Turco - Inglés
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Francés - Inglés
Español - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Traducción
Eliminar anuncios
Iniciar sesión / Registrarse
Apagar las luces
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Traducción
Sinónimo
Frases
Herramientas
Recursos
Sobre nosotros
Contacto
Iniciar sesión / Registrarse
EN-TR
Turco - Inglés
Alemán - Inglés
Español - Inglés
Francés - Inglés
Inglés Sinónimo
Turco - Inglés Frases
Turco - Inglés
Español - Inglés
Ocultar la historia
Historia detallada
Eliminar
Historia :
parallel gespeist
clean-cut guy
concilium
beastial
tympanic
inappropriate expression
abc conjecture
alsace
foam rubber
low dissipation
poliposo
suds
billete largo
bottom wall
aterrizaje guiado
(fig) uncivilized
acrolein dimer
Gnomon
mechanical sources
public-key-system
Grenzdatum
endogene Infektion
standard interfaces
Republican Guard
quartermaster sergeant
do one
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Historia
Frases
Significados de
"do one"
en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)
Categoría
Inglés
Turco
Slang
1
Slang
do one
expr.
defol
2
Slang
do one
expr.
ikile
3
Slang
do one
expr.
kaybol
4
Slang
do one
expr.
yaylan
British Slang
5
British Slang
do one
v.
gitmek
Significados de
"do one"
con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)
Categoría
Inglés
Turco
General
1
General
do one's shopping
v.
alışverişini yapmak
2
General
do one's utmost
v.
elinden geleni yapmak
3
General
do one's duty
v.
görevini yerine getirmek
4
General
do one's share of a task
v.
görevini yerine getirmek
5
General
do one's job for one
v.
benzetmek
6
General
do one's homework
v.
dersini yapmak
7
General
do number one
v.
işemek
8
General
do one's damnedest
v.
elinden geleni yapmak
9
General
do something behind one's back
v.
birinden gizli yapmak
10
General
do one's bit
v.
üzerine düşeni yapmak
11
General
do one's full share of work
v.
üzerine düşeni yapmak
12
General
do one's national service
v.
vatani hizmetini yapmak
13
General
do number one
v.
çiş yapmak
14
General
do one's hair
v.
saçını yapmak
15
General
do what one feel likes doing
v.
kendi havasında olmak
16
General
do one's job for one
v.
öldürmek
17
General
do one's stuff
v.
kendini göstermek
18
General
do one's hair
v.
saçlarını düzeltmek
19
General
do one's part
v.
üzerine düşeni yapmak
20
General
do one's military service
v.
askerlik yapmak
21
General
do one's worst
v.
elinden geleni ardına koymamak
22
General
do one's best
v.
elinden geleni yapmak
23
General
do one's fair share of the work
v.
üzerine düşeni yapmak
24
General
do one's level best
v.
elinden geleni yapmak
25
General
do all one can do
v.
elinden geleni yapmak
26
General
do the best one can do
v.
elinden geleni yapmak
27
General
do as one says
v.
denileni yapmak
28
General
do one's doctorate in
v.
doktora yapmak
29
General
do one's hair
v.
saçlarını yapmak
30
General
straighten up and do as one is supposed to do
v.
yola gelmek
31
General
do one's imitation
v.
birisinin taklidini yapmak
32
General
do one's imitation
v.
birinin taklidini yapmak
33
General
do one's part
v.
üzerine düşen görevi yapmak
34
General
do one's part
v.
kendine düşeni yapmak
35
General
do one's part
v.
kendi üzerine düşeni yapmak
36
General
do one's part
v.
kendi üzerine düşen görevi yapmak
37
General
do one's duties
v.
görevlerini yerine getirmek
38
General
do one's best
v.
mümkün olanı yapmak
39
General
do one better (than somebody/something)
v.
daha iyisini yapmak
40
General
do one's duty
v.
görevini yapmak
41
General
do one’s hair
v.
saçını yapmak
42
General
do one's share
v.
kendi payına düşeni yapmak
43
General
do one's share
v.
kendi üzerine düşeni yapmak
44
General
do one's utmost effort
v.
elinden geleni yapmak
45
General
do one honor
v.
birine ayrım yapmak
46
General
do one's diligence
v.
var gücüyle çabalamak
47
General
do one's endeavor
v.
görevini yapmak
48
General
do one's business
v.
birini mahvetmek
49
General
do one shame
v.
birini utandırmak
50
General
do one's diligence
v.
ciddi çaba sarf etmek
51
General
do one's endeavor
v.
başarmak için çabalamak
52
General
do (one's) homework
v.
