friends - Turco Inglés Diccionario

friends

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "friends" en diccionario turco inglés : 2 resultado(s)

Inglés Turco
General
friends n. arkadaşlar
Relatives, friends or individual organisations must not be punished for this.
Akrabalar, arkadaşlar ya da bireysel kuruluşlar bunun için cezalandırılmamalıdır.

More Sentences
Ottoman Turkish
friends n. ihvan

Significados de "friends" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
society of friends n. arkadaşlar topluluğu
friends and associates n. arkadaşlar ve dostlar
visiting friends and relatives n. arkadaş ve akraba ziyareti
group of friends n. arkadaş çevresi
circle of friends n. arkadaş çevresi
a circle of friends n. arkadaş ortamı
diving friends n. dalış arkadaşları
fast friends n. sıkı dostlar
fast friends n. yakın arkadaşlar
new friends n. yeni arkadaşlar
mutual friends n. ortak arkadaşlar
mutual friends n. ortak dostlar
hanging out with friends n. arkadaşlarla takılma
personal friends n. özel arkadaşlar
friends of the earth n. dünyanın dostları
many friends n. birçok arkadaş
many friends n. çok sayıda arkadaş
meeting of friends n. dostlar toplantısı
close friends n. yakın arkadaşlar
close friends n. sıkı arkadaşlar
good friends n. iyi arkadaşlar
real friends n. gerçek dostlar
real friends n. gerçek arkadaşlar
someone's close circle of friends n. (birinin) yakın arkadaş çevresi
phone friends n. telefon arkadaşları
group of friends n. arkadaş grubu
four friends n. dört arkadaş
all friends n. tüm arkadaşlar
friends with benefits n. düzenli seks içeren arkadaşlık
make friends v. arkadaş edinmek
make friends with v. arkadaşlık etmek
make friends with v. dostluk kurmak
make friends v. dost edinmek
be friends with v. dostluk etmek
acquire a circle of friends v. muhit edinmek
have friends who can pull strings v. torpili olmak
friends with v. ahbaplık etmek
be friends with v. ile arkadaş olmak
make friends with v. ile arkadaş olmak
come between friends v. arkadaşların arasına girmek
be friends with v. arkadaşlık etmek
make friends with v. arkadaşlık kurmak
be friends v. arkadaş olmak
make friends with v. ahbap olmak
make friends v. dost tutmak
remain true to friends v. arkadaşlarına sadık kalmak
become friends with v. arkadaş olmak
be friends with v. arkadaş olmak
make friends v. dost olmak
be friends with v. ahbaplık etmek
spend time in the society of one's friends v. arkadaşlarıyla vakit geçirmek
make friends with v. arkadaş olmak
make friends v. arkadaşlık kurmak
make friends with v. dost olmak
friends with v. arkadaşlık etmek
be bosom friends v. aralarından su sızmamak
make friends v. arkadaş olmak
become friends v. arkadaş olmak
kiss and be friends v. barışmak
friends with v. dostluk etmek
come between two friends v. iki arkadaşın arasına girmek
have friends in the right places v. torpili olmak
have friends v. arkadaş edinmek
talk like friends v. ahbapça konuşmak
make friends v. arkadaşlar edinmek
make a circle of friends v. çevre edinmek
make friends v. çevre edinmek
stay friends after a break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
be (still) friends after break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
stay friends after a break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
be (still) friends after break up v. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
count someone among one's closest friends v. en yakın arkadaşlarından birisi olarak saymak
be fitting in with new friends v. yeni arkadaşlara uyum sağlamak
find true friends v. gerçek arkadaşlar bulmak
make friends with all the people he/she work with v. (birlikte) çalıştığı herkesle/bütün insanlara arkadaş olmak istemek
play with friends v. arkadaşlarla oynamak
project one's anger onto one's best friends v. öfkesini en iyi arkadaşına yansıtmak
do homework with friends v. arkadaşlarla ödev yapmak
spend time with one's friends v. arkadaşları ile vakit geçirmek
stay in touch with one's friends v. arkadaşlarıyla iletişimde olmak
have no friends or relatives v. kimi kimsesi olmamak
go out with friends v. arkadaşlarla çıkmak
meet friends v. arkadaşlarla buluşmak
talk to friends v. arkadaşlarla konuşmak
make famous friends v. ünlü arkadaşlar edinmek
