| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | elder n. | mürver | ||
|
It is believed that the elder has an effect against evil forces. Mürverin kötü güçlere karşı etkisi olduğuna inanılır. More Sentences |
||||
| General | elder n. | yaşlı | ||
|
The village elders will act as a referee to solve the conflict. Anlaşmazlığın çözümünde köyün yaşlıları hakemlik yapacak. More Sentences |
||||
| General | elder n. | ihtiyar | ||
|
That elder died of hunger. O ihtiyar açlıktan öldü. More Sentences |
||||
| General | elder adj. | yaşça büyük | ||
|
His elder sister died due to heart disease. Yaşça büyük kız kardeşi kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybetti. More Sentences |
||||
| General | elder adj. | ihtiyar | ||
|
That elder died of hunger. O ihtiyar açlıktan öldü. More Sentences |
||||
| General | elder adj. | büyük | ||
|
My elder daughter Magdalena is like an angel. Büyük kızım Magdalena bir melek gibidir. More Sentences |
||||
| Botanic | ||||
| Botanic | elder n. | mürver | ||
|
It is believed that the elder has an effect against evil forces. Mürverin kötü güçlere karşı etkisi olduğuna inanılır. More Sentences |
||||
| Religious | ||||
| Religious | elder n. | papaz | ||
|
The elder of the church preached to the crowd. Kilisenin papazı kalabalığa vaaz verdi. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | elder n. | kıdemli kimse | ||
| General | elder n. | ata | ||
| General | elder n. | yaşlı kimse | ||
| General | elder n. | itibarlı kişi | ||
| General | elder n. | yaşça büyük kimse | ||
| General | elder n. | mürver ağacı | ||
| General | elder adj. | kıdemli | ||
| General | elder adj. | eski | ||
| General | elder adj. | daha yaşlı | ||
| General | elder adj. | (yaşça) büyük | ||
| General | elder adj. | iki kişiden büyük olanı | ||
| Botanic | ||||
| Botanic | elder n. | yivdin | ||
| Botanic | elder n. | beyaz çiçekleri ve böğürtlenimsi meyveleri olan çalı ve küçük ağaçlara verilen ad | ||
| Social Sciences | ||||
| Social Sciences | elder n. | kabilede sözü geçen veya otoritesi olan yaşlı kimse | ||
| Religious | ||||
| Religious | elder n. | mormon kilisesi'nde yüksek papazlık | ||
| Religious | elder n. | (protestanlıkta) öğretmenlik, çobanlık veya yönetimsel görevlere sahip, ruhban sınıfa ait olmayan memuriyet türü | ||
| Religious | elder n. | piskopostan sonra gelen papaz | ||
| Religious | elder n. | presbiter | ||
| Religious | elder n. | tam yetkili metodist papaz | ||
| Religious | elder n. | presbiteryan cemaati tarafından seçilmiş, ayinde hizmet etmek ve dini törende papaza yardımcı olmakla görevlendirilmiş kalıcı yetkili | ||
| Religious | elder n. | mormon kilisesi'nde melkisetek rahibi unvanı almış kimse | ||
| Card | ||||
| Card | elder adj. | mecburcu ile ilgili | ||
| Card | elder adj. | mecburcuya ait | ||