ödevini yapmak
53
General
do (one's) homework
v.
ev ödevini yapmak
54
General
do one's impression
v.
birisinin taklidini yapmak
55
General
do one's impression
v.
taklidini yapmak
Phrasals
56
Phrasals
entitle (one) to (do something)
v.
birinin bir şeyi yapmasına izin vermek
57
Phrasals
entitle (one) to (do something)
v.
birini yetkilendirmek
58
Phrasals
entitle (one) to (do something)
v.
birine bir yetki vermek
59
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmasını) öğütlemek
60
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmasını) tembihlemek
61
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmaması konusunda) uyarmak
62
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmasını) tembih etmek
63
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmasını) öğüt vermek
64
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapması konusunda) cesaretlendirmek
65
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapması konusunda) cesaret vermek
66
Phrasals
trust (one) to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) tam (birine) göre bir iş olmak
67
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmaması konusunda) ikaz etmek
68
Phrasals
offer for (one) to (do something)
v.
(birinin yararına olacak bir şey) teklif etmek
69
Phrasals
offer for (one) to (do something)
v.
(birine bir şey yapmasını) önermek
70
Phrasals
trust (one) to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) tam senlik/onluk vs. bir iş olmak
71
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmasını) tavsiye etmek
72
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapması konusunda) teşvik etmek
73
Phrasals
exhort (one) to (do something)
v.
(bir şey yapması konusunda) tavsiye vermek
74
Phrasals
trust (one) to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) tam (birinin) yapacağı iş olmak
75
Phrasals
offer for (one) to (do something)
v.
(birine) (avantajlı bir şey) önerisinde bulunmak
76
Phrasals
break (one's) back to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) için büyük çaba sarf etmek
77
Phrasals
break (one's) back to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) için kendini paralamak
78
Phrasals
break (one's) back to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) için kıçını yırtmak
79
Phrasals
break (one's) back to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) için göbeği çatlamak
80
Phrasals
break (one's) back to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) için eşek gibi çalışmak
81
Phrasals
break (one's) back to (do something)
v.
(bir şeyi yapmak) için canını dişine takmak
82
Phrasals
do (something) by (one)
v.
(biriyle bir şekilde) konuşmak
83
Phrasals
do (something) by (one)
v.
(birine bir şekilde) davranmak
84
Phrasals
do (something) by (one)
v.
(birine bir şekilde) yaklaşmak
85
Phrasals
do (something) by (one)
v.
(birine bir şey) yapmak
86
Phrasals
encourage (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapması) için teşvik etmek
87
Phrasals
encourage (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapması) için desteklemek
88
Phrasals
encourage (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapması) için cesaretlendirmek
89
Phrasals
encourage (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapması) için gayretlendirmek
90
Phrasals
entreat (one) to (do something)
v.
(birine bir şey yapması) için yalvarmak
91
Phrasals
entreat (one) to (do something)
v.
(birinden bir şey yapmasını) rica etmek
92
Phrasals
oblige (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmak) zorunda bırakmak
93
Phrasals
oblige (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) mecbur etmek
94
Phrasals
oblige (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) mecbur bırakmak
95
Phrasals
persuade (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapması) için kandırmak
96
Phrasals
persuade (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) ikna etmek
97
Phrasals
prevail upon (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) ikna etmek
98
Phrasals
prevail on (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) razı etmek
99
Phrasals
prevail upon (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) razı etmek
100
Phrasals
prevail on (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapmaya) ikna etmek
101
Phrasals
tempt (one) to (do something)
v.
(birini bir şey) yapmaya ayartmak/ikna etmek
102
Phrasals
tap (one) to (do something)
v.
