presumptive - Turco Inglés Diccionario

presumptive

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

presumptive — Definition

Significado:
varsayımsal, muhtemel
Pronunciación (IPA):
(AmE /prɪˈzʌmptɪv/ – BrE /prɪˈzʌmptɪv/)
Categoría gramatical:
Sıfat: presumptive
Sinónimo:
assumed
Antónimos:
confirmed

Significados de "presumptive" en diccionario turco inglés : 17 resultado(s)

Inglés Turco
General
presumptive adj. varsayıma dayanan
A presumptive diagnosis is not a reliable one.
Varsayıma dayanan bir tanı güvenilir değildir.

More Sentences
presumptive adj. muhtemel
presumptive adj. varsayımsal
presumptive adj. olası
presumptive adj. tahmini
presumptive adj. çıkarıma dayanan
presumptive adj. görünüşte olan
presumptive adj. farz edilmiş
presumptive adj. varsayılan
Trade/Economic
presumptive adj. karineye dayalı
presumptive adj. karineye dayanılarak yapılan
Biology
presumptive adj. (embriyolojide) normal şartlarda belirli bir yönde gelişmesi beklenen
presumptive adj. (embriyolojide) bir şeyin embriyonik öncülü olan
Archaic
presumptive adj. mağrur
presumptive adj. haddini bilmez
presumptive adj. küstah
presumptive adj. cüretkar

Significados de "presumptive" con otros términos en diccionario inglés turco: 25 resultado(s)

Inglés Turco
General
heir presumptive n. muhtemel varis
presumptive nominee n. aday adayı
presumptive nominee n. muhtemel aday
Formal
heir presumptive n. (monarşide) varis olarak daha iyi bir seçeneğin bulunmadığı durumda mirası alan kimse
Trade/Economic
presumptive income n. bazı karinelere göre belirlenen gelir
Law
presumptive evidence n. delil karinesi
heir presumptive n. muhtemel mirasçı
heir presumptive n. meşru mirasçı
presumptive evidence n. çıkarıma dayalı kanıt
presumptive evidence n. dolayısıyla kanıt
presumptive evidence n. karine niteliğinde kanıt
presumptive evidence n. varsayıma dayalı kanıt
presumptive evidence n. yaklaşık kanıt
presumptive evidence n. yaklaşık delil
presumptive evidence n. karine gücündeki delil
presumptive death n. şahsın uzun süredir görülmemesinden dolayı ölmüş olduğuna hükmeden karine
presumptive death n. ölüm karinesi
presumptive heir n. varis kabul edildiği halde daha yakın bir varisin doğumu ile miras hakkı düşebilecek olan kimse
Technical
presumptive address n. varsayımsal adres
presumptive instruction n. varsayımsal komut
Computer
presumptive instruction n. varsayımsal komut
presumptive address n. varsayımsal adres
Marine
presumptive loss n. olası kayıp
presumptive loss n. muhtemel zarar
Medical
presumptive identification n. tahmini tanı