gül - Turco Inglés Diccionario

gül

Significados de "gül" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
Furniture
gul n. türkmen halılarında kullanılan ve genellikle sekiz köşeli olan geometrik desen

Significados de "gül" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
gül rose adj.
He bought roses for her for valentines day.
Sevgililer gününde ona güller aldı.

More Sentences
General
gül rose n.
He bought roses for her for valentines day.
Sevgililer gününde ona güller aldı.

More Sentences
Botanic
gül rosa n.
gül roser n.

Significados de "gül" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
gül hatmi holly hock n.
gül bahçesi rosary n.
gül goncası rosebud n.
gül kurusu old rose n.
gül bahçesi rosery n.
gül kutusu rose box n.
gül familyası rose family n.
gül yağı rose oil n.
gül kurusu dusty rose n.
gül ağacı rosewood n.
gül tohumu hip n.
gül paskalyası pentecost n.
gül rengi rosy n.
gül bahçesi bed of roses n.
kokulu bir gül türü sweetbriar n.
gül pembe rose pink n.
gül ağacı rose tree n.
gül deseni rose n.
gül reçeli rose jam n.
gül bahçesi rose garden n.
gül ağacı rosebush n.
gül pembesi rose n.
gül bahçesi rose-bed n.
beyaz yapraklı gül nine-bark n.
beyaz gül white rose n.
gül suyu rose water n.
siyah gül black rose n.
yapay gül artificial rose n.
gül dikeni rose thorn n.
kırmızı gül red rose n.
ak gül white rose n.
gül yağı attar of roses n.
gül tarhı bed of roses n.
yabani gül brier rose n.
sarmaşık gül climbing rose n.
gül haçlılar rosicrucian n.
gül çalısı rose bush n.
gül çalılığı rose bush n.
gül kurusu rengi dusty rose color n.
gül kilidi rose lock n.
gül şehri rose city n.
eskiden gargara ve losyonlarda kullanılan gül ekstresi ve saflaştırılmış bal karışımı melrose n.
minyatür gül miniature n.
gül şeklinde kurdele rosette n.
gül biçiminde nesne rosette n.
gül biçimli oluşum rosette n.
gül şekilli rozet rosette n.
gül biçiminde hücre kümesi rosette n.
gül yapraklarıyla fal bakma phyllorhodomancy n.
gül kokulu parfüm rose n.
gül bahçesi rosary n.
gül bahçesi rosarium n.
içine gül koyulan dekoratif kase rosebowl n.
bahçenin gül yetiştirilen kısmı rosary n.
gül yetiştiren kimse rosarian n.
gül eken kimse rosarian n.
gül şeklinde alev çıkaran bir tür gaz yakıcı rose burner n.
gül yetiştiren kimse rose grower n.
gül yağı içeren bir parfüm bileşeni rose n.
gül rengi rose n.
(gül) bahçe bed n.
gül gibi geçinmek hit it off v.
gül gibi geçinmek hit it off with v.
gül gibi geçinmek get along quite well v.
gül gibi bakmak provide a comfortable living for someone v.
gül koparmak pick a rose v.
(yüzeysel soğuma ile) gül şeklini almak rosette v.
gül şekli elde etmek rosette v.
gül şekli yaratmak rosette v.
el bebek gül bebek davranmak spoon-feed v.
el bebek gül bebek spoiled adj.
gül rengi roseate adj.
gül rengi rose adj.
gül gibi beautiful adj.
gül renginde roseate adj.
gül renkli rosy adj.
gül gibi rosy adj.
gül gibi charming adj.
el bebek gül bebek coy adj.
gül renginde rose colored adj.
gül bebek spoiled adj.
gül bebek petted adj.
gül bebek coddled adj.
gül renkli rose-colored adj.
gül pembesi rose-colored adj.
gül rengi rose-colored adj.
gül pembesi rose-pink adj.
gül renkli rose-coloured adj.
gül pembesi rose-coloured adj.
gül (gibi) rosaceous adj.
gül biçiminde rose-shaped adj.
gül şeklinde rose-shaped adj.
gül şeklinde rosy adj.
gül biçiminde rosy adj.
gül rengi rose-coloured adj.
gül suyu kokulu rosewatered adj.
gül gibi kokan rosier adj.
gül gibi kokan rosy adj.
gül suyu aromalı rosewater adj.
gül suyu kokulu rosewater adj.
gül suyu aromalı rosewatered adj.
gül kokulu rosier adj.
gül kokulu rosy adj.
gül pembesi roset [obsolete] adj.
gül renginde olan rosy-colored adj.
gül pembesi ile boyanan roset [obsolete] adj.
gül renginde rosied adj.
gül parfümlü rosier adj.
gül parfümlü rosy adj.
gül kurusu renginde olan old-rose adj.
gül kurusu (eldiven) old-rose adj.
gül renginde olan rose adj.
gül kokulu rose adj.
gül gibi roseal adj.
gül aromalı rose adj.
gül pembesi rose adj.
gül gibi swimmingly adv.
gül renginde rosily adv.
gül gibi very well adv.
gül gibi only too adv.
gül anlamını veren bir ön ek rhodo- pref.
gül anlamını veren bir ön ek rhod- pref.
Phrasals
(birine/bir şeye) el bebek gül bebek davranmak handle (someone or something) with gloves v.
Phrases
gül dikensiz sefa cefasız olmaz no gain without pain expr.
Proverb
dikensiz gül olmaz every rose has it's thorn
gül ki, bütün dünya seninle birlikte gülsün, ağlarsan, yalnız ağlarsın laugh and the world laughs with you, cry and you cry alone
adına başka bir şey de deseydik gül yine aynı güzellikte kokacaktı rose by any other name would smell as sweet
dikensiz gül olmaz never a rose without a prick
dikensiz gül olmaz never a rose without the prick
gül ki, bütün dünya seninle birlikte gülsün(, ağlarsan, yalnız ağlarsın) laugh and the (whole) world laughs with you(; weep and you weep alone)
gül ki, bütün dünya seninle birlikte gülsün laugh and the world laughs with you
gül ki, bütün dünya seninle birlikte gülsün, ağlarsan, yalnız ağlarsın smile and the (whole) world smiles with you(;cry and you cry alone)
Colloquial
el bebek gül bebek blue-eyed boy n.
gül gül öldürüyor a barrel of laughs n.
gül zamanı rose season n.
gül gibi great adv.
Idioms
gül gül öldürüyor barrel of laughs n.
el bebek gül bebek your blue-eyed boy [uk] n.
el bebek gül bebek your fair-haired boy [us] n.
taş atana gül atmak heap coals of fire on someone's head v.
el bebek gül bebek olmak be on velvet v.
gül gül ölmek fall about v.
gül gül ölmek laugh fit to bust v.
gül gül ölmek be in stitches v.
gül gül ölmek crack up v.
gül gül ölmek be rolling in the aisles v.
gül gül ölmek split one's sides v.
gül gibi olmak be all roses v.
gül gibi olmak be a bed of roses v.
taş atana gül atmak heap coals of fire on (one's) head v.