(birini bir şey yapması) için seçmek/atamak
103
Phrasals
tempt (one) to (do something)
v.
(birini bir şey) yapmaya cezbetmek
104
Phrasals
tempt (one) to (do something)
v.
(birinin bir şey yapması için) aklını çelmek
105
Phrasals
trouble (one) to do (something)
v.
(birinden bir şey yapmasını) isteyerek rahatlık vermek
106
Phrasals
trouble (one) to do (something)
v.
(birine bir şey yapmasını) isteyerek zahmet vermek
Phrases
107
Phrases
be as much as (one) could do (not) (to do something)
v.
kendini zor tutmak
108
Phrases
be as much as (one) could do (not) (to do something)
v.
elinden geldiğince kendini tutmak/dayanmak
109
Phrases
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
(bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma cehenneme giderim daha iyi
110
Phrases
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
(bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma ölürüm daha iyi
111
Phrases
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
ölürüm de (bir şeyi) yapmam
112
Phrases
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
ölsem (bir şeyi) yapmam
113
Phrases
it's one thing to (do something), it's another to (do something else)
expr.
(bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
114
Phrases
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b
expr.
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
115
Phrases
it's one thing to (do something), it's another to (do something else)
expr.
(bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
116
Phrases
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b
expr.
(bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
117
Phrases
the least (one) can do
expr.
elinden gelen (şu) oldu
118
Phrases
the least (one) can do
expr.
en azından (şunu) yapabilir
119
Phrases
the least (one) can do
expr.
yapması gereken (şudur)
120
Phrases
the least (one) can do
expr.
hiç olmazsa (şunu) yapabilir
121
Phrases
far be it from (one) to (do something)
expr.
(bir şey yapmak birinin) işi değil
122
Phrases
far be it from (one) to (do something)
expr.
(bir şey yapmak birine) düşmez
123
Phrases
far be it from (one) to (do something)
expr.
(bir şey yapmak birine) uygun değil
124
Phrases
far be it from (one) to (do something)
expr.
(bir şey yapmak birinin) üstüne vazife değil
125
Phrases
far be it from (one) to (do something)
expr.
(bir şey yapmak birine) göre değil
Colloquial
126
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
öfkelenmek
127
Colloquial
behoove (one) to (do something)
v.
(bir şey yapmak birine) yarar/fayda sağlamak
128
Colloquial
do one's (own) thing
v.
(herkese bakmayıp) kendi seçimlerini yapmak
129
Colloquial
behoove one to do something
v.
bir şeyi yapmaya mecbur olmak
130
Colloquial
do (one's) dash
v.
fırsatı kaçırmak
131
Colloquial
do (one's) dash
v.
şansını tüketmek
132
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
delirmek
133
Colloquial
do one's (own) thing
v.
kendi istediği şeyi yapmak
134
Colloquial
behoove one to do something
v.
bir şeyi yapmak zorunda olmak
135
Colloquial
do (one's) dash
v.
benden bu kadar demek
136
Colloquial
do (one's) dash
v.
yapabileceğini yapmak
137
Colloquial
do (one's) dash
v.
takati kalmamak
138
Colloquial
do (one's) dash
v.
pes etmek
139
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
çılgına dönmek
140
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
zıvanadan çıkmak
141
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
kafayı yemek
142
Colloquial
behoove (one) to (do something)
v.
(birinin bir şey yapmasında) yarar/fayda olmak
143
Colloquial
do (one's) dash
v.
enerjisi tükenmek
144
Colloquial
do (one's) dash
v.
gücü kuvveti kesilmek
145
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
aklını oynatmak
146
Colloquial
do (one's) dash
v.
fırsatı kaybetmek
147
Colloquial
do (one's) dash
v.
pili bitmek
148
Colloquial
do (one's) dash
v.
elinden geleni yapmak
149
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
aklını yitirmek
150
Colloquial
do (one's) nana [australia]
v.
tepesi atmak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of do one
×
Term Options
Corregir / Sugerir
Francés Inglés Diccionario
Español Inglés Diccionario
Alemán Inglés Diccionario
Inglés Sinónimo Diccionario
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy