etmek
can't stomach someone or something v. (birinin/bir şeyin) görüntüsünden bile nefret etmek
can't stomach someone or something v. (birini/bir şeyi) midesi almamak
can't stomach someone or something v. (birinin/bir şeyin) yüzüne bile bakamamak
can't do anything with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) başa çıkamamak
can't make heads nor tails of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç aklı almamak
can't stand (someone or something) v. (birine/bir şeye) tahammül edememek
can't do anything with (someone or something) v. (birini/bir şeyi) idare edememek
can't take (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) gözünü alamamak
can't take (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) gözlerini alamamak
can't make head nor tail of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç çözememek
can't hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) eline su dökemez
can't put a name to (someone) v. (birinin) ismini hatırlayamamak
can't do anything with (someone or something) v. (birini/bir şeyi) zapt edememek
can't make heads nor tails of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç anlamamak
can't keep (one's) hands off (someone) v. (birine) dokunmaktan kendini alamamak
can't keep (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) gözlerini alamamak
can't keep (one's) hands off (someone) v. (biriyle) sürekli sarmaş dolaş olmak
can't put a name to (someone) v. (birinin) ismini çıkaramamak
can't hold a candle to (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) mukayese bile edilemez
can't keep (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakmaktan kendini alamamak
can't keep (one's) hands off (someone) v. (birine) dokunmadan duramamak
can't stand (someone or something) v. (birine/bir şeye) katlanamamak
can't make heads nor tails of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) hiçbir şey anlamamak
can't make heads or tails (out) of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç çözememek
can't make heads or tails (out) of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç aklı almamak
can't do anything with (someone or something) v. (biriyle/bir şeyle) baş edememek
can't make head nor tail of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) hiçbir şey anlamamak
can't make head nor tail of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç anlamamak
can't make heads or tails (out) of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç anlamamak
can't make head nor tail of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç aklı almamak
can't keep (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakmadan edememek
can't put a name to (someone) v. (birinin) ismini getirememek
can't take (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakmaktan kendini alamamak
can't hold a candle to (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanına bile yaklaşamaz
can't keep (one's) hands off (someone) v. (birine) dokunmadan edememek
can't take (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birine/bir şeye) bakmadan edememek
can't keep (one's) eyes off (of) (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) gözünü alamamak
can't stand (someone or something) v. (birine/bir şeye) dayanamamak
can't make heads or tails (out) of (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) hiçbir şey anlamamak
can't make heads nor tails of (someone or something) v. (birini/bir şeyi) hiç çözememek
not trust someone as far as one can throw him/her v. birine zerre kadar güvenmemek
not trust (someone) as far as (one) can throw (them) v. (birine) hayatta güvenmemek
not trust (someone) farther than (one) can throw (them) v. (birine) zerre kadar güvenmemek
not trust someone as far as you can throw them v. birine asla güvenmemek
not trust (someone) farther than (one) can throw (them) v. (birine) asla güvenmemek
not trust (someone) as far as (one) can throw (them) v. (birine) asla güvenmemek
not trust (someone) farther than (one) can throw (them) v. (birine) hayatta güvenmemek
not trust someone as far as you can throw them v. birine hayatta güvenmemek
not trust someone as far as you can throw them v. birine zerre kadar güvenmemek
not trust someone as far as one can throw him/her v. birine asla güvenmemek
not trust (someone) as far as (one) can throw (them) v. (birine) zerre kadar güvenmemek
not trust someone as far as one can throw him/her v. birine hayatta güvenmemek
more someone or something than one can shake a stick at expr. çok fazla
more someone or something than one can shake a stick at expr. sayılamayacak kadar çok
more someone or something than one can shake a stick at expr. çok sayıda
can't hold a candle to someone expr. mukayese bile edilememek
(one) can't take (someone) anywhere expr. (biriyle) insan içine çıkılmaz
(one) can't take (someone) anywhere expr. (biriyle) bir yere gidilmez
(one) can't take (someone) anywhere expr. (biriyle) hiçbir yere gidilmez
you can bet the farm (on someone or something) [rural] expr. (birinden/bir şeyden) emin olabilirsin
what (someone) doesn't know can't hurt them expr. (birine) bilmediği şeyden zarar gelmez
what (someone) doesn't know can't hurt them expr. (birinin) bilmediği şey ona zarar veremez
what (someone) doesn't know can't hurt them expr. (birinin) bilmediği şey onu üzmez
Speaking
before someone can say something expr. göz açıp kapayıncaya kadar
before someone can say something expr. hızla
before someone can say something expr. çabucak
can I speak to someone? expr. (telefonda) -ile görüşebilir miyim?
is there someone else i can speak to about this? expr. bu konuyu konuşabileceğim başka biri var mı?
I can't believe I shot someone expr. birini vurduğuma inanamıyorum
is there someone else i can talk to? expr. konuşabileceğim başka biri var mı?
can someone help me out? expr. birisi bana yardım edebilir mi?
I can't be someone I'm not expr. olmadığım biri gibi davranamam
(one) can't take (someone) anywhere expr. (biriyle) toplum içine çıkılmaz
can I speak to someone? expr. biriyle görüşebilir miyim?
can I speak to someone? expr. biriyle konuşabilir miyim?
Slang
open (up) a can of whoop ass (on someone) v. kıçını öttürmek
open (up) a can of whoop ass (on someone) v. kıçını şaplaklamak
open (up) a can of whoop ass (on someone) v. kıçına şaplak atmak
(someone) can kiss my arse [uk] expr. sikimde değil
(someone) can kiss my arse [uk] expr. halt etmişler
(someone) can kiss my arse [uk] expr. çok da kıçımdaydı
(someone) can kiss my arse [uk] expr. sikimden aşağı kasımpaşa
(someone) can kiss my arse [uk] expr. kıçımda değil
(someone) can kiss my arse [uk] expr. siktir
(someone) can kiss my arse [uk] expr. ipimden aşağı kasımpaşa
(someone) can kiss my arse [uk] expr. bu da onların halt yemesi
(someone) can kiss my arse [uk] expr. siktir git
(someone) can kiss my ass [us] expr. ipimden aşağı kasımpaşa
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) halt etmiş
(someone) can kiss my ass [us] expr. siktir
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) siktirsin
(someone) can kiss my ass [us] expr. bu da (birinin) halt yemesi
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) siktirsin gitsin
(someone) can kiss my ass [us] expr. siktir git
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) kıçımda/sikimde bile değil
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) sikimde değil
(someone) can kiss my ass [us] expr. sikimden aşağı kasımpaşa
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) çok da kıçımdaydı
(someone) can kiss my ass [us] expr. (biri) kıçımda değil