day one - Turco Inglés Diccionario

day one

Significados de "day one" en diccionario turco inglés : 12 resultado(s)

Inglés Turco
Colloquial
day one adv. ilk günden beri
I've been there since I left the hospital on day one.
Hastaneden çıktığım ilk günden beri oradayım.

More Sentences
day one n. birinci gün
day one n. ilk gün
day one adv. en başı
day one adv. başlangıcı
day one adv. başı
day one adv. en baş
day one adv. ilk gün
day one adv. birinci gün
day one adv. birinci günden beri
day one adv. en baştan beri
day one adv. başından beri

Significados de "day one" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
one day option n. bir günlük prim
one's dying day n. ecel günü
one's lucky day n. uğurlu günü
one's lucky day n. şanslı günü
make one's day v. sevindirmek
rue the day one was born v. doğduğuna pişman olmak
catch the abductor by day one v. (çocuğu vb) kaçıran kişiyi kaçırdığı gün yakalamak
ruin one’s wedding day v. düğün gününü mahvetmek
naked as the day one was born adj. anadan doğma
naked as the day one was born adj. anadan üryan
one-day adj. günübirlik
one-day adj. günübirliğine
one-day adj. bir günü alan
one-day adj. bir günlük
one-day adj. bir gün süren
for one day adv. günübirliğine
one fine day adv. günlerden bir gün
one day adv. bir gün
one fine day adv. günün birinde
one or other day adv. bugün yahut yarın
one day adv. günün birinde
for one day adv. günübirlik
one day at a time adv. bir dönem içerisinde bir gün
one a day adv. günde bir tane
one piece a day adv. günde bir tane
one per day adv. günde bir tane
for one day adv. 1 günlüğüne
for one day adv. bir günlüğüne
absolutely one day adv. kesinlikle bir gün
one-day adv. gelecekte belirsiz bir zamanda
one-day adv. bir gün
one-day adv. geçmişte belirsiz bir zamanda
one-day adv. günün birinde
Phrases
in one's day expr. vaktiyle
one or other day expr. bir gün gelecek ki
on one's day expr. bir işte en iyi olduğu zaman
on one's day expr. işinde başarılı olduğu zaman
in one's day expr. geçmişte
one day shy of expr. bir günle (kaçırma)
one day shy of expr. bir gun noksanı/eksiği ile ....
one day in the not-so-distant future expr. çok da uzak olmayan bir zamanda
then one day expr. derken bir gün
every living thing will die one day expr. her canlı bir gün ölümü tadacaktır
maybe one day again expr. belki bir gün yeniden
one day chicken and the next day feathers expr. ne oldum değil ne olacağım demeli
one day chicken and the next day feathers expr. sahip oldukların bir anda elinden uçup gidebilir
Proverb
one must put by for a rainy day ak akçe kara gün içindir
Colloquial
a one-day wonder n. geçici heves
one day in the not-so-distant future n. çok da uzak olmayan gelecekteki bir gün (orta vadede bir gün)
four seasons in one day n. bir günde dört mevsim
four seasons in one day n. tutarsız hava şartları
four seasons in one day n. çok hızlı değişen hava
four seasons in one day n. değişken hava şartları
four seasons in one day n. dengesiz hava
four seasons in one day n. gün içinde sürekli değişen hava şartları
have one's day v. başarının zirvesine ulaşmak
have one's day v. refaha ulaşmak
have one's day v. başarıyı elde etmek
have one's day v. başarıyı tatmak
be not (one's) day v. kötü gününde olmak
be not (one's) day v. gününde olmamak
be not (one's) day v. iyi gününde olmamak
be not (one's) day v. şanssız gününde olmak
be not (one's) day v. şanslı gününde olmamak
have one's day v. başarıyı elde etmek
have one's day v. başarının zirvesine ulaşmak
have one's day v. refaha ulaşmak
have one's day v. başarıyı tatmak
naked as the day one was born adj. anadan üryan
one hour a day adv. günde bir saat
one hour a day adv. günde 1 saat
one day expr. gün gelir
naked as the day one was born expr. çıplak
naked as the day one was born expr. çırılçıplak
naked as the day one was born expr. anadan doğma
since day one expr. (daha) ilk günden beri
from day one expr. ilk günden beri
then one day expr. sonra bir gün
haven't you made enough mistakes for one day? expr. bir günde yeterince hata yapmadın mı?
