| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| Common Usage | ||||
| Common Usage | heir n. | varis | ||
|
It was common to kidnap the heirs of the enemy countries in old times. Eski zamanlarda düşman ülkelerin varislerini kaçırmak yaygındı. More Sentences |
||||
| Common Usage | heir n. | mirasçı | ||
|
Turkey is heir to a great civilisation. Türkiye büyük bir medeniyetin mirasçısıdır. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | heir n. | mirasçı | ||
|
Turkey is heir to a great civilisation. Türkiye büyük bir medeniyetin mirasçısıdır. More Sentences |
||||
| General | heir n. | halef | ||
|
The president requested a meeting with her heir. Başkan, halefi ile bir görüşme talep etti. More Sentences |
||||
| Trade/Economic | ||||
| Trade/Economic | heir n. | mirasçı | ||
|
Turkey is heir to a great civilisation. Türkiye büyük bir medeniyetin mirasçısıdır. More Sentences |
||||
| Law | ||||
| Law | heir n. | mirasçı | ||
|
Turkey is heir to a great civilisation. Türkiye büyük bir medeniyetin mirasçısıdır. More Sentences |
||||
| Law | heir n. | varis | ||
|
It was common to kidnap the heirs of the enemy countries in old times. Eski zamanlarda düşman ülkelerin varislerini kaçırmak yaygındı. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | heir n. | kalıtçı | ||
| General | heir n. | başkasının rütbesini miras alma hakkına sahip kimse | ||
| General | heir n. | mülkiyet haricindeki bir şeyin bir selefin isteğine uygun olarak veya olmayarak aktarıldığı kimse | ||
| Law | ||||
| Law | heir n. | kendisine miras kalan şahıs | ||
| Law | heir n. | eski sahibinin yaşamı sırasında mülkünü alan kimse | ||
| Law | heir n. | eski sahibinin yaşamı sırasında mülkünü alma hakkına sahip kimse | ||
| Archaic | ||||
| Archaic | heir n. | evlat | ||
| Archaic | heir n. | yavru | ||
| Archaic | heir n. | çocuk | ||
| Archaic | heir n. | gayri mahdut mülkiyet hakkı yaratmak için gerekli olan bir ifade | ||
| Archaic | heir n. | mutlak ayni hak yaratmak için gerekli olan bir ifade | ||