kaygan - Turco Inglés Diccionario

kaygan

Significados de "kaygan" en diccionario inglés turco : 34 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
kaygan slippery adj.
Watch out! The road is slippery.
Dikkat et! Yol kaygan.

More Sentences
General
kaygan slick adj.
The roads were too slick to speed with the motorbike.
Yollar motosikletle hız yapılamayacak kadar kaygandı.

More Sentences
kaygan slippy adj.
The wet floor sign warned passersby of the slippy surface.
Islak zemin tabelası, yoldan geçenleri kaygan yüzey konusunda uyarıyordu.

More Sentences
kaygan greasy adj.
The pavement was greasy due to the snow.
Kar nedeniyle kaldırımlar kaygan hale gelmişti.

More Sentences
kaygan slippery adj.
Watch out! The road is slippery.
Dikkat et! Yol kaygan.

More Sentences
Technical
kaygan slippery adj.
Watch out! The road is slippery.
Dikkat et! Yol kaygan.

More Sentences
Automotive
kaygan slippery adj.
Watch out! The road is slippery.
Dikkat et! Yol kaygan.

More Sentences
General
kaygan smooth adj.
kaygan sleek adj.
kaygan eely adj.
kaygan slithery adj.
kaygan lubricous adj.
kaygan pinguid adj.
kaygan lubricious adj.
kaygan oily adj.
kaygan creamy adj.
kaygan skiddy adj.
kaygan labent adj.
kaygan tickle-footed adj.
kaygan uliginous adj.
kaygan lubric adj.
kaygan glibbery [dialect] adj.
kaygan glidder adj.
kaygan gliddery adj.
kaygan icy adj.
kaygan slabbery adj.
kaygan slape [dialect] [uk] adj.
kaygan slibber adj.
kaygan slid [scotland] adj.
kaygan sliddery adj.
kaygan slipper [dialect] adj.
kaygan slipsloppy adj.
Chemistry
kaygan unctuous adj.
Archaic
kaygan oleose adj.

Significados de "kaygan" con otros términos en diccionario inglés turco: 75 resultado(s)

Turco Inglés
General
kaygan yüzey slippery surface n.
kaygan yol slippery road n.
kaygan zemin slippery ground n.
kaygan bir hal alma lubrication n.
kaygan parlaklığı olan mermer oily n.
kaygan şey sleek n.
kaygan yüzeyden yuvarlanan kimse slider n.
(kaygan yola) kum dökmek grit v.
kaygan olmayan nonskid adj.
kaygan olmayan nonslip adj.
kaygan olmayan non-skid adj.
kaygan olmayan nonslippery adj.
aşırı kaygan ultraslick adj.
aşırı kaygan ultrasmooth adj.
kaygan olmayan unslipping adj.
kaygan olmayan unslick adj.
kaygan yüzeydeymiş gibi giden slithering adj.
kaygan yüzeydeymiş gibi giden slithery adj.
aşırı kaygan superslick adj.
kaygan bir şekilde lubriciously adv.
kaygan bir şekilde slickly adv.
kaygan yolda on the slippery road adv.
kaygan bir biçimde greasily adv.
kaygan bir şekilde slippily adv.
kaygan bir şekilde slipperily adv.
Idioms
kaygan zemin slick incline n.
kaygan zemin slippery hill n.
kaygan zemin slippery slope n.
kaygan zemin a slippery slope n.
Trade/Economic
kaygan döviz kuru crawling peg exchange rate n.
kaygan parite crawling peg n.
Technical
kaygan satıh slipping surface n.
kaygan kavrama slip clutch n.
kaygan olmayan satıh nonslip finish n.
kaygan bağlantı slip joint n.
kaygan akış streamline flow n.
kaygan taraklı kapatıcı sliding combed shutter n.
yeniden kaygan yapma relubrication n.
yeniden kaygan yapmak relubricate v.
Textile
kaygan yapmak lubricate v.
kaygan yapmak lubricate (textile) v.
Automotive
kaygan alıştırma sliding-fit n.
kaygan geçme slip fit n.
kaygan yüzey slick n.
kaygan yüzey snotty adj.
Traffic
kaygan yol slippery road n.
yağışta kaygan satıh slippery when wet n.
yağışta kaygan zemin slippery when wet expr.
Mining
kaygan zemin slicline n.
kuyu kaygan boru sistemi shaft slicline system n.
Physics
kaygan akış streamline flow n.
kaygan akış laminar flow n.
Biology
kaygan yapılı lubricous adj.
Marine Biology
kuzey atlantik'in sahil sularında yaşayan, kaygan ve pulsuz bir deriye sahip olan yemeklik bir balık rock gunnel n.
güney yeni zelanda'nın resiflerinde yaşayan, kaygan morumsu gri veya yeşil derisi olan ve su yosunlarıyla beslenen yemeklik bir balık butterfish n.
güney yeni zelanda'nın resiflerinde yaşayan, kaygan morumsu gri veya yeşil derisi olan ve su yosunlarıyla beslenen yemeklik bir balık marari n.
kuzey atlantik'in sahil sularında yaşayan, kaygan ve pulsuz bir deriye sahip olan yemeklik bir balık butterfish n.
güney yeni zelanda'nın resiflerinde yaşayan, kaygan morumsu gri veya yeşil derisi olan ve su yosunlarıyla beslenen yemeklik bir balık coridodax pullus n.
kuzey atlantik'in sahil sularında yaşayan, kaygan ve pulsuz bir deriye sahip olan yemeklik bir balık pholis gunnellus n.
güney yeni zelanda'nın resiflerinde yaşayan, kaygan morumsu gri veya yeşil derisi olan ve su yosunlarıyla beslenen yemeklik bir balık odax pullus n.
Botanic
kaygan karaağaç slippery elm n.
kaygan karaağaç ulmus rubra n.
kaygan karaağaç rock elm n.
Tobacco
kaygan tütün slick n.
Geography
pürüzsüz ve kaygan buz glib ice [canada] n.
Meteorology
düz, kaygan ve ince buz tabakası glazed frost n.
Geology
kaygan taş slickrock n.
Painting
(mum boya ile yapılan resimlerde kullanılan) yumuşak ve kaygan madde drawing slate n.
(mum boya ile yapılan resimlerde kullanılan) yumuşak ve kaygan madde black chalk n.
Archaic
kaygan yüzeyli glib adj.
Slang
çok kaygan (as) slick as snot adj.
cam gibi kaygan slicker than snot on a doorknob expr.
çok kaygan slicker than snot on a doorknob expr.
aşırı kaygan slicker than snot on a doorknob expr.
Star Wars
kaygan bayır kantinası slippery slopes cantina n.