one's last day at home expr. evdeki son günü
one day expr. günlerden bir gün
from day one expr. daha ilk günden
if (one) is a day expr. (genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse
if (one) is a day expr. (genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en azından
if (one) is a day expr. (genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en az
this is not one's day expr. biri kötü gününde
this is not one's day expr. biri şanssız günü
not (one's) day expr. (biri) şanssız gününde
this is not one's day expr. bu birinin şanslı günü değil
not (one's) day expr. (birinin) şanssız günü
not (one's) day expr. (biri) kötü gününde
this is not one's day expr. birinin şanssız günü
not (one's) day expr. (biri) iyi gününde değil
this is not one's day expr. bu birinin iyi günü değil
this is not one's day expr. bu birinin günü değil
not (one's) day expr. (biri) gününde değil
not (one's) day expr. (biri) şanslı gününde değil
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) durmadan konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) uzun uzadıya konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) bütün gün konuşabilir
(one) could go (on) all day (about something) expr. (biri bir şey hakkında) sonsuza kadar konuşabilir
from one day to the next expr. günden güne
from one day to the next expr. her gün
from one day to the next expr. bir günden diğer güne
if (one's) a day expr. (birinin yaşını söylerken/tahmin ederken) en azından
if (one's) a day expr. (birinin yaşını söylerken/tahmin ederken) en az
if (one's) a day expr. (birinin yaşını söylerken/tahmin ederken) hiç değilse
if (one's) a day expr. (bir yaşta) kadar var
Idioms
(one's) good deed for the day n. (birinin) yaptığı iyilik
(one's) good deed for the day n. (birinin) günlük sevabı
(one's) day on a plate n. (birinin) günlük aşı
(one's) good deed for the day n. (birinin) günlük sevabı
(one's) good deed for the day n. (birinin) yaptığı iyilik
(one's) day on a plate n. (birinin) günlük diyeti
(one's) day in court n. şikayetlerini dile getirme fırsatı
(one's) day in court n. kendini savunma fırsatı
(one's) day in court n. yaptıklarını/kendini açıklama fırsatı
(one's) good deed of the day n. (birinin) günlük sevabı
(one's) good deed of the day n. (birinin) yaptığı iyilik
a one-day wonder n. geçici/kısa süreli bir başarı
a one-day wonder n. geçici bir etki
a one-day wonder n. kısa süreli/geçici bir merak konusu
a one-day wonder n. gelip geçici bir heves
a one-day wonder n. kısa süreli bir heves
(one's) day job n. (birinin) tam zamanlı işi
(one's) day job n. (birinin) mesaili işi
(one's) day job n. (birinin) düzenli işi
take it one day at a time v. günü birlik yaşamak
have one's day in court v. kendisini savunma fırsatı bulmak
get one's day in court v. kendisini savunma fırsatı bulmak
take it one day at a time v. anı yaşamak
take it one day at a time v. plansız yaşamak
curse the day (one) was born v. anasından emdiği sütü burnundan getirmek
curse the day (one) was born v. (birinden) ölesiye nefret etmek
curse the day (one) was born v. (başkasına) keşke hiç doğmasaydın demek
curse the day (one) was born v. (başkasının) doğduğu güne lanet edecek kadar usanmak/bezmek
curse the day (one) was born v. doğduğuna pişman olmak
curse the day (one) was born v. doğduğu güne lanet okumak
curse the day (one) was born v. doğduğu güne lanet etmek
curse the day (one) was born v. anasından doğduğuna pişman olmak
curse the day (one) was born v. doğduğun doğacağın güne lanet etmek
curse the day (one) was born v. doğduğun güne lanet etmek
curse the day (one) was born v. doğduğu güne lanet etmek
curse the day (one) was born v. keşke hiç doğmasaydın demek
change from one day to the next v. bir günü bir gününü tutmamak
change from one day to the next v. her gün değişmek
change from one day to the next v. günü gününü tutmamak
have seen (one's) day v. işi bitmek
have seen (one's) day v. işe yaramaz hale gelmek
have seen (one's) day v. etkisini yitirmek