inseparable (friends) adj. göbeği beraber kesilmiş (arkadaşlar)
having influential friends adj. arkalı
fwb (friends with benefits) abrev. düzenli seks içeren arkadaşlık
Phrases
keep friends close and enemies closer expr. dostlarını yakın düşmanlarını daha yakın tut
keep your friends close and enemies closer expr. dostlarını yakın düşmanlarını daha yakın tut
old friends and old wine are best expr. eski dostlar ve eski şarap en iyisidir
what's (something) between friends? expr. aramızda (paranın/birkaç kuruşun) lafı mı olur/ne önemi var
what's a few bucks between friends? expr. aramızda üç beş kuruşun lafı mı olur?
what's (something) between friends? expr. aramızda (paranın, birkaç kuruşun) lafı olmaz/hiç önemi yok
no new friends expr. yeni arkadaşa ne gerek var
no new friends expr. yeni arkadaşa hayır
no new friends expr. yeni arkadaşa gerek yok
no new friends expr. yeni arkadaş istemem
Proverb
he who falls has no friends düşenin dostu olmaz
even the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
the best of friends must part hiçbir arkadaşlık sonsuza dek sürmez
even the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
the best of friends must part en iyi arkadaşlar bile ayrılır
short reckonings make long friends yakın dostlardan alınan borçların hemen ödenmesi gerektiğini aksi halde dostlukların bozulabileceğini ifade eden bir atasözü
keep your friends close and your enemies closer su uyur düşman uyumaz
friends may meet but mountains never greet dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur
false friends are worse than open enemies iki yüzlü arkadaşlardansa açıkça düşman olanlar yeğdir
false friends are worse than open enemies dost gibi görünen arkadaşlardansa açıkça düşman olanlar yeğdir
false friends are worse than open enemies iki yüzlü insanlara dost diye güvenmek, birinin düşman olduğunu açıkça bilmekten daha kötüdür
false friends are worse than open enemies iki yüzlü dostlar açıkça düşman olanlardan daha kötüdür
false friends are worse than open enemies kötü dostlar açıkça düşman olanlardan daha kötüdür
false friends are worse than open enemies dost görünen düşmanlardansa açıkça düşman olanlar yeğdir
good accounting makes good friends maddi anlaşmazlıklar önlenirse arkadaşlıklar bozulmaz
good accounting makes good friends araya maddiyat/hesap kitap sokmamak arkadaşlığı ayakta tutar
good accounting makes good friends hesabını bilirsen arkadaşlıkların bozulmaz
good accounting makes good friends hesabını bilenin arkadaşlıkları iyi gider
Colloquial
inseparable friends n. iki ahbap çavuşlar
these are handiworks of your friends n. bunlar arkadaşlarının marifetleri
none of my friends n. arkadaşlarımdan hiçbiri
none of my friends n. arkadaşlarımın hiçbiri
hostility between two friends n. iki arkadaş arasındaki düşmanlık
feathered friends n. kuşlar
our feathered friends n. kuşlar
our feathered friends n. tüylü dostlarımız
make new friends v. yeni arkadaşlıklar kurmak
make new friends v. yeni arkadaşlar edinmek
hang out with friends v. arkadaşlarla takılmak
hang around with friends v. arkadaşlarla takılmak
have friends over v. arkadaşları evde ağırlamak (birlikte vakit geçirmek için)
have friends over v. arkadaşları evde ağırlamak
be (just) good friends v. (sadece) iyi arkadaş olmak
be (just) good friends v. (sadece) yakın arkadaş olmak
be (just) good friends v. (sadece) arkadaş olmak
be good friends v. iyi arkadaş olmak
be good friends v. yakın arkadaş olmak
text friends v. arkadaşlarla yazışmak
friends with (someone) adj. (biriyle) arkadaş
friends with (someone) adj. (biriyle) ahbap
friends with (someone) adj. (biriyle) dost
be nice to your friends expr. arkadaşlarına iyi davran
be nice to your friends expr. arkadaşlarınla iyi geçin
to my friends expr. arkadaşlarıma
to my friends expr. dostlarıma
none of my friends expr. hiçbir arkadaşım
what's ... between friends? expr. aramızda (paranın, birkaç kuruşun) lafı olmaz/hiç önemi yok
what's ... between friends? expr. aramızda (paranın/birkaç kuruşun) lafı mı olur/ne önemi var
who needs enemies with friends like (someone) expr. insanın (biri) gibi dostları/arkadaşları varken düşmana ne gerek var
oomf (one of my friends) abrev. arkadaşlarımdan birisi
Idioms
fast friends n. sıkı/yakın dostlar
bosom friends n. yakın arkadaşlar